![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Klavye Link | Arama | Bugünki Mesajlar | Okundu Kabul Et |
| Vizyondaki Sinemalar Vizyondaki Sinemalarin fragmanlari bilgileri vs.. |
| Etiketler: film, fragman, sis, vizyon |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| RepubL?C Of FenerBahCe ![]() Üyelik tarihi: Feb 2007 Nerden: maRmaRa
Mesajlar: 820
Ruh Hali: Teşekkürler: 134
24 Mesaja 45 Teşekkür edildi
| “Öldüren Sis”: Dışarısı da Güvenli DeÇil, İçerisi de... Öldüren Sis: Dışarısı da Güvenli DeÇil, İçerisi de... Daha önce, Stephen King’in “Esaretin Bedeli-The Shawshank Redemption” ve “Yeşil Yol-The Green Mile” adlı eserlerini temel alan yazar-yönetmen Frank Darabont, bu kez yazarın daha kısa ama daha dikenli korku öykülerinden birisini ele alarak sıradışı bir tercih yapmışa benziyor.King’in daha yakın dönemde yazdıklarını Oscar heykelciklerine ve adaylıklarına dönüştürdükten sonra “Öldüren Sis-The Mist” gibi, King kataloÇunda biraz daha kenarda köşede kalmış bir yapıtını neden sinemaya taşımak istemiş olabilir? Darabont bugüne kadar Stephen King öyküleriyle yüreklerimizi ısıtmış bir yönetmendir. Peki ama böyle olması ona, King’in ilk öykülerinden birisiyle karşımıza çıkarak kanımızı dondurma hakkını verir mi? “Öldüren Sis-The Mist”i izlerken beyazperdeden ve sinema salonundan gelen çıÇlıklara kulak vermemeye çalışmak gibi aÇır baskı altında kalmış olsak da, bu soruya çok kesin bir “Evet” diyoruz. Darabont “Öldüren Sis”le herşeyden önce “A sınıfı film” tadında ve kalitesinde bir filmin en iyi şekilde nasıl yapılabileceÇini göstermiş. Bunu yaparken de canavar filmi hilelerini, modern özel efektlerle destekleyerek kullandıÇını görüyoruz. Filmin öykü akışı Stephen King’in adeta klasikleşen öykü akışı. Sıradan insanlar olaÇanüstü koşullar altında bırakılır. Kimin öldüÇüne, kimin ölmediÇine bakılır. Kim kendi içsel gücünü bulmayı başardı, kim gizli saldırganlıÇını, çılgınlıÇını sergiledi gibi detaylar ortaya konulur. Darabont büyük ihtimalle “Öldüren Sis-The Mist”in kitabını ilk yayınlandıÇı 1980 yılında okumuş ve o günden bu yana çekmeyi kafasına koymuş olmalı… Ancak buna raÇmen çektiÇi ilk Stephen King uyarlaması “Esaretin Bedeli-Shawshank Redemption” oldu ve “Öldüren Sis-The Mist” projesi uzun yıllar boyunca gelişim aşamasında kaldı. Korku filmlerini çok seven bir eleştirmen olarak şahsen ben 27 yıl beklediÇimize deÇmiş diyorum. Küçük bir sahil kasabasında şiddetli bir fırtına patlaması üzerine sanatçı David Drayton (Thomas Jane), karısı Stephanie (Kelly Collins Lintz) ve oÇlu Billy (Nathan Gamble) ile birlikte evinin bodrum katına sıÇınır. Ertesi sabah elektriklerin kesik, çevredeki aÇaçların devrilmiş olduÇunu gören David, oÇluyla birlikte kasabanın süpermarketine gider. Amacı hem yiyecek, hem de fırtınadan zarar gören evini onarmak için malzeme satın almaktır. Fırtına artık geçip-gitmiş gibidir. Geriye sadece kasabanın üzerine çöken tuhaf yoÇunluktaki sis tabakası kalmıştır. Ancak sisin içerisinden çıkıp markete doÇru koşan bir adam belirince herşey deÇişmeye başlar. Kanlar içerisindeki korku dolu adam, “Sisin içinde birşeyler var! Kapıları kapatın!” diye haykırmaktadır. Yanındaki arkadaşını sisin içindeki birşeyin “çekip aldıÇını” iddia etmektedir. Markettekilere adamın söyledikleri çılgınca bir iddia gibi görünür. Evet çılgıncadır ama kesinlikle yanlış deÇildir. Sonrasındaki gelişmeler klasik Stephen King çizgisindedir. Süpermarketin dışındaki yaratıklar korkutucudur ama içerideki insanların bir kısmı da öyledir. Portresini Andre Braugher’in çizdiÇi New York’lu bir avukat vardır. Yardım bulmak için dışarı çıkmaları gerektiÇinde ısrar eder. Markete girmeye çalışan yaratıÇı durdurmaya çalışırken yaralanan David bile bu avukatı başka bir çözüme ikna etme konusunda çaresiz kalır. Ayrıca herşeye burnunu sokmasıyla tanınan işgüzar yapılı Bayan Carmody (Marcia Gay Harden) adlı bir kadın vardır. Çılgınca Kutsal kitaplardan bölümler okumaya başlar. Bunlar dünyada herşeyin daha da kötüye gideceÇine dair bölümlerdir. Modern insanın yaptıÇı “Ayda yürümek, atomu parçalamak, kök hücre çalışmaları ve kürtaj” gibi bilimsel atılımlar ve sıçramalar yüzünden Tanrı’nın dünyayı lanetlediÇini, insanları gözden çıkardıÇını ve dünyanın sonunun gelmesini önlemek için radikal tedbirler alınması gerektiÇini söylemeye başlar. David bu düşünceler karşısında donup kalır. Dışarıdan gelen baskıdan çok daha fazlası, içerideki insanlardan gelmektedir. Stephen King’in öyküsünü sadece uyarlamakla yetinmeyen Darabont, geliştirmek için birçok yöntem keşfetmiş. Bunlar arasında 1980’de yayınlanan öyküde bulunmayan korkutucu final sahneleri de var. Ayrıca Darabont’un yönetim tarzı da kusursuz. Marketin içinde meydana gelen terör ortamını yansıtırken, elde taşınır kameraları kullanmayı tercih ederek ürkütücü yakın çekimlere yer verdiÇini görüyoruz. Aşırı derecede açıklama yapmanın korku filmlerini öldürdüÇünü çok iyi bilen Darabont, “Neden?” sorusu üzerine odaklanmak yerine “Biraz sonra ne olacak? Sırada kim var?” gibi sorulara odaklanmayı tercih ederek en doÇrusunu yapmış. Bunun sonucunda “Öldüren Sis-The Mist”teki gerilim düzeyi asla gevşemiyor. Bu filmi yaparken Darabont’un etkilendiÇi yönetmenler olduÇu ortada… İlk bakışta George A. Romero’nun çalışmalarına benzetebilirsiniz. Ayrıca Rod Serling’in “Twilight Zone”daki banliyö paranoyasından; John Carpenter’ın “The Thing” adlı filmindeki izleyici üzerinde baskı kuran geriliminden de etkilenimler var. BilindiÇi gibi, günümüz korku ve gerilim filmleri ortamında, sadist insanların işkence yaptıÇı “Testere” ve düşmanlıÇın kol gezdiÇi “Hostel” gibi filmler egemen durumda… Bu açıdan bakarsak, “Öldüren Sis-The Mist”in canavarlar üzerine kurgulanmış olmasıyla klasik gerilim filmlerinden olduÇu söylenebilir. İzleyici ve eleştirmenlerin çoÇu, “The Mist”te daha derin anlamlar bulmaya çalışacaklardır. Sisin kasaba üzerine çöküşünün yarattıÇı kaosun 11 Eylül sabahını çaÇrıştırdıÇı; markete sıÇınma olayının Katrina kasırgası sırasındaki tahliyeleri çaÇrıştırdıÇı; Thomas Jane ile Marcia Gay Harden’in oynadıÇı karakterler arasındaki çatışmanın Amerikan toplumunda din üzerine yapılan geniş ölçekli tartışmaların küçük bir metaforu olduÇu söylenebilir.
__________________ |
| | |
| Sponsored Links |
| | #2 (permalink) |
| RepubL?C Of FenerBahCe ![]() Üyelik tarihi: Feb 2007 Nerden: maRmaRa
Mesajlar: 820
Ruh Hali: Teşekkürler: 134
24 Mesaja 45 Teşekkür edildi
| Cevap: “Öldüren Sis”: Dışarısı da Güvenli DeÇil, İçerisi de... ![]() Serdar Kökçeoğlu Stephen King'in uçsuz bucaksız popüler korku edebiyatı Hollywood'u beslemeye devam ediyor. Son yıllarda dizi ve televizyon filmlerinin de çoğalmasına paralel olarak King uyarlamaları takip edilmesi güç bir hızla artmaya başladı. Yazarın da oldukça üretken olduğunu düşünürsek şimdilik öyle bir ihtimal yok belki ama King bir şekilde yazmayı bıraktıktan sonra kaleme aldığı tüm hikaye ve romanlar filmleştirilirse hiç şaşırmamak lazım. Öte yandan şöyle de bir gerçek var, yazarın doğrudan korku edebiyatına giren eserlerinden çok güçlü filmler çıkmıyor artık. Yazarın korku dışı kitaplarından kalıcı filmler çıkarmayı başaran ve bir tür King uzmanına dönüşen Frank Darabont'un bu yöndeki çabası ise tam anlamıyla başarıya ulaşamıyor. Bunun en büyük nedeni Darabont'un Öldüren Sis'in finalinde yaptığı ve filme kalıcı zararlar veren bazı tercihlerden kaynaklanıyor.Henüz cep telefonlarının korku unsuru olarak gündelik yaşamda yerini almadığı, sakinlerinin birbirine adıyla hitap ettiği ve fırtınalar dışında insanların rutin bir hayat sürdüğü tipik bir Stephen King kasabasındayız. Bu defa filmin ana kahramanı bir yazar değil, bir afiş tasarımcısı; ama sanatçı kişiliğiyle aile bağlarını birlikte götürmesiyle klasik King kahramanlarından çok da farklı değil. Fırtınalı bir sabah oğluyla birlikte alışveriş merkezine gidiyor ve bir grup kasaba sakiniyle birlikte burada mahsur kalıyorlar. Derken, aniden kasabayı basan sis farklı bir boyuttan içeri sızan çeşitli canavarlar getiriyor alışverişe. ![]() Frank Darabont öncelikle kahramanlarına zamansız, klasik kasaba insanlarına özgü kıyafetler giydirerek ve cep telefonu, internet gibi güncel iletişim hadiselerini dışarıda bırakarak romana sadık kalmak istediğini baştan gösteriyor. Tekinsiz atmosferi ile King'in okuyucuyu korkutmayı en çok başaran kitaplarından birini uyarladığının da farkında ve özellikle canavarların kendini göstermeye başladığı anlarda kitabın etkisine yaklaşıyor. Dar mekanın içinde hareketli zoom kullanması etkili bir seçim olsa da, canavarın ilk gözüktüğü sahnede b-movie'lere özgü bir yapaylık taşıdığını da vurgulamak lazım. Neyse ki sonraki sahnelerde "dopingli" böcekler bu teknik açığı kapatıyor ve sona saklanan dev canavarlar sisin içinde gayet güzel kamufle ediliyor. İşin börtü böcek kısmını geçtikten sonra Darabont'un esas meselesine gelebiliriz. Korku sanatları üzerine yazdığı denemelerde Twilight Zone dizisine olan bağlılığını sık sık dile getiren Stephen King'in The Mist öyküsünü bu diziden esinlendiğini söylemek herhalde yanlış olmayacaktır. Klasik korku öğelerini soğuk savaş, kitlesel paranoya, ırkçılık, adaletsizlik gibi ciddi siyasi ve toplumsal konuları ele almak için bir araç olarak kullanan dizide, gerçek bir dahi olan Rod Serling b-movie atmosferinde ciddi toplumsal eleştiri yapmıştır. Şüphesiz Stephen King de davetsiz misafirleri bahane ederek bir kıyamet provası yaptırıyor görünüşte sıradan karakterlerine. Darabont'un da ilgisini bu konu çekmiş olmalı ki, kitabın bu yönünü geliştirmeye çalışmış fakat bir b-movie için (filmin Türkçe adını düşünün) fazla derinlere inmeye çabalamış. ![]() Aslında Öldürücü Sis'i sıradan korku filmleri arasına koymamak için pek çok nedenimiz var. Bir kere demode olmayı göze alarak, güncel korku araçlarına (kan, işkence, hoplatan ses efektleri) mesafeli duruyor ve bizi korkutmak dışında bir derdi olduğuna inandırmayı başarıyor. Canavarların saldırıları karşısında çaresizleşen insanların bir meczupun sayıklamalarına sığınması ve hatta iyice "gerileyerek" canavarlara kurban vermeye başlaması, uygarlığın biçimsel bir değişim olduğu, insanın içindeki ilkelin daima hazırda beklediği şeklindeki düşüncelere yaratıcı bir örnek oluşturuyor. Hatta film çaktırmadan siyasi ve dini reçeteleri de bu ilkelliğin bir parçası sayarak, sadece ateistlere çıkış yolunu gösteriyor (ama vermiyor). Darabont yazdığı karanlık senaryo ile ciddiye alınmayı bekleyen, entelektüel açılımları olan bir kıyamet sonrası filmine imza atmış. Dead Can Dance'in müziği eşliğinde intiharı bir çözüm olarak sunan, son derece umutsuz ama nafile bir final hazırlamaktan bile geri durmamış. Bunun bir hata, hatta filmin yapısını bozan ciddi bir hata olduğunu söylemek lazım. Belki de Dead Can Dance'in trajik bestesi hiç çalmamalıydı ve çıkışsızlık yerini en azından izleyicinin yorumlayabileceği türden bir belirsizliğe bırakmalıydı. Son dakikada gol yemek yedinci sanatta böyle birşey olsa gerek. Üstelik bu golü King'in hikayesine fazladan anlam yükleyen "kral dostu" yönetmenimiz bizzat kendi atıyor.
__________________ |
| | |
| | #4 (permalink) |
| Kazandığı Turnuvalar: 1 Üyelik tarihi: Dec 1982 Nerden: Localhost
Mesajlar: 1,669
Ruh Hali: Teşekkürler: 173
54 Mesaja 107 Teşekkür edildi
Blog Başlıkları: 3 | Cevap: “Öldüren Sis”: Dışarısı da Güvenli DeÇil, İçerisi de... Fog ile yakindan uzaktan alakasi yok bu filmin ) filmi izledim korku gerilim tarzinda.. askeri bir ussun yaptigi deneylerle uzayda baska bir boyuta acilan kapidan gelen bocekler vs.. fikrim sorulursa guzel bir film degil para veripte sinemada izlenmez ![]()
__________________ Yazilan Mesajlardan Memnunsaniz Terazi'ye ( ) veya 'e Tiklayin...Belki Kullanici Gaza Gelip Daha Yararli Bilgiler Yazar |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| “Esad sınırı aştı” | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 10-21-2007 09:30 |
| Son “gölge” kahramanları | Rosita | Tiyatro Bölümü | 1 | 10-05-2007 17:04 |
| Mahalle baskısı mı “haysiyetsizlik” mi? | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 09-21-2007 18:50 |
| “Yok” oLduğun kadar “Var”ım ben..! | ShirinBaby | Kendi Şiirleriniz | 0 | 09-09-2007 03:59 |
| “Appiah hazır hale geliyor” | ArAp | Fenerbahçe - FB | 1 | 08-18-2007 00:46 |
| Klavye.com da Yenimisiniz? | Yardıma mı ihtiyacınız var ? |