![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Klavye Link | Arama | Bugünki Mesajlar | Okundu Kabul Et |
| Türk Kültürü Zengin Türk Kültürü'nün tarihi , gelenek ve görenekler , dil ve edebiyat ve daha neler neler |
| Etiketler: kartvizit |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Yine Yeni Yeniden :) ![]() Üyelik tarihi: May 2005 Nerden: MaviLerin Icınden :) Yaş: 23
Mesajlar: 4,660
Teşekkürler: 168
123 Mesaja 173 Teşekkür edildi
| Hamili Kartvizit Osmanlım Olur! Osmanlılar, Avrupa'dan aldıÇı kartvizit kültürünü kendi bünyesine uydurup, o küçük ebatlara birer sanat şaheseri sıÇdırmayı başardı. Ve bakın kartları nasıl kullandılar... Günümüzde şirket düzeyinde bir ticari kurumda çalışan veya ticaret yapan herkesin cüzdanında, kendi isim, adres, telefon, hatta artık e-posta ve sanal iletişim program kullanıcı adreslerinin bulunduÇu bir kartvizit, mutlaka vardır. Modern hayatın olmazsa olmazlarından olan kartvizitler, sadece kişinin kendisine rahat ulaşım imkanı saÇlamak için kullandıÇı bir tanıtım kartı olmakla sınırlıdır. Oysa iletişim teknolojisinin bu denli yaygın olmadıÇı yıllarda çok daha deÇişik amaçlarla, özel adab ve usullerle kullanıldıkları dikkat çekmektedir. ![]() Kartvizitin altın çaÇı tabi ki matbanın icadı ile başlamıştır. Ama matbaadan önce de kartvizit kullanımı olduÇuna şahidiz. Özellikle de Osmanlılar, Avrupa'dan aldıÇı kartvizit kültürünü kısa sürede kendi bünyesine uydurarak, o küçük ebatlara bir sanat şaheseri sıÇdırmayı başardı... SözcüÇün aslı, ziyaret kartı anlamına gelen “cart de visitesdir” ve Latince kökenlidir. Bu birleşik sözcüÇün dilimizdeki anlam ve kullanım alanı atıpkı Batı toplumlarında okluÇu gibidir. Ancak yazıyı sanat eseri haline getiren, onu çeşitli şekil ve kompozisyonlarla gerçekleştiren atalarımız bu küçük sevimli nesnelere son derece zarif görünüşler kazandırarak, adeta elden ele dolanan birer minyatür sanat eseri deÇeri vermişlerdir. Bir insanın başkasına kendisini hatırlatmak için verdiÇi en eski kartvizitler hükümdar mühürleridir. Ünlü hükümdarlar ve üst düzey devlet adamları yazının kullanıldıÇı dönemlerden beri ad ve ünvanlarının yazılı olduÇu mühürleri kullanmışlardır... Hükümdarların isimlerinin kullanıldıÇı mühürler özellikle Çin Devlet geleneÇinde önem arz edip, dikkat çekerken, daha 9. asırdan itibaren Avrupa'da hükümdarların resimlerini nakşettirdikleri mühürler kullandıpına şahit oluyoruz. İslâm dünyası'nda da daha Hazreti Muhammed ile birlikte mühür kullanımının başladıÇı görülmekte. Hz. Muhammed, hükümdarlara gönderdiÇi “İslamiyet’e çaÇrı” mektuplarına bastıÇı mühürde, Kelime-i Şahadet'i kullanmıştır. Resim yasaÇından dolayı İslam dünyasında resim kullanmı söz konusu olmaksızın yazıya dayanan mühür geleneÇi Osmanlı’ya dek devam etmiştir. Ve en estetik açıdan en mükemmel mühür örneklerine bu devletin sanatçıları imza atmışlardır. Osmanlı'da hükümdarların mührü tuÇra olarak adlandırılmıştır. Tabi ki mührüleri yalnız hükümdarlar deÇil, saray memurları ve hatta ticaret eşrafı da kullanmıştır. Zamanla mühürlerin yerini kartvizitler almıştır. Modern anlamda ilk kartvizit örnekleri Avrupa'da boy göstermiş ama daha Tanminat döneminden itibaren de Osmanlı'da kartvizit kullanımı hattatların maharetiyle yaygın şekilde kullanılır hale gelmiştir. 19. yüzyılın ortalarında Avrupa ve Amerika’da kullanılan ilk kartvizitler, bugünkü kartpostalların atası sayılabilir. DoÇal olarak, öncelikle Avrupa ile ilişkisi bulunan devlet adamlarımızda kartvizite ilgi yoÇun olmuştur. ÖrneÇin, 1720’li yıllarda Paris’e elçi giden Moralı Esseyid Ali Efendi’nin hem eski harfler hem de Latin harfleriyle hazırlanmış bir kartviziti günümüze ulaşmış durumdadır. Batı dünyası ile ilişkiler yoÇunlaşınca, imza ve kartvizit kullanımının arttıÇı da görülür. Kabul etmek gerekir ki, kartvizit başlangıçta çok sınırlı olarak Saray ve Bâbıâli görevlilerinin ve yakınlarının kullandıkları bir tanıtma aracı olmuştur. Bunların arasında, bazı sultan hanımların, Mısır Hıdiv ailesi eşlerinin kartları dikkat çeker. Bir ‘Mekteb-i Sultanî’ (Galatasaray Lisesi öÇrencisinin dahi o yıllarda kendisine kartvizit bastırmış olması, ‘seçkin’ zümrenin kartvizite olan ilgisinin kanıtıdır. Osmanlı döneminde kartvizitlerin deÇişik bir kullanım şekli oldukça dikkat çekicidir. Sedefkârlık ve oymacılık gibi bir çok geleneksel sanat dalının usta icracılarından olan deÇerli sanatkarımız ve bilim adamımız Prof. Dr. M. Zeki KuşoÇlu'nun ünlü tarihçi Ziyad Ebuzziya Beyden naklettiÇi bilgilere göre ilginç bir kartvizit kullanım usulü şu şekildedir. ![]() Eskiden bayramlarda memurlar amirlerini ziyaret ettiklerinde (bilindiÇi gibi geleneÇimizde ilk iki günü büyükler, âmirler evde oturur, kendilerinden yaşça ve rütbece küçük olanların ziyaretlerini beklerler. iade-i ziyaretlerini ise son güne bırakırlardı) konaÇın selamlık kısmına alınırlardı. Selamlıkta umumiyetle mermerden beyzi büyük bir masa, üzerinde ise sedef-kakma veya metal-kakma tekniÇi ile yapılmış küçük bir kutu bulunurmuş. Ziyarete gelen kişiler kartvizitlerini bu kutunun içine bırakırmış. Böyle bayram ziyaretlerinde ziyaretçilere, içinde üç kristal kâsenin ve ziyaretçi sayısı kadar kaşıÇın bulunduÇu bir tepside iki deÇişik çeşit tatlı sunulurmuş. Misafir canının istediÇi tatlıdan bir kaşık alır, kullandıÇı kaşıÇı ise içinde su bulunan üçüncü kâsenin içine bırakırmış. Daha sonra ev sahibi ile birlikte kahve içilir ve böylece bayram ziyareti sona erermiş. Ziyaretine gelinen âmir ise iade-i ziyaretini son gün yapar, daha önce kartvizit kutusuna konulan kartlarda adresleri bulunan memurlarını ziyarete gidermiş. Tabiî kendisini ziyaret edenlerin sayısı çok olduÇu için, ancak kapılarının önünden araba veya faytonu ile geçerken yanındaki bir kişiyle kartvizitini yollarmış. Bu da iade-i ziyaret manasına gelirmiş. Osmanlı toplumunun günlük yaşamında uygulama alanları bulunan kartvizitlerin üzerinde, birçok devlet, ilim, ticaret ve sanat adamlarımızın isteÇiyle meşhur hattatlarımız büyük titizlik ve itina ile çalışmış çok güzel örnekler yapmışlardır. Bu alanda en çok ünlü isim Hattat Arif Hikmet Bey, Hattat Mustafa Halîm Özyazıcı ve Hattat Hamid Aytaç Beylerdir. Son iki hattatımız levha, kitâbe, cami, kubbe ve kuşak yazılarının yanı sıra çok güzel kartvizitler yazmışlardır. Hattat Arif Hikmet Beyin ise bine yakın kendi elinden çıkmış orijinal kartvizitinin 1980'li yıllarda koleksiyoner Ziya Aydın Bey'in koleksiyonunda bulunduÇu bilimektedir. Daha sonra elden çıkarıldıÇına dair bir kayıt da görülmemektedir.. Arif Hikmet Bey'în doÇum tarihi kesin olarak bilinmiyor. Genç yaşta Yugoslavya'dan göç ederek İstanbul'a geldiÇi ve Enderun'a girdiÇi İbnülemin Mahmud Kemal İnal'ın "Son Hattatlar" adlı eserinin 59. sayfasında yer alıyor. Prof. Dr. M. Zeki KuşoÇlu'nun İlgi dergisi için 1986 yılında kaleme aldıÇı bir makaledeki bilgilere göre, Arif Hikmet Bey, meşhur hattatlardan Bakkal Arif Efendi'den sülüs ve nesih dersleri aldıktan sonra Matbaa-i Âmire hattatlıÇına tayin edildi. Bu görevde birkaç yıl kaldıktan sonra ayrıldı. Heyecanlı bir mizacı olduÇu için kısa sürede birkaç işyeri deÇiştirdi. Bu arada Babıâli'de Kahramanzade Hanı'nda bir yazıhane açtı. Burada levha, kabartma kartvizit, mühür, damga v.s. için yazılar yazdı. İşte yazımıza konu olan kartvizitlerinin büyük bir kısmını bu sırada yazdı. 1914 yılında açılan Medresetül Hattâtin’e müdür olarak tayin oldu ise de kısa bir zaman sonra oradan da ayrılarak CaÇaloÇlu'nda adını «Yazı Yurdu» koyduÇu yerde yine levha, kartvizit, mühür v.s. yazıları yazmaya başladı. Dört yıl sonra yakalandıÇı verem hastalıÇından kurtulamayarak genç yaşta vefat etti. Cenazesi Koca Mustafa Paşa Camii haziresine defnedildi. Ölümünü müteakip Tasviri Efkâr gazetesinde Hattat Arif Hikmet Bey'den sitayişle bahis edilerek, kabiliyetli olmasına raÇmen takdir edilmediÇi, Hattı Sümbülî diye isimlendirdiÇi yeni bir yazı karakteri bulduÇu, genç yaşta vefat etmesinin hat sanatımız için büyük kayıp olduÇu belirtilmesinin yanı sıra lâübâlî bir karaktere sahip olduÇu da yazılmıştır. Arif Hikmet Beyin hayâl gücü zengin olup, kompozisyon yapılması son derece zor olan isimlerle bile ustaca istifler yapmıştır. Haberimizin yan sütunlarında görmekte olduÇunuz kartvizitlerin büyük bir kısmı göre Arif Hikmet Bey'in kaleminde şekillenmiştir... Osmanlıda, kartvizit bastırmanın, ticaret erbabı arasında da yaygın olduÇunu kanıtlayan bir örnek ‘Beykozlu Barutçuzade Yunus’un kartıdır. Beykozlu Barutçuzade’nin Türkçe ve Fransızca yazılmış isminin iki yanına, farklı ve nadir bulunur iki çiçek resmi yerleştirmiştir. ![]() Günümüze pek çok Osmanlı kartviziti ulaşmıştır. Antikacılardan ve hatta sahhaflardan 15-20 YTL'den başlayan fiyatlarla Osmanlıca kartvizitler satın alabilmek mümkündür. Ancak zamanla bu rakamların komik kalacaÇı bir gerçektir. Öte yandan ünlü hattatların her biri sanat şaheseri olan kartvizitlerinini böyle komik rakamlarla almak tabi ki ya hayal ya da işin erbabı olmayan birini yakalama şansıdır...
__________________ ~~ вℓα¢к яσѕє ~~ |
| | |
| Sponsored Links |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Kayahan Olur mu Olur mu | mRv | Türkçe | 0 | 10-02-2007 23:21 |
| 1 dolar 1 YTL olur mu? | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 09-26-2007 17:50 |
| Erdoğan'dan 'hamili kart' uyarısı! | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 09-10-2007 12:20 |
| Erdoğan'dan 'hamili kart yakınımdır' uyarısı... | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 09-10-2007 09:30 |
| Ne oLur qitme | ShirinBaby | Resimli Şiirler | 0 | 08-18-2007 14:04 |
| Klavye.com da Yenimisiniz? | Yardıma mı ihtiyacınız var ? |