![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Klavye Link | Arama | Bugünki Mesajlar | Okundu Kabul Et |
| Türk Kültürü Zengin Türk Kültürü'nün tarihi , gelenek ve görenekler , dil ve edebiyat ve daha neler neler |
| Etiketler: osmanli |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| .::.SustuM.::. Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali: Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
| Osmanlı Padişahlarının Son Sözleri Ve Vasiyetleri-I “Ölüm gerçeÇi”, insanoÇlunun hayatına “ilâhî” anlam ve yön veren, başlı başına bir “ibret/nasihat kaynaÇı” ve nihayet kaçınılmaz bir mukadderattır. Âlemde belli bir dönem kudret, azamet ve debdebe ile saltanat süren Osmanlı hükümdarlarının ölümü söz konusu olunca; elbette ki “ölüm hâdisesi” daha derin bir mânâ kazanmakta ve tam bir “ibret manzûmesi” haline gelmektedir: “Biz senden önce hiçbir insana ebedilik vermedik. Şimdi sen ölürsen onlar ebedî mi kalacaklar?” (Enbiyâ, 21/34) “Nerede olursanız olunuz ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde, tahkim edilmiş kalelerde olsanız bile, ölüm sizi yine de bulur.” (Nisa, 4/78) Sözü fazla uzatmadan sizleri, Hz. Peygamber’in (s.a.v.), şu hadis-i şerifleri doÇrultusunda, tarihimizin parlak ya da karanlık sayfalarını süsleyen bir kısım Osmanlı hünkârlarının son anları, ibretli son sözleri ve vasiyetleriyle baş başa bırakmak istiyorum: “Hz. Peygamber, “Mü’minlerin akılca en üstün olanı kimdir?” sorusuna şöyle cevap vermişti: “Ölümü en çok anan ve ölümden sonrası için hazırlıkta en güzel olandır. İşte akıllı onlardır.” (İbn Mâce, Zühd, 31; Dârimî, Mukaddime, 56) “Lezzetleri yok eden ölümü çok anın.” (Tirmizi, Zühd 4) Osman Gazi’nin Orhan Gazi’ye Vasiyeti Ömrünü, kurucusu olduÇu Devlet-i Âl-i İslâm’ın temellerini saÇlamlaştırmak ve onu parlak bir geleceÇe kavuşturmak uÇrunda adayan Osman Gazi, 1326’da SöÇüt’te vefat etmeden önce oÇlu Orhan Gazi’ye yaptıÇı şu vasiyet, tam bir siyasetnâme niteliÇindedir: “Allah-u Teâlâ’nın emirlerine muhalif bir iş işlemeyesin! BilmediÇini şeriat ulemâsından sorup anlayasın; iyice bilmeyince bir işe başlamayasın! Sana itaat edenleri hoş tutasın! Askerine inâmı (nimeti), ihsanı (ikramı) eksik etmeyesin ki, insan ihsânın kulcaÇızıdır. Zâlim olma! Âlemi adâletle şenlendir ve cihadı terk etmeyerek beni şâd et!.. “Nerede bir ilim ehli duyarsan ona raÇbet, ikbâl (ilgi) ve yumuşaklık göster. Askerine ve malına gurur getirip müminlerden uzaklaşma. Bizim mesleÇimiz Allah yolu ve maksadımız Allah’ın dinini yaymaktır. Yoksa kuru kavga ve cihangirlik dâvâsı deÇildir. Sana da bunlar yaraşır. Daima herkese ihsanda bulun. Memleket işlerini noksansız gör! Hepinizi Allahu Teâlâ’ya emânet ediyorum!” Sözlerini tamamladıktan sonra tekrar yanına çaÇırmış ve vasiyetine hususî olarak şunu da eklemişti: “İslâmbol’u (İstanbul’u) aç gülzâr (gül bahçesi) et!” Osman Gazi’nin OÇluna Vasiyet Gibi Nasihati Osman Gazi, oÇluna olan vasiyetinde belirttiÇi hususlara, başka bir vesileyle yaptıÇı nasihatte, daha derinlemesine ve geniş bir biçimde şöyle dikkat çekmişti: “OÇul! Din işlerini her şeyden evvel ele alıp, yürütmek gayret ve esâsını dâimâ göz önünde bulundur ve bu sakın gevşekliÇe uÇratma. Çünkü bir farzın yerine getirilmesini saÇlamak, din ve devletin kuvvetlenmesine sebep olur. Din gayretine sahip olmayan, sefahate düşkün olan, tecrübe edilmemiş kimselere devlet işlerini verme! Zirâ, yaradanından korkmayan bir kimse, yarattıklarından da çekinmez. Zulümden ve hangisi olursa olsun bid’atten, yani İslâmiyet’e aykırı şeylerden son derece uzak dur! Seni zulüm ve bid’ate teşvik edip sürükleyenleri, devletinden uzaklaştır ki, bunlar seni yıkılışa sürüklemesinler. “Allah-u Teâlâ’nın rızası için, devlet hizmetinde ömrünü tüketen sâdık devlet adamlarını dâimâ gözet. Böyle kıymetli kimselerin vefatından sonra, aile efrâdını koru, ihtiyacı olanların da ihtiyaçlarını karşıla, tebandan hiç kimsenin malına mülküne dokunma. Hak sahiplerine haklarını ver, lâyık olanlara ihsân ve ikrâmlarda bulun ve ailelerini gözet. Özellikle, devletin ruhu mertebesinde olan ve en büyük dayanaÇı bulunan asker tâifesini (topluluÇunu) güzelce idâre edip rahatlarını temin eyle. “Devletin bedeninde, kuvvet mertebesinde olan hakikî âlimleri ve fazilet sahiplerini, edip ve yazarları, sanat erbâbını gözetip koru. Onlara hürmet, ikrâm ve ihsânda bulun. Bir ülkede, olgun bir âlimin, bir ârifin, bir velînin bulunduÇunu duyarsan, uygun ve lâyık bir usûl ve ifade ile onu memlekete getirt. Onlara her türlü imkânı tanıyarak ülkene yerleştir ki, hükümetin süresince âlim ve ârifler, bilginler, memleketinde çoÇalsın. Din ve devlet işleri nizâma oturup ilerlesin. “Sakın, orduya ve zenginliÇe maÇrur olma. Hakikî âlim ve âriflere, bilginlere hürmet edip, sarayında onlara yer ver. Benim hâlimden ibret al ki, zayıf, güçsüz bir karınca misâli, hiç lâyık olmadıÇım hâlde buraya geldim ve Allah-u Teâlâ’nın nice ihsânlarına ve inâyetlerine kavuştum. Sen de benim uyduÇum ve uyguladıÇım nizâmı uygula, Muhammed Aleyhisselâm’ın dinini, bu yüce dinin mensuplarını ve itaat eden diÇer tebanı himâye eyle! Allah-u Teâlâ’nın hakkını ve kullarının hakkını gözet. “Dinimizin tâyin ettiÇi beytülmâldeki (devlet hazinesi) gelirin ile kanaat eyle! Devletin zarurî ihtiyaçları dışında sarfiyatta bulunmaktan son derece sakın! Senden sonra geleceklere de aynı nasihatlerde bulun ve iyice tembihle. Dâimâ adâlet ve insaf üzerine bulun. Zulme meydan verme. Herhangi bir işe başlayacaÇın zaman, Allah-u Teâlâ’nın yardımına sıÇın! Tebanı, düşmanların ve zâlimlerin saldırılarından koru. Haksız olarak hiç kimseye muamelede bulunma. Dâimâ halkını hoşnut edecek şeyleri arayıp, yapılmasını saÇla. Onların gönlünü kazanmayı, bunun devamını ve artmasını büyük nimet bil! Tebanın sana olan güveninin sarsılmamasına son derece dikkat eyle.” |
| | |
| Tesekkür Botu ![]() | 1 kişi bu mesaj için Rosita arkadaşımıza teşekkür etti:
zett (08-26-2007) |
| Sponsored Links |
| | #2 (permalink) |
| .::.SustuM.::. Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali: Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
| Cevap: Osmanlı Padişahlarının Son Sözleri Ve Vasiyetleri-I Orhan Gazi’nin Murad Hüdâvendigâr’a Vasiyeti Babasının vasiyetini tüm titizlik ve duyarlılıÇıyla yerine getirme çabasında olan Orhan Gazi, aynı doÇrultuda oÇlu Murad Hüdâvendigâr’ın da gayret göstermesi ve fetih bayraÇını elden düşürmemesi dileÇiyle bir tür vasiyet mahiyetindeki şu nasihati dile getirmişti: “Osmanlı’ya iki kıta üzerinde hükmetmek yetmez! Zirâ i’lâ-yı kelimetullâh azmi iki kıtaya sıÇmayacak kadar büyük bir davadır. Selçuklu’nun vârisi (mirasçısı) biz olduÇumuz gibi Roma’nın (Avrupa’nın) vârisi de biziz!..” Murad Hüdâvendigâr’ın Son Duâsı ve Şehâdeti Murad Hüdâvendigâr, Osmanlı’nın Balkanlardaki varlıÇını koruması ve devam ettirmesi noktasında çok mühim bir kader mücadelesi olan 1389’daki Kosova Savaşı’nda, harpten bir gün önce gece kalkıp iki rekat hâcet (ihtiyaç) namazı kılar ve ellerini duaya kaldırarak yaşlı gözlerle Yüce Allah’a, zafer ihsanı ve şehitlik niyazında bulunduÇu şu son duayı seslendirir: “İlâhî, bunca kere duamı kabul edip beni mahcup etmedin. Bir yaÇmur ver, şu tozu-topraÇı def edip dünyayı aydınlıÇa boÇ; tâ ki kâfir leşlerini gözümüzle görüp yüz yüze cenk edelim. Yâ İlâhi, mülk ve kul senindir, sen kime istersen verirsin. Benim fikrimi ve sırlarımı sen bilirsin; istediÇim mülk ve mal deÇildir. Temiz kalbimle senin rızânı isterim. Yâ Rab, beni bu Müslümanlara kurban eyle! Tek mü’minleri küffar elinde maÇlup edip helâk eyleme! Bunları mansûr (gâlip) ve muzaffer eyle! İlâhî, beni yanına alıp, mü’minlere ruhumu fedâ kıl!.. Şimdiye dek beni gâzi kıldın, sonunda da şehâdeti göster!..” Hüdâvendigâr, zafer nasip olduktan sonra savaş meydanını dolaşırken Sırp Kralı Lazar’ın damadı Miloş Obiliç tarafından sinesine saplanan bir hançerle arzu ettiÇi şehitliÇe kavuşur ve dudaklarından son olarak şu söz dökülür: “Attan inmeyesiniz!” (Yani, sürekli seferlere ve cihada devam ediniz.) |
| | |
| | #3 (permalink) |
| .::.SustuM.::. Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali: Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
| Cevap: Osmanlı Padişahlarının Son Sözleri Ve Vasiyetleri-I Çelebi Mehmed’in Son Sözleri ve Vasiyeti Sultan Çelebi Mehmed, çocuk denecek yaştan beri üzerine almak mecburiyetinde kaldıÇı aÇır mesuliyetlerden son derece yıpranmıştı. Osmanlı’yı, yıkılma tehlikesi geçirdiÇi fetret döneminden kazasız belasız çıkarmayı başarmıştı. O kadar ki, vücudunda 40-50 muharebe yarası taşıdıÇı belirtilmektedir. Son derece aÇır ve karmaşık problemler yumaÇıyla boÇuşmuş; fakat hepsinin de hakkıyla üstesinden gelmeyi bilmişti. Bazı tarihçiler, devletin en kritik anındaki fevkalâde hayatî hizmetlerinden dolayı, ona devletin “ikinci kurucusu” ünvanını layık görmüşlerdi. Sultanın şu sözü, tamamen zorlu tecrübelerin imbiÇinden geçirilerek elde edilmiş som bir hakîkatin ifadesidir: “Çocuk yaşımda bunca belâları herhâlde benden başka kimse çekmiş deÇildir!.” Ölüm döşeÇinde ifade ettiÇi şu vasiyeti ise ne denli tâkat yetmez sıkıntılar yaşadıÇının ve verilen ünvânı fazlasıyla hak ettiÇinin bir alâmetidir: “Tez ulu oÇlum Murad’ı getirin! Ben bu döşekten herhâlde kurtulamayacaÇım. Murad gelmeden eÇer ölürsem; korkarım ki memleket yine birbirine karışır. Onun için Murad gelinceye kadar, aman benim vefâtımı duyurmayasınız!..” Bu vasiyet gereÇince vefatı, şehzâde Murad Bursa’dan gelinceye dek, 40-42 gün kadar büyük bir özenle gizlendi ve cesedi tahnid edilerek (ilaçlanarak) sarayda muhafaza edildi. |
| | |
| | #4 (permalink) |
| .::.SustuM.::. Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali: Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
| Cevap: Osmanlı Padişahlarının Son Sözleri Ve Vasiyetleri-I II. Murad’ın, GeleceÇin Fâtih’ine Nasihati Sultan II. Murad, oÇlu şehzâde Mehmed’e, onu ‘Fâtih’liÇe hazırlayacak keyfiyetteki, derin manalar içeren şu nasihatlerde bulunmuştur: “Ey benim sevgili oÇlum! Bütün varlıkların kulluk eylediÇi yüce Rabbim, sana verdiÇi üstün meziyetleri artırsın... Ey oÇlum! Ben, hayatlarını doÇruluk üzere geçirenlerin ahiret Âleminin sonsuz nimetlerine kavuşacaklarına inanıyorum. Bunun için Rabbim’e karşı yaptıÇım ibadetleri, samimi bir şekilde can-ı gönülden yaparım. Ben çektiÇim sıkıntıların karşılıklarının, Allah tarafından verileceÇine inanıyor ve bu hususta O’na ilticâ ediyorum. Ayrıca O’nun takdirinin benim için büyük bir safâ olduÇunu düşünüyorum. Ey oÇlum! Her söylenene inanıp aldanmaktan uzak durmak, her durumun içyüzünü öÇrenip düşünmek ve kendi gerçeÇine yaklaşmak gerek. “Ey oÇlum! Ara sıra ecdâdımı hatırlarım. Benden sonraki neslimizin âkıbeti hakkında düşüncelere dalarım. Elhamdülilllah bugüne kadar hürmet ve baÇlılık görerek geldik; bugünden sonra da aynı şekilde devam etmemizi arzularım. Nasıl doÇup geldiysek, yine öylece gidelim isterim... Şunu iyice bilesin ki, herhangi bir şeyin devamı, yalnız kaba kuvvet, kılıç ve kahramanlık zoruyla mümkün deÇildir. Akıl, tedbir, sabır, ileriyi görme ve yorucu tecrübeler çok mühimdir. Birinci yol, her zaman geçerli olmadıÇı gibi, mahzurları da çoktur. İkinci yol da tek başına işe yaramaz. Büyük muvaffakiyetler için her ikisini de bir arada yürütmek gerek! “Unutma ki, yüce ecdâdımızın büyük zaferleri, görünüşte kılıcın gölgesinde olmuşsa da hakikatte akıl, mantık ve muhabbet güçleriyle gerçekleşebilmiştir. “Ey oÇlum! Adâletten hiç ayrılma! Çünkü Allah âdildir ve âdil olanı sever. Bir bakıma sen O’nun yeryüzündeki halifesisin. O, sana lütuflarda bulunmuş ve kullarının başına serdar eylemiştir; bunu unutma!.. “Ey oÇlum! Bu dünyada üç türlü insan vardır: Birinci grup, akıl ve fikirleri yerinde, istikbâli az çok gören ve düşünen, hiçbir gayr-i tabiilikleri olmayan kimselerdir. İkincisi, hangi yolun doÇru veya eÇri olup olmadıÇını bilmekten uzak kimselerdir. Ancak bu duruma kendi istekleriyle deÇil, etraflarının tesiriyle düşmüşlerdir. Nasihat edildiÇinde doÇru yola gelip hakikati kabul eder ve söz dinlerler. Bununla birlikte çoÇu zaman da duyduklarına uyarak yaşarlar. Üçüncüsü ise ne kendileri bir şeyden haberdardır, ne de yapılan ikaz ve nasihatlere kulak asarlar. Sadece kendi arzularına uyar ve her şeyi bildiklerini zannederler; bunlar en tehlikeli olanlardır. “Ey oÇul! Yüce Allah, eÇer seni ilk sırada saydıÇım kimselerden yaratmışsa sevinir, Rabbim’e şükrederim. Yok eÇer ikincilerden isen, sana yapılan nasihatlere kulak vermeni tavsiye ederim. Sakın üçüncülere dâhil olmayasın! Onlar, ne Allah’a, ne de insanlara karşı iyi bir durumda deÇillerdir. Ey oÇul! Pâdişahlar, ellerinde terazi tutmuş kimselere benzerler. Ancak asıl pâdişah odur ki, ellerindeki teraziyi doÇru tuta. Sen pâdişah olunca, teraziyi doÇru tutmanı tavsiye ederim. O zaman Yüce Allah da, senin hakkında hayır murad eder; seni sâlihlerden kılar...” |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Resimlerde sarki sözleri... | NaZaR | Türkçe Şarkı Sözleri | 2 | 08-21-2007 12:58 |
| knight ata sözleri | נα¢к ∂αиιєℓѕ™ | Serbest Kürsü | 0 | 03-02-2007 19:13 |
| Beşiktaş Sözleri | eFKaRLı | Hazır Mesajlar | 0 | 01-22-2007 18:16 |
| AŞk SÖzlerİ | eFKaRLı | Hazır Mesajlar | 0 | 01-22-2007 18:14 |
| Osmanlı Padişahlarının Ölüm Sebepleri | eFKaRLı | Türk Kültürü | 1 | 12-21-2006 04:25 |
| Klavye.com da Yenimisiniz? | Yardıma mı ihtiyacınız var ? |