Giriş Yapmadınız Yada Üye Değilsiniz...Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın...

Klavye Forum  

Geri git   Klavye Forum > KÜLTÜR & SANAT > Genel Tarih > Türk Kültürü
Kayıt ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Klavye Link Arama Bugünki Mesajlar Okundu Kabul Et

Türk Kültürü Zengin Türk Kültürü'nün tarihi , gelenek ve görenekler , dil ve edebiyat ve daha neler neler


Etiketler:

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-26-2007, 17:31   #1 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26390
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Suriye Türklerinin Kısa Tarihi

Suriye, Asya’da Müslüman bir Arap ülkesi olarak tanımlanıyor. Bu ülkede Müslümanların - ve hatta insanların - yaşama hakkına ne kadar sahip olduÇunu tartışmak yalnış olmaz. OrtadoÇu’da bulunan Suriye bu coÇrafyada yer alan pek çok ülke gibi çok dinin , ırkın, dilin bulunduÇu demografik bir yapıya sahiptir. Bugünkü Türkiye -Suriye ilişkilerini ve Suriye’de yaşayan Türklerin durumuna geçmeden önce Suriye’deki tarihi seyri ve bu seyre baÇlı olarak Türklerin buraya gelişlerini gözden geçirelim.


Suriye, bulunduÇu coÇrafi konum itibariyle; doÇu ve batıyı birleştirdiÇinden Anadolu’nun tabii bir uzantısı olmasından ötürü hem doÇu ve hem de batıdaki devletlerin ilgi odaÇı olmuştur. Sümerler, Asurlular, Makedonyalılar ve Romalılar Suriye’de hakimiyet kurmuşlardır.


İslamiyet’in doÇuşundan sonra bölgede, Hz. Ömer’le başlayan bir İslami hareket görüyoruz. Bu durum, Emevi ve Abbasi hanedanlıkları zamanında da devam etmiştir. Türklerin bugünkü Suriye’ye gelişleri ise, 11. yy’dan başlayarak 19. yy sonlarına dek sürmüştür. Türklerin buraya gelen kolu, OÇuzlar’ın Türkmen olarak anılan kısmıdır. Türklerin bölgeye gelip yerleşmeleri, Büyük Selçuklu Devleti’nin Gazneliler’le yaptıÇı Dandanakan Savaşı sonrası olmuştur.Büyük Selçuklu Devleti, bu savaştan sonra özellikle 1063 yılından itibaren kendi hayat tarzlarına uygun buldukları bu bölgeye yerleşmeye başladılar. Özellikle Halep, Lazkiye, Trablusşam ve Asi IrmaÇı vadisi boyunca Hama, Humus ve Şam bölgesinde bu yerleşme yoÇunluk kazanmıştır.Türklerin buraya yönelik akınları Afşin ve Sandık Beyler komutasında Halep’e kadar devam etmiştir. 1069-1070 yıllarında ise Kurlu ve Atsız Beyler, Güney Suriye’yi tamamen ele geçirmişlerdir. Nihayet Sultan Melikşah, 1078 yılında Tutuş’a Suriye Selçuklu Devleti’ni kurma emrini vermiştir. OÇuzların Yıva Boyu ile Bayat, Avşar, Begdilli, DöÇer ve Üçoklar oymakları Şam ve Halep’e yerleşmişlerdir. Buradaki Türk boyları, 1096 yılında Haçlı seferleri başladıÇında Selahattin Eyyubi komutasındaki Müslümanlarla birleşerek Haçlılara karşı bölgeyi savunmuşlardır.


Selahattin Eyyubi’nin ölümünden sonra bölgeye bir başka Türk devleti olan Memluklular hakim olmuştur. Anadolu’ya hakim olan Türkiye Selçuklu Devleti ise, 1243 yılında MoÇollarla yaptıÇı KösedaÇ Savaş’ını kaybetmesi sonrası aÇır MoÇol baskısı altında kalmıştı. Bu baskı sonucu özellikle Kayseri ve Sivas’ta yaşayan Türkmenler, Memluk Sultanı Baybars zamanında Suriye bölgesine yerleşmişlerdir. Bu dönemde Suriye’ye gelip Şam’a yerleşen Türkmenler, İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın ölümünden sonra çıkan siyasi karışıklıktan faydalanarak 1337’de Elbistan civarında DulkadiroÇulları beyliÇini kurmuşlardır.Yavuz Sultan Selim, 1516 yılında Mercidabık’ta Memlukluları yenerek bu günkü Suriye topraklarını Osmanlılara baÇlamıştır.

1918 sonuna kadar da bu bölgedeki Türk hakimiyeti, kesintisiz olarak 402 yıl sürmüştür. Bu sürede bölge sakinleri, derin Türk kültürü etkisi altında kalmıştır. Bu etki kendisini en çok dil konusunda göstermiş; Suriye lehçesi en fazla Türkçe kelime içeren Arab lehçesi olmuştur.I. Dünya Savaşı sonuna kadar Osmanlı hakimiyetinde kalan Şam, Trablus ve Halep eyaletleri şeklinde yönetilen Suriye, Türk yönetimi altında kültürel, sosyal ve ekonomik açılardan kalkınmış ve en huzurlu dönemini geçirmiştir.



Suriye’nin Türkiye’den Ayrılması

OrtadoÇu’daki Osmanlı toprakları, Sykes-Picot Andlaşması ile paylaşılmıştır. İngilizler adına Mark Sykes ve Fransızlar adına Georges Picot tarafından 1916 yılında imzalanan bu anlaşmaya göre Fransa; Suriye, Lübnan, Kilikya ve Musul yörelerini, İngilizler ise; Ürdün, Irak ve Kuzey Filistin’i alacaktı. Geri kalan Filistin topraklarında ise, uluslararası bir rejim ve sınırları belli olmayan bir Arap devleti kurulması kararlaştırılmıştı.Batılı devletler, OrtadoÇu üzerindeki oyunlarını rahatça sahneye koyabilmek için sunni olarak ortaya attıkları “Arap miliyetçiliÇi” ile Türk hakimiyetinde asırlarca huzur içinde yaşamış Türk ve Arap milletlerini birbirine düşürmeye çalışmışlardır.



“Büyük Arabistan”, “Büyük Suriye” hayalleri peşinde koşan Arap milliyetçilerinin Sykes - Picot anlaşmasından haberleri dahi yoktu. Bu anlaşmadan başka Batılı güçlerin Araplara karşı ikinci oyunu, Lord Balfour’un Filistin bölgesine Yahudilerin yerleşeceÇi kararını açıklamasıyla ortaya çıkacaktır. Bu gelişmelerden habersiz olan Araplar, Mondros Ateşkes Andlaşması’na göre bölgeyi paylaşan İngiliz ve Fransızlarla işbirliÇi ve pazarlık yapıyorlardı. Bölgede yaşayan Türkler ise, hemen Halep ve Lazkiye’de müdafa kuvvetleri kurup işgalcilere karşı mücadele vermişlerdir.Araplar, ancak I. Dünya Savaşı sona erdiÇi zaman yapılan vaadlerin boş olduÇunu anlayabilmişlerdir. İngiltere ve Fransa arasında 23 Aralık 1920’de imzalanan San Remo Andlaşmasına ile Suriye ve Filistin, Fransız mandasına bırakılmıştır. Manda kararı, 29 Eylül 1923’de Milletler Cemiyeti tarafından kabul edilmiştir.

Fransızların 1936 yılında Vionet Antlaşması ile Suriye’ye baÇımsızlık vermesi üzerine Türkiye de 1920 Ankara İttilafnamesini uygulamaya koymuş; uzun ve çetin aşamalardan sonra Hatay Türkiye’ye katılmıştır.

[b]Hatay’ın Anavatan’a Katılması[/B


Hatay sorunu, Türk-Fransız ilişkilerinde olduÇu kadar Atatürk dönemi Türk dış politikasında da önemli bir yer tutar. Sancak olarak anılan Hatay nüfusunun çoÇunluÇunu Türkler teşkil ettiÇi için bu bölge, Misak-ı Milli sınırları içine alınmıştı. Ancak aÇır Milli Mücadele şartlarından dolayı Fransa ile ateşkes saÇlayan Ankara İtilafnamesi ile Suriye sınırları içinde kalan İskenderun sancaÇına özel bir statü verildi. Ankara hükümeti, itilafnameye, Sancak’taki Türk unsurun çıkarlarını koruyacak ve bölgeye muhtariyet verilmesi için zemin hazırlayacak hükümler koydurmuştu. İtilafnamenin 7. maddesine göre; “İskenderun mıntıkası için özel bir idari rejim kurulacaktır. Bu bölgenin Türk ırkından olan sakinleri, kültürlerinin gelişmesi için her türlü kolaylıklardan yaralanacaklar ve Türkçe serbest olacaktı."



20 Ekim 1921 tarihli itilafname ile Sancak, Suriye’nin eÇemenliÇine verilmişti. Bu esnada Suriye’de Fransız mandası devam ediyordu. Fransa’nın 1936 Eylül’ünde Suriye’ye baÇımsızlık vermesine kadar Türk-Fransız ilişkileri iyi devam etti. Fransızların Suriye’den çekilmesi sonrası Sancak statüsünde Türkler lehine deÇişiklik yapılması gerekmekle birlikte bu durum gerçekleşmedi. Fransa, Suriye’den çekilirken Sancak üzerindeki yetkilerini de Suriye’ye devretti. Beklemedik bu durumu, Ankara hükümetinin kabul etmesi mümkün deÇildi. Hemen harekete geçerek 9 Ekim 1936’da Fransa’ya bir nota vererek Suriye ve Lübnan’da olduÇu gibi İskenderun SancaÇı’na da baÇımsızlık verilmesini istedi.Fransa ise 1921 İtilafnamesi’nde böyle bir husus olmadıÇı ve ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüÇünü bozacaÇı gerekçesiyle Türkiye’nin isteÇini geri çevirdi. Atatürk, bu konuya verdiÇi önemi 1 Kasım 1936’da TBMM’nin yeni çalışma döneminin açılışında; “SancaÇın Türkler’in öz yurdu olduÇunu belirten konuşmasıyla” ifade etmiştir.



Siyasi faaliyetler devam ederken Türkiye diplomatik girişimlerde bulundu ve Antakya’da bir başkonsolosluk açtı. DiÇer taraftan Hatay sorunu, Fransa ve Türk hükümetlerinin isteÇi üzerine Milletler Cemiyeti’ne götürüldü. Türkiye, Milletler Cemiyeti’nden Sancak’ın kaderi konusunda Türk-Fransız ihtilafı ve Sancak Türklerinin güvenlik sorunlarını olaÇanüstü bir toplantı ile görüşmesini istedi. Konu 14 Aralık 1936’da Milletler Cemiyeti’nde görüşülmeye başlandı ve İsveç temsilcisi Sandler’in isteÇi ile konunun görüşülmesi 1937 yılına bırakıldı.


1937 yılında tekrar başlayan görüşmeler sonucunda bir Sancak satüsü hazırlandı. Buna göre; Sancak içişlerinde baÇımsız iken; dışişleri, maliye ve gümrük konularında Suriye’ye baÇlı olacaktı. Suriye ile Sancak arasında her hangi bir sınır bulunmayacak; Sancak’ın toprak bütünlüÇü, Türkiye ve Fransa’nın garantörlüÇü altında olacaktı. Bu statü, seçimlerin yapılacaÇı ve halkın kendi parlomentosunu oluşturacaÇı güne kadar geçerli olacaktı. Böylece seçimlere kadar Sancak, bir anayasaya sahip ve özel statülü bir bölge olarak tanınmış oluyordu.



Sancak’taki olaylar bu şekilde gelişirken Avrupa’da yeni bir genel savaşın çok yaklaştıÇını gösteren olaylar yaşanıyordu. Yeni bir dünya savaşı tehlikesinin belirmesi, Fransa’yı, Türk isteklerine karşı daha ılımlı davranmaya sevk etti ve iki devlet arasında bir anlaşma yapılarak Türkiye ve Fransa’nın Sancak’a 2.5000’er kişilik kuvvet göndermeleri kararlaştırıldı. Buna dayanarak 5 Temmuz 1938’de Türk kuvvetleri Sancak’a girdi. Sancak içişlerinde baÇımsız olduÇu için hemen seçimlere gitme kararı aldı. 13 AÇustos 1938’de seçimler yapıldı. Türkler 40 milletvekilliÇinden 22’sini aldılar. Meclis, 2 Eylül 1938’de ilk toplantısını yaptı ve “Hatay Cummhuriyeti’nin kurulduÇunu” ilan etti. Meclis başkanlıÇına Tayfur Sökmen ve başbakanlıÇa da Abdurrahman Melek seçildi.



23 Haziran 1939’da Türkiye ile Fransa arasında yapılan bir anlaşma ile Hatay’ın Türkiye’ye katılması kesinleşti. Aynı gün toplanan Hatay Millet Meclisi de Türkiye’ye katılma kararı aldı. 24 Temmuz 1939 tarihinde son Fransız askeri de çekildi. 1939 Temmuz’unda 3711 sayılı kanun ile Hatay, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir ili olmuştur.

Türklerin YoÇun YaşadıÇı Bölgeler


Hatay’ın anavatanla birleşmesi sonrası Suriye’de yaşayan Türklerle ilgili Türkiye ve Suriye arasında bir görüşme ve anlaşma yapılmamıştır. Böylece bu ülkede yaşayan soydaşlarımızın siyasi ve kültürel hakları hukuki bir zemine oturtulamamıştır. Bu konudaki Türk hükümet ve dışişleri yetkililerinin tavrı, Suriye ile ilişkilerin bozulabileceÇi veya Suriye Türklerinin daha fazla baskıya maruz kalabileceÇi endişelerinden hangisine dayandıÇı pek net deÇildir. Ancak kesin olan bütün bunlara raÇmen Türkiye - Suriye ilişkilerinin çok saÇlıklı olmadıÇıdır. Suriye Türkleri, ferdi kaçışların dışında, 1945, 1951, 1953 ve 1967 yıllarında Türkiye’ye toplu olarak göçmüşlerdir. Sayıları kesin bilinmeyen bu göçmenler, Kırıkhan, iskenderun ve Adana’ya yerleştirilmişler ve 1977’de Kırıkhan ve 1994 ise, İskenderun’da Bayır-Bucak Türkleri Yardımlaşma DerneÇini kurmuşlardır.



Bugün Suriye’deki Türkler yoÇun olarak Lazkiye ve Halep civarında yaşamaktadır. Ayrıca başta Şam olmak üzere diÇer bölgelerde de azınlık halinde Türkler bulunmaktadır. Lazkiye, Suriye’nin en büyük liman şehri olma özelliÇine sahiptir. 1950 yılından sonra ise büyük bir gelişme göstermiştir. Bundan dolayı şehirde mevcut olan Türk nüfusuna ek olarak Türkmen köylerinden çok sayıda insan şehir merkezine göç etmiştir. Lazkiye merkezi ve civarında toplam 265 Türk köyü bulunmaktadır. Bölgede Osmanlı hakimiyeti sürerken Antep, Urfa, Hatay gibi Türk nüfus bölgelerinin idari olarak merkezi Halep şehriydi. Halep bugün hala Türk mimari ve sanat eserleri ve sokaklarında Türkçenin konuşulduÇu bir şehir görünümüne sahiptir.



1906 yılında yayınlanmış olan Halep Vilayeti salnamesinde şehrin nüfusu 116.248 olduÇu ve bunlardan 80.113’nün Müslüman olduÇu görülmektedir. Bu Müslüman nüfusun en azından yarısını Türklerin oluşturduÇunu söylemek mümkündür. Aynı salnamede Türkçe mahalle isimleri de sayılmaktadır. Halep şehrinde bulunan Türk mahalleleri dışında bu bölgede 350 Türk köyü bulunmaktadır. Halep bölgesinde 200.000, Lazkiye bölgesinde 150.000, Telkele yöresinde 50.000, Kunteyra yöresinde 100.000, muhtelif diÇer bölgelerde de 300.000 olmak üzere, Suriye topraklarında yaşayan Türk nüfusu 1 milyon olarak tahmin edilmektedir. Suriye Hükümeti, Arap milliyetçiliÇi anlayışıyla nüfus sayımları sırasında Suriye’de yaşayan Türkleri de Müslüman adı altında kayıt ettirdiÇi için, oldukça geniş bir alana yayılmış olan Türklerin kesin sayısı bilinmemektedir.


Suriye’nin izlediÇi Araplaştırma politikası nedeniyle burada yaşayan Türkler hızla milli benliklerini kaybetmektedirler. Türklerin yoÇun olarak yaşadıÇı bölgelerden birisi olan Halep, Milli Mücadele sürerken “Misak-ı Milli” sınırları içine alınmak istenmiş ve burada “Kuvay-ı Milliye” teşkil etmiş; ancak 20 Ekim 1920’de Ankara İtilafnamesi’nin imzalanmasıyla bu bölge, Fransız mandası olan Suriye’ye terk edilmiştir.


Suriye’de Fransız mandası sürerken Halep’te, 1922’de, “DoÇru Yol” adlı Türkçe bir gazete çıkarılmaya başlanmıştır. Bu gazetenin yayını 1926’a kadar devam edebilmiştir. Daha sonra yine Halep’te “Vahdet Gazetesi” ve haftalık “Yeni Mecmua” yayınlanmış ve bu dergi “Yeni Gün” adını alarak 1936’ya kadar yayın hayatına devam etmiştir. Ancak bu tarihten sonra Suriye’de her türlü Türkçe yayın yasaklanmıştır.



Büyük elçilik ve konsolosluklar dışında hatta vatandaşlar tarafından dahi posta ile gönderilen kitap, mecmua gibi Türkçe yayınlar PTT idaresi tarafından sahiplerine verilmemekte ve yok edilmektedir. Bugün Suriye’de 1 milyon civarında Türk yaşamasına raÇmen varlıkları hükümet tarafından tanınmayan, okulları, yayın organları, dernekleri olmayan bir azınlık olarak yaşama mücadelesi vermektedir. Türklerin Türkiye sınırına yakın yerlerde oturmaları Suriye Hükümetlerinin onlara şüphe ile bakmalarına yol açmıştır. Suriye sınır bölgesinde yaşayan bu Türkleri geri çekerek 10 km’lik bir şerit halinde Arap köylüleri yerleştirmektedir. Türklerin büyükelçilik ve konsolosluklarla dahi ilişkileri kesilmeye çalışılmaktadır. Suriyeli idarecilerin baskı ve zulmünden korkan Türkler de daha başka sıkıntılara girmemek için resmi görevlilerden uzak durmak zorunda kalmışlardır.


Suriye’de yaşayan Türklere karşı Araplaştırma politikası uygulanmış, buradaki Türklerin örgütlenmemesi Suriye’nin işini kolaylaştırmıştır. Hatay’ın anavatana katılmasıyla Türklere uygulanan baskının da dozu artmıştır. Türkiye’ye gitmek isteyen Türklere pasaport verilmemiş, gizli olarak Türkiye’ye gelenler ise vatandaşlıktan çıkartılıp, malları da gasp edilmiştir. Türklerin yoÇun olarak yaşadıkları yerlerde dahi Türkçe eÇitim yapan ilkokul bulunmamaktadır. Okullarda eÇitimin Arapça olarak yapılması, kültürlerine baÇlı olan Türklerde okumaya karşı bir isteksizliÇin doÇmasına neden olmuştur. Türkiye’de okumak isteyenler ise ancak bir başka Arap ülkesinden Türkiye’ye gelebilmektedir.


Suriye’de yaşayan Türklerin pekçok hakları gasp edildiÇi gibi seçme ve seçilme hakları da çeşitli mazeretlerle kısıtlanmıştır. Toprak reformu adı altında Türklerin elinde bulunan topraklar devletleştirilerek buralara Araplar yerleştirilmektedir.Suriye hükümetleri nazarında Türkiye casusları olarak kabul edilen bölge Türklerine yönelik her türlü baskı ve sindirme politikaları sergilenmektedir. Bölgedeki Türk varlıÇının izlerini silme ve Türk köylerinin isimleri deÇiştirme uygulamaları yürütülmektedir. Ayrıca aynen İran-Irak savaşında olduÇu gibi Suriye’nin katıldıÇı savaşlarda da Türkler, bilinçli olarak ön saflara sürülmüşlerdir.


Suriye’de büyük gruplar halinde yaşayan Türkler, milli benliklerini koruyabildikleri halde küçük gruplar halinde yaşayanlar önemli ölçüde Araplaşmışlardır. Bu durum, İngilizler ve Fransızların OrtadoÇu’yu ele geçirebilmek için Araplara aşıladıÇı Türk düşmanlıÇı etkisi ile bölgedeki Arap halkın aşırı fanatikleşmesi ve Türklere karşı duygularını kin ve baskı şeklinde yansıtmalarına dayanmaktadır. Ayrıca Suriye hükümetlerinin bazı zamanlarda yoÇun olarak uyguladıÇı planlı iktisadi, kültürel ve idari baskılar yapması, günlük konuşma dilinin Arapça oluşu, Türk radyo yayınlarının uzun seneler boyunca Suriye’den dinlenememesi, spor ve kültürel faaliyetlerinin engellenmesi gibi konuları saymak mümkündür.


Suriye Türklerine her alanda uygulanan baskı politikası ekonomik alanda da kendisini göstermektedir. Kırsal kesimde yaşayan Türkler genellikle ziraat, hayvancılık ve dokumacılıkla uÇraşmaktadırlar. Suriye yetkililerinin izlediÇi olumsuz tavır nedeniyle bölgede yaşayan Türklerin ekonomik durumları hergün daha kötüye gitmektedir. Bayır-Bucak Türkmenleri, orman köylüsü olmalarına raÇmen kışın yakacak odun bile saÇlayamaz duruma gelmişlerdir.



Bölgedeki Türklerin başarılı olduÇu tütüncülük de başta Yunanistan ve Bulgaristan olmak üzere kimi Balkan devletlerinin de resmi ve gayriresmi uyuladıÇı desteklememe, ürünü ucuza alma, üreticinin kimliÇine göre fiat verme ve ekim sahasını kısıtlama yöntemleri ile Türklerin gelir kapısı olmaktan çıkarılmıştır[32]. Tütünden gelir elde edemeyen Türkler, elma üreticiliÇine başlamışlarsa da hükümetin bu ürünü çok ucuza almasından dolayı bundan da bir gelir saÇlayamamışlardır. Bölge daÇlık ve ormanlık olduÇundan çok az miktarda buÇday ve arpa yetiştirilmekte, hayvancılık ise küçük kümes ve ahırlarda yapılmaktadır. Halep’te yaşayan Türkler diÇer yörelerde yaşayanlara göre daha iyi durumda olmakla birlikte uygulanan toprak reformu sonucu ellerinde büyük araziler kalmamıştır. Devlet, diÇer bütün konularda olduÇu gibi tarıma verdiÇi kredi kullanımında da Türklere zorluklar çıkarmaktadır. Çiftçilik ve hayvancılıkla uÇraşmayıp, Türkiye’de yüksek tahsili seçenler ise döndüklerinde işsiz bırakılmaktadırlar.


Suriye’deki Türklerde diÇer ülkelerde azınlık olarak yaşayan soydaşlarımız gibi aÇır insan hakları ihlalleri altında varlıklarını sürdürme çabası veriyorlar. Bu çabalarında ise, çok başarılı olduklarını söylemek mümkün deÇil. Suriye’deki soydaşlarımızın bir kısmı maalesef Araplaşmaktadır. Buna karşılık Türkiye, Suriye rejiminin baskısını daha çok artıracaÇı endişesinden Suriye Türklerinin haklarını koruyucu bir politika izlememiştir.
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Yeni Konu aç  Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kısa Kısa... mRv SağLık makaLeLeri 0 08-15-2007 12:08
Autocad'ın Kısa Yolları ArAp Photoshop 4 08-10-2007 23:43
Windows Kısa Yolları RoGuE_HaSaN Windows işletim sistemi 0 03-21-2007 23:54
Gelinliğin Kısa Öyküsü mRv Aşk & Evlilik 0 01-19-2007 19:15


Klavye.com da Yenimisiniz? Yardıma mı ihtiyacınız var ?

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. şuan saat: 14:38.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Copyright © 2005 | Klavye.Com
Türkçe çeviri: Klavye.Com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.

Webservis
Firma Rehberi Klavye Forum Serkan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457