Giriş Yapmadınız Yada Üye Değilsiniz...Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın...

Klavye Forum  

Geri git   Klavye Forum > KÜLTÜR & SANAT > Genel Tarih > Türk Kültürü
Kayıt ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Klavye Link Arama Bugünki Mesajlar Okundu Kabul Et

Türk Kültürü Zengin Türk Kültürü'nün tarihi , gelenek ve görenekler , dil ve edebiyat ve daha neler neler


Etiketler:

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-26-2007, 17:26   #1 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26390
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Thumbs up 1200 yıllık tarihin ilk 10 Dünya Liderleri...

1200 yıllık tarihin ilk 10 Dünya Liderleri......

Türklerin İslamiyet ilk tanışmalarının üzerinden 1200 (806–2006) yıl geçti. Aradan geçen 1200 yılın yaklaşık olarak 1000 yılında, Müslüman Türk milletinin kurduÇu devletler dünyanın yegâne hâkimi oldular.
Tarihimizi karalamak için içerden ve dışardan yapılan faaliyetler neticesinde, koskoca tarihimizi neredeyse gündemden çıkaracaklardı. Kendi kafalarına göre yazdıkları uydurma tarihleri insanımızın önüne koydular.
Öyle yaptılar ki; sanki ilkbahar rüzgârları ile dünyaya gelmiş, son bahar rüzgârı ile de gitmeye hazır bir millet ortaya çıkardılar.
İslam dini ile şereflenen Türkler tam tamına 1000 yıl, on asır her bakımdan dünyanın tek hâkimiydi. Bunu inkâr etmek, güneşin varlıÇını inkâr etmek gibi bir şeydir. Çok açık bir ifade ile denilebilir ki; dünya medeniyetten, insanlıktan, bilgiden, bilimden ve evrensel insan haklarından bahsedebiliyorsa bunun tek sebebi İslam dinidir.
İslamiyet olmasaydı, bugün dünyada ne insanlıktan, ne bilgiden nede medeniyetten bahsedilebilirdi. İslamiyet'in teorik olarak ortaya koyduÇu projeyi, uygulama safhasına Müslüman Türkler koydu. Kur'an, Sünnet ışıÇında dünyaya ve insanlıÇa yön veren Müslüman Türk milletidir.
Türk milletinin 12 asırlık İslamiyet tarihinde yüzlerce devlet adamı ve komutan yetiştirmiştir. Miladı 800'den 2006 yılına kadar hükümdar, devlet başkanı, kumandanlardan tespit ettiÇimiz yüz şahsiyet arasında yaptıÇımız çalışma neticesinde 1200 yıllık dünya tarihinin ilk on liderini ve kumandanını tespit ettik. Bunları yaparken, tespit edilen on tane kıstas dikkate alındı. Elimizde ki, kaynaklardan ulaştıÇımız bilgilerle yapılan çalışma neticesinde aşaÇıdaki sıralamaya ortaya çıktı.

1200 YILLIK DÜNYA TARİHİNİN EN BAŞARILI
ON DEVLET BAŞKANI-HÜKÜMDARLAR, PADİŞAHI
1–Fatih Sultan Mehmed
2–Yavuz Sultan Selim
3–Osman Gazı
4–Murad Hudavendigar
5–Gazneli Mahmud
6–Satuk BuÇra Han
7–Sultan TuÇrul
8–Sultan Alparslan
9–Orhan Gazı
10–Sultan Murad
FATİH SULTAN MEHMED HAN
Hangi kıstas dikkate alınırsa alınsın, dünya tarihinin en büyük hükümdarı Fatih Sultan Mehmed Handır. Fatih Sultan Mehmed, evvelde çok iyi bir eÇitim almış, çaÇının bütün müspet bilgilerine vakıftı.
Roma tarihi, başka tarihler, Laerce, Herodot, Tite–Live, Quinte–Curse, Papa'ların, Almanya imparatorlarının, Fransa ve Lombardiya krallarının vak'a–nüvisleri, okuduÇu tarihler arasındadır. İtalya'nın coÇrafyasını, bütün teferruatı ile bilir. Avrupa'daki bütün hükümetleri de tanır. Büyük bir Avrupa haritasını yanından eksik etmez. Askeri ve coÇrafi ilimleri büyük bir zevkle inceler."(1)
Fatih Sultan Mehmed beş tane yabancı dil biliyordu. Bu diller Rumca, İtalyanca, Farsça, Arapça ve İspanyolcaydı. Fatih 19 yaşında Osmanlı tahtına oturmuştu. Fatih'in tahta oturduÇu yıllarda, Hıristiyan Batı, tarihinin en karanlık dönemini geçiriyordu.
Fatih, Bizans'ın fethi ile başladıÇı faaliyetleri ile kısa zamanda o kadar önemli mesafeler aldı ki, bütün dünyada hayranlık uyandırdı. Fatih'in gayrı Müslimlere yaptıÇı muameleye, 21. asrın dünyası halen ulaşmış deÇildir.
Orta ÇaÇda, savaşarak teslim aldıÇı bir kente yaptıÇı muameleye bakalım.
AnlatacaÇımız hadiseyi bizzat yaşamış, olan Bizans'ın Hıristiyan tarihçisinden dinleyelim.
"Sultan, Ayasofya'nın önüne gelince atından indi… Patrik ve bütün halk yerlere kapanarak çok aÇladılar. Fakat Sultan, onlara eli ile susmalarını işaret etti. Sükûnet teessüs edince Patrik'e seslendi:
–AyaÇa kalk! Ben, Sultan Mehmed, sana ve arkadaşlarına ve bütün halka söylüyorum ki, bugünden itibaren artık ne hayatınız ve ne de hürriyetiniz hususunda, benim gazabımdan korkmayınız, dedi.(2)
Fatih sadece dirilere insan hakkı tanımadı, ölülere de saygısı olan bir hükümdardı.
Son Bizans imparatorunun cesedini arattırır. İmparatorun naşı cesetlerin arasında bulunmuştur ve Fatih kendisine dini tören yaptırmış, gereken saygıyı göstermiştir.(3)
Batılı tarihçiler Fatih Sultan Mehmed Han için şunları söylediler:
"Türk dünyası için Fatih, günümüze kadar, bütün imparatorların en büyüÇü olup, beşer tarihinde başka herhangi bir hükümdarın kendisi ile mukayese edilmesi müşkildir."(4)
Sultan Mehmed Han'ın çaÇdaşlarından İtalyan tarihçi Langusto, Sultan Mehmed için şunları söyler.
"… Asıl tavırlı, hürmetten fazla haşyet telkin eden, nadiren gülen, şiddetli bir öÇrenmek ıhtırası ile yanan, gayelerinde inatçı ve her mevzuda kendinden emin. Her şeyi öÇrenmek isteyen zeki ve araştırıcıdır. Sefahat iptilası yoktur. Cihanda ancak tek imparatorluk ve tek saltanat olmalıdır fikrinde, bu ittihadı tahakkuk ettirmek için de cihanda İstanbul'dan daha münasip yer olmadıÇı kanaatindedir."(5)
Giritli büyük Yunan âlimi Georgios Trapezuntios, İstanbul'un fethinde 58 yaşındaydı. Sultan Mehmed'le büyük İskender, Sezar ile kıyas ettikten sonra şöyle der:
"Bir kelime ile gelmiş geçmiş bütün hükümdarlardan büyüktür."(6)
Fatih, savaşta korkusuz, barışta mütevazı ve merhamet doludur. Askerlerinin moralini yüksek tutmak için en ön safta savaştıÇına çok defalar şahit olunmuştur. Macarlar ile yapılan savaşta, düşman askerleri ile kılıç kılıca savaşır. Hammer bu durumu şöyle haber veriyor "Fatih bir aslan gibi dövüştü" bu vuruşmada Fatih üç ayrı yerden ciddi biçimde yaralanır. Bu çarpışma o kadar şiddetli ve karışık olmuş ki, bir ara Fatih üç düşman askerinin arasına kalmış, üçünü de kılıç darbesi ile öldürmüştür.(7)
Batılı tarihçiler Fatih Sultan Mehmed Han için şunları söylediler:
"Türk dünyası için Fatih, günümüze kadar, bütün imparatorların en büyüÇü olup, beşer tarihinde başka herhangi bir hükümdarın kendisi ile mukayese edilmesi müşkildir."(8)
"II. Mehmed, nice hükümdarlar gibi, diÇer dinlere karşı düşmanlık fikrine tamamen yabancıydı. İstanbul şehrinin imarı bakımından, bir Müslüman Justinyen gibiydi. Ortodoks ruhanilerin çoÇu, kendi dinlerinin bu garip koruyucusuna karşı minnettardırlar ve minnetlerini her vesile ile gösteriyorlardı… II. Mehmed'in saltanat devri, Asya ve Avrupa'nın birçok hanedanı için, Kıyamet Günü'nden nişane gibi görünüyordu."(9)
Alman Tarihçi A.D. Mordtmann Fatih için şöyle der:
"Dünya tarihinde bir dönüm noktası yaratmış, doÇu ile batının kapısında durmuş, her iki alemin kültürünü nefsinde toplamış bir insandır."(10)
Nerden bakılırsa bakılsın, dünya tarihi Fatih gibi bir hükümdarı bir defa gördü, bir daha görür mü? Allah bilir. Tartışmasız sıralama da bir numaraya oturmuştur.
YAVUZ SULTAN SELİM HAN
Yavuz Sultan Selim Han, dünya tarihinin yetiştirdiÇi en büyük hükümdarlardan olduÇu gibi, tarihin en büyük cihangirlerinden de biridir. Devlet ve millet söz konusu olduÇunda sertleşir, kimsenin gözünün yaşına bakmazdı.
Yavuz Sultan Selim Han, istişare yapmadan hiçbir işe başlamazdı. Uzun uzun istişareler yapar, işin ehli ile karar alır, karar alındı mı, konu onun için kapanmıştır. Yakın çevresine şöyle der:
–Herhangi bir iş hususunda karar almadan önce isteyen istediÇi görüşü beyan etsin. Karar alındıktan sonra, kararın aleyhine konuşanı zinhar cezalandırırım.
Yavuz çok sert karakterlidir. Korkusu bütün devlet erkânının yüreklerine sınmıştır. Böyle sert yapıdaki bir sultan, sertliÇinin aksine tarihin en merhametli sultanlarından biridir. Tarihte onun kadar aÇlayan başka bir Hükümdar bulmak zordur.
Yavuz'un ne yaman bir hükümdar olduÇunu şu hadise ortaya koymaktadır. Yavuz, İslam hilafetini üzerine almıştır. Halifelik sıfatı ile ilk Cuma namazını Halep'te kılmaktadır. Hatip hutbede Cuma hutbesini okumaktadır. Hatip hutbeyi Yavuz adına okuyor, Yavuz'un sıfatlarını sayarken şöyle der:
"Hakımü'l–Haremeyn"
Hatibin bu hitabı, Sultan Yavuz'da üzerinde olumsuz etki yaptı. Tarihçi Öztüna, bu meseleye şöyle bir açıklama getirir:
"Hatip, Yavuz'un haberi olmadan bu hutbeyi, hazırlamış ve okumuş olamaz. Hatibin,"Hakım" kelimesini kullanacaÇını Yavuz bilmektedir. Fakat Yavuz o esnada kendisine gelen bir heyecan, tevazu yada ilham ile "hakim" kelimesini "hadim"e çevirir.(11)
Miladı 1516 yılına kadar "Hakımü'l–Haremeyn" diye anılan Halifeler, bu tarihten itibaren Yavuz'un düzeltmesi ile "Hadimu'l–Haremeyn" şeklinde bütün İslam dünyasının camilerinde Cuma hutbelerinde okunmaya başlanır.
Hatip hutbeden inerken, Yavuz Sultan Selim Han'da, üzerine oturduÇu kılımı kaldırır, camının taş zeminin de secde eder. Caminin içi dişi cemaatle doludur. Cihan Hükümdarının bu hareketi, cemaati galeyana getirir. Duygular coşmuş, gözler pınar olmuştur.
Bu hadiseye tarihçilerin yorumu şudur:
"İslâm tarihinde diyânetperverliÇin bu derece üstün başka bir misali bulunmaz dense yeridir" der ve Yavuz Selîm'in bu suretle şair Kâ'b bin Züheyr'in kasidesine karşı hırkasını vermiş olan Peygamber Aleyhisselâm'a imtisal etmiş olduÇunu kaydetmektedir.
Rıdanıye'de ordunun en önünde düşmanla göÇüs göÇüse savaşmaktadır. Bu durumu gören yakın çevresi, Yavuz'a biraz geri çekilmesi için ricada bulunur:
–Sultanım! Allah korusun siz şehid olursanız ordu ve devlet başsız kalır.
Yavuz çevresinin bu ikazına aldırmaz:
–Biz Fatih torunuyuz, çadır içinden savaş idare etmeyiz, diyen tarihin şanlı Yavuz'u, 2. büyük meydan savaşını kazanıyordu.
Tarihçi Öztuna'da şu notu düşmektedir:
"Ülkesinin her tarafında yanız adaletin hâkim olmasını istedi. Boş vakitlerini, âlim ve ediplerin meclislerinde geçirmekten hoşlanırdı. İlmi sever, ulemaya hürmet ederdi."(12)
Yavuz'a niçin güzel ve süslü elbiseler giymediÇi sorulduÇunda o şu tarihi cevabı verir:
–Vezirlerin ve beylerin süslü giyinmeleri padişahlarına saygıdan ileri gelir. Biz kime şirin görünmek için süslü giyinelim ki? Bizim padişahımız Allah, vücudun dışına deÇil, içindeki cevhere, imana bakar.
Asya ve Afrika'daki fetihler Osmanlı'yı gerçek bir cihan devleti haline getirdi. Osmanlı'nın her sahadaki gücü, dünyanın diÇer bütün devletlerinin gücünden fazlaydı.

"Daha kalsa dünya meydanlarını,
İki şehsuvara dar bulacaktı.
Takvimler gününden gün almasalar,
Belki karadeniz ak olacaktı.
AÇlasın taşlara kapanıp tarih,
Selîm'ler gelir de Yavuz'lar gelmez!"

OSMAN GAZİ
Osman Gazi dünya tarihinin en büyük devletinin kurucu lideridir. SaÇlam yapılar, saÇlam temeller üzerine kurulur. Tarihin en büyük devletinin temellerini atan liderinde, aynı orantıda büyük bir şahsiyet olması gerekir.
Osman Gazi, çok genç yaşta aşiretinin işlerini ele almıştı. İlgi alanına giren herkesin gözü bu genç delikanlının üzerindeydi. Aşiretten, beyliÇe, beylikten devlete sonrada imparatorluÇa giden yol, Osman Gazi’nin koyduÇu ilkelerle yürüdü.
Osman Gazi'nin ne çapta lider olduÇunu anlamak için, karşı tarafın ona nasıl baktıÇına dikkat etmek lazım.
Hıristiyan köylüler köylerinin Osman Bey'in idaresi altına girmesi için adeta dua eder olmuşlardı. Hatta köylüler Hıristiyan Tekfurlara sıÇınmak yerine Osman Bey'e tabi olmaÇı tercih ediyorlar ve onların himayesinden faydalanıyorlardı.(13)
Osman Bey, yaşantı olarak elinin altında olan halk kitlesinin en alt gelir gurubunu kendine ölçü olarak almıştır.
Osman Bey vefatına kadar devlet hazinesinden maaş almamış, babasından kendisine kalan sürülerin geliri ile geçimini saÇlamıştır. Osman Gazi Ölümünde geriye bıraktıÇı, şahsına ait savaş aletlerinden, birkaç kap kaçak, mutedil, adil ve kanaatkâr bir derviş gibi yaşadı. Mütevazı sarık bezi, at için zırh takımı, bir tuzluk, bir kaşıklık, bir çift çizme, sancaklar, bir de kılıç, tirkeş, mızrak, birkaç at, üç sürü koyun ve ayrıca iri taneli bir tespihten ibarettir.(14)
Osman Gazi'nin imparatorluÇun temel harcına koyduÇu maya şudur:
"Bizim mesleÇimiz Allah'ın yoludur. Maksadımız İlâ–yı kelimetullah'tır. Davamız kuru kavga ve cihangirlik davası deÇildir."
MURAD HÜDAVENDİGAR
Osmanlı devletinin üçüncü padişahı olup, Osmanlı onun devrinde imparatorluk olmuş, çaÇının tek süper gücü konumuna gelmiştir. Osmanlıya karşı batının düzenlediÇi ilk haçlı serflerini onun zamanda tertiplenmiştir.
Sultan Murat'ın kişiliÇi hakkında tarihçilerin tespiti şöyledir:
"Sultan Murat az fakat güzel konuşurdu, kibar ve nazik bir kişiliÇi vardı. Dindar bir müslümandı. Din âlimlerine, ilim ehline ve dervişlere hürmet eder, yakın davranırdı. Başka din mensuplarına karşı hoşgörülü ve inançlara saygı duyan bir kişiliÇe sahip olduÇu hususunda bütün tarihçiler müttefiktirler."(15)
Avrupa'daki başkenti Edirne, Asya'daki başkenti de Bursa'dır. Edirne'nin ikinci başkent olması ile Sultan Murad Avrupa'ya şu mesajı veriyordu:
"Biz geldik, bizler buralara kalıcı olmak için geldik, gidici deÇiliz."
Sultan Murat, saltanatı suresinde 37 savaşa katılmış, hepsinden de zaferle ayrılmıştır.
Tarihçi Gibbons; Sultan Murat'ın idaresine geçen gayr–ı Müslim topraklarda yaşayan halkın, Hıristiyanlar'ın yönetimindense, Osmanlı yönetiminde daha mutlu oldukları açık bir gerçektir demektedir. Bu tespitinden sonra Sultan Murat'la ilgili olarak da şunları söylemektedir:
–Otuz sene kadar bir müddet Murad, zamanında hiçbir devlet adamı tarafından fevkine geçilemeyen bir siyaset ile Osmanlı mukaddesatını sevk ve idare etmiştir. Biz Fatih ile muhteşem Süleyman hakkında daha çok şeyler bildiÇimizdendir ki, Murad, Hanedan–Âl–i Osman içinde en şayanı dikkat ve en muvaffak bir devlet ve savaş adamı olarak kendine has mevkie geçememiştir.(16)
Fransız Tarihçi Grenard'da Sultan Murad için şöyle diyor:
"Bu sırada Osmanlılar'ın başında, en büyük hükümdarlarından biri olan Sultan Murad bulunuyordu. Sultan Murad, şahsi deÇeri bakımından zamanın Avrupa'sında eşine tesadüf edilemeyen bir hükümdardı. Yalnız fevkalade bir asker, hızlı ve yerinde hareketleriyle büyük strateji üstadı deÇil, aynı zamanda nafiz bir siyaset adamı idi. DoÇuştan hükümdar yaratılmıştı. Hizmetinde bulunanların tam itimadını ve minnettarlıÇını haizdi. Zaten baş olarak yaratılmak, Türk milletine mahsus karakterlerdendir. Sultan Murad'ın tahta çıkması ile milletin istikbali belli olmuştur. Ölümünde ise, bu istikbal, 5 asır için temin edilmiş vaziyetteydi.(17)
GAZNELİ MAHMUD
Adını kurduÇu devlete veren, tarihin büyük şahsiyetlerinden biride Sultan Mahmud'dur. KurduÇu devletin başkenti Gazne şehri olduÇu için Gazneli Mahmud olarak anıla gelmiştir. Gazneli devleti onu devrinde dünyanın en güçlü devleti konumuna ulaştı. Kendisinden önce, Karahanlılar devletinde olan dünyanın bir numaralı devleti unvanını, Gazneli Mahmud ele geçirdi. Ordusu da dünyanın en büyük ordusudur. DoÇuda Batıda ona karşı çıkacak güçte bir devlet mevcut deÇildi.
Gazneli Mahmud, nefsini, duygularını ideallerinin gerisinde tutan bir kişiliÇe sahiptir. Ömrü meydanlarda, at sırtında geçtiÇi için, beden yorgun düşmüştür, takat yoktur, koca Sultan yataklara düşmüştür. Yürüyecek durumu olmamsına raÇmen, ordum seferde benim yatakta ne işim var diyecek yüreÇe sahip bir yiÇittir. Hindistan'a yaptıÇı son iki seferinde, ciddi derecede hastaydı.
Sultan Mahmud Miladı 1000 ile 1030 tarihleri arasında o kadar büyük işler yapmışır ki, kendisinden 900 yıl sonra gelen Rus tarihçi onun fetihleri için bakın ne diyor.
"Türk kavimlerinin bilhassa X. Asırda başlayan fetihleri, onlarda milli bir gurur uyandırdı. Bu gurur XX. asırda bile Türkler'in işine yaramıştır."(18)
Hindistan'a yaptıÇı seferlerin adeti konusunda deÇişik rivayetler bulunmaktadır. 16 sefer yaptıÇı kesindir; Hindistan'a 30 sefer yapıldıÇını yazan tarihçiler de vardır.
Sultan Gazi Mahmud, Hindistan'a yaptıÇı her seferden zaferle döndü. 16. seferde Gucarat'ı ele geçirdi; bu durumda Hindistan'ın tamamını ele geçirmiş oldu.(19)
Sultan Mahmud, merhamet ve sevgide de çok ileri boyutlardadır.
Vali Aslan Cazip Sultan Mahmud'a bir teklif götürür:
– Sultanım! Bundan böyle yakaladıÇımız OÇuzlar'ın saÇ el başparmaklarını keselim. Böylece parmakları kesilen OÇuzlar, bir daha ok atamayacak, mızrak kullanmayacaktır.
Valinin bu teklifi Sultan Mahmud'u hiddetlendirir, valiye sitem eder:
– Sen ne merhametsiz, katı yürekli bir adamsın. Sakın böyle bir şey yaptıÇını duymayayım.(20)
Saygı ve edep de destan yazacak kadar ileri gitmiştir. Yakın çevresinde, Resulullah'ın adını taşıyan adamlarına hitabı onun ne derece edepli olduÇunu gösterir.
Sultan Mahmud:
"Senin adın Resulullah'ın adıdır. Ben bugüne kadar hiçbir an O'nun adını abdestsiz aÇzıma almış deÇilim. Sana babanın adı ile seslendiÇim zaman abdestim yoktu."(21)
Gazneli Mahmud adı tarihe altın harflerle yazılmıştır.
SALTUK BUĞRA HAN
İlk Müslüman Türk devletinin hükümdarıdır. 6 yaşındayken, babasını kaybetti. Töre gereÇi, annesi amcası ile evlenerek, devletin başına amcası geçti. Kendisi on iki yaşında bulunduÇu sırada, bir rüya ile Müslüman oldu. Bu rüya konusunda çok deÇişik rivayetler vardır, derler ki; ona rüyasında gökten bir el uzanır ve İslam'ı anlatır, Müslüman olmasını ister. Oda Müslüman olur.
Babası ve amcasının devrinde Karahanlılar devleti sıradan bir dünya devletiyken, Satuk BuÇra Han devrinde, Karahanlılar zirveye çıkar. Satuk BuÇra Han'ın Karahanlıların başına geçmesi ile birlikte, bütün Karahanlılar Müslüman olur.
Karahanlı devletinin İslâmiyet'i kabulü ile dinin Türkler arasında yayılmasıyla savaşlar artık bir cihat mahiyetini aldı. Gerçekten Müslüman Karahanlılar'ın soydaşları Uygurlara karşı yaptıkları savaşlar bir cihat idi. Derin bir İslâm ruhu ile dolu olan dindar Karahanlı hükümdarları ve halkının İslâmiyet uÇrunda giriştikleri gazalar Kaşgarlı Mahmud'un yazdıÇı şiirlere konu olmuştur:
"Seller gibi aktık; şehirler üstüne vardık; puthanelerini yıktık, üzerlerine pisledik."(22)
Sultan TuÇrul, Büyük Selçuklu devletinin kurucusudur. Kardeşi ÇaÇrı beyle birlikte devrinin en büyük, devletini meydana getirdiler. TuÇrul Bey, Gazneli'ler de ki cihan imparatorluÇu unvanını aldı. Sultan TuÇrul ve abisi ÇaÇrı Bey'in idare ettikleri büyük Selçuklu imparatorluÇu, her bakımdan dünyanın tek süper gücüydü.
Onun ne çapta bir devlet adamı olduÇunu anlamak için devrin Arap aydınarına kulak verelim.
"Tanrı'nın devlet güneşini Türk burçlarından doÇurmuş olduÇunu ve Türkler'in ülkeleri üzerinde göklerin bütün dairelerini döndürmüş bulunduÇunu gördüm. Tanrı, onlara "Türk" adını verdi ve yeryüzüne hâkim kıldı. Cihan imparatorları, Türk ırkından çıktı. Dünya milletlerinin yuları, Türklerin eline verildi. Türkler, Tanrı tarafından, bütün kavimlere üstün kılındı. Haktan ayrılmayan Türkler, tanrı tarafından hak üzere kuvvetlendirildi. Türkler ile beraber olan kavimler bile aziz oldu. Böyle kavimler, Türkler tarafından her arzularına eriştirildi. Türkler, himayelerine aldıkları milletleri kötülerin şerrinden korudular… Cihan hâkimi olan Türkler'e her türlü arzuya nâil olabilmek için de Türkçe öÇrenmek lâzımdır."
Bu satırların Halifelik başkentinde yani BaÇdat'ta yazılmış olması, ayrıca dikkate deÇer.
SULTAN ALPARSLAN
Amcası TuÇrul beyden devraldıÇı İmparatorluÇu, daha da güçlendirdi, doÇuda batıda, güneyde, kuzeyde ona karşı duracak bir kuvvet mevcut deÇildi.
Onun devrinde Selçukluların ne derece güçlü olduÇunu daha iyi anlamak için, suikastta uÇrayıp aldıÇı yara ile yataÇında yatmaktadır. Hasta yataÇında kendisini ziyarete gelenlere şöyle der:
– Askerimin çokluÇu, disiplin ve düzenlerini görünce, kendi kendime: Kim bana güç yetirebilir? Hangi düşman karşıma çıkmaya cesaret edebilir? Bu askerle, Çin'in en uzak noktalarına dahi gidebilir, Çin'i bütünüyle fethedebilirim, dedim. Ancak pusudaki ecelim aniden karşıma çıkıverdi.
Sultan Alparslan, aldıÇı yaradan kurtuluşu olmadıÇını anlamış, ölüm meleÇinin tepesinde dolaştıÇını da görmüştü. Başına gelen hadisenin neden sonuç ilişkisini kurmuş ve kimsenin övünmek, gururlanmak gibi bir hakkı olmadıÇını anlamıştı. Son nefeslerini verirken içindeki pişmanlık duyguları aÇzından kelimelere dökülüyordu:
– Allah'ım, yardımına sıÇınmadan hiçbir düşman veya kişinin üzerine gitmemiş, her kimin üzerine gittiysem, ona karşı muhakkak Sen'den yardım istemiştim. Dün ise, yüksek bir tepenin üzerine çıktıÇım sırada, ordunun büyüklüÇü ve askerin kalabalıÇından arzın ayaklarımın altında sallandıÇını hissettim ve kendi kendime şöyle düşündüm: Ben, dünya hükümdarıyım, hiç kimse bana karşı güç yetiremez. Bu gururum yüzünden Cenâb–ı Allah, en zayıf bir kuluyla beni aciz bıraktı. Gücümle gururlanmam yüzünden işlediÇim günahı affetmesi için Allah'a yalvarıyor, maÇfiretini istiyorum.(25)
ORHAN GAZİ
Osmanlı devleti Orhan Gazi devrinde kurumlaşıp, dünya devletleri arasındaki yerini aldı. Osmanlının kuruluşuna, kurumlaşmasına etki eden baş faktör, inançtır. Allah ve Resulünün koyduÇu ilkelerdir, prensiplerdir.
M. Porter, Osmanlı'nın Kur'ân'a bakışı hakkında şöyle der:
"Kur'ân hükümleri zulüm ve istibdad yasaklar. Savaş veya barışla Osmanlı hâkimiyetine giren Hıristiyan milletlerin malları ve mülkleri güven altına girer."(26)
Bunun güzel örneÇi bütün Osmanlı sultanlarında görünür. Orhan Gazi'den bir örnek:
Orhan Gazi, halkına yardım ve destekte o kadar ileri gitmişti ki; fethettiÇi yerlere imaretler yaptırmış, burada bizzat kendi eli ile fakirlere yemek daÇıttıÇı bildirilmiştir.(27)
Bir İngiliz yazar Th. Thornton ne diyor:
"Osmanlılarda insan en deÇerli varlık. Çünkü Kur'ân böyle diyor. Bu durumda insana baskı ve şiddet uygulanabilir mi?"(28)
Tarihçi Gibson Orhan Gazi için şu tespiti yapar:
"Osmanlılar fıtraten zalim deÇildir. Uysal, halim, vakurdur. Bu hüküm, umumiyetle Osmanlı Devletindeki Müslüman ahalinin Türk kanı taşıyan kısmını görüp, tanıyan seyyahların verdiÇi bir hükümdür. Sultan Orhan ne bir zorba ne de bir istilacı idi."
SULTAN MURAD
Sultan Murad, Fatih'in babası olan 2. Murad'dan bahsediyoruz. İmparatorluÇu devraldıÇında, fetret devrinin yaralarını saramamış, dedesi Yıldırım Bayezid'in Timur'a kaybetmesi imparatorluÇu derinden sarsmıştı.
Sultan Murad uyguladıÇı siyasetle, saltanat suresince İmparatorluÇu eskisinden çok daha güçlü bir konuma getirdi.
Devrinde iki haçlı seferine karşı çıktı, her ikisinde de haçlıları perişan etti. Sultan Murad zaferler son derece emin olarak ordusunun başına geçerdi. Bu kadar emin olmasının sebebi araştırıldıÇında, herhangi bir savaşa başlamadan önce iki rekât namaz kılar ve namazdan sonra şöyle dua etmişti:
–Ya İlahi! Mümin kullarını, benim günahım çokluÇundan ötürü küffar elinde zebun etme! İlahi! Habib'in hürmeti için, ümmetini Sen sakla ve Sen Mansur–u muzaffer eyle!(30)
Osmanlı Sultanları içinde Mekke–Medine'ye yardım eli uzatan ilk padişah Sultan Murad'dır. Sultan Murad, İlk defa Hicaz'a "Sürre" göndererek, bu geleneÇini başlattı.(31)
Sultan Murad için birde Hammer'e kulak verelim:
"30 yıl boyunca Murad, imparatorluÇun şeref ve hakkaniyetle saltanat sürdü. Teb'ası olan muhtelif kavimlerde, dindar, hayırhah, âdil ve kudretli bir hükümdar hatırası bıraktı. Harpte ve sulhta, sözüne sadıktı. İhlal edilen sözlere karşı intikamı müthiş olmuştur."(32)
Tarihçi Grenard da Murad için şöyle diyor:
"1. Murad, Osmanlı imparatorluÇunun mimarı ise, 2. Murad da, İmparatorluÇun ikinci banisidir."
Sultan Murad "Mütevazı, sakin tabiatlı, iyi kalpli azimli, adil, dindar, hak tanır, hayırsever bir şahsiyet olarak bilinmektedir."(33)
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Yeni Konu aç  Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Balkanlarımız ~ `Yüz Yıllık Sürgün` Rosita Türk Kültürü 0 08-26-2007 17:00
23 yıllık özlemin aşkına! FeLiX Trabzonspor - TS 0 08-12-2007 15:34
1400 yıllık e-mail ... נα¢к ∂αиιєℓѕ™ Dini Yazılar 0 08-06-2007 02:50
Tarihin En İlginç İntiharı eFKaRLı Garip Olaylar 3 01-28-2007 03:31


Klavye.com da Yenimisiniz? Yardıma mı ihtiyacınız var ?

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. şuan saat: 14:59.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Copyright © 2005 | Klavye.Com
Türkçe çeviri: Klavye.Com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.

Webservis
Firma Rehberi Klavye Forum Serkan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457