Giriş Yapmadınız Yada Üye Değilsiniz...Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın...

Klavye Forum  

Geri git   Klavye Forum > KÜLTÜR & SANAT > Genel Tarih > Türk Kültürü
Kayıt ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Klavye Link Arama Bugünki Mesajlar Okundu Kabul Et

Türk Kültürü Zengin Türk Kültürü'nün tarihi , gelenek ve görenekler , dil ve edebiyat ve daha neler neler


Etiketler:

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-26-2007, 17:06   #1 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26390
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Bilinen en eski divan-ı lügat-i'türk ten atasözleri

Bilinen en eski Türk lûgatı Dîvân ü Lûgât-it Türk'de külliyetli miktarda ata sözü bulunduÇu, bunların ise türlerinin günümüze ulaşmış belki en eski numûneleri olduÇu malûmdur. Dîvan'daki bu ata sözlerinin misâl getirilmek üzere kullanıldıkları da bilinen bir gerçektir.
Dîvân ü Lûgât-it Türk'de Türkçe, kelime olarak lûgatte, müellifince kurulan cümleler içinde ve misâlen getirilen ata sözlerinde, dörtlüklerde ve beytlerde kullanılmıştır. Türkçe kelimeleri lûgat yapmak, eser müellifinin zâten asıl maksadıdır. Yine müellifin bu lûgatleri açıklamak için kurduÇu alelâde cümlelerde kullanılan Türkçe ise kendisine âittir. Bu kelimeler ve alelâde cümleler kelime morfolojisi veyâ gramer kâideleri açısından ehemmiyeti hâiz olabilirlerse de yine misâl getirmek için Kaşgarlı Mahmud BeÇ'in eserinde kullandıÇı ata sözleri, Türkçe'nin anonim kültür, san'at ve edebîyât ürünleridirler. Bu bakımdan bu önemli edebiyat unsurunu bir arada görebilmek maksadıyla, daha önce derlenmiş olmalarına raÇmen, bu ata sözlerini bir kere daha derlemeyi uygun bulduk. Burada şunu da belirtelim ki bu derlemeyi yapan kişinin görüşü, bâzı Türk ata sözlerindeki açık veyâ kapalı anlatımlar, sanki Türk Töresi'nin maddelerini muhtevîdirler.
Dîvân ü Lûgât-it Türk'de 1. ciltte 163, 2. ciltte 51 ve 3. ciltte 104 adet olmak üzere toplam 318 adet "Sab" denilen ata sözü vardır. Bunların 3 adedi, kendilerine "ata sözü" denilmesine raÇmen, lûgatte geçen bâzı kelimelerin cümle içindeki kullanılışını göstermek için kurulmuş basit misâl cümleleridir. 1. cilt, 369'daki "0l keçişni sub iletti" yâni "O keçisini suya götürdü" ile 1. cilt 386'daki "Ol kulın tepik tepdi" yâni "O adamını tekmeledi" cümlelerinin ata sözü oldukları söylenemez. 1. cilt 244'deki "Oñay irpeldi iş" ise düzeltilerek "Oñay iş irpeldi", yâni "Kolay iş biçildi, bitirildi" hâline sokulsa bile, bu sözün ata sözü ile bir ilişkisi yoktur. Bu bakımdan ata sözü denilen 318 adet deyişten 315 adedi gerçek ata sözüdür.
Bu 315 adet ata sözünün 3'ü 3 defâ, 26'sı da 2 defâ, ya aynen veya çok az farklılıklarla mükerreren kullanılmışlardı r. Böylece ziyâde olanlarının adedi 32'dir ve 315'ten tenzil edildiklerinde ata sözlerinin sayısı 283'e iner.
Maamâfih bu takdimde, ziyâde geçen bu ata sözlerinin "DLT Tercümesi"ndeki yerleri de belirtildi ve farklı olanların içlerinden akla en yakın olanı yazıldı. Ayrıca, yemîn etmek için kullanılan bir mesel de ata sözü gibi kabûl ile yukarıda ta'dâdı yapılan 28 sayısının içine bu dahî dâhil edildi.
Ata sözleri, sözün ilk kelimesinin baş harfine göre abaça düzeni ile dizildi. Yanına "Tercüme"deki yeri işâretlendi. Bu işâretlerde Romen rakamı ile cildi, Latin rakamı ile de sahifesi gösterildi. Ayrıca ata sözünün altında, sözün yaşayan Istanbul Türkçesi'ne çevirisi verildi.
- A -
Abçı neçe al (tep) bilse, ayıg anca yol bilir (I. 63) (I. 332)
Avcı ne kadar hîle bilse, ayı o kadar yol bilir.
Aç ebek, tok telek (I. 387)
Aç kişi aceleci, tok kişi yavaş olur.
AçıglıÇ er şebük karımas (I. 147)
Varlıklı kişi çabuk kocamaz.
Aç ne yemes, tok ne temes (I. 79)
Aç olan ne yemez, tok olan ne söylemez?
Agılda oglak togsa arıkda otı öner (I. 65)
AÇılda oÇlak doÇsa, dere boyunda otu biter.
Agız yese köz uyadur (I. 55)
AÇız yese göz utanır.
Alımçı arslan, berimçi sıçgan (I. 75) (I. 409)
AlacaÇına arslan, vereceÇine, borcuna sıçan.
Alın arslan tutar, küçin sıçgan (kösgük, oyuk) tutmas (III. 412) II. 289) (I. 81)
Hîle ile arslan tutulur, zor ile güç ile sıçan (nazar, hayâl) tutulmaz.
Alp çerikde, bilge tirikde (I. 388)
YiÇit ordu içinde, bilgin mecliste (kiñeşte) belli olur.
Alp eriÇ yabrıtma, ıkılaç arkasın yagrıtma (I. 139)
YiÇiti bakımsız bırakma, yörük atın sırtını yara etme.
Alplar birle uruşma, beÇler birle turuşma (I. 182)
YiÇitlerle vuruşma, beÇlerle sürtüşme, iddiâlaşma.
Alp yaÇıda, alçak çoÇuda (I- 41)
YiÇit kişi düşman karşısında, yumuşak kişi savaşda belli olur.
Anası teblük yufka yapar, oglı tetik koşa kapar (III. 33)
Annesi (yalancı yufka) yapar, oÇlu tetik koşup kapar. ( 1 )
Añduz bolsa at ölmes (I. 115)
Andız ota olsa, at ölmez. ( 2 )
Anıñ yüziñe titinü baksa bolmas (II. 144)
Onun yüzüne dik bakılmaz.
Anuk otru tutsa yokka sanmas (I. 68)
Öne konan yemek ikram edilmemiş sayılmaz.
Arı kapçıtsa ısrur (II. 329)
Arı kızdırılırsa ısırır, sokar.
Arkasız er çeriÇ sıyumas (I. 128)
Arkasız kişi düşmanını, rakibini yenemez.
Arpasız at aşumas, arkasız alp çeriÇ sıyumas (I. 123)
Arpasız at aşamaz, arkasız yiÇit rakibini yenemez.
Arslan karışa sıçgan ötin ködezür (III. 263)
Kocayan arslan sıçan deliÇini gözler.
Arslan kökrese at ayakı tulaşır (II. 146)
Arslan kükrese atın ayakları dolaşır.
Aşıç ayur tübüm altın, kamıç ayur men kayda men (I. 52)
Tencere der dibim altın, kepçe der ki ben neredeyim?
Aş tatıgı tuz yogrın yemes (III. 31)
YemeÇe tad veren tuzdur ama tuz çanakla yenmez.
Atan yüki aş bolsa açka az korunur (I. 75)
Aş deve yükü ile olsa aça az görünür.
Ata oglı ataç togar (II. 80)
OÇul babasına çeker, çekmek üzere doÇar.
Atası açıg almıla yese oglınıñ tısı kamar (II. 311)
Babası ekşi elma yese, oÇlunun dişi kamaşır.
Atası anası açıÇ almıla yese oglı kızı tısı kamar (III. 272)
Babası anası ekşi elma yese, oÇlunun kızının dişi kamaşır.
Ata tonı ogulka yarasa atasın tilemes (III. 87)
Babanın giyimi oÇluna yarasa, oÇul babasını istemez.
At teküzligi ay bolmas (I. 507)
Atın alnındaki akıtma, gökdeki Ay'la bir olmaz, tutulamaz.
Ayın kişi neñi neñ sanmas (I. 98)
Başkasının malı, mal sayılmaz.
Ay tolun bolsa eliÇin imlemes (I. 82) (I. 288)
Ay dolun olunca el ile gösterilmez.
Azuklug aruk ermes (I. 148)
AzıÇı olan yorulmaz.
- B -
Balık subda közi taştın (I. 379)
Balık suda, gözü dışarıda.
Bar bakır, yok altun (I. 360)
Bulunan, var olan bakır, bulunamayan, nâdir olan altındır.
Barçın yamaÇı barçınka, karış yamaÇı karışka (III.28)
İpek yaması ipeÇe, yün yaması yüne.
Barıg otru tutsa yokka sanmas (II. 28)
Öne konan varlık, ikram edilmemiş sayılmaz. (Bk. Anuk ...)
Beş erñek tuz ermes (I. 121)
Beş parmak düz, birbirinin eşi deÇildir.
Bilmiş yek bilmedük kişiden yeÇ (III. 160)
Tanıdık şeytan yabancıdan iyidir.
Birin birin miñ bolur, tama tama kol bolur (III. 360)
Birer birer bin olur, damlaya damlaya göl olur.
Bir karga birle kış kelmes (II. 26)
Bir karga ile kış gelmez, gelmiş sayılmaz.
Bir tilkü terisin ikile soymas (III. 244)
Bir tilkinin derisi iki defi soyulmaz, yüzülmez.
Bir toyın başı aÇrısa, kamug toyın başı agrımas (I. 274) (III. 169)
Bir şamanın başı aÇrısa, bütün samanların başları aÇrımaz.
Boldaçı buzagu öküz ara belgülüÇ (I. 528)
Öküz olacak buzaÇı, kendisini belli eder.
Bor bolmayıp sirke bolma (III. 121)
Şarap olmadan sirke olma.
Boşlaglansa boksuklanur (II. 272)
Kızıp kurudan kişi boyunduruklanı r.
Boş neñge iyi bolmas (I. 330)
Yaramaz malın sahibi olmaz.
Böri koşnısın yemes (III. 220)
Kurt komşusunu yemez.
Böriniñ ortak, kuzgunuñ yıgaç başında (I. 439)
Kurdun avı ortaklı, kuzgunun avı aÇaçda kendine ait olur.
BuÇday katında sarkaç subalur (III. 240)
BuÇdayın yanında karamuk otu da sulanır.
Bu kök kirsün, kızıl çıksun (I. 362) ( 3 )
Bu mavi, ak girsin, kızıl çıksın.
Buşmasar boz kuş tutar, ebmeser ürüñ kuş tutar (II. 12)
Sıkılmayan kişi boz kuş, acele etmeyen kişi beyaz kuş tutar.
Buzdan sub tamar (III. 123)
Buzdan su damlar.
Bütün ümlüÇ kanca bolsa olturur (I. 224)
Şalvarı saÇlam olan nereye istese oraya oturur.
- Ç -
Çaksa tütnür, çalsa bilnür (II. 23)
Yaksa tüter, söylese bilinir.
Çakşak üze ot bolmas, çakrak bile ubut bolmas (I. 469) ( 4 )
Taş üstünde ot olmaz, yanşak kişide ar olmaz.
- E -
Ebdeki buzagu öküz bolmas (I. 446)
Ev içinde bakılan buzaÇı öküz olmaz.
Ebek ebÇe tegmez (II. 19) (Bk. Ersek ...)
Aceleci evine varamaz.
Ebek siñek sütge tüşür (II. 13)
Aceleci sinek süte düşer.
EbliÇ toygursa közi yolka bolur. (II. 176)
Ev sahibi doyurunca, konuÇun gözü yolda olur.
EÇir bolsa er ölmes (I. 54)
EÇir otu kökü bulunduran kişi, hastalansa da ölmez.
EliÇ tutgınça ot tut (II. 292)
Yabancıyı tutacaÇına ateş tut.
El kalır (kaldı) toru kalmas. (III. 221) (II. 25)
Yurt gider, töre kalır.
Emgek eginde kalmas (I. 110)
Sıkıntı ebedîyen sırtda kalmaz.
EmikliÇ uragut kösekçi bolur (I. 153)
Emzikli kadın iştahlı olur.
Endik uma eblikni agırlar (I. 105)
Şaşkın konuk ev sâhibini aÇırlar.
Erdem başı tıl (I. 107) (1. 336)
Faziletin başı dildir.
Erdemsiz kut çertilür (II. 229)
Faziletsizden uÇur, kut kaybolur
Erge muñ tegir, tag señiriñe yel tegir (III. 360)
Kişiye keder deÇer, daÇ doruÇuna rüzgâr deÇer.
Erik erini yaglıg, ermegü başı kanlıg (I. 70)
Yürekli kişi yaÇlı, tembelin başı kanlı olur.
Erkeç eti em bolur, eçkü eti yel bolur. (I. 95)
Teke eti ilâç olur, keçi eti yel olur.
ErmegüÇe bulıt yük bolur (I. 138)
Tembele bulut yük olur.
ErmegüÇe eşik art bolur (I. 42)
Tembele eşik daÇ geçidi olur.
Erñeñe eliÇ karı böz üm tikemes (I. 117)
Ergene elli karış bezden iç donu dikilmez.
Er oglı muñaymas, it oglı külermes (II. 84)
Kişi oÇlu kederli kalmaz, it oÇlu tökezlemez, ayaÇı sürçmez.
Ersek erÇe tegmes, ebek ebÇe tegmes (I. 104)
Oynak kadın koca bulamaz, aceleci evine varamaz.
Er sözi bir, eyer köki üç (II. 283)
Er kişinin sözü bir, eyerin baÇı üç olur.
Esende ebek yok (I. 77)
Selâmetde acele yokdur.
Esiz anıñ yiÇitliÇi (III. 51)
Yazık onun yiÇitliÇine...
Eşyek ayur başım bolsa sundurıda sub içgeymen (I. 492)
Eşek der ki; başım aklım olsa denizden su içerim.
Etli tırñaklı eyirmes (I. 177)
Et tırnakdan ayrılmaz.
EyÇü er süñüki erir atı kalır. (III. 307)
İyi kişinin kemiÇi erir, adı kalır.
EyÇülüÇni sub ayakında kemiş başında tile (II. 112)
İyilik yap suya at, pınarında dile bulursun.
EyÇülükün kel, isizliÇin kelme (II. 91)
İyilikle gel, kötülükle gelme.
- I -
Iñan ıñrasa botu bozlar (I. 120)
Dişi deve inlese yavrusu baÇırır, bozlar.
Iş yaragında, sart asıÇında (III. 13)
İş sırasında, tüccar kârında...
It çakırı atka tegir, at çakırı ıtka tegmes (I. 363)
İt nazarı ata deÇer, at nazarı ite deÇmez.
It ısırmas, at tepmes teme (I. 178)
İt ısırmaz at tepmez deme.
Itka ubut atsa oldañ yemes (I. 116)
İtde utanma olsa çarıÇın altını yemez.
- İ -
İgliÇ tutrugı ay bolur (I. 79)
Hastanın vasiyet etmesi iyilik getirir.
İki koçñar başı bir aşaçta (aşıçta) pışmas (III. 382)
İki koç başı bir tencerede pişmez.
İkki bogra igeşür, otra kökegün yancılur. (I. 187) (II. 287)
İki buÇra, erkek deve itişir, ortada bükelek sineÇi incinir.
İm bilse er ölmes (I. 38)
Parolayı bilen kişi hayâtını kurtarır, ölmez.
İzlik bolsa er öldimes, içlik bolsa at yagrımas (1.104)
ÇarıÇı olsa kişi ölmez, teyelti olsa atın sırtı açılmaz, yara olmaz.
- K -
Kaçış bolsa kıya körmes (I. 369)
Halk içinde uyuşmazlık olsa, kimse birbirine yan bakamaz.
Kadaş temiş kaymaduk, kayın temiş kaymış (I. 403) (III. 246)
Kardeş demiş bakmamış, kayın demiş bakmış.
Kagun karma bolsa iyisi ikki eliÇin tegir (I. 410)
Kavun yaÇma edilse, sahibi iki eliyle kapar.
Kal sabı kalmas, kagıl baÇı yazılmas (I. 409)
Söz leke bırakmaz, yaş söÇütten yapılan düÇüm ırgalanmaz.
Kalın bulutug tüpi sürer, karañku ışıg urunç açar (III. 216)
YoÇun bulutu tipi sürer, karanlık işi rüşvet açar.
Kalıñ berse kız alır, kerek bolsa kız alır. (III. 371)
Çeyiz veren kız alır, gerekliyse pahalı alır.
Kalın kaz kulabuzsuz bolmas (I. 487)
Kaz sürüsü kılavuzsuz olmaz.
Kalın kolan çupgasız bolmas (I. 424)
Eşek sürüsü başsız olmaz.
Kañdaş kuma ürür, iÇdiş örü tartar. (III. 382)
Baba bir kardeşler dövüşürler, ana birler yardımlaşırlar.
Kanıg kan bile (birle) yumas (III. 66) (III. 157)
Kanı kan ile yıkamazlar.
Kan ışı bolsa, katun ışı kalır (I. 410)
KaÇanın işi olursa, hâtununun işi kalır.
Kara bulıtıg yel açar, urunç bile el açar. (I. 354)
Kara bulutu yel açar, rüşvet ise yurt açar.
Kara muñ kelmeÇinçe Kara Yalga keçme (III. 33)
Kara belâ gelmedikçe Kara Yalga geçidini geçme.
Karga karısın kim bilir, kişi alasın kim tapar (I. 425)
Karganın kocamışını kim bilir, kişinin gönlündekini kim anlar.
Karga kazga ötgünse butı sınur (I. 254)
Karga kaza özense bacaÇı kırılır.
Karı öküz balduka korkmas (III. 421)
Yaşlı öküz baltadan korkmaz.
Kayıñ kasıña (III. 151)
Katılık kayın aÇacına mahsûstur.
Kayıñ kasıña, söküt süliñe (I. 356) (III. 369)
Kayın aÇacına katılık, söÇüt aÇacına tazelik yaraşır.
Kaynar öküz keçiksiz bolmas (I. 390) (III. 191)
Coşkun ırmak geçitsiz olmaz.
Kaz kopsa ördek kol iÇ igenür (I. 104)
Kaz giderse ördek göle sâhib çıkar.
Kek (Keten) kördi keregü yüydi (I. 447) (I. 404)
Sıkıntıyı görünce çadırını yüklenip gitti.
KeñeşliÇ bilig üyreşür, keñeşsiz bilig obraşur (I. 232)
Danışılmış bilgi güzelleşir, danışılmamış bilgi yıpranır.
Keriş yagrı ogulka kalır. (I. 370)
At sırtındaki yara oÇula kalır.
KeyüklüÇ ölimes, küpeçliÇ kürimes (III. 256)
Giyimli kişi ıslanmaz, gemli at huysuzluk etmez.
Kılıç tatıksa iş yunçır, er Tatıksa et tuncır (II. 281)
Kılıç paslanırsa iş incinir, kişi Farslaşırsa eti, kanı bozulur.
Kılnu bilse kızıl keyer, yaranu bilse yaşıl keyer (I. 394) (III. 20)
Cilve bilse kırmızı giyer, yaranmayı bilse yeşil giyer.
Kırk yılka teÇin bay çıgay tüzlinür (I. 349)
Kırk yıla kadar zengin fakir bir olur.
Kış konuki ot (I. 332)
Kış konuÇu ateşdir.
Kız birle küreşme, kısrak birle yarışma (I. 474)
Kız ile görüşme, kısrak ile yarışma.
Kız kişi sabi yorıglı bolmas (I. 326)
Cimri kişinin sözü, ünü yayılmaz.
Kiçikde katıglansa ulgayu sebnür (II. 268)
Küçük iken uÇraşan, büyüyünce sevinir.
Kiçik ulugka turuşmas, kırguy soñkurka karışmas(II. 95)
Küçük büyüÇe karşı durmaz, atmaca sungura karışmaz.
Kimiñ bile kaş bolsa yaşın yakmas (III.22)
Kimin yanında kaş denilen taş olsa, yıldırım onu yakmaz.
Kim kür bolsa köbez bolur. (I. 325)
Kuvvetli olan kabadayı olur.
Kiñ ton opramas, keñeşliÇ bil iÇ artamas (III. 358)
Geniş, bol giyim yıpranmaz, danışılmış bilgi yanılmaz.
Kişi alası içtin, yılkı alası taştın (I. 91)
Kişinin alası içinde, atın alası dışındadır.
Kişi eti tiriÇle tatır. (III. 257)
Kişi eti diri iken tatlıdır, kıymetlidir.
Kişi sözleşü, yılkı yıylaşu (III. 104)
Kişi söyleşerek, at koklaşarak anlaşır.
Kizdeki kiz yıpar (I. 327)
Misk kutusu misk kokar.
Kizlençü kelinde (III. 242)
Gizli şey gelinde bulunur.
Kobı er kuyugka kirşe yel alır (III. 226)
Talihsiz kişi kuyuya girse yel alır.
Kolan kuyugka tüşse kurbaka aygır bolur (III. 122)
Eşek kuyuya düşse kurbaÇa aygır olur.
Korkmış kişiÇe koy başı koş korunur. (III. 126)
Korkmuş kişiye koyun başı çift, iki görünür.
Koş kılıç kınka sıÇmaz (I. 359)
Çift, iki kılıç bir kına sıÇmaz.
Kökge sagursa (suysa) yüzge tüşür (II. 81) (III. 132) (III. 439)
Kişi göÇe tükürse, yüzüne düşer.
Kök temür kerü turmas (I. 361)
Çelik kılıç geri durmaz.
Koni barır keyikniñ közinde ayın başı yok (III. 151)
Düz giden geyiÇin gözünden başka yarası yokdur.
Kop sögütÇe kuş konar, körklüÇ kişiÇe söz kelir (I. 319)
SöÇütlüÇe kuş konar, doÇru kişiye söz gelir.
Közden yırasa köñülden yeme yırar. (III. 366)
Gözden ırak olan gönülden de ırak olur.
KözüñüÇe köÇ tüşdi (III. 132)
Aynaya pas düşdü.
Kulak eşitse köñül bilir. Köz korse üyik kelir. (I. 211)
Kulak işitse gönül bilir, göz görse sevinç gelir.
Kul yaÇı, it böri (1.336)
Kulunun düşman, itinin kurt olduÇunu unutma.
Kurmış kiriş tügülmes, ukrukun tag egilmes (III. 215)
Kurulmuş kiriş düÇümlenmez, kement ile daÇ egilmes.
Kurtga büyik bilmes yerim tar ter (III. 259)
Yaşlı kadın oyun bilmez yerim dar der.
Kurug yıgaç egilmes, kurmış kiriş tügülmes (I. 198)
Kuru aÇaç egilmes, kurulmuş kiriş düÇümlenmez.
Kurug kaşık agızka yaramas, kurug söz kulakka yakışmas (I. 382)
Kuru kaşık aÇıza faydasızdır, kuru söz kulaÇa lüzumsuzdur.
Kuş balası kusınçıg, it balası okşançıg (III. 232)
Kuş yavrusu süs için, it yavrusu okşamak için
Kuş kanatın, er atın (I. 34)
Kuş kanadı ile, kişi atı ile varır, uçar.
Kuş tuzakka meñ uçun ılınur. (III. 358)
Kuş tuzaÇa yem için yakalanır.
Kuş yabuzı sagzıgan, yıgaç yabuzı azgan, Yer yabuzı kazgan, budun yabuzı Barsgan (I. 439)
Kuşun kötüsü saksaÇan, aÇacın kötüsü kuş burnu, Yerin kötüsü çöl, ahâlînin kötüsü Barsgan'lılardı r.
Kut belgüsi bilig (I. 427)
Devlet alâmeti bilgidir.
Kutlugka koşa yaÇar (III. 60)
Kısmetliye çift yaÇar.
Kutsuz kuyugka kirşe kum yaÇar (I. 457)
Kısmetsiz kişi kuyuya girse kum yaÇar.
Kuyugda sub bar, it burnı tegmes (I. 375)
Kuyuda su var ama itin burnu erişmez.
Kuzda kar eksümes, koyda yaÇ eksümes (I. 326)
DaÇın güneş görmeyen yamacında kar eksilmez, koyunda yaÇ eksilmez.
Küç eldin kirşe toru tüñlüktin (tünlükten) çıkar (III. 120) (II. 17)
Zorbalık yurda girse, töre bacadan kaçar.
Kül ürkünçe köz ürse yik (I. 337)
Küle üflemektense, köze üflemek yeÇdir.
Kümüş küñe ursa altun ayakın kel ir (I. 165)
Gümüş güneş altına bırakılsa, altın ayaÇıyla gelir.
Künde irük yok, beÇde kıyık yok (I. 70)
Güneşde gedik yokdur, beyde caymak yokdur.
Küñe baksa köz kamar (I. 340)
Güneşe bakan göz kamaşır.
Küniniñ küline tegü yaÇı (III. 237)
Kuma kumanın külüne dahi düşmandır.
Küzegü uzun bolsa el iÇ köymes (I. 448)
Küskü (ateş kuskusu) uzun olursa el yanmaz.
Kuz keliÇi yazın (yayın) bilgürer (belgülüÇ) (II. 172) (III. 160)
Güzün gelişi yazdan bellidir.
- M -
Muş oglı muyabu togar (II. 14)
Kedi yavrusu miyavlayarak doÇar
Muş yakrıka tegişmes, ayur kişi neñi yaraşmas (II. 105)
Kedi asılı yaÇa (kavurmaya) erişemez, gevezenin malı kişiye yaramaz.
- N -
Neçeme obrak keyük erse, yagmurka yarar (III. 38)
Nice eski giyim olsa yine de yaÇmurda işe yarar.
Nece munduz erse eş eygü, nece eÇri erse yol eygü (I. 458)
Ne kadar *bu kelimeyi kullanmak yasak* olsa da eş iyidir, ne kadar eÇri, uzun olsa da yol iyidir.
Nece yitik biçek erse Öz sapın yonumas (I. 384)
Bıçak ne kadar keskin olursa olsun, kendi sapını yontamaz.
- O -
Oglak yiliksiz, oglan biliksiz (I. 119)
OÇlak iliksiz, çocuk bilgisiz olur.
Oglan biligsiz (I. 386)
Çocuk bilgisiz olur.
Oglan ışı ış bolmas, oglak müñüzi sap bolmas (III. 145)
Çocuk işi iş olmaz, oÇlak boynuzu sap olmaz.
Oglan sub töker ulug yanı sınur. (II. 19)
OÇlan su döker, büyüÇün bir yanı kırılır.
Oprak yasıkdın tozlug ya çıkar. (III. 16)
Eskimiş, kullanılmayan yay kabından tozlu yay çıkar.
Ortak erden artuk almaş (I. 99)
Ortak ortaÇından fazla almaz.
Otagka öpkelep süÇe sözlemedük (III. 208)
Çadıra kızıp, askerle konuşmaz.
Ot tese aÇız köymes (I. 43)
Ateş demekle aÇız yanmaz.
Ot tütünsüz bolmas, yiÇit yazuksuz bolmas (I. 400) (III. 16)
Ateş dumansız olmaz, genç kişi günahsız olmaz.
Otug oyguç birle öçürmes (I. 177)
Ateş alev ile söndürülmez.
- Ö -
Öd keçer kişi tuymas, yalñuk oglı meñgü kalmas (I. 44)
Zaman geçer kişi duymaz, insan oÇlu ebedî kalmaz.
Ödlek karıtmışka boyug talkımas (II. 304)
Zamanın yaşlandırdıÇı kişiye boya ayıp sayılmaz.
Ögüñüçi üminde artarur (I. 203)
ÖÇünen kişi iç donunu pisletir.
Öküş sebinç bolsa katıg oksunur (III. 373)
Çok sevinen, pek pişman olur.
Öküz ayakı bolgınça buzagu başı bolsa yeÇ (I. 59)
Öküz ayaÇı olmakdansa, buzaÇı başı olmak yeÇdir.
Öldeçi sıçgan muş taşakın (taşakı) kaşır (III. 267) (I. 438)
Eceli gelen sıçan kedinin husyelerini kaşır.
ÖtlüÇ yinçü yerde kalmas (III. 30)
Delikli inci yerde kalmaz.
Öz köz ir kışlag (I. 464)
KışlıÇını kendi gözünle seç.
- S -
Sabanda sandırış bolsa örtgünde irteş bolmas (I. 402) (II. 214)(III.416)
Saban zamanı sürtüşme olursa, harman zamanında dövüş olmaz.
Sabın sagrakka tegir (I. 471)
Sözle, tatlı dille sürâhiye erişilir.
Saçratgudın korkmış kuş kırk yıl ayrı yıgaç üze konmas (II. 331)
Tuzakdan korkmuş kuş kırk yıl çatal aÇaç üstüne konmaz. ( 5 )
Sakak bıçar, sakal okşar (I. 282)
Çene keser, sakal okşar.
Sakak okşar, sakal bıçar (II. 286)
Çene okşar, sakal keser.
Sart azukı arıg bolsa yolda yer (I. 342)
Tüccarın malı temiz olsa yolda kendisi yer.
Sartnıñ azıÇı arıg bolsa yol üze yer (I. 66)
Tüccarın malı temiz olsa yol üzerinde kendisi yer.
Sınamasa arsıkar, sakınmasa utsukar (I. 242)
Sınamayan aldanır, sakınmayan yutulur.
SoÇuşup uruşur, otra ton titişür (II. 89)
SoÇuşup vuruşulur, arada elbise yırtılır.
SöÇüt süliñe kayıñ kasıña (I. 356) (III. 134)
SöÇütde tazelik, kayında sertlik vardır.
SözÇe süçünse bulun barır (II. 150)
Lâfa dalan tutsak olur.
Sub içürmesge süt ber (I. 218)
Su içirmeyene süt ver.
Sub körmekinçe etük tartma (III. 426)
Suyu körmeyince etek toplama.
Subuzganda eb bolmas, topurganda ab bolmas (I. 516)
Mezarlıkda ev olmaz, tozlu yerde av olmaz.
Sundılaç ışı ermes örtgün tepmek (I. 526)
Harman tepmek çayır kuşunun (serçe) işi deÇildir.
Süsegen uyka Teñri müñüz bermes (III. 364)
Süsegen öküze Tanrı boynuz vermez.
- T -
Tabgaç Kannıñ turkusı telim teñlemeyip bıçmas (I. 427)
Çin hakanının ipeÇi çokdur ama denk getirmedikçe biçmez.
Tagıg ukrukın egmes, teñizni kaygıkın bükmez (I. 100)
DaÇ kement ile eÇilmez, denizin önü kayıkla kesilmez.
Tag tagka kabuşmas, kişi kişiÇe kabuşur. (II. 103) (III. 153)
DaÇ daÇa kavuşmaz, kişi kişiye kavuşur.
Tamu kapugın açar tabar (III. 234)
Cehennemin kapısını açan maldır.
Tapug taş yarar, taş başıg yarar (III. 58)
Emir taşı yarar, taş başı yarar,
Taşıg ısrumasa öpmiş kerek (I. 163)
Taşı ısıramayanın öpmesi gerekir.
Tatıg közre tikeniÇ tüpre (II. 280)
Farslı'ya dikkat et, dikeni kökünden sök.
Tatsız Türk bolmas, başsız börk bolmas (I. 349) (II. 281)
Fars'sız Türk olmaz, başsız serpuş olmaz.
Tayak bile taymas, tanuk sözün bütmes (III. 166)
Baston ile kayılmaz, şahit sözüne inanılmaz.
Tay atatsa at tınur, oÇul ereyse ata tınur (I. 206)
Tay atlaşınca at dinlenir, oÇul erginleşince babası dinlenir.
Taygan yügrügin (yügürgenni) tilkü sebmes (III. 175) (II. 15)
Tazının hızlı koşanını tilki sevmez.
Taz at taparçı bolmas (III. 149)
Alacalı at yük taşıyamaz.
Taz keliÇi börkçige (I. 26) (II. 41)
Kelin, börksüzün geleceÇi yer börkçüdür.
Tebey bedük erse mayakı bedük ermes (III. 168)
Deve büyük ise, tersi, dışkısı büyük olmaz.
Tebey münüp koy ara yaşmas (III. 60)
Deveye binip koyun sürüsü içinde saklanılmaz.
Tebi silkinse eşekke yük çıkar (II. 246)
Deve silkinse eşeÇe yük çıkar.
Tebi yük kötürse, kamıç yeme kötürür (II. 75)
Yük götüren deve, kaşıÇı da haydi haydi götürür.
Tegirmende togmış sıçgan kök kökregiñe korkmas (III. 282)
DeÇirmende doÇmuş sıçan gök gürlemesinden korkmaz.
Tegme kişi öz bolmas, yat yaguk tuz bolmas. (I. 433)
Her kişi kendin gibi olmaz, yad kişi, hısımla müsâvî olmaz.
Telim sözüÇ uksa bolmas, yalım kaya yıksa bolmas (III. 20)
Çok söz anlaşılmaz, yalçın kaya yıkılmaz.
Teñsizde tegirmen turgursa, yaragsızda yar bolmas (II. 355)
Uygun olmayan yerde deÇirmen yapan yararsız ark yapar.
Teşük subda belgürer (I. 387)
Deşik, yarık, delik, suda su ile belli olur.
Tezek karda yatmas, eygü ısız katmas (I. 386)
Tezek karda yatmaz, iyilik kötülüÇe katılmaz.
Tılın tergiÇe tegir (I. 429)
Tatlı dil ile sofraya erişilir.
Tılın tügmişni tısın yazmas (II. 20)
Dil ile baÇlanan diş ile çözülemez.
TikmeÇinçe önmes, tilemegince bulmas (II. 20)
Ekmeyince bitmez, dilemeyen bulamaz.
Tilkü öz yinige (İñe) ürse uyuz bolur. (III. 5) (I. 54)
Tilki kendi inine karşı ürüse uyuz olur.
TiriÇ esen bolsa tañ öküş korur (I. 62)
Kişi esen yaşasa şaşılacak çok şey görür.
Tokum yüzüp kuyrukta biçek sıma (I. 473)
Deriyi yüzüp kuyrukda bıçaÇı kırma.
Tolum anutsa kulun bulur, tolum unutsa bulun bolur (I. 215)
Silâhını hazır eden at da bulur, silâhını ihmâl eden tutsak olur.
Toyın tapugsak Teñri sepinçsiz. (III. 377)
Şaman tapınsa da Tanrı memnun olmaz.
Tünle bulıt örtense eblûk urı keldürmişçe bolur
Tañda bulıt örtense ebge yaÇı kirmişçe bolur (I. 251)
Akşam üstü bulut kızarırsa ev halkı çocuk doÇmuş gibi olur,
Tan vakti bulut kızarırsa eve düşman girmiş gibi olur.
Tünle yorub kunduz sebnür, kiçikde eplenip ulgayu sebnür (III. 87)
Geceyle yola çıkan gündüzün sevinir, küçükken evlenen yaşlanınca sevinir.
Tütün kopursa işlenür (II. 72)
Dumanı kaldıran islenir.
Tütüşmeginçe tüzülmes, tüpirmeÇinçe açılmas (II. 71)
Dövüş olmayınca düzen düzülmez, tipi olmayınca hava açılmaz.
Tuzun birle uruş, utun birle tireşme (üsterme) (I.414) (I.221)
Yumuşak başlı kişi ile vuruş alçak kişi ile iddialaşma, direşme.
- U -
Ula bolsa yol azmas, bilig bolsa söz yazmas (I. 92)
İşâret olsa yol şaşırılmaz, bilgi olsa söz uzamaz, yayılmaz,
Ulugnı uluglasa kut bulur (I. 304)
Ulu kişiyi ululayan, devlet bulur.
Uluk yaÇırı ogulka kalır (I. 68) (Bk: Keriş ...)
Atın omuz başındaki yara oÇula kalır.
Uma kelse kut kelir (I. 92)
Konuk gelirse devlet gelir.
Umayka tapınsa oÇul bolur (I. 123)
Şevkat meleÇine yakaranın çocuÇu olur?
Usukmışa sakıg kamug sub korunur (I. 191)
Susamışa serab bütün su görünür.
Us üşgürse ölür (I. 228)
Kukumav kuşu kişiye karşı öterse o kişi ölür.
Uygur yıgaç uzun kes, temür kısga kes (II. 11)
Ey Uygur, aÇacı uzun kes, demiri kısa kes.
- Ü -
Üri kopsa oguş alkışur, yaÇı kelse imrem tepreşür (I. 87)
Gürültü kopsa hısım, akraba koşuşur, düşman gelse halk debreşir, yer yerinden oynar.
- Y -
Yablak tıllıg beÇden kerü yalñus tul yeÇ (III. 133)
Kötü dilli beyden yalnız dul kadın yeÇdir.
Yagıñ erse kerek yundakı tegir (III. 44)
Düşmanın hücum edip gitse bile atının fışkısı kalır.
YaÇını aşaklasa başka çıkar (I. 305)
Düşman küçümsenirse başa çıkar.
Yakadaki yalga gali eligdeki ıçgınur (I. 253) (III. 307)
Yakandakini yalarken elindeki gider.
Yalksa yeme yaÇ eyÇü, köyse yeme kün eyÇü (III. 435)
Bıksa bile yaÇ iyi, yaksa bile gün iyidir.
Yalñuk meñgü tirilmez, sınka kirüb kirü yanmas (III. 64)
Kişi ebediyen diri kalmaz, mezara giren geri dönmez.
Yalñuk oglı munsuz bolmas (III. 141)
Kişi oÇlu dertsiz olmaz.
Yalñuk oglı yokayur eyÇü atı kalır (III. 384)
Kişi oÇlu yok olur, ölür, iyi ise adı kalır.
Yalñuk ürülmüş kap ol, aÇzı yazlıp alkınur (I. 195)
Kişi şişirilmiş tulum gibidir, aÇzı açılınca söner.
Yalñus kaz ötmes (III. 384)
Yalnız kaz ötmez.
Yarın bulgansa el bulganır (III. 21)
Kürek kemiÇi karmaşık olursa, yurt da karışır. ( 6 )
Yaş ot köymes, yalapar ölmes (III. 47)
Yaş ot yanmaz, elçi ölmez, öldürülmez.
Yatnıñ yaglıg tiküsinden, öznüñ kanlıg yuyruk yeÇ (III. 43)
Elin yaÇlı lokmasından, kendinin kanlı yumruÇu yeÇdir.
Yayag atı çaruk, küçi azuk (I. 381)
Yayanın atı çarık, gücü azıkdır.
Yazıda böri ulısa ebde it baÇrı tartışur (III. 255)
Düzlükde kurt ulusa, evde itin baÇrı sızlar.
Yazıdaki süblin eyergeli, ebdeki takagu uçgınma (I. 447)
Düzlükdeki sülünü ararken, evdeki tavuÇu kaçırma.
Yazın katıglansa kışın sebnür. (III. 159)
Yazın katık yapan, kışın sevinir.
Yazmas atım bolmas, yañılmas bilge bolmas (III. 59)
Şaşmaz ok olmaz, yanılmadık bilgin olmaz.
Yazmas atım yaÇmur, yañılmas bilge yañku (III. 379)
Şaşmaz ok yaÇmur, yanılmaz bilgin yankıdır.
Yer basrukı tag, budun basrukı beÇ (I. 466)
Yerin baskısı daÇ, milletin baskısı beÇdir.
Yeti başlıg yil büke (III. 227)
Yedi başlı ejderha.
Yıgaç uçuña yel tegir, körklüg kişiÇe söz kelir (I. 319)
AÇaç ucuna yel deyer, deÇerli kişiye söz gelir.
Yılan kendü eÇrisin bilmes, tebi boynın eÇri ter (I. 127)
Yılan kendi eÇriliÇini bilmez, deveye boynun eÇri der.
Yılan yarpuzdın kaçar, kanca barsa yarpuz utru kelür. (III. 39)
Yılan, yılan sıçanından kaçar, nereye kaçsa yılan sıçanı karşısına dikilir, gelir.
Yıparlıg kesürgüdin yıpar kitse yiyi kalır (III. 48)
Amber kabından amber gitse de koşusu kalır.
Yırak yer sabin arkış keldürür (I. 97)
Uzak yerin haberini kervan getirir.
YitükliÇ anası koyun açar (III. 18)
KaybetdiÇi nesneyi anasının koynunda arar.
Yogurkanda artuk ayak kösülse üşiyür (II. 137)
Ayak yorgandan dışarıya uzatılırsa üşür.
Yunt başın yularlab keñeldi (III. 9)
At başını dâimâ yularlayıp tedbîr al.
Yunt kazısı yaÇ (III. 223)
YaÇın iyisi atın karnından çıkan yaÇdır.
Yurt kiçük bolsa angut bedük ur (I. 93)
Delik küçük olsa da tapayı (yamayı) büyük vur.
YüpüşlüÇ kelin keyeküni yapaş bulur (III. 11)
Yüz görümlülüÇü çok olan gelin, güveyiyi yavaş, yumuşak bulur.
Yüzge körme erdem tile (II. 6) (III. 143)
Kişide yüz güzelliÇi deÇil fazilet ara, dile.
- - - - -
( 1 ) Yalancı yufka, yalancı ekmek... Herhalde yalancı dolma gibi bir isim olacak..
( 2 ) Andız, daÇlarda yetişen ve kökü atın karın aÇrısına iyi gelen bir ottur.
( 3 ) Andlaşma meseli... Çelik renkli hançer yere konur, andlaşanlar hançerin üzerine ellerini koyup hep bir aÇızdan bu sözü söylerler. Bugün dahi Türk Ordusu'nda, askerlik yemîninin silâha el basarak yapılmakta olduÇu malûmdur.
( 4 ) Çakrak = Şakrak... Şen-şakrak'daki neş'eli mânâsına deÇil de, herşeye, mütemâdiyen gülen, şımarık, gerzek mânâsına düşünülmelidir.
( 5 ) Kuş tuzaÇı çatallı daldan yapılır
( 6 ) Kürek kemiÇi yakılarak üzerinde peyda olan çatlaklarla bakılan Türk falı... Bu fal ve fala vesile olan kürek kemiÇi pek uÇurlu sayılmaz. Belki de EÇinli (Kemâliye'li) ve Anadolu'daki kasap esnafının kürek kemiÇi üzerindeki eti sıyırdıktan sonra, satırla, bu kemiÇi ikiye ayırmaları veya üzerine bir delik açmaları bu yüzdendir. Biz bunun sebebini kasap esnafına sorduÇumuzda açık bir cevap alamadıksa da çoÇu, sebebini bilmediklerini söylediler. Bazıları da "âdetdir, görenekdir" cevâbını verdiler. Belki de bu âdet, Atilla KaÇan'in Orleans savaşından bir gün önce şamanlara bakdırdıÇı faldan sonra zuhur etmişdir. (Bk: Gordony, Anlaşılmayan İnsan)
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Yeni Konu aç  Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
F.Bahçe Divan Kurulu toplandı FeLiX Fenerbahçe - FB 0 07-29-2007 00:31
Bilinen Ilk Motosiklet . RazoR Motorlu Araçlar 0 07-16-2007 15:44
Forum AtaSözleri :) Runaway Komik Yazılar 0 04-02-2007 01:03
Cinsellikte doğru bilinen yanlışlar EiweiSs Serbest Kürsü 0 01-16-2007 15:22
Divan Edebiyatı a_lee Edebiyat 0 12-24-2006 03:16


Klavye.com da Yenimisiniz? Yardıma mı ihtiyacınız var ?

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. şuan saat: 14:11.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Copyright © 2005 | Klavye.Com
Türkçe çeviri: Klavye.Com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.

Webservis
Firma Rehberi Klavye Forum Serkan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457