| İşte türkün boyun eÇmezliÇi... Tarihe bir bakın; Türkler'in asla köleleştirilemediÇini göreceksiniz. Orta Asya'dayken, Çinliler bunu yaklaşık 1500 yıl denemiştir; ama hiçbir zaman başaramamışlardır. Türkler'in tarihi, bir zaferler geçididir. Ama yenilgilere, bozgunlara, kıyımlara da uÇramışlardır. Ancak, hiçbir zaman galibe boyun eÇmemişlerdir. Boyun eÇmektense yüzyıllardır yaşadıkları ata topraklarını bırakıp göç etmişlerdir; tıpkı bir kurtçasına. İşte, tarihteki büyük Türk göçlerinin ana nedenlerinden biri de, bu boyun eÇmeme isteÇinden kaynaklanan yeni ve başına buyruk yaşanacak yurtlar bulma dileÇidir. Türkler'in bir kurt misali, boyun eÇmeÇip de ölümü yeÇlemelerine tarihin karanlık sayfalarından, damarlarında Türk kanı taşıyan her kişiyi kıvançlandıracak ve yüreÇini titretecek bir örnek: Yıl MÖ 54. Hun yabgusu (yabgu, hunlar zamanında Türk hükümdarlarının imparatorluk sanıdır) Hohanyeh (MÖ 58-31) sıkıntılıdır. Çünkü, güneybatıdaki zengin toprakların elden çıkmasıyla devletin gelirleri azalmış, Çin'in kışkırtması sonucu yöneticilerin arası açılmıştır. Hohanyeh çare olarak Çin himayesine girmeÇi düşünür. Fakat, devletin sol kanadını yöneten kardeşi Çiçi Han buna şiddetle karşı çıkar. Başka bir devletin himayesine girmektense yok olmayı yeÇlediÇini söyler. Çıkan iç savaşta Çiçi, aÇabeyi Hohanyeh'e üstünlük saÇlar ve başkenti ele geçirerek Hun yabgusu olur. Çiçi Yabgu, dörtbir yana yaptıÇı akınlarla devletini güçlendirir. Çu ve Talas ırmakları arasında yeni bir kale-kent kurar (MÖ 41) ve kentin etrafını surlarla çevirir. Fakat, Hun Devleti'nin gücü, Çin'i telaşlandırır. Çinliler, büyük bir ordu ile kale-kenti kuşatırlar. Türk ordusu seferdedir. Kale-kentte yalnızca savaşçılar, tiginler (prensler) ve hanedan üyeleri olmak üzere toplam 1518 kişi vardır. Çinliler, Hunlar'dan teslim olmalarını isterler. Durum, kurultayda görüşülürken Çiçi yabgunun şu sözleri kale-kenti çınlatır ve torunları olan bizlere ulaşır:''Boyun eÇmeyeceÇiz ! Çünkü bu, şan ve şerefle yaşamış atalarımıza karşı yapacaÇımız ihanetlerin en büyüÇüdür ! Atalarımız bize, bu topraklarla birlikte özgürlük ve baÇımsızlıÇı da emanet ettiler ! SavaşçılıÇımız ve atıcılıÇımızla, yabancıları titreten bir millet olduk ! Korumakla görevli olduÇumuz bu emanetleri, adi bir yaşam uÇruna feda edemeyiz ! Savaşçıların yazgısı, savaşta ölmektir ! Biz ölsek de kahramanlıÇımızın şanı yaşayacak, çocuklarımız ve torunlarımız öteki kavimlerin efendisi olacaktır !''O gece tüm çeriler pusatlanıp atlarına binerler. Havada puslu bir dolunay vardır. Kale kapıları açılır ve MÖ 36'nın o puslu gecesinde 1518 Türk, yel götürmez Çin ordusunun üzerine bir sel gibi akar. Sonuçta 1518 Türk, ecelin acı şerbetini içer ama Türk baÇımsızlıÇı bugüne deÇin sürer. İşte özgürlük ve baÇımsızlıÇı feda yerine ölümü seçmek... |