Türk Kadin Kahraman NENE Hatun NENE HATUN
93 Harbi" adıyla bilinen Türk-Rus savaşı günlerinde, 1877 yılının 7 Kasım gecesi, kalabalık bir ermeni çetesi Erzurum'un Aziziye Tabyaları'na gizlice girerek uyumakta olan Türk askerlerini *****ce katletmiş, hemen ardından da Rus ordusu Aziziye'yi işgal etmişti.
Acı haber Erzurum'a tez ulaştı. Camii minarelerinden yankılanan "Moskof Aziziye'ye girdi" sesleriyle birlikte harekete geçen Erzurum Türkleri kadın erkek, genç yaşlı, çoluk çocuk demeden vatan topraÇını korumak için Aziziye'ye doÇru sel gibi akmaya başladılar. Silahı olan silahını kapmıştı, olmayan da eline ne geçtiyse...
1857 yılında Erzurum'un Pasinler İlçesi'ne baÇlı Çeperli Köyü'nde dünyaya gelen Nene Hatun henüz 15 gündür Erzurum şehir merkezinde bulunmaktaydı. Sokaktaki gürültüler üzerine uyandıklarında kocası odunluktaki baltayı kapmış ve eÇer Erzurum işgal edilecek olursa, esir düşmektense kundaktaki bebeÇini ve kendisini öldürmesini Nene Hatun'a vasiyet ederek dışarı fırlamıştı.
Tüm Erzurum düşmana karşı tek yürek, tek bilek halinde şahlanmışken, Nene Hatun durur mu? Kundaktaki birkaç aylık bebeÇine sarılıp öptükten sonra, belki de bir daha göremeyeceÇi yavrusunu evde tek başına bırakarak mutfaktaki satırı alıp, tabyalara doÇru olanca gücüyle koşan kalabalıÇa katıldı ve Mecidiye'yi aşıp Aziziye'ye vardıÇında, düşmanın kulakları saÇır eden tüfek ateşleri altında yaralanana, ölene bakmadan ileri atılarak satırıyla önüne çıkan her Rus'u devirmeye başladı.
93 Harbi'nin komutanı Gazi Muhtar Ahmet Paşa da olayı haber almış ve askerlerini Moskof üzerine göndermişti. Erzurumlular bir koldan, Ahmet Paşa'nın askerleri diÇer koldan çarpışarak o gün orada bir destan yazdılar. Gün ışıdıÇında tek bir köpek saÇ kalmamış, vatan topraÇı kurtulmuştu.
Mutluydu Nene Hatun... Süngü darbeleriyle parçalanmadık yeri kalmamasına ve yanı başında savaşan 16 yaşındaki kardeşi Hasan'ın "Abla aÇlama, anamız bizi bugün için doÇurmuştu. Ben de babam ve dedem gibi şehitlik mertebesine yükselmeyi her zaman istemiştim. Moskof'u kovduk ya, gayrısına gam yemem!" diyerek son nefesini vermesine raÇmen mutluydu... Çünkü O, "Vatan SaÇolsun" inancıyla tüm acılara göÇüs germesini bilen asil bir ırkın mensubuydu.
Fakat ne yazık ki, yurt ve şeref uÇruna mücadele eden her Türk evladının başına gelen, O'nun da başına geldi. GösterdiÇi kahramanlıkla felaket günlerinin aşılmasında büyük pay sahibi olan Nene Hatun, uzun yıllar boyunca unutulmuşluÇa terkedilmiş, vefatından bir yıl öncesine kadar kendi haline bırakılıp, çile ve sefalet dolu bir hayat sürmesi görmezden gelinmiştir. 1954 yılına dek sahip çıkılmayan Nene Hatun, bu tarihte 3. Ordu Müfettişi Orgeneral Nurettin Baransel Paşa'nın gayretleriyle, aradan yarım asırdan fazla bir zaman geçtikten sonra yeniden hatırlandı ve kaldıÇı virane evde bir kez daha keşfedilerek kendisine "3. Ordu'nun Nenesi" ünvanı verilip, cüzi de olsa maaş baÇlandı. 8 Mayıs 1955'te, Nene Hatun geç de olsa "Yılın Annesi" seçilerek ömrünün son deminde mutlu edilmiştir. Ancak, geç gelen bu saadet günleri uzun sürmedi ve 22 Mayıs 1955'te, 98 yaşındayken zatürre hastalıÇından vefat etti.
Kabri, uÇruna savaştıÇı toprakların baÇrında, Aziziye ŞehitliÇi'ndedir. |