![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Klavye Link | Arama | Bugünki Mesajlar | Okundu Kabul Et |
| Etiketler: turk |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Yine Yeni Yeniden :) ![]() Üyelik tarihi: May 2005 Nerden: MaviLerin Icınden :) Yaş: 23
Mesajlar: 4,678
Ruh Hali: Teşekkürler: 169
123 Mesaja 173 Teşekkür edildi
| türk sanat müziÇi Muhteşem Türk musikisinin gelişme ve kökleşme temellerinin ilk yılları, Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarının biraz öncesi ve biraz sonrasından itibaren görülmektedir. Türk musikisi tarihi incelenirken Tarih bilimcileri ile etno-müzikologların bu konuda, devirlere bölme düşüncelerinde bazı farklılıklar görülmektedir. Eldeki verilere göre Türk musikisinin tarih yönünden incelenmesinde Osmanlı öncesi Türk musikisi yani Fârâbi’den (870-950) Safiyüddin Urmevi (1237-1294) ye kadar olan devir “İlk OrtaçaÇ”, Abdükkadir Merâganî (1360-1435) den Şehzade Korkut (1467-1513) a kadar olan devir “OrtaçaÇ” ve Itrî (1640?-1711) den günümüze kadar olan devir de “Yeni ve YakınçaÇ” olarak tasnife tabi tutulabilir. ÇoÇunlukla Tunus’ta yaşamış olan Baron Rodolphe D’Erlanger (1872-1932) isimli Fransız müzikoloÇu ölümünden önce 1920’li yıllarda edindiÇi musiki yazmaları üzerine çok geniş bir çalışma yapmış ve bu arada; Fârâbî, İbn Sina, Safiyyüddin Urmevî, Lâdikli Mehmet Çelebi gibi büyük Türk musikişinasları ve sistemcilerinin yazmalarını inceleyerek 2857 sayfayı kapsayan 6 ciltlik büyük bir eser meydana getirmiştir. Fakat ne yazık ki bu devasa eserinin adını “La Musique Arabe” (Arab Musikisi) koymuştur. Sebebi de gayet açık anlaşılmaktadır ki, incelenen yazmaların Arap dili ile yazılmış olmasından ve yazar adlarının da Arap isimlerine benzemesinden, ortaya konan bu eserin musikisi de elbette “Arap Musikisi” olacaktır... Aradan geçen uzun yıllar içinde Türk kültür âleminden hiç kimse bu konu ile bilgilenmemiş ve ilgilenmemiştir. Ve bu yayın ilk defa musiki alimimiz H.Sadettin Arel tarafından 1950 yılında Türk kültür alemine tanıtılmıştır. Bilimsel yönü ile uÇraşanı yok denecek kadar az olan musikimizde bu tanıtım maalesef gerekli ilgiyi bulamadıÇından aleyhimizdeki durum bütün dünya musiki aleminde yerleşmiş ve bundan 15 yıl kadar önce “Unesco” girişimiyle ortaya çıkmıştır. O yıllarda Dünya Musiki Tarihi” yazmayı planlayan Unesco Türkiye’ye gönderdiÇi bir katılım isteÇi yazısında açıkça: “Arap musikisinin bir yan bölümü olan Türk musikisi” ifadesini kullanmıştır. Ne yazık ki D’Erlanger’nin aleyhimize olan bu hatalı yayını bugüne kadar karşılıksız bırakılmıştır. Aslında bir gösteri hüviyeti taşıyan “Karagöz Oyunu”muzun başkalarınca sahiplenmesi girişimi yanında, hem ilim hem güzel sanat olan musikimizin bilimsel ve mükemmel teorilerine sahip çıkamayışımız Türk kültürü açısından cidden üzücüdür. OSMANLI ÖNCESİ TÜRK MUSİKİSİNE GENEL BAKIŞ Bugün elimizdeki verilere göre musikimiz, gerek sesli ve gerekse yazılı belgelere göre 1000 yılı aşarak Fârâbî (870-950)ye kadar uzanmaktadır. Fârâbî’ye ait musiki yazmaları ile birlikte elimizde 9 adet güftesiz saz eseri bulunmaktadır. Bugün pek az da olsa bazı musiki çevreleri bu eserlerin Fârâbî’ye ait olmadıÇını delil göstermeden ileri sürmektedirler. Ancak, öteden beri bilinegelen her husus aksi ispat edilinceye kadar geçerlidir. Kaldı ki, notanın musikimize genel anlamda uygulanışından bu yana geçen 120 yıl öncesine kadar ecdadımızın bütün sesli eserleri kulaktan kulaÇa gelmiş ve 120 yıl öncesinden itibaren de notaya alınarak çeşitli koleksiyonlarda yer almıştır. Bu koleksiyonların başlıcaları halen TRT’de bulunan İsmail Hakkı Bey koleksiyonu ile Abdülkadir Töre ve Arel koleksiyonlarından başka koleksiyonlarda da Fârâbî notalarına rastlanmaktadır. İlk musiki alimimiz diyebileceÇimiz Fârâbî’nin ölümünden bir nesil sonra dünyaya gelen İbn Sina (980-1037) onun gibi çalgı kullanabilir oluşu ve bestekârlıÇı bilinmiyor. Zira, bugün İbn Sina’nın 1500 civarındaki yazmaları musiki yönünden incelenmemiştir. Bugünkü bilinene göre İbn Sina’nın “Şifa” adlı yazmasının 12. Bölümü olan 24 sayfa, 6 makale halinde musikiyi kapsamaktadır. Bu bölüm için D’Erlanger ve Farmer olmak üzere sadece iki yabancı kısmî çalışma yapmışlardır. İlk OrtaçaÇ’da yaşamış olan bestekârlarımızdan Sultan Veled (1226-1312) ile İbn Sina arasında eldeki eser kaybına göre iki buçuk yüzyıllık bir kayıp boşluÇu görülmektedir. Bugün elimizde Sultan Veled’e ait 3 eser bulunmaktadır. 1. Acem Peşrevi 2. Irak Saz semaisi 3. Segah İlahi (Şem-i ruhuna güfteli) Elimizdeki verilere göre İlk OrtaçaÇ’dan Safiyüddin Urmevi (1237-1294) hakkında biraz bilgi var ise de beste olarak Nevruz/Remel beste ile Bayati Peşrevi olarak anılan ve haddizatında peşrev vasıfları taşımayan bir güftesiz eser bulunmaktadır. Bu çaÇın diÇer bir musiki bilgini de, ünlü “Dürret’ül Tac” adlı eseri ile tanınan Kutbeddin Şirazi (1236-1310) dir. İlk OrtaçaÇ’a ait elimizde en önemli üç eser bulunmaktadır ki bunlar: Beste-i kadimler” adı ile anılan Pençgâh, Dügâh, Hüseyni makamlarındaki üç Âyin-i Şerif’dir. Çok deÇerli bu üç eser Abdülkadir Merâgî zamanında bestelenmiş olup bestekârları kesin olarak bilinmemektedir. OSMANLI DEVLETİ KURULUŞ ZAMANLARINDAKİ TÜRK MUSİKİSİNE GENEL BAKIŞ OrtaçaÇ’a ait olan bu bölümde en önemli bestekâr hiç şüphesiz Abdülkadir Merâgî (1360-1435)’dir. Bugün Türk musikisi bilim çevrelerince en büyük olarak iki bestekârımız; biri OrtaçaÇ’ın başlangıcındaki A. Merâgî ve diÇeri de YeniçaÇ’ın başlangıcındaki Mustafa Itrî’dir. Merâgî, doÇum yeri itibariyle, bugün İran hudutları içinde kalmış bulunan “Meraga”lıdır ve Azeri asıllı Türk’tür. Hayatı da çoÇunlukla doÇduÇu yerde ve Azerbaycan’da geçmemiştir. Belki de bu sebepten Azeriler onu tanıyamamış ve bizim kadar benimseyememiştir. Zira bugün, Azerbaycan’da A. Merâgî’nin eserleri icra edilmediÇi gibi eserlerinin notaları da basılı deÇildir. Musiki yazmaları da orada olmayıp bizdedir. Bundan da anlaşılıyor ki ecdadımız sanat ve kültüre son derece baÇlıdır. Büyük bestekâr ve koleksiyoncu İsmail Hakkı Bey’in günümüzden 102 yıl önce yayınlanmış bulunan 183 sayfalık “Mahzen-i Esrar-ı Musiki” adlı eseri mevcuttur. Bu çaÇın bestekârlarından, A. Merâgî’nin talebesi Gulâm Şâdî’nin elimizde Pençgâh ve Rahâvî makamlarında iki Kâr’ı bulunmaktadır. OrtaçaÇın önde gelen bestekârlarından Hacı Bayram-ı Velî (?-1429) aynı zamanda bu çaÇın ilk dinî musiki bestekârıdır. Bugün elimizde şu 6 eseri bulunmaktadır. 1. Acem İlâhi (Çalabım bir şar yaratmış) 2. Neva İlâhi (Şöyle ki bi dil ü bican olmuşam) 3. Neva İlâhi (Noldu bu gönlüm) 4. Uşşak İlâhi (Dolabım niçin inilersin) 5. Rast Savt (Durmaz yanar vücudum) “Fihrist” 6 bölüm 6. Saba Savt (Durman yanalım) “Fihrist” 6 bölüm OrtaçaÇ’ın çok önemli bir âlimi olan Şükrullah (1388-1470?)’ın bestekâr olduÇu henüz bilinmiyor. Fakat Türk musikisi üzerine yaptıÇı çalışmalardan onun müzikoloji alanında yetkili kişiliÇi anlaşılmaktadır. Şükrullah, “Terceme-i Kitabü’l Edvar” adı ile Safiyüddün’in çon ünlü “Kitabü’l-Edvar” eserini Türkçe’ye tercüme etmiştir. OrtaçaÇ bestekârları arasında ilk bestekâr Padişah olarak Sultan II. Bayezid’e rastlamaktayız. Sultan II. Bayezid’in besteleri şunlardır: 1. Neva / Fahte Peşrevi 2. Neva / Düyek Peşrevi 3. Neva Sazsemaisi 4. Eviç / Düyek Peşrevi 5. Eviç Saz semaisi 6. Nişabur Peşrevi 7. Rahatülervar / Devrikebir Peşrevi Türk musikisinin gelişimi OsmanlılıÇın sanata meyli, yatkınlıÇı ve emeÇi ile vücut bulmuştur. Bu muhteşem musikinin içinde 36 Osmanlı Padişahından 10’u bilfiil musiki ile uÇraşanların dışında bazı şehzadeler ve sultanların da musikide çalışmalar ve deÇerli eserler yarattıÇı görülür. Bu 10 Padişahın dışında musikiyi ve müntesiplerini destekleyen Padişahlar da bulunmaktadır. Bu 10 musikişinas Osmanlı Padişahı kronolojik sıraya göre şöyledir: 1. II. Bayezid (1481-1512) 2. II. Selim (1566-1574) 3. I. Mahmud (1730-1754) 4. III. Selim (1789-1808) 5. II. Mahmud (1808-1839) 6. Abdülmecid (1839-1861) 7. Abdülaziz (1861-1876) 8. V. Murad (1876) 9. Abdülhamid (1876-1909) 10. Vahdeddin (1918-1922) GELENEKSEL TÜRK SANAT MUSİKİSİ Türkiye’de çeşitli halk musikilerinin yanı sıra tek bir sanat musikisi, bugün bilimsel adıyla “geleneksel Türk Musikisi” olarak adlandırılan, kısaca divan musikisi olarak da anılan musiki yaşamaktaydı. Batı Türklerinin (Anadolu Selçukları, Anadolu beylikleri, Osmanlılar) geliştirdikleri ve 1826’ya dek eksiksiz yaşattıktan sonra giderek savsaklayıp yozlaşmaya bıraktıkları sanat musikisine geleneksel Türk sanat musikisi denir. İnançsal Musikiler: a) Cami musikisi (Şer’i musiki) b) Tekke musikisi (Tarikat musikisi, tasavvufî musiki) Dünyasal Musikiler: a) Mehter Musikisi (Kaba saz, açık hava musikisi) b) Fasıl Musikisi (İnce saz, kapalı yer musikisi) c) Piyasa Musikisi (Kentsel eÇlenti musikisi) ç) Kentsel Halk Musikisi (Ev ve sokak musikisi) (1520 öncesi) için bilgimiz pek azdır: Selçuklular (1071-1308) zamanından kalma belgeden ancak birkaç musikicinin adını ve çalgılarını öÇrenmekteyiz. XIII. Yüzyıl mutasavvıflarından Taptuk Emre’nin altı telli bir çalgı olan şeştâ, Mevlâna Celâleddin ile oÇlu Veled Çelebi’nin rebab çaldıkları bir söylenti olarak bilinmektedir. --------------------------------------------------------------------------------
__________________ ~~ вℓα¢к яσѕє ~~ |
| | |
| Sponsored Links |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| CREA RekLam Müziği :) | di$i_yakari$ | Reklamlar | 1 | 09-07-2007 00:31 |
| Müziği bıraktım hayatta daha güzel şeyler var | Haberci | Magazin | 0 | 09-06-2007 01:20 |
| nesrin sipahi-veda busesi(Türksanat müziği) | PandoRa | Türkçe | 0 | 08-10-2007 22:36 |
| san andreasta istediğiniz müziği dinleyin | chilavert | Oyun Hileleri vs | 0 | 07-11-2007 23:41 |
| Windows Açılış Müziği Değiştirme | RoGuE_HaSaN | Windows işletim sistemi | 0 | 03-22-2007 23:10 |
| Klavye.com da Yenimisiniz? | Yardıma mı ihtiyacınız var ? |