Giriş Yapmadınız Yada Üye Değilsiniz...Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın...

Klavye Forum  

Geri git   Klavye Forum > KÜLTÜR & SANAT > Genel > Tiyatro Bölümü
Kayıt ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Klavye Link Arama Bugünki Mesajlar Okundu Kabul Et

Tiyatro Bölümü Türk ve Dünya Tiyatrosu Uzerine Güncel Haberler, Yazarlar, Kulis, "Duyurular", Festivaller, Ödüller, Oyun Eleştirileri, Sahne İnsanları, Tiyatro Eğitimi, "Tiyatro Kitaplığı", Tiyatro Teknii, Tiyatroda Efekt, Tiyatro Terimleri ,İnceleme, Tezler ve Koservatuarlar.


Etiketler:

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-08-2007, 12:41   #1 (permalink)
...::GüL::...
 
PaMuK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Crazy Coins Champion! Diamond Mine Champion! Eminem Mania Champion! Equilibrium Champion! Festivel Fallout Champion! Maeda Path Champion! Queen Jewels Champion! Sonic Champion! Twins Champion!
Kazandığı Turnuvalar: 1

Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: sölemem,gelirsin
Mesajlar: 1,912
Ruh Hali:
Teşekkürler: 71
144 Mesaja 228 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 41140
Rep Puanı: 411295
Rep Seviyesi: PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (36)
Bertolt Brecht Hayati, Oyunlari,tİyatro AnlayiŞi

BERTOLT BRECHT HAYATI, OYUNLARI,TİYATRO ANLAYIŞI VE TÜRK TİYATROSUNA ETKİLERİ

"Bertolt Brecht : 1898-1956 yılları arasında yaşamış, tiyatronun işlevini politize eden bir estetiÇin, Epik tiyatronun kurucusu, oyun yazarı, yönetmen ve şair. " Herhangi bir tiyatro ansiklopedisinde Brecht hakkında karşımıza çıkabilecek bilgiler bu şekilde özetlenebilir. Brecht anıldıÇında akla ilk gelen Epik Tiyatro kavramı ve bu kavramla ilişkili bir takım tanımlamalardır : özdeşleşme yerine, yabancılaştırma; duygu yerine, akıl ; büyüleyen yerine , anlatan bir tiyatro. . .

Epik Tiyatronun sınırları en belirsiz,en kaba tanımı şöyledir : "İnsanların toplu eylemlerinin -savaş, çıkar kavgaları, tarihsel olaylar, çaÇdaş sorunlar-örneklendirildiÇi ve tartışıldıÇı tiyatro. " Bu tiyatro anlayışında Yabancılaştırma biricik koşuldur ve tiyatronun oyunculuk, reji, dekor, müzik vb. bütün öÇelerine nüfuz etmelidir.

Brecht Yabancılaştırma kavramını ilk kez 1936'da yazdıÇı "Çin Oyununda Yabancılaştırma Etkileri" adlı yazısında kullanmıştır. GetirdiÇi tanımlama ise şöyledir : "Anlaşılması amaçlanan olgunun, alışıldık bildik olandan soyutlanarak, şaşırtıcı, beklenilmedik olana dönüştürülmesi. " Böylece seyirci oyunu izlediÇi bilincini yitirmeden sahnede gösterilenler üzerine düşünme olanaÇını bulur.

Toplumsal kavgaların ve dönüşümlerin çok ani yaşandıÇı, gündelik hayata da, sanata da doÇrudan etkide bulunduÇu bir dönemde yaşamış ve yazmış olan Brecht; tiyatro anlayışını sürekli gözden geçirmek zorundadır. Tiyatro yapmasının koşulları sürekli deÇişmektedir. O'nun farklı tarihlerde yazılmış iki yazısını okuduÇumuzda, iki ayrı yazarın polemiÇiyle karşılaşıyor gibiyizdir. Yani, Brecht, Brecht'i yadsıyacaktır. Dolayısıyla; Brecht'in oyun yazarlıÇı ve tiyatro anlayışı üzerine çalışılırken referans alınması gereken nokta O'nun teorik yazılarından çok oyunları olmalıdır.

Oyunlarındaki arayışları üzerinden Brecht'i dönemselleştirmek istersek, Brechtyen bir tiyatronun gelişimi şöyle aşamalandırılabilir:

1-İlk Şiirler, İlk Oyunlar, İlk Girişimler - 1898-1930
2-Didaktik Oyunlar ve İlk Sürgün Yılları - 1930-1938
3-Büyük Oyunlar, Amerika Sürgünü, Sürgünden Dönüş ve Berliner Ensemble'nin Kuruluşu - 1938-1956


1-İLK ŞİİRLER, İLK OYUNLAR, İLK GİRİŞİMLER (1898-1930)

Brecht, Almanya'nın taşra kentlerinden Augsburg'ta doÇar. Orta öÇrenimini Almanya'nın savaşa hazırlandıÇı yıllarda geçirir. İlk edebi girişimi lisede Alman milliyetçiliÇini küçük düşüren bir denemesidir ve karşılıÇı bir kınama cezasıdır.

Lise yıllarında anarşist şiirler yazar ve kentin radikal dergilerinde yayınlanır. 1917'de Münih'te tıp fakültesine kaydolur. Savaş sırasında cephe gerisindedir. Bu sırada edebiyatla ilgilenmeye devam eder.

Bu dönem yıkım yıllarını yaşayan Almanya'da ekspresyonist anlatımın, sanatın her alanında doruk noktasında olduÇu bir dönemdir. Grotesk bir duygusallıÇa yer veren oyunlar tiyatro piyasasını allak bullak eder.

"Dünya anlaşılmaz, karanlık ve ölümcül bir dünyadir. Realite aldatıcıdır ve bu aldatıcı görünümün altındaki gerçekliÇi ancak yıkım ortaya çıkarabilir. Hayatın asaleti ancak yıkıntılar arasından gün ışıÇına çıkabilir. "Bu ifadeler, ekspresyonist anlatımın kabul gördüÇü ifadelerdir. Yıkıcılık sanatta kendisini formsuzluk, uyumsuzluk ve irrasyonalite olarak gösterir. Klasik teknikler terkedilir. Grotesk bir oyunculuk tarzı, plastik kullanım -mask, makyaj vb. - ön plana çıkar ve olay örgüsü kesinlikle tutarlı, rasyonel bir akış izlemez.

Brecht'in ilk oyunu BAAL (1918) işte bu dönem içerisinde yazilir. Şiirsel bir oyundur. DoÇal iç güdülere ve anarşik bir cinselliÇe övgü niteliÇi taşir. 1922 yılında ikinci oyunu GECE ÇALAN DAVULLAR'ı yazar. Bu klasik oyun tekniÇine çok aykırı düşmeyen bir oyundur. Serim, düÇüm ve çözüm bölümleri vardir. Bildik bir temayı içerir : ayrılık ve askerin dönüşü. Bir küçük burjuva ailesi kızlarını gelecek vaadeden bir delikanlıyla evlendirme hazırlıÇındadır. Derken kızın savaşta öldüÇünü sandıÇı eski sevgilisi yara bere içerisinde yaşayan bir ölü gibi çıkagelir, damat adayı ile geçirilmesi beklenen keyifli dakikalar suya düşer. Oyun buraya kadar klasik bir oyun tekniÇinin çok uzaÇında degildir. Ancak, bu öykü ondan bagimsiz ikinci bir olay tarafindan kuşatıldıÇında klasik çerçevenin dışına çıkılır. Geceyi tehdit eden bir başka olay da, kentteki politik bir ayaklanmadır. Bu ayaklanma kendisini, oyunun akışına eşlik eden davul sesleriyle ifade eder. Gece Çalan Davullar'ın asıl çarpıcılıÇı sahnelenmesindedir. Plastik bir kullanım hakimdir. Eski sevgili korkutucu bir makyaj içerisinde sergilenir. Salonun girişinde, sahne önündeki pankartlarda "Burası bir sahne ve siz de izleyicisiniz" yazısı vardır.

Bu oyundan sonra Brecht, faşizmin siyasal bir ikna aracı olarak duyusal kışkırtmaya yöneldiÇi dönemde , sanatın bunun tersini yapması gerektiÇini söyleyerek; duru, zihni kışkırtan bir oyun tekniÇi arayışına koyulur. Spor Tiyatrosu kavramını geliştirir ve bir boks maçı metaforuna başvurur. İki boksör ve bir seyirci bir araya gelir. Seyirci bütün kuralları, teknikleri, stilleri bilir. Bu metafor, Brecht'in yeni tiyatro modelidir. Bu modelin ilk ve tek oyunu bir laboratuvar çalışması olan KENTLERİN FUNDALIĞINDA (1923)'dır. Oyunda iki gangster arsındaki mücadele sergilenir. Bu mücadelenin gelişimi sergilenirken, mücadelenin nedeni üzerinde durulmaz. Brecht, sonraki yıllarında bu tarz bir oyuna pek yer vermeyecektir.

1924'de kendisinin olmayan bir oyun üzerinde çalışır. Arayışları O'nu Elizabethyen Tiyatro'nun temsilcilerinden Marlow'a yöneltir. Marlow'un tarihi oyunlarından EDWARD II'yi uyarlar. Her sahnenin başlıÇı bir projektör ya da tabelayla seyircilere iletilir. Artık seyirci ne olduÇunu deÇil, nasıl olduÇunu merak edecektir ve pasif bir seyirciden aktif bir seyirci konumuna gelebilecektir.

1925'lerde Politik Tiyatro' nun kurucusu Piscator ile ilişkileri gelişir. Kadrosunda dramaturg olarak çalışır. Sosyalizan bir kimlige bürünür. ADAM ADAMDIR (1926) adlı ilk marksist oyununu yazar.

Brecht'in Piscator Tiyatrosu ile en ciddi deneyimi, sonrasında yol ayrılıklarının gerçekleştiÇi ASLAN ASKER ŞVAYK (1927) prodüksiyonudur. Bu oyun sonrasında Brecht, "Tiyatro, edindiÇi teknik olanaklarla, ya bütün artistik amaçlardan kendisini arındıracak ve politikanın hizmetine girecektir, ya da kendisini yaşadıÇı çaÇın toplumsal sorunlarını derinlemesine tartışmaktan alıkoyacak ve bütünüyle artistik amaçlara yönelecektir. " Diye düşünmektedir. Yani tiyatro artık eÇlendirici ve öÇretici amaçlarının ikilemindedir. Brecht, nasıl bir oyun estetiÇi tiyatronun işlevini arttırır diye düşünür ve önerdiÇi ilk biçim : Montaj TekniÇi'dir. Bu teknik, öÇretici öÇeler ile eÇlendirici öÇelerin çatışması türü bir yapı içerir. Bu teknikle yazılmış iki oyun ÜÇ KURUŞLUK OPERA(1928) ve MAHAGONNY KENTİ'NİN YÜKSELİŞİ VE DÜŞÜŞÜ OPERASI (1930)'dır. Brecht bu iki oyunu Yabancılaştırma TekniÇi ile yazılmış ve sergilenmiş ilk oyunları olarak tanıtır ve artık Epik Tiyatro kavramını geliştirir.

Bu iki oyunundan sonra Brecht'in arayışları farklılaşacaktır. Buraya kadar olan, ilkel bir Epik Tiyatro'nun gelişimidir. Şimdilik Brecht'in hanesinde sadece Özdeşleşme yerine, yabancılaştırma tekniÇi sloganı vardır. Bu teknik oyun yazımındaki bütün deÇişikliklerin anahtarıdır. Sahnelemede ise, ışıkların, dekor deÇişikliklerinin gizlenmemesi, sahne başlıklarının kullanılması, müziÇin yadırgatıcı etkisi gibi buluşlar yabancılaştırmaya hizmet eder. DiÇer dönemlerinde yabancılaştırma farklı tanımlanmaya başlanır. Oyun yazımında opera formundan, montaj tekniÇinden görece uzaklaşılır. Sahneleme buluşları kadar oyuncunun tutumu üzerinde de durulur.


2-DİDAKTİK OYUNLAR VE İLK SÜRGÜN YILLARI (1930)

1930'larda Brecht şaşırtıcı bir girişimde bulunur. Faşizan eÇilimlerin güçlendiÇi, insanlarin hayatına doÇrudan etkide bulunduÇu bir dönemde sanatsal olma kaygısından çok politik olma kaygısının savunulması gerektigini iddia eder. "Estetik arayişlari, politik bir tiyatronun önünü tıkamaktadir", öyleyse, "estetik, tiyatrodan kapı dışarı edilecektir". Liselerde, fabrikalarda, sendikalarda insanların oynayıp sergileyebilecekleri didaktik oyunlar yazar. Bunlar iyilik, vatanseverlik, dindarlık temaları içeren kısa oyunlardır. (Baden Baden, Evet Diyen Adam, Önlemler, Kuralla Kuraldışı gibi) Birey kavramı yerine, toplumsal bir mücadelenin ürünü olan yıÇın-insan kavramını eksen alır. Oyuncular sürekli rol deÇiştirerek oynar; oyuncular olayın tanıÇı, seyirciler ise yargıya varacak insanlardır. Brecht sonradan, bu oyunları politika ile tiyatronun arasındaki ilişkinin nasıl olabileceÇine ilişkin birtakım egzersizler olarak deÇerlendirir.

Brecht'in didaktisizmi ilk kez estetik bir form içinde kurgulamaya çalıştıÇı oyun, MEZBAHALARIN JOHANNASI'dır. (1932). O döneme kadar yazdıÇı en uzun oyundur. Dramatik bir nitelik taşır. 1929 Chicago'sunda, yoksul kesimlerle yönetici kesimin mücadelesi konu edilir. Oyunda, Johanna adlı, iyiliksever, dindar bir kadın tasvir edilir. Yoksul kesimlerden yanadır, ne var ki, hiçbir zaman onları yoksullaştıran insanların karşısında yer almaz. Çünkü, dindarlıÇın, tanrı sevgisinin ve ahiret inancının insanları dürüstlüÇe teşvik edebileceÇine inanır. Yoksulların şiddet içeren eylemlerine karşı, hristiyanlık inancını, yumuşaklıÇı ve insan sevgisini önerir. Son nefesini verirken, bu tavrıyla aslında yöneticilerin yoksullar üzerindeki hakimiyetini sürdürmesine katkıda bulunduÇunu farkeder. Vicdan azabı içinde ölürken şiddeti savunur. Dini bir iyiliÇe, dürüstlüÇe ve inanışa karşı takınılan bu siyasal tavır, Brecht'in diÇer oyunlarında da sıkça yeralır, ama hiçbir oyunda bu oyundaki gibi başlıbaşına konu edilmez. 1932'de Brecht benzer bir oyun girişiminde daha bulunur; ANA. Bir Gorki uyarlamasıdır. Bir devrimci annesinin sınıf bilinci kazanmasını konu edinir. Annenin içindeki 'Johanna' oyun boyunca dönüşür ve bir devrimci haline gelir. Oyunun gösterimi yasaklanr. Çünkü, Naziler iktidara gelir.

Nazi İktidarı ile birlikte Brecht'in ilk sürgün yılları başlar. Amerika'ya gidene kadar iki önemli deneme de daha bulunur. Birincisi; anti-faşist oyunlar, ikincisi; Aristotelian bir oyun: CARRAR ANANIN TÜFEKLERİ (1937).

Ancak 1936'da Danimarka'da sahnelenebilen YUVARLAK KAFALAR, SİVRİ KAFALAR Brecht'in ilk anti-faşist oyunudur. Oyun, Shakespeare'in Kısasa Kısas oyunundan uyarlanma, faşizmin uygulamalarının hicvedildiÇi bir güldürüdür. Hitler benzeri ırkçı bir dük insanları yuvarlak ve sivri kafalar olarak ikiye ayırır. Bu oyun ile birlikte, popüler bir anlatım tekniÇi olarak mizaha başvurulması tekrar gündeme gelir. 1938'de yazılan 3. REICH'İN KORKU VE SEFALETİ ise propagandist bir yön içerir; mizahın yerini politik saldırı alır. 1941'de tamamlayacaÇı, ama faşizm karşıtı oyunları arasında deÇerlendirilebilecek olan ARTURO UI'NİN ENGELLENEBİLİR YÜKSELİŞİ ise bu oyunların en niteliklisidir. Dramatik bir kurgu oluşturulur ve faşizan eÇilimin yükselişi kaçınılmaz bir durum olarak deÇil, tarihsel olarak engellenebilir bir gelişim olarak gösterilir.

1973'te yazılan CARRAR ANA'NIN TÜFEKLERİ, Aristotelian bir yapı içerir. Brecht, bu oyunda Aristotelian Tiyatro'nun olanakları üzerinde politik bir denemede bulunur. Aristotelian bir oyunun gerekli toplumsal koşullar içerisinde provoke edici bir niteliÇe bürünebileceÇini düşünür. Carrar Ana'nın Tüfekleri üzerindeki çalışmalarından sonra Brecht'in büyük oyunlarına girişecek olması, bu oyunun ilginç bir deney olduÇunu gösterir.



3. BÜYÜK OYUNLAR, AMERİKA SÜRGÜNÜ, DÖNÜŞ VE BERLINER ENSEMBLE'NİN KURULUŞU (1938-1956)

Brecht'in Avrupa'daki son yılları, epik bir tiyatronun olanaklarını arttırmaya yönelik çabalarla geçer. pik bir tiyatronun sahnelemede geliştirilecek teknik yöntemlerin zenginleştirilmesi sorunu olduÇu düşüncesinin dışına çıkar ve politik konjonktür ile doÇrudan ilişkisi olmayan ama arayışlarının yolunu açan büyük oyunlarını yazmaya başlar. İlki, GALİLEİ'NİN YAŞAMI'dır (1938). Oyunda, Galilei bilimsel çalışmalarını devam ettirebilmek için taktik bir davranışta bulunan bir kahramandır. Brecht, Galilei'nin kahramanlıÇını epik bir tutum olarak niteler. Çünkü, duygusal bir karşı çıkışın yerini akıllı bir başkaldırı almıştır. Galilei çaÇdaşları tarafından korkak olarak nitelenir, ama yaşamayı seçmesi bile başlı başına devrimci bir tutumdur. "yaşayarak aslında ortaçaÇın kuyusunu kazar."

Epik Tiyatro artık sadece anlatan, ya da sergileyen tiyatro deÇildir. Epik Tiyatro'nun sorumluluÇu epik insanın oluşumuna katkıdır. Öyle bir oyun sergilemeli ki, "tiyatro yine tiyatro" olsun insanlar eÇlenmeye gelsin ama bu eÇlence başlı başına bir öÇrenme olsun. Mizaha başvurulduÇunda, yabancılaştırma başlı başına bir eÇlencedir. ÇaÇın insanı da en çok bu eÇlenceden yoksundur, tiyatroda estetik sorunu artık alternatif bir eÇlence tarzının keşfedilmesidir. Böylece, yabancılaştırma yeniden tanımlanır: "insanlara toplumsal ilişkilerin deÇişebilirliÇini ima eden bir yaklaşımdır, oyunun yapısına nüfuz etmediÇinde bütün çabalar boşunadır."

Oyunun yapısına nasıl nüfuz eder? Konu ettiÇi öyküyü kendi şizofrenisi içinde kurgulayarak. Brecht, bunu kendi oyunlarında iki yoldan gerçekleştirir. Birincisi, merkeze alınan bir karakteri bölünmüşlük içinde sergileyerek: PUNTİLLA VE MATTİ (1941), SEZUAN'IN İYİ İNSANI (1941). Sarhoşken pırlanta gibi bir insan olan puntilla, ayıkken zalim bir toprak aÇasıdır. "Hangi durum onun için zararlı bir tutumdur", ya da "hangi yönü onun için hayırlıdır?" Yanıtı belirsiz bırakılır. Sarhoşken, iyilikseverdir. Yoksullara, acizlere yardım eder. Ne var ki, ayıkken de, dünyanın en kötü insanıdır. Çevresindekilere zarar verir, uşaÇını, işçilerini zalimane çalıştırır. Brecht, öyle bir dünyayı ima eder ki, insani deÇerlerden yoksunluk bir girişimciliktir, ama insani deÇerlere bireysel bir dönüş, bir tür "Johanna olma arzusu" bu girişimcilik karşısında alternatif deÇildir. Çünkü, iyilikte bulunulacak insanlar bu dünyaya muhalif deÇildir ve iyilikten yararlanma eÇilimleri bir tür yaÇmalamadır. Aynı tema daha belirgin bir şekilde, Sezuan'ın İyi İnsanı'nda Shen Te'de de işlenir. İyi insan ile kötü ama "tüccar" insan Shen Te'de bir bölünmüşlük içerir. Hiçbir zaman içiçe geçemeyen bu bölünmüşlük, Brecht'in yaşadıÇı çaÇı "soyutlama yoluyla" bir eleştirisidir. Şizofreni, karşısına yine bir şizofreni çıkarılarak eleştirilir. Seyirci, olay hakkında nesnel yargıya varabilecek yaşadıÇı hayatın şizofrenisinden arındırılmış bir insan deÇil, kendi şizofrenisine tanık olan bir Puntilla, ya da Shen Te'dir. Artık, yabancılaştırma olumsuzun olumsuzlanması olamaz, çünkü bir yanılsamayı da gereksinir. Bu yanılsama karakterin hangi yönüdür; Johanna'lıÇı mı, tüccarlıÇı mı? Yoksa, ikisi birden mi...? Yanıtı oyun boyunca deÇişir.

Brecht'in yararlandıÇı ikinci yol, olayın kendisinin bir tür şizofreni içerdiÇi oyunlar kurgulamaktır: CESARET ANA VE ÇOUKLARI (1939), SIMONE MACHARD'IN DÜŞLERİ (1942), KAFKAS TEBEŞİR DAİRESİ (1944).

Cesaret Ana ve Çocukları ise, bu dönemin en ustalıklı oyunlarındandır. Brecht, bu oyununda otuzyıl savaşlarında seyyar tüccarlık yapan ve askerler tarafından cesaret ana lakabı takılan biri kız, üç çocuk sahibi bir kadının heyecan dolu maceralarından yararlanır. Anne'yi çocuklarını ve öykünün arka planındaki otuzyıl savaşlarını alır, kendi öyküsüne uyarlayarak, farklı bir tarihsel koşulda kendi döneminin bir modelini oluşturur. Küçük bir insanın savaştan kar etme arzusu hikaye edilir. Cesaret Ana çocuklarını kaptırmadan savaştan payına düşeni ister. Ama çocuklarını teker teker yitirir. "Felaketler hiçbir zaman öÇretici olmamıştır ve küçük insanlar asla büyüklerin çorbasından içememiştir." Bir savaştan çıkıp, koştura koştura diÇerine giden cesaret anaların bir eleştirisidir bu oyun. Cesaret Ana yanılsama içinde davrandıkça, onun yanılsamasına tanık olan seyircinin farklı bir davranışı tasarlayabilmesi beklenir. Kaçınılmaz olarak, empatiden de yararlanılır. Çünkü, seyirci, oturduÇu koltukta dahi, aynı yanılsamayı paylaşmaktadır. Ancak, tanık olmanın verdiÇi konumsal farklılık sayesinde empatisi yer yer bir kızgınlıÇa, cesaret ana ile beraber davranmaya deÇil, ama onu yola getirmeye tahrik eden bir ortaklıÇa dönüşebilir. Tanık olmanın verdiÇi konumsal farklılık yine bir duygu ortaklıÇından yola çıkar, ancak etkileri farklılaşır, tiyatro yine bir tiyatrodur ama etkileri farklılaşır.

Artık Brecht, "özdeşleme yerine yabancılaştırma" sloganıyla açıklanamaz. Özdeşleşme yerini oyundaki karakterlerin ve onları seyredenlerin "ideolojik ortaklıÇı"na bırakır. Yabancılaştırma ise, bu ortaklık içerisinden hareket eder ve ortaklardan birinin diÇeri ile yüzleşmesine olanak vererek, bu karşısına şizofrenik bir suret çıkarmakla gerçekleşir, çözücü bir etki oluşturmaya çalışır.

Kafkas Tebeşir Dairesi'ne gelince Brecht oyunu broadway canlılıÇı ile sergilenen ama broadway karşıtı bir dramatürji anlayışı içeren bir oyun olarak niteler. Revülerden, müzikallerden, sitilizasyonlardan yararlanılabileceÇini, zaten oyunun da bu havada yazıldıÇını, ancak asla bir broadway prodüksiyonuna dönüşmemesi gerektiÇini savunur. Kafkas Tebeşir Dairesi, Brecht'in en uzun oyunudur ve asıl öyküden baÇımsız bir çok öyküyü içerir. Oyun, Cesaret Ana'dan ve diÇer oyunlarından çok farklı bir yapı içerir. Yine farklı bir tarihsel dönemde model oluşturma çabası vardır. Ancak, bu model evrensel bir nitelik taşır; iyilik, dürüstlük, özveri, mülkiyet gibi "insanlık deÇerlerinin", çok farklı karşılıklar bulabildiÇi bir "masal"dan hareket ederek birliksiz, bütünlüksüz, episodik bir dünya sergilenir. Çelişkileriyle yaşayabilen ama bir katlanma ya da ızdırap durumu yerine mücadeleyi kişilik edinen bir insan tipi ima edilir. "Grusha, çocuÇun hayatını kurtarma derdine düştükçe kendisininkini riske atar; üretkenliÇi onu kendi yıkımına sürükler. Adalet onda hem bir suçluyu, hem bir kurtarıcıyı görür. FukaralıÇı çocuk için bir tehlikedir ve çocuk bu fukaralıÇı kışkırtır. Çocuk için zorunlu bir evlilik yapar ama bu evlilik sevgilisi için bir ihanet olabilir. Azdak, öyküyü dinleyenleri hayalkırıklıÇına sürüklemeyen bir karar verebilir. Yine de, kararı başkaları için bir hayalkırıklıÇıdır (yasal adalet, asil anne). Azdak çocuÇu yetiştiren anneyi gerçek anne ilan eder ama erdeminden degil. ÇocuÇun çikarlariyla, Grusha'nin çıkarları artık bir olduÇu için… Mutlu son yoktur. "Oyun, ön-oyunda ortaya atılan bir erdemin, tarihsel ve imgesel bir düzenleme (setting) içerisinde olabilirliÇini (practicibility) hatta evrimini sergiler. Hiçbir şey kanıtlama derdinde deÇildir. Seyirciler öyküde geçen herhangi bir insan olabilirler. Bütünlüklü dünyaları, deÇerlerinin çelişik karşılıklar bulduÇu episodik bir dünyada çözülmeye terkedilir. Artik, ne, "epik tiyatro" tanımından bahsedilebilir, ne de, "bilim çaÇı tiyatrosu" tanımından: tiyatro, diyalektik olmak zorundadir.

Brecht, 1949'da DoÇu Berlin'e yerleşir ve eşi Helena Weigel birlikte, sosyalist yönetimin finanse ettiÇi kendi tiyatrosunu açar: Berliner Ensemble. Açılış, Puntlla ve Matti ile gerçekleşir. Berliner Ensemble, sırasıyla Ana, Shakespeare'dan CORİLOANUS (1951), , Kafkas Tebeşir Dairesi, Cesaret Ana oyunlarını sergiler ve turnelere çıkar.

14 AÇustos 1956'da, hem iki yeni oyun projesi hem de İngiltere turnesi için Cesaret Ana reprodüksiyonu üzerinde çalışırken, Brecht bir kalp krizi geçirir ve ölür. Ancak geriye koca bir miras bırakır; siyasal bir tiyatro. . .


BRECHT'İN TÜRK TİYATROSU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Türk Edebiyatı'nda Batı anlamında tiyatronun ilk adımının Tanzimat Döneminde atılmış olduÇu bilinir. Fransız Tiyatrosunu örnek alan bu tiyatro, benzetmeci tiyatro anlayışının içinde kalan Dramatik Tiyatro'yu benimsiyordu.

Benzetmeci Tiyatronun bizdeki yüzelli yıllık geçmişi düşünüldüÇünde, Brecht'in yapıtlarının çoÇu çevrilmiş, sahnelenmiş olmasına karşın; O'nun tiyatrosunun benzetmecilik geleneÇinden arınmış bir düşünce tiyatrosu olduÇunun özümsendiÇi söylenemez.

Brecht'in oyunlarının dramatik bir anlayışla sahnelenmesi yapılan yanlışların başında gelir. Özellikle tek bir kişinin çevresinde odaklaşan oyunlarında bu durumla karşılaşılır. Sahnelenişte yapılan bir diÇer yanlış, oyunun öÇretici yanının aşırı derecede vurgulanmasıdır. 1960'larda Brecht tiyatro yaşamımıza girdiÇinde, devrimci tiyatro anlayışı modaydı. Böyle olduÇu için de oyunların öÇretici işlevi üzerine önemle duruluyordu. Bu anlayış Brecht'i yer yer slogan tiyatrosuna dönüştüren oyunlar segilenmesine neden oluyordu.

Brecht oyunlarının yanlış yorumlanmasında çevirilerin payından da söz etmek gerekir. Çevirilerde dikkati çeken hemen tümünün aşırı baÇımsız oluşudur. Bunun nedenleri üç noktada toplanabilir:

*Çevirilerde sahne dilinin göz önünde tutulması, başka bir deyişle Türkiye izleyicisinin kolay anlayacaÇı bir dilin benimsenmiş olması.
*Yazarların kendi dil ve anlatım biçimlerini zorlaması.
*Çevirilerin bir çoÇunun aslından deÇil, İngilizce ya da Fransızca'dan yapılmış olması.


BRECHT'İN YABANCILAŞTIRMA TİYATROSU; VASIF ÖNGÖREN VE HALDUN TANER

1960'lardan bu yana yerli oyun yazarlarımızın da dramatik tiyatro anlayışının sınırlarını aşan yeni yeni arayışlara yöneldiklerini görürüz. Bu baÇlamda ülkemizde gösterilen ilk epik tiyatro denemeleri olarak Vasıf Öngören'in "ASİYE NASIL KURTULUR?"u ve Haldun Taner'in "KEŞANLI ALI DESTANI" üzerinde durulabilir. Vasif Öngören'in oyununda kadının sömürülmesi sorunu koşullar geregi ****** olan genç bir kızın yaşamından alınan kesitlerle irdelenir. Asiye'nin çocukluÇu, öÇrenciliÇi, fabrikadaki yaşamı, işten çıkarılışı, sokaÇa düşüş vb. olaylar bir zincirin halkaları gibi ufak ufak sahnelerle verilmiştir. Her sahne üzerinde ayrıntılı bir tartışmayı içeren ara sahnelerde anlatıcı olarak fuhuşla mücadele derneÇinden bir kadının konuşmalarını izleriz. Kadının Asiye'yi kurtarmak için getirdiÇi her öneri bir sonraki sahnede denenir fakat hiç biri sonuç vermez. En sonunda Asiye de kurtuluşunun bedelini yeni Asiyeler yetiştirerek ödeyecektir. Oyunun geneline bakarsak Brecht'in etkisinin yoÇunlukla görüldügü söylenilebilir. Bu etkiden temel iki nokta çevresinde söz edebiliriz.

*Olayın kurgusunda: Asiye'nin yaşamını anlatan tek tek sahneler tek başına düşünüldüÇünde oyun için benzetmeci tiyatro geleneÇini sürdürüyor denilebilir. Fakat anlatıcının devreye girdiÇi tartışma sahneleri oyunu dışardan deÇerlendiren bölümlerdir ve oyunu dramatik olmaktan uzaklaştırır.

*Dilin kullanımında: Brecht'in oyunlarında dil iletilmek istenen düşüncenin hizmetinde bir yabancılaştırma etkisi işlevi taşır. Vasıf Öngören'de bunun bütünüyle var olduÇunu söyleyemeyiz. Tartışma sahneleri ve şarkılar oyuna bir eklenti gibi dursa da, bu bölümlerde dilin yukarıda anlatıldıÇı gibi kullanılabildiÇini söyleyebiliriz.

Sonuçta, Vasıf Öngören'in Brecht'in tiyatrosuna özgü bazı biçimsel özellikleri aldıÇını fakat bunları benzetmeci tiyatro geleneÇiyle baÇdaştırmaya çalıştıÇını söyleyebiliriz.

Haldun Taner'e baktıÇımızda ise, O'nun benzetmeci tiyatro geleneÇinden uzaklaşarak, bize özgü bir yabancılaştırma tiyatrosu kurmanın yollarını aradıÇını söyleyebiliriz.

Keşanlı Ali Destanı'nda Haldun Taner, geleneklerden kaynak olarak yararlanma, onları çagdaş bir anlayışla yorumlama, biçimlendirme anlamında önemli bir adım atar. Taner, halk tiyatrosunun göstermeci özelliklerinden yararlanarak çok çarpıcı bir sorunu gündeme getirir: Otoriteye baÇımlılık. Bir gecekondu ortamında kendilerine bir kahraman miti yaratmak isteyenler bizim halkımızı temsil eder. Oyundaki yan temalar, Yusuf ile Zilha'nın aşkı, gecekonduluyla zenginin karşılaştırılması, bürokrasi, rüşvet, dolandırıcılık üzerine kurulmuş çarpık bir politik çarkın gösterilmesidir.

Kişiler, oyunun başında kendilerini müzik eşliÇinde tanıtırlar. Orta oyununda oldugu gibi, karikatürleştirilmiş, kurmaca figürlerdir. Halk tiyatrosuna özgü olan bu özellikler çagdaş tiyatroyu belirleyen türlü yabancılaştırma etkileriyle, örneÇin bir sonraki sahnenin özetini veren ve yazarın bu sahneye ilişkin yorumunu içeren koro ve oyun oynama olgusunu vurgulayan bir dekorla bütünleştirilmiştir.

not:
Çeşitli nedenlerle yazıyı hazırlayan kişiler kimlik bildirmemeyi tercih ettiler.
__________________

Bela tohumlar? ta??r elma
Kendi çekirde?inde
Bundan önce ve bundan böyle
Ne yapsa,ne etse
?nsan?n en büyük dü?man?
Sessizce
Kendi derisinin içinde...


.:♥: kLavye_GS_TE@M :♥:.
PaMuK isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Yeni Konu aç  Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Wilson: Hayati menfaatlerimizi gözetmeliyiz Haberci Son Dakika Haberleri 0 10-11-2007 14:30
Hayati tehlike yok Haberci Magazin 0 09-16-2007 01:20
Hayati tehlikeyi atlattı Haberci Son Dakika Haberleri 0 09-11-2007 14:50
Fazil HÜsnÜ DaĞlarca'nin Hayati Ve Şİİrlerİ ShirinBaby Edebiyat 2 09-09-2007 05:03
şşş bakmayin bu onlarin özel hayati... +13 NaZaR Yeni Forum Konuları Oluşturun 11 08-26-2007 01:25


Klavye.com da Yenimisiniz? Yardıma mı ihtiyacınız var ?

Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +2. şuan saat: 01:02.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Copyright © 2005 | Klavye.Com
Türkçe çeviri: Klavye.Com
Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.2.0 ©2008, Crawlability, Inc.

Webservis
Firma Rehberi Klavye Forum Serkan
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448