Giriş Yapmadınız Yada Üye Değilsiniz...Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın...

Klavye Forum  

Geri git   Klavye Forum > KÜLTÜR & SANAT > Genel > Tiyatro Bölümü
Kayıt ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Klavye Link Arama Bugünki Mesajlar Okundu Kabul Et

Tiyatro Bölümü Türk ve Dünya Tiyatrosu Uzerine Güncel Haberler, Yazarlar, Kulis, "Duyurular", Festivaller, Ödüller, Oyun Eleştirileri, Sahne İnsanları, Tiyatro Eğitimi, "Tiyatro Kitaplığı", Tiyatro Teknii, Tiyatroda Efekt, Tiyatro Terimleri ,İnceleme, Tezler ve Koservatuarlar.


Etiketler:

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-05-2007, 18:03   #11 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

SES EĞİTİMİ
Sesi ısıtır.
 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, ..........80,....90, ... 98, 99,100
1 den 100 e kadar belirli bir ses tonu ile say

Sesin tizliÇi...
 MAN, MEN, MİN, MON, MUN, MÜN, MIN, MÖN
Mmmmmmmmmmmmaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaannnnnnnnnnnnnn
AÇız kapalı burundan aÇızdan aÇız kapalı burundan
Man sesi çıkarılırken harfler arasında kesinti olmayacak.

Sesi kuvvetlendirir.
 1, 2, 3, 4, 5, 4, 3, 2, 1
1 den 5 kadar sesin şiddetini arttırarak say, aynı şekilde azaltarak geriye doÇru say.

Sesi kuvvetlendirir.
 HAH, HEH, HİH, HOH, HUH, HÜH, HIH, HÖH
Karından başlayıp aÇızdan ses maksimum seviyede çıkacak

Sesi kuvvetlendirir.
 PAH, PEH, PİH, POH, PUH, PÜH, PİH, PÖH
Karından başlayıp aÇızdan ses maksimum seviyede patlar gibi çıkacak

Çalışmalar: 1 yıl her gün yapılacak.
MAN, MEN, .....sürekli yapılacak.
Ses çalışması 11.00 ile 22.00 arası yapılabilir.

Toplum karşısında konuşmadan önce çok sıcak veya soÇuk içecekler içilmemeli,
Konuşmadan 15 dk. önce kış aylarında ıhlamur içilebilir.

NEFES KONTROLÜ
 DoÇru nefes diyafram nefesidir.

Nefes alırken önce karın bölgesi şişmeli, sonra ciÇerlerin tamamı,
Nefes verirken önce karın bölgesi inmeli, sonra ciÇerlerin tamamı inmeli.

EGZERSİZ
Nefes al -göbek- sonra ciÇerleri kullan. Sayı arttıkça zorlama oldukça nefes açılır.
1 den 5 e sayarak nefesi ver.
Sonra 10, 20 ye 30 u zorla 50 de bitir.
Her gün artır.
Her defasında 1 den başla

AĞIZ DUDAK TEMBELLİĞİ

1. U ve İ harflerini söylüyormuş gibi U aÇzını büz, İ aÇzını ger.
Günde 3 dakika, sabahları yap.
Dudak kaslarını geliştirir.
Dudak kasları kuvvetli olan sesin çıkışına hakim olur.

2. Kurşun kalem çalışması:
 Kurşun kalem dik olacak şekilde aÇza alınır. Yarım santimetre kadar aÇza girecek şekilde dişlerin arasına sıkıştırılır.
 Bu şekilde roman sayfasının yarısını heceleyerek vurgulu oku.
 Vurgulu oku
P Ç T K R M Z N harflerini abartılı olarak oku.

3. Dil gerilmesi:
Dilini salla, ger: dil önemli konuşma organımızdır.
Boynu arkaya ger ki çenen gelişin.

VURGULAMA
Vurgulamada fikir ön plandadır.

 Ne kadar iyi vurgulama yaparak konuşursan karşındaki o kadar iyi anlar.


TONLAMA
Tonlama konuşmaya duygu vermek için yapılır.

 HissettiÇini net hisset ve karşı tarafa hissettir.
 Tonlama duyguyu çıkarmamızı saÇlar.

BEDEN DİLİ

 Yaz aylarında yüzün gevşek olur.
 Yaz aylarında kendini sürekli gerersen terlersin
 İnsan sinirli iken kendini tutar. Kalemi, saÇını solunu, masayı,
 İnsan kendine destek aradıÇı için tutma ihtiyacı hisseder.
 Bilirsen bedenine hakim olursun.
 Bir şeyi elinde tutmak güçsüzlüktür.
 Asla ellerini cebine atma-sıÇınma
 DoÇal duruş ellerin yanda olmasıdır.

KENDİN GİBİ OL...

Karşındakinin duygusunu anla ve “ben olsaydım” diye kendine sor, sorgula..

Konuşmada % 20 yetenek % 70 tekniktir.
Heyecanını kontrol et, çocuÇa heyecanını kontrol etmesini öÇret.
İtiraf et. Ne kadar itiraf edersen o kadar rahat edersin.
Ne kadar itiraf edersen o kadar az yaparsın.
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 10-05-2007, 18:03   #12 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

FREKANS
KONUŞMA FREKANSLARI
1. GÖRSELLER
2. İŞETSELLER
3. DOKUMSAL DUYGUSALLAR


1. GÖRSELLERÖrnek: Fatih Altaylı
 Hızlı konuşurlar
 Hızlı düşündükleri için hızlı konuşma ihtiyacı doÇmuştur.
 Anlaşılması zordur.
 Konudan konuya atlarlar
 Cümlenin sonunu yutarlar
 Bir şeyi görünce daha iyi anlarlar
 Tasvirle anlatılabilir.
“Görseller mutlaka hızlı konuşur”
 Daha çabuk gaza gelirler
 Bakmak, görmek kelimelerini farkında olmadan kullanırlar

Güzel ses, burun ve gırtlaktan dengeli çıkan sestir.

DENEME YAZILARI: kişinin benzetme ve örnekleme yönünü geliştirmesi için önemli

2. İŞETSELLER
Örnek: Hulki CevizoÇlu, Kemal Derviş
 Ne hızlı, ne aÇır konuşurlar
 Dengeyi iyi bulur
 Diyafram nefesini iyi kullanır.
 Duydunmu, dedi, gibi kelimeleri farkında olmadan kullanırlar.
 Diyaloglara önem verirler
 Duyunca ve görünce gaza gelirler.

3. DOKUMSAL DUYGUSALLAR
Örnek: Hatemi, Teksoy, Türkan Şoray,
 Her olayın duygusuna, önem verir,
 Manaya önem verir
 Çok aÇır nefes alırlar.
 Dokunmaya bayılırlar.
 Karşısındaki kişiye dokunabilir.
 Kendi yüzüne, pantolonuna, masaya ... vs dokunabilir.

Karşına bir kişi gelmiş ise sen onun frekansına geç.
Profesyonel iletişimde aynı frekansta
Topluluklar karşısında işitsel olmak zorundayız konuşmak esastır.

ANLATIMDA
 Benzetme
 Örnekleme
 Diyalog kullan
Bunun için benzetme ve örnekleme arşivinin artması gerekir.

Dokunsal duysallar ile görseller çok zor anlaşır.

SORU SORMA TEKNİĞİ
SORULAR
1. Bilgi içermeli
2. Kısa olmalı
3. Anlaşılır olmalı
4. Yumuşak olmalı
5. Duygu olmalı
6. Yarar gözetilmeli
7. Genelleme yapılmamalı

 Bilgili olmayan soru soramaz.
 Soruları tek tek sor.
 Kısa soru cümlesi kur.
 Soru cümlelerinin anlaşılır olmasına dikkat et.
 Dengeli, yumuşak (hariciye tarzı) soru sor.
 Gaza gelmeden sor.
 Karşı tarafı kıracak sorular sorma.
 Soru sormak insanı harekete geçirir.
 Her sorunun cevabı hemen gelmez.
 Soru sorma kalitesini arttır.
 Geneli bil, ayrıntıyı sor.
 DoÇru soru hayatını deÇiştirir.
 Düşün öyle sor.
 Hiç bilmediÇin konuda önce araştır. Sonra sor.
 Soru insanı heyecanlandırmalı.
 Konuşma ile insanları germe

İNSANLARI GÜLDÜRMEK
 İnsanlar zıtlıklara güler
 İnsanlar insanlara güler
 İtiraf et: Ben de sizin gibi iken ...
 Kendinle alay et: Huysuz Virjin
 Taklitler ile uÇraşma
 Espiri yaparken gülme.
 Ne kadar eÇlendirirsen o kadar iyi eÇitirsin.

ENERJİ
 Enerjiyi muhafaza etmek.
 Enerji hırsızı:
a. Alenen çalanlar
b. Çaktırmadan çalanlar
c. ÇaldıÇını bile fark etmeyenler.

Enerji çalarken insanlar:
a. Korkutucu insanlar
b. Acındırıcı insanlar
c. Mesafeli insanlar
d. Sorgulayıcı insanlar
Bu tarzlardan 4 de her insanda vardır. Fakat biri öndedir.
 0-10 yaş arasında çocuklara mutlak enerji verilmeli
 İnsanlar enerjilerinin çalındıÇı yerden kaçarlar
 İnsan yaptıÇı işte mutlu olmalı ki enerjisi artsın
 Kişi kendini sorgulayıcı olduÇu zaman dengeler.
 Tiyatrocular, her organizeyi yapan insanlar sorgulayıcı olurlarsa daha başarılı olurlar.
 Bilgi insanı dengeye ulaştırır.
 Yönetici, öÇretmen karşısındakinin enerjisini çalmasın yeter.

Toplum Enerjisini Çalmak : Deprem, bölgesel felaketler.
Ülkelerin Enerjisini Çalmak: Savaşlar, çatışmalar: İsrail-Filistin

Enerjisinin çaldırmama yolu:
Acındırıcı: Acındırmaya devam ederse enerji toplar.
Çocuk kendini acındırırsa dinle

Yansıma-aynalama:
Adam dövmeye geliyor: ”sen bana yumruk atarsan ölürüm ben” deyince duygularına cevap bulur ve vazgeçer.
Karşı taraf sana hangi duygu ile yaklaşıyorsa o duygu ile cevap verin.

Dünyanın tüm tuzaklarının iki temeli vardır.
Yem ve gizlilik.
 Konuşmanın en önemli yeri başıdır.
 Konuşmanın başında minik bir cimle başlayın (manşet)
 Konuşmada yem duygudur.
 Konuşmada kaşındaki toplumun ortak duygusunu bulmak.
 Konuşmanın başında bilinenle başlama



Konuşmada Sıralama
1. Manşet
2. Bilgilendirme
3. İnandırma
4. Eylem

En başta ne satacaÇını söyleme
Bir insan bir defa aldatılırsa gerçeklerden şüphe etmeye başlar.

1. Manşet
Kısa ve öz olmalı

2.Bilgilendirme (tez)
Hayattan örnek ver

3. İnandırma (antitez)

4. Eylem (sentez)
a. Tek hedef (aÇzındaki baklayı çıkar)
b. Çözüm

Örnek:
1. Manşet
Beyazı sever misiniz?
2. Bilgilendirme
Ayşe teyze bir pilav yapar. Bembeyaz,
3. İnandırma
Annemin ise pilavı hiç öyle olmaz. Her zaman biraz sarıdır.
4. Eylem
a. Tek hedef (aÇzındaki baklayı çıkar)
ÖÇrendim ki Ayşe teyze pilav yaparken limon sıkarmış.
b. Çözüm
EÇer pilavın beyaz olmasını istiyorsan pilav suyu kaynarken limon sıkamlısın.
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2007, 18:03   #13 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

İletişimde akli olan insanlara konuştuÇunuz gibi kalbi olan insanlara da konuşmaktasınız. İnsanlar söylenenleri sadece akıllarıyla deÇil aynı zamanda kalpleriyle de deÇerlendirirler. Öyle ki özellikle gençler için çoÇu zaman akıldan ziyade kalp hükmeder. Kalpleri olumsuz etkileyen mesajlar verdiÇinizde ne kadar akla uygun, inkar edilemeyecek sözler söylerseniz söyleyin hiç bir etki meydana getiremezsiniz. EÇer dinleyenlerin duygularını olumlu yönde etkilemeyi başarabilirseniz fikir yönünden ne kadar zayıf olursanız olun parlak bir iletişim kurabildiÇinizi görürsünüz. Etkili konuşma yeteneÇi olmayan binlerce insan aslında sırf duyguları olumlu şekilde kullanmayı başardıkları için iletişimlerinin zirvesine çıkmışlar ve çok büyük işlerde diÇer insanları yönlendirebilmişlerdir.
Duyguları sözlerimizle etkileyebildiÇimiz kadar tutumlarımızla da etkileyebiliriz. çoÇu zaman duyguları etkileyen faktörler sözler deÇil temel tutumlardır. EÇer dinleyicilerde duygusal bir tepki ve red oluşturursanız bu sözlerinizin de reddedilmesine yol açar. EÇer duygusal bir kabul ve iyi niyet oluşturabilirseniz bu zayıf olan düşüncelerinizi de güzlendirir. Yaratıcının koyduÇu kanun budur.

Benlik Direncinin Etkisi
Tüm insanlar birer “ego” yani “ben” taşırlar. Her insanın kendi beni sahip olduÇu en aziz varlıktır. İnsanlar “benlerine” yönelebilecek en küçük tehdide şiddetle direnirler. Bu direniş düşünsel deÇil duygusaldır. EÇer amacınız insanları kazanmak ve düşüncelerinizi onlara aktarmak ise asla “benlerini” rencide etmemelisiniz. Aksi taktirde akıllarını düşüncelerinize kapatırsınız. Artık etkili söz söylemenizin hiçbir anlamı ve önemi kalmaz. AşaÇıda benlik direncini etkileyen bazı faktörler üzerinde durulmuş ve bunların nasıl kullanılacaÇı anlatılmıştır.


Eleştirmeyin
Karşınızdaki kişinin hatasını açıÇa çıkarır eleştirirseniz “ego^su yaralanır. Böylelikle o kişinin sizden nefret etmesine ve ya sizi dinlemekten vazgeçmesine veya kendi fikrini destekleyecek deliller aramasına yol açarsınız. Bu çerçevede;
Bir kusuru asla şahsileştirmeyin: “Sen böyle bir hata yaptın... Yanlış düşünüyorsun....” demeyin. Gerekliyse bunun yerine “Biz şöyle şöyle hatalar yapabiliriz.... İnsanların bu tür hatalar yapmaları mümkündür. Sahip olduÇum bilgilere dayanarak düşündüÇüm zaman şu şekilde davranmanın hatalı olduÇu sonucuna varıyorum” Denebilir.

Her zaman açık kapı bırakın:
Muhatabınızın hatasını kabullenmesi, bir mazerete imkan tanımanız halinde daha kolay olabilir. Herkes hatasına mazeret bulmak ister. “İnsanların haberi olmadan onlar adına böyle kötülükleri yapanlar var... Bazen insanların böyle davranmasına yol açan çok ciddi nedenler olduÇunu kabul ediyorum” denebilir.

Hatalarınızı Kabul Edin
İnsanlar kendi eksiklerini görmeye isteksizdirler. siz kendi eksiklerinizi görürseniz onlarda kendileri hakkında bu isteÇi oluşturursunuz. Hatalarınız reddederseniz muhataplarınızda kendilerininkileri reddederler. Dahası sizin reddiniz egonuzu koruduÇunuz anlamına gelir. Egonuzu korumak ve yüceltmek gibi bir endişeniz varsa dinleyiciler de o egoyu ayakları altına almak isterler. Bunun için kendi egolarını yüceltmeye çalışırlar. Bu durumda mesajınız netliÇini kaybeder. Elbette dinleyiciler size üstünlük atfederlerse sizden çok fazla etkilenirler. Ama insanlar gururlu insanlara üstünlük atfetmezler. Kendinizi küçültmeyeceksiniz. Ama “ne yazık ki cahil olduÇum zaman o hatayı işledim. Şimdi bir daha aynı yanlışı yapmamak için çırpınıyorum... elbette ben de sizin gibi bir insanım ve biz yanılabiliriz, ama tüm gücümüzle doÇruları araştırmalıyız....” denebilir.


Tartışmadan Kaçının
İnsanlarla “evet-hayır” kilitlenmesine girdiÇinizde tartışmaya başlarsınız. İşin içine duygu girer ve herkes şerefini kurtarmak için doÇruluÇunu ispat için çırpınır. Tam bu anda ya tartışmayı sürdürmeyerek konuşmayı kesin ya da uygulanabilirse çözüm tutumunu kullanın. Çünkü eÇer amaç karşıdaki insanı kazanmaksa tartışma kesinlikle her iki taraf için de maÇlubiyetle sonuçlanır. EÇer amaç tartışılan kişinin çok kötü olması nedeniyle onun dinleyiciler nezdinde küçük düşürülmesi ve böylece tecrit edilmesi ise karşı tarafın mantıklı cevaplar bulamamasıyla sonuçlanan tartışmalar tercih edilebilir.
Tartışmayı terk etme yolunu tercih ediyorsanız “Şimdi işin içine duygularımız karıştı. Artık samimi olarak doÇruları araştırmıyoruz. Ben her zaman doÇruları samimi olarak paylaşmanın yolunu arıyor ve yanlışımı içtenlikle görmek istiyorum. Bu tartışmada siz veya ben susmak zorunda kalabilirim ama ikimiz de maÇlup oluruz. Bu konuşmaya tartışmamak şartıyla daha sonra devam edebilirim. Nasıl yorumlanırsa yorumlansın şimdi bırakmak zorundayım.” denebilir. Çözüm tutumunu kullanacaksanız Şu örneÇe bakınız: “Sizi anlamaya çalışıyorum. Benden farklı düşünüyorsunuz. Mutlaka ciddi delilleriniz var. Tam olarak anlayabilmem için tekrar kendinizi daha açık ifade eder misiniz? elbette düşünceleriniz çok önemli. Böyle düşünebilmek için çok şey bilmek gerekiyor. eminim bende sizinle aynı bilgileri ve tecrübeleri yaşasam bizinle aynı sonuçlara ulaşabilirim. Ama akıl aynı akıldır. Ben bu konuda şunları biliyorum. Şunlar deneyler... Bunlar otoritelerin sözleri... Bunlar da benim tecrübelerim... Bu bildiklerim beni bu sonuca götürüyor. Sizin benden daha iyi bir mantıÇa sahip olduÇunuzdan şüphem yok. Ama doÇruları bulabilmek için mantıklı olmanın yanı sıra samimiyete de ihtiyacımız var. Sizin söylediklerinizle benim söylediklerimi birlikte düşünelim. ”

Hayır Demeyin-Dedirtmeyin
Yanlış bir fikir, deÇerlendirme veya bilgi ileri sunularak size bir teklif yapıldıÇında asla doÇrudan “hayır” cevabını vermeyin. EÇer kişi başkalarının düşüncesini size aktarıyorsa “hayır” diyebilirsiniz. Ama eÇer başkalarından alıntılasa da kendisinin de kuvvetle benimsediÇi bir yaklaşım ise hemen hayır demeyin. Bunun yerine “Sizi anlamaya çalışıyorum, çok önemli bir soru soruyorsunuz, ilginç bir deÇerlendirme yapıyorsunuz” şeklindeki yaklaşımlardan biri kullanılabilir.
Siz soru sorarken, görüş bildirirken bir teklif götürürken özellikle başlangıçta cevabının “evet” olduÇunu bildiklerinizi kullanmaya özen gösterin. Bunun için insanların neye evet diyebileceÇini önceden öÇrenebilmek için dikkatli olun. Seri olarak alacaÇınız “evet”lerin ardından, yeni bir teklife evet cevabı alma ihtimaliniz kuvvetlidir. ÖrneÇin “Hepiniz güzel konuşmayı ister misiniz?” sorusunun cevabı evet olduÇu halde aynı konuda “herhangi biriniz kötü konuşmacı olmak ister mi?” sorusunun cevabı mutlaka hayırdır.

Büyüklenmeyin ve Küçümsemeyin.
Büyüklenme veya küçümseme kişiler arasındaki “ego” dengesini olumsuz etkiler ve ego direnci oluşur. dengenin her zaman korunması arada duygusal duvarların oluşmasını engeller. Ancak burada bir incelik vardır. Dinleyici açısından konuşmacının yüceltilmesi fikirlerin lehinedir. Büyüklenme ve küçümseme dinleyici açısından konuşmacıyı küçültür; tevazu ve dinleyiciye verilen önem ve yapılan samimi övgü de konuşmacıyı yüceltir. Büyüklenme ve küçümseme temelde duygusaldır, bunlar duygusal olarak yaşanır ve dinleyici tarafından mutlaka algılanır. Ancak bu psikoloji kolaylıkla konuşmalara da yansıyabilir. “ Ben şimdiye kadar hiç hata yapmadım, bu güne kadar bir çok başarıya imza attım, bu insanlara çok büyük faydam dokunmuştur(büyüklenme), bir sanatçı olarak bir çok kişinin nasıl da gülünç şekilde sanatçılık oynadıÇını görüyorum, şu geri zekalı insanlar arasında yaşamaya çalışıyorum(küçümseme)” gibi ifadeler doÇru da olsalar konuşmacıyı tüketirler.

Görünüşün Etkisi
İnsanlar sizi ilk gördükleri izlenimleri her zaman sizinle birlikte hatırlarlar. İlk verdiÇiniz izlenim tüm hayatınız boyunca sizi tanımlamaya devam eder. Görünüşünüz insanların en az % 80’i için sizin ne kadar dinlenilmeye deÇer veya güvenilir olduÇunuzun göstergesidir. ÇoÇumuz fikirlerin mantıklılıÇına ve delillendirilme derecesine dikkat etmeyiz. Ama fikrin kaynaÇına yüklediÇimiz kutsallık bizi çok fazla etkiler. bu kutsallıÇı belirleyen en önemli faktörden biri ilk gördüÇümüzde edindiÇimiz izlenimdir. Bu çerçevede görünüş hakkında yapılması gerekenler aşaÇıda sıralanmıştır.


Enerjik Görününüz.
Yorgun insanlar yavaş, tutuk ve donuk konuşurlar. Heyecan eksikliÇi nedeniyle inandırıcılıkları zayıftır. Görünüşleri sanki inanmadıklarını söylediklerini düşündürmektedir. Tokluk ve uykusuzluk canlılıÇı ve konuşma seriliÇini olumsuz etkiler. Enerjik insanlar tüm organlarına hakim imiş gibi görünürler. Fazla tok, uykusuz veya ihtiyaçtan fazla uyumuş iken konuşmaktan kaçınmalısınız. İhtiyacınız varsa hafifçe glikoz içeren tatlı sıvılar veya süt alabilirsiniz.

Temiz Giyininiz.
İnsanın dış görünüşü iç görünüşünün aynası olarak algılanır. İç görünüşün en önemli yansıması yüz hatları ve vücudun genel duruşu olsa da izleyici ilk anda en az bunlar kadar kişinin giyimine ve temizliÇine dikkat eder. Düzgün tıraş, bembeyaz parlayan dişler temizliÇin ve asilliÇin ilk işaretlerindendir.
Buna paralel olarak düzgün ütülenmiş yani görünümlü takım elbise, boyalı saÇlam ayakkabı, sıra dışı olmayan renkler önemli giyinme faktörüdür. Kesilmiş tırnaklar, aşırı makyajı olmayan bir yüz uzaÇa yayılmayan ama kucaklaşma veya öpüşme esnasında hissedilebilecek hafif ve güzel bir koku, vücut hatlarını göstermeyen vasat bir örtünme tarzı.... Bunlar ciddiyetin ve etkililiÇin en önemli faktörleridir. eÇer ilk göründüÇünüzde ciddiyet ve saygınlık imajınızın yok olmasına izin verecekseniz şunları yapabilirsiniz:
Dişlerinizi fırçalamayın. Yemek kırıntıları 50 cm’den belli olsun. Tırnaklarınızı iyice uzatın, bıyıklarınızı iyice uzatın, saçlarınızı ve sakalınızı daÇınız bırakın. Çamurlu veya yırtık elbiseler giyinin veya elbiseleriniz vücudunuzun hatlarını iyice göstersin. Aşırı makyaj yaparak görünümünüzün doÇallıÇını maskeleyin, uzaklara yayılan bir koku kullanın, üstelik bu konu keskin olsun....

Görünümünüzü Kontrol Edin
Özellikle gurup karşısında iseniz takip edenlerce nasıl bir görüntünün neresindesiniz? Kendinize bakın. Öfke, heyecan, titreme gibi bir izlenim veriyor musunuz? Ne kadar sakin “gülümseyebiliyorsunuz”? Gülümserken dişlerinizin gözükmesi gerekmez. Sakince vücudunuzu gevşetiyorsunuz.
Düz bir ortamda konuşuyorsanız ez azından omuzlarınıza kadar görünebilmek için biraz yükseÇe çıkmaya çalışın. kürsü önünde iseniz arkasına gizlenmeyin. Kürsü omuzlarınıza kadar çıkıyorsa kürsüyü kaldırın. KonuştuÇunuz noktanın hemen çevresinde hareketli insanlar, nesneler olmamalıdır. Oturuyorsanız yıÇılır gibi deÇil diri diri oturun. Çok hızlı hareket etmeyin, ellerinizle aşırı oynamayın, kontrol edemiyorsanız ellerinizi arkaya baÇlayın, tek elinizi cebinize koyun veya elinizde bir kalem tutun veya en iyisi her ikisini aşaÇıya salın ve istedikleri gibi davransınlar.

Jestleriniz Tabii Olsun
Söz söylerken jest çok önemlidir ama tabiiliÇi bozulduÇunda jest her şeyi mahveder. Jestlerin anlamını çok iyi öÇrenin ve iyice yerleştirinceye kadar kullanın. Ancak konuşma yaparken jestlerin anlamını düşünerek onları kullandıÇınızda yapmacıklıktan kurtulamazsınız. Jestlerinizi yapınızın tercihine bırakın ve bir hareketi asla sürekli tekrarlamayın.

BenliÇi Coşturmanın Etkisi
Kalplerin ikna edilmesi yolunda kullanılacak bir diÇer yöntem de muhatap kitlenin “ben” duygularını harekete geçirmek ve yükseltmektir. Önceki bölümde benlik direncinin kırmanın önemi üzerinde durduk. Muhatabınızın beni asla sizden aşaÇıda tutulmamalıdır. Şimdiki yolla onların benlerini yükseltme yolunu kullanıyorsunuz. AşaÇılanmaya direnen veya karşı çıkan benler yüceltenlere de sahip çıkar. Bu çerçevede üzerinde duracaÇımız yöntemler aşaÇıdadır.

İltifat Ediniz:
Tüm insanlar samimi iltifattan hoşlanırlar. İltifat gururu okşama veya kompliman şeklinde kendini gösterebilir. Sizi dinleyenlerin deÇer verdiklerini bildiÇiniz bir özelliklerini takdir ettiÇinizi onlara söyleyiniz. EÇer bu özellik onların bile farkında olmadıÇı bir özellikse çok etkileyici olacaktır. ÖrneÇin bir Amerikalı bizimle konuşuyor: “Biz Amerikalılar bilgiye ve zekaya çok önem veririz. Ülkemize gelen büyük zekalar arasında Türklerin önde gelmesi hep dikkatimizi çekmiştir. Şimdi büyük zekaları yetiştiren böyle bir topluluÇun karşısında konuşmanın heyecanını yaşıyorum.”

Üstünlük Atfediniz:
Dileyicilerinizi dürüst, namuslu ve üstün insanlar olarak tanımlayınız. Öyle olmasalar bile insanları bu üstün vasıflara sahip göstermeniz veya en azından bu üstün vasıfları seven ve bunlara deÇer veren insanlar olduklarını ifade etmeniz etkileyici olacaktır.
ÖrneÇin Alkolizme düşmüş bir topluluÇa konuşuyorsunuz:” Şimdi karşımda her şeye raÇmen insanlık onurlarını korumaya adanmış bir topluluk görüyorum. Gözleriniz bana diyor ki ‘biz temiz insanlarız, dürüstlüÇü ve onurlu yaşamayı gönülden yaşamayı arzuluyoruz.’ Sizi tebrik ederim. İnanıyorum ki bir gün hepiniz çok gurur duyulacak başarılara ulaşacaksınız.”

İyimserlik Yayınız.
Konuşmanızda bir sorunu veya çirkinliÇi dile getiriyor olabilirsiniz. Ancak kötü durumları tasvir ettikten sonra bir çaresizlik, ümitsizlik ve karanlık havası oluşturmanız tehlikelidir. Bu durumda dinleyicinin heyecanını kırar, onu üzersiniz ve bu yolla kendi imajınızı zedeleyerek kötü olaylarla birlikte hatırlanır hale gelirsiniz.
Kötü durumlara vurgu yapılacaksa bu durumlar ayrıntılı tasvir edilmemeli, çabucak geçildikten sonra bunların düzeltilebilmesinin mümkün olduÇunun ayrıntılı anlatılması gerekir. Böylece oluşturulan iyimser hava ile konuşmacı-dinleyci duygusal yakınlaşması saÇlanır.
ÖrneÇin toplumsal yozlaşmaya vurgu yapıyorsunuz: “Toplumumuzda büyüyen bir çöküş var. Geçim sınırının altında bir fakirlik ve büyüyen ahlaksızlık türleri...Biz tüm bunları aşabiliriz. Bizim ecdadımız her türlü zorluÇa 600 yıl göÇüs gerdiler. Bizler dünyanın en temiz, en çalışkan en ahlaklı insanlarının torunlarıyız. Her geçen gün üzerimize düşen görevin daha net bilinicine varıyoruz ve böyle gayretli insanların sayısı arttıkça yeniden Dünyanın en temiz insanları olduÇumuzu tüm Dünyaya göstereceÇiz.”

Sevgi Yayınız:
Dinleyici kitleyi sevmeye büyük önem vermelisiniz. Onlar son derece deÇerli ve sevilmeye layık varlıklardır. Bu olumlu duygunuz onların da eninde sonunda sizi sevmelerine yol açar. Sizin duygularınız onların duygularını etkileyen en önemli faktördür. Nefret duygusu vererek insanların fikirlerinizi sevmelerini bekleyemezsiniz. Sevginiz kendinizi “güler yüz” ile yansıtacaktır. Gerçek bir güler yüz o yüze bakan herkesi güler hale getirir. güler yüz iç gerginliÇi azaltıp her şeye raÇmen huzur ürettiÇi için güler yüzlü konuşmacı dinleyicinin içinde sevinç üretmesine katkıda bulunur. İnsanlar kendilerine zevk veren her şeyi severler.

Emin Olunuz:
Sizin söylediklerinize ilişkin kesinlik inancınız en önemli duygusal ikna nedenidir. İnsanlar çoÇu zaman söylediklerinizi anlamazlar veya sizden farklı yüzlerce düşünce varken yaşayıp görmedikleri tezinizden emin olamazlar. Herkes dinlediÇinin doÇru olmasını arzuladıÇında konuşmacının gerçekten de kendisini ikna etmesini saÇlar. Konuşmacının çabaları işe yaramayabilir ama konuşmacının kendisinden emin olması, hiç bir şüphe duymaması aynen algılanır. Hiç şüphe duymadan fikirlerini savunan insan hatalı da olsa çok kalabalık toplulukları kendine inandırabilir. Şu halde tüm gücümüzle savunduÇumuz bir fikir varsa ona ilişkin inancımızı kuvvetlendirmemiz gerekir. İnancın kuvvetlenmesi ise ancak ısrarlı ve detaylı araştırma ve tahkike dayanır.

İnanmanın Etkisi

İnancınız Net-Kesin Olsun
Şüpheli olduÇunuz bir konuyu savunurken şüphe yayarsınız. Siz inandıÇınızdan emin misiniz? Yani neye inandıÇınızı biliyor musunuz? İnsan birbiriyle çelişen inançlarla kimseyi ikna edemez. ÖrneÇin yeni bir dil öÇretim tekniÇini duydunuz ve çok etkili bir teknik olduÇunu defalarca duydunuz. Sonra birileri size bu tekniÇin hiç de sanıldıÇı gibi etkili olmadıÇını söyledi. inancınız sarsıldı mı? Küçük bir şüphe oluştu mu? Oluştu ise inancınız kesin ve net deÇildir.

İnancınız Güçlü Olsun
İnandıÇınız konu hakkında şüpheniz yoktur ama kolay şüpheye düşebilecek konumdasınızdır. Bu durumda inancınız zayıftır. İnancınızın en güçlü olduÇu noktada aksini görseniz bile inancınızdan vazgeçemezsiniz. Çünkü inancı o kadar çok tekrar ettiniz ve o kadar onu destekleyen tecrübe aldınız ki o inanç tüm hücrelerinize işledi.

İnancınızın Hedefi Belli Olsun
İnandıktan sonra bu inancınızı kime anlatmak istiyorsunuz. Bu hedef kitleyi inancınızla birlikte sürekli düşünmelisiniz. Onlara vermek istediÇiniz mesaj sevgi sayesinde tüm problemlerin hallolabileceÇi inancı mı? O zaman onları tüm kalbinizle sevin, sanki ayni sevginin hepsini kuşattıÇını ve aralarındaki tüm problemleri hallettiklerini duyun. ama bunu yaparken hangi kitleye hitap ettiÇinizin mutlaka farkında olmalısınız.

ÖZET

Olumsuz Duyguların Önünü Kesin:
1. KonuştuÇunuz insanları asla eleştirmeyin. kendinizi bile eleştirmemelisiniz.
2. EÇer varsa hatalarınızı savunarak örtbas etmiyorsunuz. Hatayı hemen kabul etme fazileti sayesinde hem hatanızı yok edersiniz hem de zannedilenin aksine daha yüksek bir onura kavuşturulursunuz.
3. Tartışmalarda kaybeden de kazandıÇını sanan da kaybeder. EÇer bir insanı kazanmak istiyorsanız onunla asla tartışmayın.
4.KatılmadıÇınız bir fikre doÇrudan”hayır” demiyorsunuz. bunun yerine fikre saygı duyup bildiÇiniz farklı hususları açıklıyorsunuz. Karşınızdaki insanlara “hayır” diyeceklerinden emin olduÇunuz konuları doÇrudan söylemeyin.
5.Siz çok büyüksünüz. Ama herkes büyük. Ve siz dahil herkes büyük olmak istiyor. Şu halde kendinizi başkalarının önünde büyülterek veya başkalarını önünüzde küçülterek dengeyi bozmayın. Aksi halde her iki durumda da gerçekte siz küçülürsünüz.

Etkileyici Görünüş Oluşturun:
1.Enerjik bir insan gibi canla ve heyecanlı durun. bakışlarınız canlı olsun.
2.Her zaman yeni ve en kaliteli elbiseleri giyinemezsiniz. Ama giyindiklerinizin temiz olmasına, vücudunuzun mutlaka temiz bulunmasına dikkat etmelisiniz. Saç, sakal, tırnak, diş ve ayakkabı temizliÇini bu çerçevede düşünebilirsiniz.
3. Uçuk hareketlerden kaçının. genel görünümünüz ve duruşunuz aÇırbaşlı bir kişilik imajı çizsin. Tükürük savururcasına baÇırmak, küçük dili gösterecek kadar gülmek gibi durumlar iletişimciyi küçük düşürtür.
4.Yapmacık jest ve mimiklerden kaçınılmalıdır. bunları öÇrenebiliriz ama iletişim esnasında tabii olarak çalışmalarına izin verilmelidir.

Sizi İzleyen Duyguları Coşturun:
1.DoÇru ve samimi iltifatları her fırsatta kullanın.
2.Dinleyenlerin üstün olduÇu yönleri keşfetmelerini saÇlayın.
3.Sürekli iyimser ve çözüme dönük yaklaşımların sergileyin.
4.Her sözünüz kalbinizden sevgiyle çıksın. Dinleyenleri severek onlara konuşuyorsanız onlarda sizi severek dinleyeceklerdir.
5.Ne kadar kendinizden eminseniz dinleyenler o kadar sizden emin olacaklardır.

İman Derecesinde İnanç Geliştirin:
1. İnancınızın net ve kesin olmasını saÇlayın. Yani neye inandıÇınızı tam olarak bilin.
2.İnancınızdan doÇan bir fikri anlatırken kimleri hedef seçtiÇinizden duygusal olarak emin olun.
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2007, 18:04   #14 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

Düşünceleri İnşa Edin

Konuşmada başvurulacak bir kısım tutumlar düşüncelerin daha güçlü hale gelmesine yol açar. Dinleyici fikrin doÇruluÇunu sorgularken kendi zihninde var olan diÇer düşüncelerle karşılaştırır. Fikrinizin galip gelmesi için dinleyenin düşünce kaynaklarından “daha güçlü” ve “daha çok sayıda kaynaÇa” dayanması gerekir. Bir diÇer deyişle insanlar düşünceleri deÇerlendirirken, bu düşünceler hakkında;

- Otoritelere dayanmakta mı dırlar ?
- Ne kadar sayıda otoriteye dayanmaktadır?
- Bu otoriteler ne ölçüde güvenilirdirler?
-Söyleyen kişi bir otorite imajı vermekte midir?
- Ne kadar sayıda ek fikirler aynı noktaya işaret etmektedir?
- Fikirler ne kadar mantıklıdır?
- Bunlar dinleyenin İnançlarıyla ne ölçüde uyuşmaktadır?

gibi sorulan sorular ve bu sorulardan alınacak cevaplara göre kararlarını verirler. Dinleyiciyi aklen etkileyebilmek, onun aklına girmek ve ona kullanacaÇı yeni malzemeler vermekle mümkündür. Bu bölümde aklı en hızlı etkilemeye destek olacak faktörler üzerinde duracaÇız.

Fikirlerinizi Mal edin :
Önemli olan bir fikri sizin üretmiş olmanız mı, yoksa onun daha çok kişi tarafından sahiplenilmesi mi ? eÇer ikincisiyle doÇrudan yargıları vermekten- özellikle konuşma başlarında- çekinin. Bunun yerine sizi belli bir fikre götüren nedenleri sıralayın ve dinleyenlerin aynı fikre gelmesini beklemek üzere onları serbest bırakın. Şu iki örneÇe bakalım;

a) “Kobra yılanları çok tehlikeli ve zehirlidir. İnsanlara çok büyük zarar verebilirler. Bu yüzden kobra yılanından kaçmalıyız.” b) “Kobra yılanlarının dişlerindeki zehir 100 kişiyi öldürmeye yeter. Bu yılanların aÇızları o kadar büyüyebiliyor ki bir kuzuyu bile yutabilirler. Bu yüzden kobra yılanından kaçmalıyız.”

Bu iki ifade biçiminin ikincisinin daha etkili olduÇunu görüyorsunuz. Burada altı çizili son cümleleri siz söylemeseniz bile dinleyici o düşünceyi üretecektir. Bir başka örnek;

a) “DeÇerli dinleyenler! bildiÇiniz atom korkunç bir kuvvete sahiptir. EÇer bu kuvveti açıÇa çıkarabilsek bu güç büyük işler yapabilir. Dolayısıyla atom gücünü kullanırken çok dikkatli olmalıyız.”

b) “DeÇerli dinleyenler Atom’un ne kadar büyük bir kuvvet taşıdıÇını düşündünüz mü ? Kalemle bir kaÇıda ‘atom’ kelimesini yazın. EÇer o yazının mürekkebini oluşturan atomları parçalayabilseydik ortaya büyük bir enerji çıkardı. Bu enerjiyle 10 tonluk bir kamyonu 1 km. havaya fırlatabilirdik. Dolayısıyla atom gücünü kullanırken çok dikkatli olmalıyız.

Ana Fikirden Sapmayın ;
Konuşmaya kalktıÇınızda tüm mesajlarınızın birleştiÇi tek bir mesaj olmalıdır. Ana fikir olan bu tek mesaj tüm mesajlarla desteklenmelidir. ÖrneÇin dinleyicilerinize güzel konuşma yeteneÇinin faydalarını anlatıyorsunuz. Bu yeteneÇin neler kazandıracaÇını sıralayacaksınız.

- toplum huzurunda kendine güven ve rahatlık
- sevilir bir ses tonuyla konuşma
- siyasi ilişkilerde yükselme vs. nedenler sıraladınız.

EÇer bunların arasına “Sözleriyle Dünya savaşlarına yol açabilecek kadar etkili olabilmeyi” ekliyorsanız, ilgili fakat ana fikre destek vermeyen bir söz söylersiniz. EÇer “güzel konuşma ile gurur ve büyüklenme” arasında ilişki kuruyorsanız kendinizi içten sabote edersiniz, kendinizle çelişirsiniz. Çünkü güzel konuşmanın zayıf karakterli insanları büyüklenmeye ve başkalarını küçük görmeye sevk etmesi mümkündür ama sizin ana fikriniz bu olumsuz yönü içermiyor. EÇer Amerika’da koyunların beslenme biçimleriyle şarkı sözleri arasındaki ilişkiden söz ediyorsanız bu defa söylediÇinizin ana fikrinizle hiç ilgisi yoktur. Kısaca, her yeni paragrafınız veya ifade kümeniz yeni, fakat öncekine destek olan ifadelerden oluşmalıdır.


Destekleriniz mantıklı olsun ;
Ana fikrinizi desteklerken sürekli mantık kullanmak durumundasınız. Mantık özellikle “sebep-sonuç” ilişkisinin doÇruluk derecesini arar. DoÇruluk derecesi karşılıklı konuşmadıÇınız dinleyici kitlesine % 100 bilimsel verilerle anlatılamayacaktır. Dolaysıyla dinleyicinin bildiÇi veriler kullanılarak benzetmeler yapılmak zorundadır. Dinleyicinin bilmediÇi kavramlarla yürütülecek çok doÇru bir mantık aslında mantıksızlık gibi işleyebilir. Bu çerçevede aşaÇıdaki örnekler üzerinde duralım. Bu örneklerde dinleyicilerin yabancı oldukları bilgiler ve bunların dayandıÇı mantıklar bildiklerinden hareketle anlatılmaya çalışılmaktadır:

a) “Zaman büyüyebilir. Aynı zaman içinde bazı insanların daha fazla iş yapması mümkündür. Hatta ruhsal yetenekleri gelişen insanlar bir günde örneÇin 10 gün yaşayabilirler. Rüyalarınızı düşünün. Aslında 10 saniye süren bir rüyayı anlatmaya kalktıÇınızda 10 saniyede yaşadıÇınızın bir yıllık olay olduÇunu görürsünüz.

b) “Biliyor musunuz insanlar güçlerini çok küçümsüyorlar. Aslında bazen bir insanın tek bir el hareketiyle tüm dünya deÇişebilir. Bir teraziyi düşünün ki iki kefesinde eşit aÇırlıkta birer daÇ vardır. Bir kefeye dokunursunuz ve tüm denge deÇişir, bu kadar basit. İnsan asla kendisine verilen gücü küçümsememeli.

c) “Bir hedefe ulaşmak mı istiyorsunuz. Odaklaşın dikkatinizi keskinleştirin. O zaman hedefinize giderken her engeli deler geçersiniz. Düşünün tahtayı keserken gücünüz ne kadar çok olursa olsun keserinizin aÇzının keskinliÇi çok önemlidir. Jilet gibi kesen bir keserle parçalar geçersiniz. AÇzı düz bir keserle ise tüm gücünüzle vursanız bile parçalar kopmayabilir.

Otoritelere dayanın
Fikirlerinizi otoritelerle destekleyebilmelisiniz. İnsanların çoÇu - günümüzde- bilim adamlarına inanmaktadır. Bu arada din adamları, kültür ve edebiyat önderleri ve bazen de siyasi liderler toplumca otorite olarak kabul ediliyorlar. Bu arada sosyal alanda çok fazla görülen şöhret sahibi herkes hayranları gözünde birer önemli otoritedir. Otoriteler, şahıslar dışında kitaplar veya çeşitli önemli tüzel kişilikler; kurum veya kuruluşlar olabilir. ÖrneÇin bir Müslüman için Kur’an en büyük otoritedir. Konuşmalarınızda bu otoritelerin sizinle aynı olan fikirleri size güç verecektir. Ancak muhatap kitlelinize bakarken hangi otoriteye dayanacaÇınızı iyi seçmelisiniz. Zira sizin otorite olduÇunu sandıÇınız kişi, varlık veya kurum karşınızdaki dinleyicinin nefretini kazanmış bir varlık da olabilir. AşaÇıdaki örneklere bakalım;

a) “Başarının sırrının zekadan deÇil çok çalışmaktan geçtiÇini artık görmeliyiz. 200’ün üzerinde buluşa imza atan elektriÇin buluşçusu Edison başarının % 1’nin zekadan % 99’nun da çalışmaktan kaynaklandıÇını söylüyor.”

b) “Güneş doÇduktan sonra uyumaya devam etmek ne büyük zarar. Bilim Teknik Dergisinde okumuştum. Sabah uyandıktan sonra uyumaya devam etmek zeka gerilemesine yol açıyormuş. Daha da önemlisi, gündüzün başında ve sonunda uyunacak uykunun aklın azalmasına yol açtıÇını 14 asır önce Peygamberimizin de söylediÇini biliyor muydunuz ?

Örneklere başvurun ;
Örnekler ileri sürülen fikirlerin somut yansımalarıdır. her alt fikir bir veya daha fazla örneÇe dayandırılabilir ve ileri sürülebilecek örnek, fikrin somut yansımalarından herhangi biri olabilir. Örnek bir önceki temel veya yardımcı fikrin kapsamında olmak zorundadır. Örneklendirmekten amaç fikrin delillendirilmesi ve somutlaştırılmasıdır. Şu örneklere bakın;

a) “O insan hep güzel sözler söyler. (ÖrneÇin)Bir defasında tüm topluluÇa çalışmasının önemini anlatıyordu. (ÖrneÇin)Onu bir keresinde heyecanla çocukları teşvik ederken gördüm vs.

b) “Bazı kuşların verdikleri sesler insanlara müzik gibi gelir. ÖrneÇin bülbülün bahçedeki ötüşü, kekliÇin vadilerdeki baÇırışı harika bir senfoniyi andırır.”

Anlaşılır Anlatım Kullanın;
Amacınız anlaşılmak olduÇuna göre edebi sanatlardan uzak durun (Bunun istisnaları vardır.) Mecaz bazen çok çarpıcıdır ama en büyük tehlikesi herkes tarafından farklı algılanabilmesidir. Dili kullanma biçimimizin anlaşılırlık derecemizi etkileyen çeşitli faktörleri vardır. Bu faktörleri aşaÇıda sıralıyoruz:

- Bilinen kelimeleri kullanın; bir doktorun tıp terminolojisiyle gerçekleştirdiÇi anlatımını ancak doktorlar anlayabilir. Hukuk dergisinde hukuk terminolojisi kullanılarak yapılan anlatım genel halka hitap etmez. KonuştuÇunuz kişilerin bildiklerini tahmin ettiÇiniz kelime veya ibareleri kullanmanız çok önemlidir.

- Tam ilgili kelimeyi kullanın; kelimelerin kapsamları farklıdır. Her kültür ve birey aynı kelimelere farlı anlamlar verebilir. ÖrneÇin: “Bizim gelip gittiÇimiz, seviştiÇimiz bir insandı “ derseniz, altı çizili kelimeniz nasıl anlaşılır. “Sevişmek”, karşılıklı birbirini sevmek, arkadaşlık, dostluk, kardeşlik, muhabbet anlamına geldiÇi gibi başka anlamlara da gelebilir. Burada önemli olan bazen sözlük anlamı da deÇil dinleyicinin verdiÇi anlamdır.

Düşünceleri Canlandırın
AktardıÇınız fikirlerin dinleyicilerin zihinlerine yerleşmesi son derece önemlidir. İnsan beyni yeni bilgileri somut olgulara çeviremezse, yani canlandıramazsa kavrayamaz. Her zihin aldıÇı mesajı sürekli canlandırır, resme, sese, kokuya, tada, dokunsal bilgiye çevirir ve kavrar. Konuşmacı bu konularda dinleyiciye yardımcı olduÇunda çok etkili olacak, verdiÇi mesaj bir çırpıda zihinlerde yerleşecektir.
Biz dış dünyayı algı organlarımız vasıtasıyla algılıyoruz. Beş duyu organımızdan aldıÇımız her mesaj hafızamızda var olan benzerleriyle karşılaştırılması sonucunda benzerlik bulunduÇunda kavrama gerçekleşmiş olur. Bu süreç yoÇun bir zihin aktivitesi gerektirir. Dolaysıyla dinleyici bu yoÇunluÇun altına girmek istemeyebilir veya istese de sonuca çabucak ulaşamayabilir. Şu halde biz fikirleri ve bilgileri ne kadar somutlaştırabilir ve canlı hale getirebilirsek o kadar kapsamlı anlaşılır hale gelebileceÇiz. Amerika Birleşik Devletlerinde Richard Bandler tarafından geliştirilen Sinir Dili Programlama TekniÇi bu duyuların özellikle üçü üzerinde odaklaşmaktadır. Düşünce ve kavrama sürecimizde en fazla kullanılan bu üç duyu görme, işitme ve dokunma duyularıdır. Ancak biz bunların yanı sıra koku ve tat duyusuna da deÇineceÇiz.

Görsel Canlandırma Yapınız:
Görsel canlandırma bilgiyi resme hatta filme çevirebilme ve bu resim veya filmi tanımlayabilme yeteneÇidir. Bu tanımlama yapılırken resmin büyüklüÇü, içindekilerin renkleri, resmin hareket yönü gibi unsurlara deÇinilebilir. Görsel canlandırmaya ilişkin teorik anlatımı kısa tutarak konuyu örnekler yoluyla anlamayı tercih edelim ve aşaÇıdaki örneklere bakalım:

a) “İnsan vücudunda binlerce kilometre uzunluÇunda bir damar şebekesi vardır.”--(daha görsel yapalım) “İnsan vücudundaki damar aÇları örümcek aÇlarından çok daha karmaşıktır.”--(daha görsel yapalım) “Vücudumuz o kadar çok damarlarla kuşatılmıştır ki bu damarları uç uca getirip ip yapsaydık Dünyanın etrafını üç defa sarabilirdi.”

b)”Atomun çekirdeÇi merkezinde bulunur. Bu çekirdeÇin etrafında elektronlar süratle dönerler. Aradaki mesafe ve boşluk ise 10-15’tir.” (daha görsel yapalım) “Atomların merkezinde bulunan çekirdek ile çevresinde dolaşan elektronlar neye benzer biliyor musunuz? Dünya ve diÇer gezegenleri bir atomun elektronları olarak düşünse idik Güneş bu atomun çekirdeÇi olurdu. Bu atomun elektronları ile çekirdeÇi arasında mesafe ise Güneş ile en uzak gezegen olan Plüton arasındaki mesafe olurdu.”

Görsel canlandırmada renkleri ve boyutları da kullanabiliriz.
Renk-- “ÇocuÇun yüzü kararmıştı”-- “ÇocuÇun yüzü kazan karı gibi simsiyah olmuştu.”
Renk--İnanılmaz derecede güzel gülüyordu”-- “Tüm çiçeklere baks*** bembeyaz, sapsarı, kıpkırmızı çiçeklere... Onun gülüşündekine benzer bir güzelliÇi göremezdim.”
Boyut-- “Elleri çok büyüktü.”-- “Elleri bir fil kulaÇı gibi büyüktü.”
Boyut-- “Adamın boyu çok uzundu.”-- “Adam o kadar uzun boyluydu ki insanlara bakarken sanki karıncalara bakardı.”
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2007, 18:04   #15 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

İşitsel Canlandırma Yapınız:
İşitsel canlandırmada ses unsuru kullanılır. Sesin şiddeti, geliş yönü, yapısı gibi unsurlar sesin canlandırılmasına yardımcı olan faktörlerdir. Bu arada sesleri bilinen seslerle ilişkilendirebildiÇimiz ölçüde onları kavrayabilmekteyiz. İnsanlar, kalın, ince, titrek, düz, dalgalı, şiddetli, zayıf,kesintili, fısıltılı ses türlerini bilirler. Bu arada uzaktan, yakından gelen, kulaÇının arkasından, burnunun ucundan gelen, yansıyan şeklinde de sınıflandırmalar yapılabilir. Ayrıca sesler daha önce duyulmuş bilinen seslerle ilişkilendirildiÇinde gök gürültüsü, aslan kükremesi, bomba patlaması gibi somutlaştırmalar da oluşturulabilir. AşaÇıdaki örneklere bakalım:

a) “Adamın sesi çok yavaş çıkıyordu--Adam sinek vızıltısı gibi konuşuyordu.”
b) “Öyle baÇırdı ki hepimiz irkildik--Aslan gibi kükreyince hepimiz irkildik”
c) “Öyle gürültü yapıyorlardı ki uyuyamadım--sanki kulaÇımın arkasında davul çalıyorlardı. Uyuyamadım.”

Dokunsal Canlandırma Yapınız:
Dokunsal canlandırmada dinleyicinin dokunma duyusuna hitap edilir. BildiÇimiz dokunma duyuları arasında, kesici, delici, batıcı, yakıcı, ısıtıcı, soÇutucu, dondurucu, titreşimli, yapışkan, emici, sert yumuşak, aÇır, hafif, okşayıcı, üfleyici gibi özellikler yer alabilir. Bu dokunsallık algılarına dayalı olarak insanların zihinlerinde yerleşik somut duyular vardır. AşaÇıdaki örneklerde dokunsallık kullanımlarının kavrayışımızı nasıl desteklediÇine dikkat edelim:

a) “Elleri çok yumuşaktı.-- Elleri pamuk gibi yumuşaktı.”
b) “Burnum az kalsın soÇuktan donacaktı.---Burnum soÇuktan donup buz gibi daÇılacak sandım.”
c) “Adam işkence altında inliyordu.--Adam öylesine işkence çekiyordu ki sanki etleri bıçakla lime lime doÇranıyordu.”

Kokusal Canlandırma Yapınız:
Bu alanı nadiren kullanmayı tavsiye ediyoruz. zira insanların kokuları deÇerlendirme biçimleri çok farklı olabilmekte, birisinin sevdiÇi bir koku diÇerini tiksindirebilmektedir. Yine de ortak olarak paylaşılan belli başlı koku imajları vardır, örneÇin herkes çürük yumurtadan tiksinir. Kokular genellikle çiçeklere dayanılır, gül, leylak, menekşe, zambak gibi kokular bilinir. Bunlar keskin ve hafif olarak sınıflandırılabilirler. Bu arada çeşitli kokuların yoÇrulmasıyla üretilen parfümleri ancak kullanıcıları veya onları sık sık koklamak durumunda olanlar tanıyabilirler. Yine küf, bozulmuş et, yemek, çürümüş bir beden gibi unsurlar çoÇunlukla aynı veya benzer şekilde tanınırlar. Kokuyu kullanırken dinleyicilerin sizinle ortak düşündüÇünden emin olmalısınız. AşaÇıdaki örneklere bakalım:

a) “Dişlerini temizlemeyen insan aÇzında çürüyen yemek kırıntılarından nasıl tiksinmez!”
b)Çok sigara içen insanı öpmek sigara küllüÇünü yalamaktan beterdir.”
c)O çocuÇun saçlarını koklarken tüm gülleri, zambakları hatta menekşeleri koklar gibi oluyorum.”

Tatsal canlandırma Yapınız:
tat alma duyusu açısından insanların ortak yönleri azdır ama ortak yönleri çoÇunlukla keskindir. Bu duyu az kullanılma imkanına sahiptir ama doÇru kullanıldıÇında çok etkileyici olabilir. İnsanlar acı, tatlı, eksi, tuzlu, mayhoş, yakıcı gibi tatları bilir ve bunları az ve çok olmak üzere sınıflayabilir. Ayrıca bu tat türlerini çeşitli yiyeceklerle ilişkilendirebiliriz: Bal, biber, limon, tuz, erik... Bunların dışında tat duyusunu psikolojik olarak etkileyen faktörler vardır ki bunlar bizim etkili iletimimizde asıl kullanabileceÇimiz faktörlerdir. İnek etinin tadı ile köpek etinin tadı arasında fazla bir fark olmadıÇı halde yemeye kalksanız dehşetli bir fark görürdünüz. Hayvanların yediÇi yonca ile semiz otu arasında fazla bir tat farkı olmadıÇı halde yonca yemeÇe kalksanız tiksinirsiniz.
Bu konuda en çarpıcı ve tek örneÇi Kur’an-ı Kerim’den verelim. Kur’an “gıybet” etmenin ne kadar kötü bir davranış olduÇunu anlatırken tat alma duyumuzu kullanır. Ayette gıybet edenlere ondan nefret ettirmek için şöyle denir: “Ölmüş olan kardeşinizin etini yemeyi nasıl seversiniz?”

Takip Dikkatini Koruyun
Dinleyicilerinizin sunduÇunuz düşünceleri kavramaları için öncelikle sizi dinleyebilmelerini saÇlamalısınız. Araştırmalar 150 kelime/dakika hızla söz söyleyen bir konuşmacının sözlerinin yaklaşık yarısının dinleyiciler tarafından “dinlenmediÇini” göstermektedir. Bu durum dinleyicinin dikkatinin konuşma boyunca uyanık tutulmasının çok önemli olduÇunu göstermektedir. Çünkü ancak dikkat korunursa söylenen sözlerin fikir deÇeri ve anlamı dinleyici kitle tarafından algılanabilecektir. Dikkatin korunmasının temel yolu monotonluÇun-tekdüzeliÇin kırılmasından geçer. AşaÇıda kullanabileceÇimiz örnek taktikler verilecektir.

Eylem Sorusu Sorun
Dinleyicileri beli bir davranışa hemen orada devam ettiÇinizde ortama aktif olarak katılmalarını saÇlarsınız. Bu durumda herkes herkesin aktif katıldıÇı bir ortamda ne söylediÇinize özellikle dikkat etmek zorunda kalırlar.
ÖrneÇin topluluÇunuza hitaben: “Acaba aramızda kaç kişi başarılı bir geleceÇi hayal ediyor? Bu saygıdeÇer insanların ellerini görebilir miyim?... Aramızda kimler 30 yaşın üzerindedir?.... Bugün ne konuşacaÇımı kaç kişi merak ediyor?....” Bu tür sorulara herkes el kaldırarak cevap vermeyebilir ama herkes dikkat kesilerek cevap verir.


Bir Nesne Gösterin
Dinleyicilere elinizde tuttuÇunuz bir nesneyi gösterebilirsiniz. Salona dikkat etmelerini veya kendilerini incelemelerini isteyebilirsiniz. Bakışları ve dikkatleri sizin istediÇiniz noktaya yönelecektir.
ÖrneÇin konuşma esnasında “Şu elimdeki saati görüyor musunuz?... Bu saat her bir saniyesi önemli olan zamanımızı sayıyor?... Şu elimdeki kaÇıtlara bakın! Bunlarda size anlatacaÇım “başarının sırrı” yazıyor... Sevgiden ve gönül birliÇinden söz ediyorduk. Şurada bir araya gelen muhteşem topluluÇa bakın!”

Sorular Sorun
Konuşma esnasında soracaÇınız sorular dalgınlıkları yok eder. Sorular iki tip olabilir: Bir yandan cevabını zaten hemen ardından vereceÇiniz konuyu soru halinde ifade edebilir ve dinleyicilerinize yöneltebilirsiniz. DiÇeri ise aşırı ısrar etmemek şartıyla dinleyicilerden “bilgi” gerektiren herhangi bir sorunun cevabını isteyebilirsiniz.
ÖrneÇin Türkiye’de erozyon tehlikesi hakkında bilgi vereceksiniz “DeÇerli dostlar” Türkiye’nin her yıl ne kadar topraÇını kaybettiÇini biliyor musunuz? Her yıl erozyon nedeniyle Kıbrıs kadar topraÇımız denize akıyor? Kıbrıs için az mı şehit vermiştik?... Dünya nüfusu hızla artıyor. Dünyanın en kalabalık ülkesi hangisi biliyor musunuz arkadaşlar?...”

Dinleyicilerinizi takip edin:
Dinleyicileri dikkatle izleyin. Konuşurken doÇrudan dinleyicilere bakın, gözlerinizin üzerlerinde dolaşmasına izin verin. Topluluk üzerinde en küçük bir hareketi veya donukluÇu fark edeceksiniz. Dinleyenlerle ilgili dolduÇunuz ve onları takip ettiÇiniz ölçüde onlar da sizinle ilgilidirler ve sizi takip ederler. Onlara donuk bakarsanız size öyle bakarlar. somurtursanız somurturlar, gökyüzüne bakarsanız gökyüzüne bakarlar. Onların sizi takip etmelerini istediÇiniz kadar onları takip ediniz.

AnlattıÇınız Konuya İlgili Olun:
Konunuzu çok önemseyin. O sözü söylemek çok önemlidir. Önem canlılıÇınızı ve dikkatini arttırır. Çok deÇerli bir bilgi veriyorsunuz. Siz verdiÇiniz bilgiyi ne kadar önemsiyorsanız o kadar önemseme etkisi yayarsınız. Konuya ilgisizseniz yüz hatlarınız donuktur. Duygularınız parlak yansımaz. ilgili olan yüzde hatlar belirgin deÇişimlere uÇrar. Bunun bir diÇer anlamı da heyecandır. Konunuza heyecanla ilgi duyduÇunuzu göstermelisiniz.

Ses MonotonluÇunu Kırın
Konuşma bir müziktir: Hep aynı notaya dokunursanız bir süre sonra bıktırırsınız. Notalar ve notaların zamanları sürekli deÇişmeli ve bu deÇişim kişiye özel bir besteye dönüşmelidir. Sesin kullanımındaki monotonluÇu yok etmekte kullabileceÇiniz teknikler aşaÇıda belirtilecektir.

Vurguyu Yayınız:
Özellikle fark edilmesini istediÇiniz kelimeleri yavaşlayarak, hece hece vurgulayarak veya vurguyu yayarak seslendiriniz. ÖrneÇin: “Eminim, Tekrar ediyorum. ba--şa--ra--bi--li--riz!... Zaaalim! Bu adam zaalim!... Oluuur hem de öyle olur ki!..!”

Duraklar Oluşturunuz:
Çok önemli bir kelimeyi söylemeden önce ve sonra 3-7 saniye arasında ( süre duruma göre deÇişebilir) kısa duraklar oluşturun. Sözden önce sözü sabırsızlıkla beklercesine bilinçli ve kontrollü susmanız dikkatlerin gelecek kelimeyi beklemek üzere toparlanmasına, sözden sonra durmanız da söylediÇinizin zihinlerde tekrarlanmasına yol açar. Dinleyiciye bu suretle “şu mesaj çok önemli” demiş olursunuz. ÖrneÇin: “Düşünmemekte ısrar ediyoruz....(dur).... Ölüm var..(dur).. Öyleyse neden bu kısa hayat sermayesini tembelce ve faydasız işlerle yok ediyoruz... Başarının sırrını merak ediyor musunuz?.....(dur)... alın teri... (dur) Sadece çalışan insanlar başarıyor ve daha çok çalışan daha çok başarıyor.

Ses Tonunuzu DeÇiştiriniz:
Ses tonu yükselme alçalma arasında deÇişeme uÇratılmalıdır. Duyulabilir olmak şartıyla fısıltıya kadar inilebilir. Ton yükseltildiÇinde ise baÇırma izlenimi oluşturulmamalıdır. Sürekli yüksek veya sürekli alçak ton hem monotondur, hem de rahatsız eder. Ancak ton deÇişimi her defasında dikkatleri üzerine çeker. ÖrneÇin: “(normal) Bu kadar üstün insanlarız. Bunu biliyoruz. (alçalıyor) Ama şu halimize bakınız. Ya şu yardıma muhtaç insanlar. Ya şu sokaklara mahkum bıraktıÇımız insanlar.(yüksek) İşte bizi utandırması gereken bu. Kendi varlıÇımıza ve onurumuza sahip çıkmayışımız...”

Cümle Yapısını DeÇiştiriniz:
Aynı zaman kipinde, benzer yapıda veya eşit uzunlukta cümleler monotondur, can sıkıcıdır ve dikkati daÇıtırlar. Çok iyi bir konuşmacı düz-devrik cümleleri uygun bir sırada çok iyi kullanır. Zaman kipleri arasında sıçramaları, dili geçmiş zamandan mişli geçmiş zamana, şimdiki veya gelecek zamana sıçrayarak çok iyi gerçekleştirir. Yine devamlı uzun cümleleri veya çok kısa cümleleri art arda sıralamaz. Bunun yerine orta uzunlukta ve kısa cümleleri birbirleriyle yoÇurarak kullanır. Şu örneklere bakalım: “Hedefe ulaşmak istiyor musunuz? Zirveye çıkmak, mükemmel olmak... Yüzlerce insan başarmıştır. Siz de başarabilirsiniz. Kendinize gelin sadece. Hedefinizi kalbinize yazın. Emin olun ki her şeye hedefinizden bakmaya devam ettiÇiniz sürece başarı merdivenine tırmanmaya devam eden siz olacaksınız.

Konuşma Hızınızı DeÇiştiriniz:
Sabit hız da bir monotonluk nedenidir. Ancak çok yavaş ve çok hızlı konuşmalar stres oluştururlar, takip edilemezler. Zaman zaman normal konuşma hızınızın altına inmeniz ve üstüne çıkmanız monotonluÇu kırar. Ortalama konuşma hızı dakikada 150 kelime civarındadır. Konuşma esnasında hızınızı 120-170 kelime/dakika arasında deÇişime uÇratabilirsiniz.

ÖZET
1.Düşüncelerin alt yapılarını ve nedenlerini anlatın. Amacınız izleyenlerin aynı düşünce sonucuna ulaşmalarını saÇlamak olsun. Örnek olaylarA ve bilgilere dayalı olarak yardımcı fikirleri sayın ve ana fikre dinleyenlerin ulaşmasını saÇlayın.
2.Anafikri kendi fikriniz gibi savunmak yerine onları dinleyicilerinizin kendi buldukları fikirlere dönüştürmeye çalışın.
3.Her zaman bir ana fikriniz olmalıdır. Her cümlenizin bu ana fikirle ilişkisini mutlaka kurmalısınız. EÇer ilişkiyi koparırsanız dinleyici de ana fikirden kopacaktır.
4.Destek fikirlerinizin mantıklı olmasına, sebep- sonuç ilişkileri açısından kabul edilebilir olmasına dikkat etmelisiniz.
5.Otoritelere dayanmayı ihmal etmemelisiniz. Otoritelerin kaynak olarak açıkça belli edilmesi inandırıcılıÇı arttıracaktır.
5.Örneklendirme çok önemli. Zihinlerde duyusal olarak görüntülenebilmesi için mutlaka örneklere başvurun.
6.Anlatımınız dinleyenlerin kültür ve bilgi düzeyine uygun olmalıdır. Bilinmeyen terimlerle anlatım yapmayacaksınız.
7.Görsel işitsel veya dokunsal canlandırma yaparak düşüncelerinizin daha iyi anlaşılmasını saÇlayın.
8.Dikkatli takip edilmeyi saÇlayın. Dinleyicilerin dikkatlerini uyanık tutun. Bunun için: Eylem sorusu sorun, bir nesne gösterin, sorular sorun, dinleyicileri izleyin, konunuza ilgili olun, konuşma monotonluÇunu kırın, vurguyu yayın, duraklar oluşturun, ses tonunuzu deÇiştirin, cümle yapısını deÇiştirin, konuşma hızınızı deÇiştirin.
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2007, 18:04   #16 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

Konuşmaların Planlanması
Toplum karşısında söz söylerken sözün planlı olması anlaşılmak ve etkili olmak için zorunludur. Çok önemli bir konuşmanın en önemli bölümleri başlangıç ve sonuç bölümleridir. Burada konuşmayı “giriş-gelişme-sonuç” olmak üzere üç bölümde ele alalım ve bu bölümlerin ayırıcı özellikleri üzerinde duralım:

Söylemeye Başlarken

Kısalık:
Giriş çok kısa olmalı, bir kaç cümleden oluşmalı ve hemen konuya girilmelidir. Konuyla doÇrudan ilgili olmayan sözlerle başlamakla tüm konuşmayı mahvedersiniz.

İlginçlik:
Giriş cümlesi, ilk cümle mutlaka ilgi çekici hale getirilmelidir. Basit bir olay bile ilgi çekici hale getirilebilir. Konuşmaya başladıÇınızda sizi dikatle dinlemeyenler daha sonra hiç dinlemezler. Dinleyicilerin dinlemeye en hazır oldukları an sizi ilk gördükleri andır.

İlgilendirmek:
SöyleyeceÇiniz söz dinleyicilerinizi mutlaka ilgilendirmelidir. Bu ilgiyi ilk cümlelerinizde kurabilmelisiniz. Bunun insanların genelinin ilgilendiÇi bir olayı anlatarak başlayabilirsiniz. bir tasvir yapmak, bir nesne göstermek, bir sual sormak, büyüklerin b-sözlerini hatırlatmak, konuşu beklenmedik şekilde canlandırmak ilk anda ilgiyi çekmeyi saÇlayacak başlama taktikleri arasında düşünülebilir.

Dikkat Çekicilik:
İlk sözlerinizi dikkat çekecek şekilde planlamalısınız. Bunun için söze bir tasvirle, benzetmeyle, bilinen bir büyüÇün sözleriyle başlayabilirsiniz. Bir soru sorabilir, bir nesne gösterebilirsiniz.

Samimiyet:
Girişte fazla resmiyetten veya aşırı samimiyetten(laubalilik) kaçınmalısınız. dinleyicilerle içten, olgun ve samimî bir dostluk kurulmalıdır.
Gelişme Bölümü

Fikir Uyumu:
Gelişme boyunca söyleyeceÇiniz her söz ilk baştaki ana fikrinizle uyum içinde ve onu destekleyici olmalıdır. Başından beri söylediklerinizle ilgisiz fikirleri kesin olarak atmak gerekir.

Fikir OrtaklıÇı:
Konuşma boyunca en sık kullanacaÇınız kelimeler ortak olarak paylaştıklarınız olmalıdır. PaylaşmadıÇınızı düşündüÇünüz fikirleri paylaştıklarınızdan sonra vermelisiniz.

Bilgi Verin:
Slogan ifadelerden kaçınmalısınız. Zihinleri yıkamıyorsunuz veya kafalara düşünceleri çakmıyorsunuz. Dinleyicilerinizin sonuçları kendilerinin bulmalarını saÇlayın. Bunun için sonuca vardıracak şekilde fikirlerinizi sıralamalısınız. Fikirleri dinleyenlere mal etmelisiniz.

Sonuçta:

Önceden Planlayın:
Son bölümü ve hatta özellikle son cümlenizi mutlaka önceden planlamalı ve en çarpıcı cümleyi bulmalısınız. Son sözünüzü söymlediÇiniz an yeni sözler söylemeye hazır olduÇunuzu, aslında çok dolu olduÇunuzu hissettirdiÇiniz andır. Dinleyenlerin aklında son söylediÇiniz cümle ile kalacaksınız.

Bitişi Söylemeyin:
Dinleyicilere sözünüzün bittiÇini söylemeyin. Uygun bir veda ile ayrılabilirsiniz ama sözünüzün kalmadıÇını söyleyemezsiniz.

Doruk Noktasında Durun:
Sözünüzün bittiÇi nokta tam bir doruk noktası olmalıdır. Heyecanları zirveye taşıdıÇınız noktada son sözünüzü söylemelisiniz. Doruk noktası bir şiir okunarak, güldürücü veya duruma göre aÇlatıcı bir söz söylenerek, kompliman yapılarak , taltif veya övgü ile, büyük bir insanın sözüyle tamamlanabilir.

Özetleme Yapın:
Sonuçta söyleyeceÇiniz sözler baştan beri ileri sürdüÇünüz düşüncelerin özetini taşımalıdır. Gelişme boyunca tüm anlattıklarınız sonuçta iki cümlede özetlenebilmelidir.

Harekete Davet Edin:
Sözlerinizin işe yaramasını ve daha saÇlıklı şekilde dinleyicileri etkilemesini istiyorsanız sonucunuz aynı zamanda bir eylem davetini içermelidir. Anlattıklarınızın gerektirdiÇi bir eylemi onlarla birlikte yapmaya davet ediyorsunuz.

ÖZET
1.Konuşmanızın giriş bölümü kısa olmalı, ilginç olmalı, dinleyenleri ilgilendirici olmalı, dikkat çekici olmalı, samimi olmalıdır.
2.Konuşmanızın gelişme bölümü baştan sona fikir uyumu taşımalı, dinleyenlerle ortak fikirler taşımalı, bilgi verici olmalıdır.
3.Sonuç bölümü önceden planlanmalı, bitiş söylenmemeli, doruk noktasında durulmalı, özetleme içermeli, harekete davet içermelidir.
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2007, 18:04   #17 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

Söyleme Kusurları
Çeşitli seslendirme kusurları nedeniyle söylenenler yeterince anlaşılamaz ve tekrar edilmek zorunda kalınır. Konuşmacı harfleri doÇru telaffuz edemeyebilir veya konuşurken bazı heceleri yutabilir. Harflerin hatalı telaffuz edilmesi karşılıklı konuşmalarda pek dikkat çekmese de topluluk karşısında veya mikrofondan yapılan konuşmalarda derhal dikkat çekerler. Bu tür hatalar konuşmacının anlaşılmamasına ya da yanlış anlaşılmasına yol açarlar. Dinleyici ya bütün enerjisini anlamak için kullanacak ya da bıkkınlık göstererek dinlemekten vazgeçecektir. Ayrıca bu tür konuşmacılar dinleyiciler nezdinde güvenlerini yitirecekler, imajlarının kötü olmasına yol açacaklardır. En bilinen seslendirme kusurları aşaÇıda tek tek açıklanmıştır.

GEVŞEKLİK
Ses organlarının genel tembelliÇidir ve en çok karşılaşılan durumdur. Bu genel gevşeklik genel bir konuşma sönüklüÇüne yol açar. GevşekliÇi gidermek için dişleriniz arasına bir kalem sıkıştırın ve aşaÇıdaki cümleleri hızla okuyun.

Bir berber bir berbere bre berber beri gel diye bar bar baÇırmış. Biz de bize biz derler, sizde bize ne derler?
Pireli peyniri perhizli pireler teperlerse pireli peynirler de pır pır pervaz ederler.
Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın, kapı gıcırdatıcılardan mısın? Ne ocak kıvılcımlandıncılardanım, ne kapı gıcırdatıcılardanım.
Çatalcada topal çoban çatal yapıp çatal satar, nesi için Çatalcada topal çoban çatal yapıp çatal satar? Kârı için Çatalcada topal çoban çatal yapıp çatal satar.
Şu karşıdaki kara kuru kavak, karardın mı, ey kara kuru kavak sarardın mı ey kara kuru kavak!
Sen seni bil, sen seni, bil sen seni, bil sen seni, sen seni bilmezsen patlatırlar enseni.


PELTEKLİK
Bir harfin çıkarılamayarak bir diÇeri ile deÇirilmesidir. Bu durum dilin yeterince eÇitilmemesinden, lehçelerin yapısından veya bazı dillerin fazla etkisinde kalmaktan kaynaklanabilir. Türkçe üzerinde tespit edilen pelteklik türleri aşaÇıda belirtilmiştir.
Zeleştirme: (J) yeri(Z). Örnek: Jale-Zale, Jilet-Zilet,
Seleştirme: Ş yerine S. Örnek: Paşâm-Pas*** şapka-Sapka
Jeleştirme: C yerine J. Örnek: Ancak-Anjak), Kucak -Kujak
Şeleştirme: S yerine Ş. Örnek: Sana söylüyorum-yerine sana şöylüyorum
Leleştirme: (R) yerine (L). Örnek: Birader-Bilader, Berber-Belber, Merhem-Melhem, Terlik-Tellik
İnce â yerine kalın a: Kemâl-Kemal, Lâstik-Lastik
Yukarıdaki örneklerde ilk sırada belirtilen sesler çıkarılamadıÇından ikinci sesler onların yerine ikame edilmektedir. Bu seslerin çıkarılamaması durumunda bunların üzerinde uygun alıştırmaların sık sık yapılması gerekmektedir. AşaÇıdaki kelimeleri eÇiticinin özel uyarılüarını dikkate alarak tekrar ediniz. EÇer bu seslerin herhangi biriyle ilgili sorununuz yoksa geçebilirsiniz.
J- Jilet, jandarma, jale, jumbo,
Ş- Paşa, şaka, şakir, şeker
R- Rüya, hücreler, hürrem, harran, sarraf
A- Lale, lastik, lahana, kamil (altı çizilenler ince)
S- Sorgun, hassasiyet, fason


TUTUKLUK
Bir hece üzerinde takılıp kalma, heceyi veya kelimeyi tekrarlama durumudur. Bu sorun en çok düşünce akışındaki duraklamadan kaynaklanır. Normal şartlar altında aşırı stres de tutukluÇa yol açabilir. TutukluÇu gidermek için herhangi bir emtni önce yavaşça ve sonra hızlanarak okuyun. EÇitici sizi bireysel olarak takip edecektir.
Tutukluk ÖrneÇi: Bu, bu bizim--- şerefimiz--- olacak ---diye -- uzun uzun----- bize bize anlattı.


KEKELEME
TutukluÇun ileri aşaması, söz söylerken birden bire duraklama, çoÇunlukla buna katılan yüz buruşturması ve gerilme hareketiyle hecelerin tekrarlanması. Kekemeler soluk aldıkları veya pek geç soluk verdikleri sırada konuşurlar. Kekeleme genellikle çocukluk döneminde oluşan bir konuşma bozukluÇudur. Erken yaşta konuşmaya başlayan çocukların konuşma başarılarına çevrenin gösterdiÇi aşırı ilgi çocuÇun duygularını zararlı yönde etkiler. Çok iyi konuşarak dikkat çekmek isteyen çocuÇun kendi üzerinde ürettiÇi baskı bir süre sonra kekeleme rahatsızlıÇını oluşturur. Kekeleme çocuklukta yaşanan aşırı baskı, şiddet veya aşırı utançlıÇın etkisiyle de gelişebilir. Maddi bir hastalık olmamakla birlikte kekeleme beyin konuşma merkezinde mesaj akışında oluşan karışıklıÇın bir sonucudur ve çoÇunlukla psikolojik bir sorundur. KekemeliÇin yok edilmesi için çeşitli çalışmalar yapılmalıdır.
1.Okumayı yeni öÇrenir gibi düşük hızda fakat yüksek sesle bol bol okumak
2.Belli cümleleri ezberleyerek tekrar tekrar seslendirmek.
3.Bu metinde yer alan tekerlemelerin ısrarla okunması
Kekeleme örneÇi: Bi bi bi biraz so so sonra bura dada ooo olacak


ASALAK SESLER
Bazı sesler veya kelimeler asalak olarak kelimelerin arasına takılır ve konuşmayı tahammül edilmez hale getirir. Asalak sesler veya kelimeler konuşmacının fikir netliÇi ve kendine güveni hakkında şüphe uyandırır. Konuşmanın kalitesini baltalar ve dinleyiciyi sıkar. Bu kapsamda “ııı, eee, aaa, şey, yani, mesela, evet...” gibi ses veya kelimeler konuşma arasında sık sık veya gerekmediÇi halde kullanıldıÇında dinleyici rahatsız olur.
Örnekler:
Asalak ses veya kelimelerle:
Bana şey dedi. Bugün yıldönümü olduÇu için eee şey yapacaktık. Tören salonunu düzenleyecektik.
Evet sevgili dinleyenler. Bugün yine sizlerle birlikteyiz. Evet bugünkü konumuz çalışmanın fazileti hakkında.
Yani şunu diyorum. Mesela siz zor durumda kaldınız. Yani mesela başınızdan bir felaket geçti.
Düzgün:
Merhaba sevgili dinleyenler. Günün ilk ışıklarıyla birlikte sizi selamlıyorum. Mutlu bir gün yaşamanızı diliyorum. Yine sizlerle birlikte olmak ve sizlerle konuşmak ne güzel.
Çalışmalar:
AşaÇıdaki soruları ikili guruplar halinde asalak ses veya kelimeleri kullanmadan cevaplandırınız. Arkadaşınız sizi kontrol edecek ve hata yaptıÇınızda uyaracaktır. Daha sonra bu çalışma tek tek kürsüde yapılacaktır.
a)Düzgün konuşma yeteneÇinin size ne kazandırmasını ümit ediyorsunuz?
b)Bir gününüz nasıl geçer?
c)En çok sevdiÇiniz yiyecekleri anlatın.
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2007, 18:05   #18 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Diksiyon, Fonetik, Artikülasyon

Toplum Önüne Çıkma Korkusunu Yenme

Toplum karşısında, mikrofon veya kamera karşısında konuşurken yüzleştiÇimiz en büyük engel korku ve heyecandır. İlk defa yaptıÇımız her iş önce heyecan ve korku oluşturur. Korku anında dolaşım sistemi içerisine gerginlikle orantılı olarak aşırı kortizol salgılanır. Bu durum düşünce akışını engeller. Kişi bu anda olumlu duygularını kaybeder. Daha ileri düzeyde elleri ve hatta tüm vücudu titrer. Kalbin çarpması ve kan dolaşımı hızlanır. Davranışların kontrol edilmesi zorlaşır. Bu sorun ileri düzeyde olursa, insan başkalarıyla göz göze gelemez; başı titrer, adeta beyni dış dünyadan kopmuş gibi olur. Korku anında insan kalbinde bir iç endişe akıntısı hisseder. İnsan bir an önce bu durumdan kurtulmak için o ortamdan uzaklaşmak, yapmak istediÇini yapmaktan vazgeçmek zorunda kalır. Ayrıca endişe veya korku konuşmacının inandırıcılıÇı kaybetmesine yol açar.

Bazı insanlarda korku duygusu çok gelişmiştir. Sık sık duyulan bu endişeler gittikçe birbirlerini beslerler ve endişe edebilme yeteneÇi gelişir: İnsan en küçük bir sorundan bile endişe duymaya başlar. İleri düzeyde korku ve endişe, sinir sistemi için son derece tahrip edicidir.

Tüm başarılı konuşmacılar toplum önüne çıktıklarında mutlaka heyecanlanmışlardır. İstisnasız her insan korku ve endişeyi yenebilir. Ancak bunun için tüm inanç