![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Klavye Link | Arama | Bugünki Mesajlar | Okundu Kabul Et |
| Tiyatro Bölümü Türk ve Dünya Tiyatrosu Uzerine Güncel Haberler, Yazarlar, Kulis, "Duyurular", Festivaller, Ödüller, Oyun Eleştirileri, Sahne İnsanları, Tiyatro Eğitimi, "Tiyatro Kitaplığı", Tiyatro Teknii, Tiyatroda Efekt, Tiyatro Terimleri ,İnceleme, Tezler ve Koservatuarlar. |
| Etiketler: tiyatro |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #11 (permalink) |
| .::.SustuM.::. Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali: Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
| Cevap: Ünlü Tiyatrocular Ve Yazarlar... SADRİ ALIŞIK (1925 - 1995) ![]() Sadri Alışık 5 Mart 1925 yılında İstanbul'da doÇdu. Asıl adı Sadrettin olmasına raÇmen, annesi Saffet hanım ve babası Rafet Kaptan onu hep Sadri diye çaÇırırlardı. Babası Kaptan olduÇundan haftada biriki kez eve gelebiliyordu. Bu yüzden ailenin sorumluluÇu ve idaresi anne Saffet Hanım'da idi. Sadri Alışık sekiz yaşındayken kız kardeşi Nevin dünyaya geldi. Sadri Alışık'ın içindeki oyunculuk aşkı küçük yaşlarda kendini göstermeye başlamıştı.. Arkadaşları bilye oynayıp, uçurtma uçururken, O piyesler hazırlayıp mahalle arkadaşlarına oyunlarını sunardı.. Altı-yedi yaşlarındayken bir sünnet gecesinde Naşid Özcan Tiyatrosu'nu izledi. O günden sonra tiyatroya olan tutkusu başladı. Paşabahçe 39. İlkokulunda üçüncü sınıftayken ''İSTİKAL PİYESİ'' adlı oyunda "Adalı Halil" rolünü aldı ki bu başroldü. İlkokulu bittikten sonra ailenin isteÇi ile CaÇaloÇlu'na taşındılar. Orta okul ikinci sınıfta tiyatro aşkı tekrar başladı. Ancak okulda tiyatro yoktu. Liseye İstanbul Erkek Lisesin'de başladı. Lisenin yanısıra CaÇaloÇlu Halk Evi'nde tiyatroya gidiyordu. Liseyi bırakıp devam mecburiyeti olmadıÇından Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'ne kayıt oldu. ![]() Yavaş yavaş, sahne, resim, tiyatro derken sinemaya adım attı ve ilk filmi Günahsızlar'ı 1945 yılında çevirdi. Şöhret basamaklarını hızla ilerleyen Sadri Alışık 1959 yılında çevirdiÇi Yalnızlar Rıhtımı adlı filmde otuz sekiz yıllık hayat arkadaşı Çolpan İlhan ile tanıştı. Evlendikten bir kaç sene sonra oÇlu Kerem dünyaya geldi. Sinema yaşantısının yanı sıra, sahne showlarında da çok başarılı oldu. İçkiyi çok seven Sadri Alışık, en iyi dostu Ayhan Işık'ın ölümünden sonra kendini iyice içkiye verdi. KaraciÇer yetmezliÇinden Amerika'ya giden Sadri Alışık Amerika'da yaşayan Türk doktoru Münci KalayoÇlu tarafından ameliyat edildi ve saÇlıÇına kavuştu. Sanat yaşamını televizyonda devam ettirdi. Sadri Alışık genellikle, deÇişen toplumsal deÇerler içinde güzelliÇe tutkun, umutlu, yaşama sevinciyle dolu, dürüstlüÇü ve doÇruluÇu özleyen insan tipini oynadı. Sinemanın yanısıra şiir ve resimle de uÇraşan Alışık, beş yüzün üzerinde filmde rol aldı. En son rolü ise Yengeç Sepeti adlı dizide baba rolüydü. Sadri Alışık 18 Mart 1995 yılında vefat etti. FİLMLERİ Oyuncu (189 Film) Dansöz 2000-Yengeç Sepeti 1994-Çapkın Baba 1990-Saat Sabahın Dokuzu 1987-Şalvar Bank Reşit 1986- Çalıkuşu Miralay Hayrullah Bey 1986-Bebek Davası 1986-Kartallar Yüksek Uçar Banazlı İsmail 1983-Acı Hatıralar Osman 1977-Seyahatname 1977-Saffet Beni Affet 1976-Baş Belası Baba 1976-Ben Sana Mecburum 1976- Hamza Dalar Osman Çalar 1976-Deli Deli Tepeli 1975-Haşhaş 1975-Atını Seven Kovboy Red Kit 1974-Ne Hakem 1974-Ayyaş 1974-Balıkçı Osman 1973-Tatlım 1973-Dikiz Aynası 1973-Turist Ömer Uzay Yolunda Turist Ömer 1973-Dertli Haşmet 1973-Afacan Harika Çocuk 1972-Aynı Yolun Yolcusu 1972-Kırk Yalan Memiş Memiş 1972-Sevgili Hocam 1972-Ay Aman Of 1972-Gelinlik Kızlar Sadi 1972-Çılgın Yenge 1971-SevdiÇim Uşak 1971-Kavanoz Dipli Dünya 1971-Afacan Küçük Serseri 1971-Ayıpettin Şemsettin 1971-Cımbız Ali 1971-Tamam Mı Canım 1971-Toto Kralı 1971-Turist Ömer BoÇa Güreşçisi Turist Ömer 1971-Üvey Ana 1971-Ali Baba Kırk Haramiler Ali Baba 1971-Afacan 1970-Fıstık Gibi 1970-Talihsiz Yavru Fatoş 1970-İç Güveysi 1970-Turist Ömer Yamyamlar Arasında Turist Ömer 1970-Ah Müjgan Ah 1970-Arkadaşlık Öldü mü? Osman 1970-Erkeklik Öldü mü Abiler 1970-İşler Karışık 1970-Talihsiz Baba 1970-Tatlı Hayat 1970-Darıldın Mı Cicim Bana Osman 1970-Acı İle Karışık 1969-Altın Kalpler 1969-Damga 1969-Hancı Turhan 1969-Kaldırım ÇiçeÇi 1969-Menekşe Gözler 1969-Muhabbet Kuşu 1969-Turist Ömer Arabistan'da Ömer 1969-Kırmızı Fener SokaÇı 1968-Dertli Gönlüm 1968-Agora Meyhanesi 1968-Yara 1968-Paydos ÖÇretmen Murtaza 1968-Benimle Evlenir Misin Cafer 1968-Efkarlı Sosyetede Efkarlı Arif 1968-Hindistan Cevizi 1967-Kız Kolunda Damga Var 1967-Gecekondu Peşinde 1967-Serseri 1967-Serseriler Kralı 1967-Akşamcı 1967-Bekar Odası Kazım 1967-Bitirimsin Abi 1967-Marko Paşa 1967-Şaşkın Hafiye Killing'e Karşı Şaşkın Hafiye 1967-AÇır Suç Şevket 1967-Ringo Kazım Ringo Kazım 1967-Karakolda Ayna Var Taş kasaplı Necati 1966-Günahkar Kadın 1966-Gariban 1966-Sevgilim Bir Artistti 1966-Şoför Deyip Geçmeyin 1966-Turist Ömer Almanya'da Ömer 1966-Seni BekleyeceÇim 1966-Milyonerin Kızı / İntikam Hırsı 1966-AÇlama DeÇmez Hayat Osman 1966-Ah Güzel İstanbul Haşmet 1966-Sokak Kızı 1966-Boyacı 1966-Efkarlıyım Abiler Gönlübol Arif 1966-Kaderin Cilvesi Ahmet 1966-Serseri Aşık 1965-Üç Kardeşe Bir Gelin 1965-Ava Giden Avlanır 1965-Hırsız 1965-Nazar DeÇmez İnşallah 1965-Berduş Milyoner 1965-Pantolon Bankası 1965-Soytarı 1965-Şakayla Karışık Ofsayt Osman 1965-Seveceksen YiÇit Sev 1965-Adım Çıkmış Sarhoşa 1965-Kocamın Nişanlısı 1965-Komşunun TavuÇu 1965-Turist Ömer Dümenciler Kralı Turist Ömer 1965-Sana Layık DeÇilim Osman 1965-Yankesicinin Aşkı (Yankesici Kızın Aşkı) Osman 1965-Beş Şeker Kız 1964-Fıstık Gibi Maşallah Fikri/Fikriye 1964-Bomba Gibi Kız Kenan 1964-Anadolu ÇocuÇu 1964-Ahtapotun Kolları 1964-Ayşecik Çıtı Pıtı Kız 1964-Hızır Dede 1964-Köye Giden Gelin 1964-Sokakların Kanunu 1964-Erkek Sözü 1964-Kelebekler Çift Uçar 1964-Uçurumdaki Kadın 1964-Turist Ömer Ömer 1964-Sıkı Dur Geliyorum 1964-Ayşecik Cimcime Hanım Turist Ömer 1964-Avare Sedat 1964-Taşralı Kız Sami 1964-Afilli Delikanlılar Salih 1964-Çalınan Aşk 1963-Helal Olsun Ali Abi 1963-Aman Kimse Duymasın 1963-Kendini Arayan Adam 1963-Arka Sokaklar Nejat Bey 1963-Üç Öfkeli Genç 1963-Bize de mi Numara 1963-Geçim Dünyası 1963-Acı Aşk 1963-Dişi Kurt Kudret Reis 1963-İlk Göz AÇrısı 1963-Maceralar Kralı 1963-Hayat Bazen Tatlıdır 1962-Küçük Hanımın Kısmeti 1962-Fatoş'un Bebekleri 1962-Küçük Hanımın Şoförü Bülent 1962-Ayşecik Yavru Melek 1962-Daima Kalbimdesin 1962-Küçük Hanım Avrupa'da Bülent 1962-Aşkın Saati Gelince 1961-SeviştiÇimiz Günler 1961-Küçük Hanımefendi Bülent 1961-Utanmaz Adam 1961-Şahane Kadın 1961-Seni Benden Alamazlar 1961-Silahlar Konuşuyor 1961-Külkedisi 1961-Vatan UÇruna 1959-Ben ***** DeÇilim 1959-Düşman Yolları Kesti 1959-Şeytan Mayası 1959-Hicran Yarası 1959-Kalpaklılar 1959-Zümrüt Fuat 1959-Yalnızlar Rıhtımı Rıdvan Kaptan 1959-Altın Kafes 1958-Duvaklı Göl 1958-İstanbul Macerası 1958-İftira 1958-*****nin Aşkı 1957-Beş Hasta Var 1956-Izdırap Şarkısı 1955-SevdiÇim Sendin 1955-Battal Gazi Geliyor Eflahun 1955-Beyaz Şehir 1955-Halıcı Kız 1953-Soygun 1953-Suçlu Benim 1953-İki Süngü Arasında 1952-Yavuz Sultan Selim AÇlıyor 1952-Vatan ve Namık Kemal 1951-Şanlı Maraş 1951-Tanrı Şahidimdir 1951-Kendini Kurtaran Şehir 1951-Allahaısmarladık 1951-Hürriyet Şarkısı 1951-İstanbul Çiçekleri 1951-Çakırcalı Mehmet Efe 1950-İstanbul Geceleri 1950-Fato / Ya İstiklal Ya Ölüm 1949-Günahsızlar 1944 |
| | |
| Sponsored Links |
| | #12 (permalink) |
| .::.SustuM.::. Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali: Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
| Cevap: Ünlü Tiyatrocular Ve Yazarlar... OSCAR WILDE 16 Ekim 1854'te Dublin'de (İrlanda) ailesinin ikinci çocuÇu olarak doÇdu. Babası dönemin ünlü doktorlarından William Wilde, annesi İrlanda'nın İngiltere'den baÇımsızlıÇını savunan devrimci şiirleriyle dikkat çekmiş yazar Jane Francesca Elgee idi. Wilde'ın üçü gayrımeşru beş kardeşi vardı. Kendisinden üç yaş küçük kız kardeşi Emily'nin henüz on yaşındaki ölümü Wilde'ın çocukluk döneminin en sarsıcı olayı oldu; yazar kardeşinin saçlarından bir tutamı ömrünce üzerinde taşıdıÇı küçük bir zarfta sakladı. Wilde'ın öÇrenim dönemi çeşitli burslar kazanmasını saÇlayan başarılarla geçti. 1874'te Oxford Magdalen College'den mezun olduktan sonra sanat eleştirmeni olarak çalışmaya başladı. 1878'de Ravenna adlı şiiriyle Newdigate Ödülü'nü kazandı ve bir yıl sonra Londra'ya yerleşti. 1881'de Poems (Şiirler) adlı ilk kitabı basıldı. Aynı yıl estetik konferansları vermek üzere A.B.D.'ye geçti. Başlangıçta dört ay olarak planlanan elli konferanslık dizi yaklaşık bir yıl sürdü ve Kanada'dakilerle birlikte yazar, dokuz aylık bir süre içinde yüz kırkın üzerinde konferans verdi. Bu dönemde Amerikalı yazar ve şairler Henry Longfellow, Oliver Wendell Holmes ve Walt Whitman'la tanıştı ve bir yıl sonra New York'ta sahnelenecek olan Vera adlı oyununu düzenledi. Kuzey Amerika dönüşü üç yıl Paris'te kaldı. 1883'te Duchess of Padova (Padova Düşesi) adlı oyunu yazdı. 1884'te Constance Lloyd'la evlendi. İki yıl içinde bu evlilikten iki erkek çocuk sahibi oldu. 1887'de Woman's World Dergisi'nin editörlüÇünü üstlendi; aynı yıl Canterville Hayaleti'ni kaleme aldı. Bundan sonraki altı yıl Wilde'ın yazarlık hayatının en verimli dönemi oldu. Çocuk öykülerinden oluşan iki kitap, 1890'da bir Amerikan dergisinde yayınlanan tek romanı Dorian Gray'in Portresi, A Woman of No Importance (Önemsiz Bir Kadın), An Ideal Husband (İdeal Bir Koca) ve The Importance of Being Earnest (Ciddi Olmanın Önemi) adlı oyunları bu dönemde yayınlandı. Dorian Gray'in Portresi 1891'de kitap haline getirildi ve içerdiÇi homoerotik öÇeler şiddetli tepkilere yol açtı. Aynı kitap daha sonra Wilde'ın kaderini belirleyecek davalarda kanıtmışçasına kullanıldı. Bununla birlikte aynı dönemde yazılan oyunları büyük beÇeni topladı ve onu zamanının en önemli oyun yazarlarından biri haline getirdi. Oscar Wilde 1891'de Queensberry Markisi'nin üçüncü oÇlu, üniversite öÇrencisi Lord Alfred 'Bosie' Douglas'la tanıştı. Kısa süre içinde çift dört yıl sürecek bir aşk yaşamaya başladı. 1895'te Wilde, oÇlunun kendisiyle ilişkisini tasvip etmeyen ve kendisine kamu önünde hakaret eden Queensberry Markisi'ni iftira suçlamasıyla dava ettiyse de bir süre sonra davayı geri aldı. Ancak Markinin Wilde aleyhine açtıÇı dava yazarın "gayrıtabii davranışlar"dan iki yıl kürek cezasına çarptırılmasıyla sonuçlandı. Tutuklanmasıyla birlikte evinde bulunan her şey 25 şilinlik bir bedelle satıldı. Yazarın torunlarından birinin deyişiyle " krallık, çaÇının kibirli ikiyüzlülüÇüne meydan okumaya cesaret etmiş parlak ve öfkeli bir hayatın yirmi yılını sembolik olarak kendisinden koparmıştı." 1897'de hükümlülüÇü sırasında sevgilisine yazdıÇı mektuplardan oluşan De Profundis'i yazdı ve aynı yıl serbest bırakıldı. Hayatının kalan kısmında Sebastian Melmoth adını alarak Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde amaçsızca dolaştı; bu arada mahkumiyetinin geçtiÇi yerin adını taşıyan Reading Zindanı Baladı yayınlandı. Wilde bir süreliÇine Alfred Douglas'la yeniden bir araya geldiyse de birliktelikleri çok kısa sürdü. Tutuklanmasından sonra eski aile adlarından biri olan "Holland"ı soyadı olarak alan eşi çocuklarını alarak İsviçre'ye göçmüş ve 1898'de orada ölmüştü. Oscar Wilde 30 Kasım 1900'de Paris'te öldü ve Pere Lachaise MezarlıÇı'nda gömüldü |
| | |
| | #13 (permalink) |
| .::.SustuM.::. Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali: Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
| Cevap: Ünlü Tiyatrocular Ve Yazarlar... William Shakespeare En büyük oyun yazarlarından biri olarak deÇerlendirilen İngiliz şair William Shakespeare, yarattıÇı karakterlerde insan doÇasının en deÇişmez özelliklerini benzersiz bir şiir diliyle yansıtması dolayısıyla, yaşadıÇı yüzyıldan bu yana her çaÇda ve her ülkede en sık sahnelenen oyunlar yazarıdır. Warwickshireda Stratford-upon-Avon'da doÇan Shakespeare'in bunca ününe karşın, yaşamına ilişkin bilgiler çok azdır. Babası ticaretle uÇraşan bir işadamıydı. Shakespeare büyük bir olasılıkla Stratford'daki ortaokulda öÇrenim gördü. 18 yaşındayken, kendisinden yaklaşık sekiz yaş büyük olan Anne Hathaway ile evlendi ve bu evlilikten önce bir kızı, sonra biri oÇlan öbürü kız ikizler dünyaya geldi. Bu sıralarda Stratford'u terk eden Shakespeare'in bundan sonra 1592'ye kadarki yaşamına ilişkin bilgi yoktur. Bu tarihte bir oyun yazarının yazdıÇı bir kitapçıkta Shakespeare deÇinilmesi, hatta onun başkalarının oyunlarını çalmakla suçlaması dolayısıyla, Shakespeare'in bu sırada bir tiyatro topluluÇunda yazar ve oyuncu olarak çalıştıÇı bilinmektedir. Yılda ortalama iki oyun yazan Shakespeare kendi oyunlarında da küçük roller alıyordu. 1594e gelindiÇinde Chamberlain TopluluÇu'nun önde gelen bir oyuncusuydu. Aynı yıl oyunları yayımlanmaya başladı. YazdıÇı oyunların başarısı üzerine kazancı gittikçe artan Shakespeare'in Kraliçe I. Elizabeth döneminin sonlarında varlıklı bir yaşam sürdüÇü, kendi oyuncu topluluÇu için 1599'da Londra'da yaptırılan Globe Tiyatrosunun hisselerinin bir bölümünü satın aldıÇı bilinmektedir. Londra'da birkaç yıl daha kalan Shakespeare, daha sonra Stratford'a dönerek burada yaşamaya başladı ve büyük bir olasılıkla son oyunlarını da burada yazdı. Shakespeare'in, bir bölümü soylu bir genci öven, bir bölümü de bir kadına duyduÇu sevgiyi dile getiren Soneler'i son derece duyarlı ve zengin bir dille kaleme alınmış şiirlerdir. Shakespeare her biri birbirinden deÇişik komedi ve trajediler kaleme aldı. Bir Yaz Gecesi Rüyası adlı komedisinde, bazı kendi halinde kişilerin dükü eÇlendirmek için bir oyun sahnelemeye kalktıktan sonra iki lafı bir araya getirememeleri Shakespeare'in benzersiz güldürü yeteneÇini ortaya koyar. Trajedilerinde ise izleyicilerin tüylerini diken diken eden bir gerilim yaratabilmiştir. Birçok başka yazar ince esprili komediler, romantik oyunlar, ürkütücü cinayet ve öç alma trajedileri, büyük öyküleri yazmakta ustaydı. Ama hiçbiri bunların tümünde birden Shakespeare kadar başarılı olamadı. Bu olaÇanüstü çeşitliliÇin yanı sıra, izleyicilerin ve okuyucuların Shakespeare'in oyunlarında en çok hayranlık duydukları şeylerden biri, onun yapıtlarındaki karakterlerin "kitap karakterleri" gibi gözükmemesiydi. Tersine, bu karakterler bir oyunda deÇil de yaşamda karşılaşıldıÇında görünür görmez tanınacak kadar gerçek kişilerdir. Aslında Shakespeare'in kahramanlarından bazıları, o kahramanın yer aldıÇı oyunu görmeyen kişilerce bile bilinir. İriyarı, hoşsohbet, cana yakın bir adam olan, eÇlenceyi ve şarabı seven Sir John Falstaff bunlardan biridir. Yazarın Henry IV adlı oyununun birinci ve ikinci bölümlerinde geçen Prens Halin arkadaşlarıdır. Shakespeare Henry V'te Falstaff'ın nasıl öldüÇünü anlatan bir sahneye yer vermiş, ama Kraliçe I. Elizabeth'in bu karakteri başka bir oyunda gene görmek istemesi üzerine de Windsor'un Şen Kadınları adlı komedisinde Falstaff yeniden ortaya çıkmıştır. Shakespeare'in karakterleri arasında özellikle ünlü olanlardan biri de, tıpkı gerçek yaşamda olduÇu gibi, hiçbir zaman tam olarak anlaşılamayan, her çaÇda yoruma açık bir kişiliÇi olan Danimarka Prensi Hamlet'tir. Acı çekmek ya da kendini öldürerek bu acıyı dindirmek arasında bocalayan Hamlet'in ikilemini, Shakespeare ünlü "Olmak ya da olmamak! İşte bütün sorun bu!" dizesiyle dile getirmiştir. Shakespeare'in Hamlet, Macbeth ve Kral Lear gibi trajedilerinde kahramanların asıl sorunu kendi kusurları ya da zayıflıklarıdır. Bunlar çoÇunlukla acımasızlık, hırs, kıskançlık, bencillik gibi hoş olmayan özelliklerdir. Öte yandan Shakespeare gene de öyle canlı karakterler yaratır, onların iç dünyasını ve acılarını öylesine sevecenlikle sergiler ki, izleyiciler onlara yakınlık duyar, başlarına gelenlere üzülür. Shakespeare'in böyle canlı karakterler yaratması, oyunun öyküsü gerçek dışı bile olsa, kişilerin inandırıcı olduÇu anlamına gelir. Karakterlerin şiir diliyle konuşmaları bile onların inandırıcılıÇını zedelemez. Komediler Bir Yaz Gecesi Rüyası bir büyü ve yanlışlıklar komedisidir. Atina yakınlarındaki bir koruda yollarını şaşıran dört sevgili, Periler Kralı Oberon ile kavgacı hizmetkârı Puck'ın büyüsüne kapılırlar. Kentten bir grup işçi de, gözden uzak bir yerde oyunlarını prova etmek için koruya gelir. Onlar da perilere katılırlar ve ortaya bir sürü karışıklık ve komik durum çıkar. Sonunda her şey düzelirse de, en komik sahne işçilerin Dük Theseus'un düÇün şöleninde oyunlarını oynadıkları sahnedir. On İkinci Gece de bir yanlışlıklar komedisidir. Kadın kahraman Viola'nın gemisi yabancı bir ülkenin açıklarında batar. Erkek kılıÇına giren ve "Cesario" adını alan Viola, ülkenin yöneticisi Dük Orsinonun hizmetine girer. Erkek kılıÇındayken Dük'e aşık olur. Orsino'nun aşık olduÇu zengin Kontes Olivia da "Cesario"ya tutulunca durum karışır. Gene en komik sahneler, neşeli Sir Tobby Belch ve arkadaşlarının Olivia'nın kendini beÇenmiş ve süslü uşaÇı Malvolio'yu kandırmak için oyun oynadıkları sahnedir. Venedik Taciri de bir komedi olmakla birlikte ciddi bölümler de içerir. Oyundaki kötü adam Yahudi tefeci Shylock'tur. Borç aldıÇı parayı ödeyemeyen tüccar Antonio'dan, kendi vücudundan kesilecek yarım kilogram et ister. Shylock'un açgözlülükle bıçaÇını bilediÇi gerilimli bir duruşmadan sonra Antonio kendisini savunan genç bir avukatın zekâsı sayesinde kurtulur. Trajediler Shakespeare'in tüm oyunları arasında en çok sahnelenen Romeo ile Juliet' tir. İtalya'nın Verona kentinde yaşayan birbirlerine düşman ailelerin çocukları olan Romeo ile Juliet'in, aileleri arasındaki nefret yüzünden son bulan aşkları anlatılır. Hamlet'te, babası öldükten sonra annesiyle evlenen amcasının aslında babasının katili olduÇunu öÇrenen Danimarka Prensi Hamlet derin bir acıya kapılarak öç almaya karar verirse de, bunu bir türlü gerçekleştiremez. Oyun, yalnızca amcası Claudius'un deÇil, kraliçe ve Hamlet'in de öldükleri bir sahneyle biter. Kral Lear Shakespeare trajedilerinin en korkuncu, ama belki de en önemlisidir. Gururlu ve bencil olan yaşlı Kral Lear, sadık ve sevgili kızı Cordelia'nın kendisini ne kadar sevdiÇini ablaları gibi abartmalı bir dille açıklamaması üzerine, öfkeye kapılarak onu sürgüne gönderir ve tüm servetini öbür kızları Goneril ve Regan arasında paylaştırır. Oysa iltifat dolu sözlerine karşın bu iki kardeş zalim ve haindir. Çok geçmeden Lear onların gerçek yüzlerini görür. Fırtınalı bir gecede sokaÇa atılan Lear, Cordelia'ya yaptıÇı haksızlıÇın acısıyla çıldırmaya başlar. Sonunda onu kurtarmak için geri dönen Cordelia da düşmanları tarafından öldürülür. Üzüntüden perişan olan kral kızının ölüsüne sarılarak son nefesini verir. Tarihsel Oyunlar Shakespeare konuların İngiliz tarihindeki olaylardan alan birkaç oyun da yazdı. Bunlardan ilki, rakiplerine ve düşmanlarına acımasız davranan kötü ruhlu ve kambur Kral III. Rıchard'ı anlatan Kral Üçüncü Rıchard'ın Tragedyası'dır. Kurbanları arasında Londra Kulesi'nde öldürülen iki genç prens de vardır. Yaşamını yitirdiÇi Bosworth Field çarpışmasından bir gece önce prenslerin ve öteki kurbanlarının hayaletleri uykusunda Richard'a görünür. Tarihsel oyunlarından bazıları bir dizi oluşturur: The Tragedy of King Richard II, Henry Ivün iki bölümü ile Henry V. The Tragedy of Richard I'ı da güçsüz kral tahtından vazgeçerek tacını IV. Henry adını alan Henry Bolingbroke'a bırakır. Öbür iki oyunda, yeni kralın yönetimi sırasında sorunlar ve ayaklanmalar baş gösterir; bu sırada kralın öz oÇlu Prens Hal avare ve savurgan bir yaşam sürer. Ama babasının ölümüyle tahta geçerek V. Henry adını alan Prens Halin döneminde düzen yeniden kurulur. V. Henry'nin orduları Fransa'da büyük zafer kazanır. Henry'nin Fransız prensesiyle evlenmesi her iki ülkeye de barış getirir. Shakespeare'in, konularını Eski Yunan ve Roma tarihinden alan oyunlarından en ünlüsü ise Julius Caesar'dır. Bu oyunda dürüst ve erdemli bir kişiliÇi olan Brutus, Jül Sezar'ın kendisini Roma imparatoru ilan etmesini önlemek amacıyla, arkadaşlarıyla birlik olup çok sevdiÇi Jül Sezar'ı özgürlük adına öldürür. Ama bunun cumhuriyetin yok olmasını önleyememesi üzerine de kendi canına kıyar. "Mutlu Son"la Biten Oyunlar Shakespeare yaşamının sonlarına doÇru kötülük ve acıyı içerdikleri için tam olarak birer komedi sayılmayan, ama ölümle deÇil de baÇışlama ve mutlu sonla bittikleri için trajedi de sayılmayan birkaç oyun yazdı. Bu oyunlardan biri olan Kış Masalı'nda, Leontes adlı bir kral hiçbir neden yokken karısı Hermione'yi kıskanır, karısıyla tüm ilişkisini keser ve bebek yaşındaki Perdita adlı kızının yabani hayvanlara yem olsun diye ıssız bir yere bırakılmasını emreder. Perditayı bir çoban kurtarır ve büyütür. Sonunda kız, babasına geri döner. Kralın uzun yıllar boyunca pişmanlıkla andıÇı ve öldü diye yas tuttuÇu Hermione de geri döner, böylece sonunda geçmişin hataları baÇışlanır. Fırtına'da ise olay, düklüÇü elinden alınan Prospero'nun yönetimindeki bir adada geçer. Büyü gücüne sahip Prospero, hava perisi Ariel'i ve yarı insan yarı canavar Caliban'ı yönetmektedir. Yıllar önce hileyle düklüÇü ele geçiren Prospero'nun kardeşi Antonio, adanın yakınında bir deniz kazası geçirir. Prospero büyü gücüyle kendisine haksızlık edenleri cezalandırır. Ama daha sonra onları baÇışlar ve kızı Miranda'nın Antonio'nun oÇlu Prens Ferdinand ile evlenmesine izin verir. Oyun Prospero'nun büyülü deÇneÇini kırması, büyü kitabını denize atması ve tüm grubun düşmanlıkları geride bırakıp büyüyle onarılmış gemiyle İtalya'ya yelken açmasıyla sona erer. WILLIAM SHAKESPEARE 1564-1616 |
| | |
| | #14 (permalink) |
| .::.SustuM.::. Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali: Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
| Cevap: Ünlü Tiyatrocular Ve Yazarlar... SAMUEL BECKETT Biyografisi ÇaÇdaş edebiyatın önemli yazarlarından biri olan İrlandalı oyun yazarı, romancı, şair ve eleştirmen ve Samuel Beckett, Protestan bir ailenin oÇlu olarak 13 Nisan 1906'da Dublin yakınlarındaki Foxrockda doÇdu. 1920'de Portora Kraliyet Okuluna gittikten sonra, 1923'te Dublindeki Trinity Collegee girerek Roman dilleri öÇrenimi gördü. 1928de Paristeki Yüksek ÖÇretmen Okulunda İngiliz dili profesörü olarak görev aldı. Bu dönemde, çaÇdaş roman ve öykü yazarları arasında önemli bir yeri olan İrlandalı yazar James Joyce ile tanışarak onun çevresine girmesi, Beckettin yazarlık yaşamını önemli ölçüde etkiledi. 1930da Dubline dönerek Trinity Collegede Fransızca dersleri verdi. 1931den sonra ise Londrada yaşamaya başlayarak Fransa ve İtalyaya yolculuklar yaptı. 1937de Parise yerleşen Beckett, II . Dünya Savaşı sırasında bir yer altı direniş grubuna katıldı. Nazilerden kaçmak amacıyla gittiÇi Fransanın güneyindeki Vauclusede gündüzleri tarım işçisi olarak çalışırken, geceleri Watt adlı romanını yazdı. Savaştan sonra İrlandada Kızılhaç Örgütüne gönüllü olarak yazıldı ve bir askeri hastanede çevirmenlik yapmak üzere yeniden Fransaya gelerek 1945'te Paris'e yerleşti. Beckett, yazarlık yaşamanın en verimli dönemi olan 1946-50 yıllarında, yapıtlarını önce Fransızca yazıp, sonra İngilizce'ye çevirmeye başladı. Bu dönemde yazdıÇı Molloy, Malone Meurt ve L"Innommable adlı roman üçlemesinde, etkisinde kaldıÇı düşünür Descartes'ın "Düşünüyorum, öyleyse varım" felsefesinden hareket ederek, insanın benlik ve varoluş arayışlarını irdeledi. Beckett'in, ülkemizde de sahnelenen Godot'yu Beklerken adlı oyunu, yazarın en çok tartışılan ve ona dünya çapında ün kazandıran yapıtıdır. Bu oyun ve bunu izleyen Sonu, Krapps Last Tape, Küller, Mutlu Günler ve Play gibi sahne ve radyo için yazılmış oyunlar, II. Dünya Savaşından sonra Avrupa'da ortaya çıkan ve gerek biçim, gerek içerik açısından yerleşmiş tiyatro kurallarına karşı çıkan Uyumsuzluk Tiyatrosunun en çarpıcı örneklerindendir. Bu oyunlarda Beckett, acıklı olanı bir çeşit mizahla dile getirerek bir kara güldürü havası yaratmış, en aza indirgenmiş kişiler ve dekorla, insanın amaçsız ve anlamsız bir evrendeki umutsuzluÇunu, başkalarıyla iletişim kuramamasından kaynaklanan yalnızlıÇını aktarmaya çalışmıştır. Sözsüz Oyun adlı dizi ve Come and Go gibi oyunları ise sözcüklerin en aza indirgendiÇi çok kısa yapıtlarıdır. 1970'te Nobel Edebiyat Ödülü Beckett'e verilmiştir. SAMUEL BECKETT 1906-1989 |
| | |
| | #15 (permalink) |
| .::.SustuM.::. Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali: Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
| Cevap: Ünlü Tiyatrocular Ve Yazarlar... MOLIERE MOLIERE ( - ) 5/19/2007 Fransız oyun yazarı ve oyuncu. Moliere, sarayın döşemelerini yapan bir mobilyacının oÇluydu. Paris'in en iyi okullarından College de Clermont'da öÇrenim gördü. 1643'te Illustre- Theatre adlı bir tiyatro topluluÇu kurdu, sahne adı olarak Moliere'i seçti. Moliere'in bilinen ilk yapıtları, 1655'te Lyon'da sahnelenen L'Etourdi ou contretemps (oynanışı Savruk, 1876; yayımlanışı Şaşkın yahut Beklenmedik Engeller, 1944). Moliere ve topluluÇunun ilk başarılı temsili ise 1658'de Louvre Sarayı'nda Kral XIV. Louis önünde oynanan Corneille'in Nicomede'iydi. Moliere, ertesi yıl ilk önemli komedisi sayılan ve Paris'te sahnelenen ilk oyunu olan Les Precieuses'ü (oynanışı Dudukuşları, 1876; yayımlanışı Gülünç Kibarlar, 1943) yazdı. Sosyetenin kibar davranışlarına özenen iki taşralı genç kızı konu alan bu oyun, Moliere'in bütün yapıtlarında öne çıkan bir temanın ilk işlenişiydi: Moliere burada, toplumsal kuralların gerektirdiÇi yüzeysel kibarlıkla altta yatan içgüdüsel davranış arasındaki uyumsuzluÇun yarattıÇı gülünçlüÇü ele alıyordu. Moliere'in topluluÇu 1661'de, Kardinal Richelieu'nün bir tiyatro binası olarak yaptırdıÇı Palais Royal'deki (Kraliyet Sarayı) bir salona taşındı. Moliere'in bütün "Paris" oyunları burada sahnelenecekti. 1662'de sahneye konan ünlü oyunu L'Ecole des femmes (oynanışı Kadınlar Mektebi, 1876; yayımlanışı Kadınlar Mektebi, 1941) daha ilk gecesinde skandal yarattı. Seyirciler ve yetkililer, artık hiçbir deÇere saygısı kalmamış bir komedyenle karşı karşıya olduklarını düşünüyorlardı. Oyun, kadınlardan çekinen ve bu yüzden de saf, gözü açılmamış bir genç kızla evlenerek onu kendi ilkeleri doÇrultusunda yönetmek isteyen bir erkeÇi konu alıyordu. Oyunun sonunda adam genç eşine aşık oluyor, ama aşkı dile getirmesini ve kadınlara bir sevgili gibi yaklaşmasını bilmediÇi için gülünç durumlara düşüyordu. Moliere oyuna gelen eleştirilere 1663'te La Critique de L'Ecole des femmes (Kadınlar Mektebinin Tenkidi, 1944) ve L'Impromptu de Versailles (Versailles Tulûatı, 1944) adlı tek perdelik oyunlarıyla karşılık verdi. Bunlardan ilkinde komedi anlayışını yansıtıyor, ikincisinde ise oyuncuların dinlenme odasını ve prova sırasında sahne arkasındaki konuşmaları çok gerçekçi bir bakışla anlatıyordu. Moliere 1662'de Armande Bejart'la evlendi. Üç çocuÇu oldu, ama bunlardan yalnızca biri yaşadı. 1664'te sahnelenen Le Tartuffe, ou I'imposteur (oynanışı Tartüf, 1876 ve Riyanın Encamı, 1881; yayımlanışı Tartuffe, 1944) adlı oyunun Kadınlar Mektebi'nden de daha büyük bir gürültünün kopmasına yol açtı. Oyun kilisenin baskısıyla yasaklandı ve ancak 1669'da yeniden oynanma olanaÇı buldu. Tartuffe, bir tür danışmanlık ve eÇitmenlik rolüyle bir burjuvanın evine kapaÇı atmış, dindar görünüşlü bir sahtekarın serüvenleri üzerine kuruluydu. Moliere Tartuffe'ün yasaklanmasına karşın, daha da kışkırtıcı bir oyun olan Dom Juan, ou le festin de Pierre'i (oynanışı Don Civani, 1876; yayımlanışı Don Juan, 1943) sahneye koydu. Don Juan, aristokratik baÇımsızlık ilkesini hiçbir borç ya da yükümlülük tanımamak ve Tanrı'yı da hiçe saymak noktasına kadar vardıran, ama herkesin kendisine karşı yükümlülüklerini yerine getirmesini de istemekten geri kalmayan tipik bir Moliere kahramanıydı. UşaÇı Sganarelle ise gerçekliÇi, dindarlıÇı ve ürkekliÇiyle her bakımdan efendisinin tersiydi. Bu iki kahraman, Cervantes'in Don Quijote ile Sancho Panza'sının Fransız edebiyatındaki karşılıÇı olarak da görülebilir. Ama Don Quijote'nin saf hayalciliÇinin yerini, Don Juan'da edepsizlik almıştır. Sonunda Don Juan, tanrıtanımazlıÇından ötürü cehenneme gönderilir; ama bu arada seyirciyi eÇlendirmeyi ve onların ikiyüzlülüklerini de açıÇa çıkarmayı başarmıştır. Moliere, 1666'da da en başarılı oyunlarından sayılan Le Misanthrope'u (oynanışı Adamcıl, 1876; yayımlanışı İnsandan Kaçan, 1976) sahneye koydu. Komedinin kahramanı Alceste, ilkelerine sımsıkı baÇlı, hiç kimseyi beÇenmeyen, ama bu arada kendi kusurlarının hiç farkına varamayan yeni tip bir budalaydı. Moliere'in en ünlü oyunlarından biri olan L'Avare (Cimri, 1938, 1991) ilk kez 1668'de sahnelendi. Yapıt, şiiri andıran bir düzyazıyla yazılmıştı. Geleneksel komedinin bütün kalıplarının dönüşüme uÇratılarak kullanıldıÇı bu oyun, kahramanının çelişkisini fazla sert ve çıplak bir tarzda göz önüne serdiÇi için önceleri pek tutulmamıştı. Cimrinin para tutkusu, oyunun bazı sahnelerinde gaddarlık, patolojik bir yalnızlık, hatta açıkça çılgınlık noktasına varıyordu. Sonradan Goethe Cimri'nin bir komedi deÇil, bir trajedi olduÇunu öne sürmüşse de bu yorum abartılı sayılabilir. Çünkü komediye özgü olan temel çelişki, insanca olmayan amaçlarla insani içgüdüler arasındaki karşıtlık, burada da ortaya çıkar; ama Moliere seyirciye neşeli bir gülünçlüÇü deÇil, saçmalık ve sakinliÇi hissetirir. Moliere'in 1668'de sahnelenen öteki oyunu George Dandin (oynanışı Kıskanç Herif, 1873; yayımlanışı George Dandin, 1943) uzun süre bir fars olarak deÇerlendirilmiştir. Günümüzdeki bazı eleştirmenlere göreyse, Moliere'in belki de en özgün, en gözüpek yapıtıdır. Komedinin kahramanı Dandin, kendi budalalıÇını kabul eden, ama her şeyin ters gittiÇi bu dünyada akıllı olmanın da işe yaramadıÇını öne süren ironik bir tiptir. Haklı olduÇu sezilmekte, ama kendisi haklı olduÇunu bir türlü açıkça kanıtlayamamaktadır. Moliere'in saÇlıÇı 1669'dan sonra giderek bozuldu. Gene de 1670'te başyapıt sayılan Le Bourgeois gentilhomme'u (oynanışı Köylü Asilzade ve Burjuva Jantilom, 1927; yayımlanışı Kibarlık Budalası, 1937) sahnelemeyi başardı. Bu, Moliere'in en sevinçli, en mutlu komedilerinden biriydi. Orta sınıf içindeki yükselme ve sınıf atlama çabalarını konu alan oyunun kahramanı Jourdain, boş ve anlamsız sözleriyle sözlerin gerçekten boş olduÇunu ister istemez hissettiren, cömert yaradılışlı ama bundan da utanç duyan, sevimli bir tipti. HastalıÇına karşın, ömrünün son yıllarında Moliere üç önemli oyun daha sahneledi. 1671'de sahnelenen Les Fourberies de Scapin (Scapin'in Dolapları, 1944), 1672'de sahnelenen Les Femmes savantes (oynanışı Okumuş Kadınlar, 1876; yayımlanışı Bilgiç Kadınlar, 1944) ve 1673'teki sahnelenen Le Malade imaginaire (Hastalık Hastası, 1940, 1982). Bu son oyun, ölümünden ve doktorlarından korkan bir hastalık hastasının kuruntularıyla birlikte tıp mesleÇini ve doktorların bilgiçliÇini de alaya alıyordu. Oyunun üçüncü gecesinde Moliere sahnede fenalık geçirdi ve evine götürüldükten hemen sonra öldü. Moliere'in ayna zamanda bir oyuncu olması yazdıklarını da etkilemiştir. Oyunlarının karakterleri, kendi tiyatro topluluÇunun oyuncularını andırır. Kendisi de genellikle, çabuk kızan adam, uşak, aldatılmış koca, dar kafalı burjuva ve "Moliere denen herife" söven yobaz ihtiyar gibi rollere çıkmıştır. Gerçek yaşamda, hatta provalarda yaşadıÇı durumları kolayca bir oyun malzemesi haline getirmekte ustadır. Bu yüzden çoÇu oyunlarında bir doÇaçlama havası görülür; modeli önceden belirlenmiş bir oyun yazmaz, o anda bulduÇu, eline geçen konuyu ya da insan tipini oyunlaştırır. Oyunlarının konuları ve olay örgüleri, belli bir tartışmayı başlatmak için çoÇu zaman yalnızca bir araç işlevi görür. Bu konuşmalar içinde, oyun kişileri, birbirlerinin görüş ve sözlerindeki yanlışlık, anlamsızlık ya da çelişkiyi ortaya çıkarırlar. Roller sık sık deÇişir, akıllı adam aptal duruma düşer, budalanın da derinde yatan bir mantıÇın sözcüsü düzeyine yükseldiÇi olur. Bu nedenle, Moliere'in oyunlarını bir akılcılık savunusu olarak görmek yanlış olur: Moliere de akılla akılsızlık birbirine çok yakındır; bu yakınlık, Moliere komedisinin çaÇı için çok yeni bir kavramı, saçmalık kavramını öne çıkarmasını saÇlar. EÇer bir söz ya da olay, her türlü akılcılık sınırını aştıÇı halde bizi güldürüyorsa, Moliere'e göre burada akılla budalalık sürekli yer deÇiştiriyor demektir. Moliere, klasik çaÇın ve günümüzün ölçülerine göre, profesyonel bir yazar ya da edebiyatçı deÇildi. Oyunlarının tümünü, yayımlamak amacıyla deÇil, oynanmak amacıyla yazmıştır. MOLIERE 1622-1673 |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| En ünlü yalanlar | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 10-03-2007 13:10 |
| Bu medya ve yazarlar aynı mahalleden | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 09-25-2007 14:20 |
| Yazarlar Feldkamp suçlu dedi | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 09-21-2007 11:10 |
| Genç tiyatrocular, "Münir Özkul" binası için sahneye çıktı... | chilavert | Tiyatro Bölümü | 0 | 08-30-2007 02:21 |
| PORTRELER, ÜNLÜ TİYATROCULAR ve YAZARLAR | chilavert | Tiyatro Bölümü | 0 | 03-09-2007 04:46 |
| Klavye.com da Yenimisiniz? | Yardıma mı ihtiyacınız var ? |