![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Klavye Link | Arama | Bugünki Mesajlar | Okundu Kabul Et |
| Tiyatro Bölümü Türk ve Dünya Tiyatrosu Uzerine Güncel Haberler, Yazarlar, Kulis, "Duyurular", Festivaller, Ödüller, Oyun Eleştirileri, Sahne İnsanları, Tiyatro Eğitimi, "Tiyatro Kitaplığı", Tiyatro Teknii, Tiyatroda Efekt, Tiyatro Terimleri ,İnceleme, Tezler ve Koservatuarlar. |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Klavye Üye ![]() Üyelik tarihi: Sep 2007 Nerden: ?stanbul Yaş: 20
Mesajlar: 246
Ruh Hali: Teşekkürler: 10
24 Mesaja 44 Teşekkür edildi
| Türk tiyatrosunun ustalarından Müjdat Gezen'le röportaj Türk tiyatrosunun büyük ustalarından Müjdat Gezen, kafasına yediÇi bir cetvelle mesleÇe başlamış ve bugünlere gelmiş. Ünlü tiyatrocu 50 yıllık sanat yaşamını, bugüne ve geleceÇe bakışını Ece Pirim'e anlattı. "10 YAŞINDA BİR ÇOCUĞU SAHNEYE ATARSANIZ OLACAĞI BUDUR" ECE PİRİM: Müjdat Bey şu anda Kadıköy'de sizin tiyatronuzdayız. Tiyatroya dayak ile başlama hikayenizi dinleyerek başlayalım mı sohbetimize? MÜJDAT GEZEN: Tabii, 10 yaşındaydım. İlkokuldaydım ve bir piyes oynanacak. ÖÇretmenimiz "Küçük çiftçiler" diye bir piyes seçmiş. 5 kız ve 1 erkek var. Erkek de başrolde. Kardeşi verem olmuş. Doktorlar sonbaharda yapraklar yere düşünce, kızkardeşin de topraÇa düşecek demiş. Benim de elimde iÇne-iplik, yaprakları yerlerine dikiyorum. Ondan sonra "Ben oynamam" dedim. "Oynayacaksın", "Oynamam" Oyun da dram, felaket bir melodram. "Oynayacaksın." diye ısrar etti öÇretmenim. Ben de "Oynamam, ben artist deÇilim" dedim. O zamanlar cetveller çok amaçlı kullanılırdı okullarda.. (gülüşmeler) O da asıl amacı ile kullandı. Kafama bir vurdu, şişti vurduÇu yer. Gitti ekmek aldırdı bakkaldan. ÇiÇnetti, şişen yere koyduk. Şiş insin diye. Bizim ev çok yakındı okuluma, öÇretmenim de gitmiş anneme demiş ki; "Bu çocuk piyeste oynamak istemiyor." Beni çaÇırttılar, okuldan izin verdiler. Eve gittim. Annem "yapma evladım, bak öÇretmenin buraya kadar gelmiş" dedi. Ben yine "oynamam" dedim. Bunun üzerine annem; "Baban duyarsa çok üzülür" dedi. Babamdan da çekinirdim, ilkokul 3. sınıftayım. "peki" dedim, oynadım. Çıktık sahneye 1953 yılında, işte çıkış o çıkış. İyi ki o cetveli kafama patlatmış öÇretmenim. Onu hep rahmetle anıyorum. ECE PİRİM: Aklınızdan hiç tiyatro yapmasaydım, şu meslek de olurdu gibi bir düşünce geçtiÇi oldu mu? Ya da farklı birşey yapmak istediniz mi? MÜJDAT GEZEN: Küçük yaşta girince dönüş olmuyor. Okul gazetesinde yazmışımdır. "10 yaşında bir çocuÇu sahneye atarsanız, olacaÇı budur" diye. Başka bir meslek seçme olanaÇınız kalmıyor. "Sahne tozunu yutmak" çok eski bir tabir. Onu çok küçük yaşta yutunca, başka seçenek kalmıyor. ECE PİRİM: Tiyatro'nun tek kelime ile sizin için ne anlam taşıdıÇını sorsam. Ne olur bu kelime? MÜJDAT GEZEN: İşte, hayatım. Tek kelime ile "Hayatım" ECE PİRİM: Şimdi tiyatro okul ve öÇrencilerinizden bahsedelim. Okul açmaya nasıl karar verdiniz? Ne gibi çalışmalar yapılıyor? Siz de bu arada birçok yerde eÇitmen olarak çalışıyorsunuz? Bunlardan bahseder misiniz? MÜJDAT GEZEN: Evet, oynuyorlar, sahneliyorlar, çalışıyorlar. Herşeyi yapıyorlar. Benim eski okulum belediye konservatuarı idi. Ben de orada tiyatro bölümü öÇrencisiydim, 1961 yılında. Sonra orası, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı oldu. Ben bundan 25 sene evvel orada hocalık yapmaya başladım. Bizim meslekte öÇretmen-öÇrenci ilişkisi yerine, usta-çırak ilişkisi daha hakimdir. Orada çok sevdim işi. Birgün çok param olursa, kendim de böyle bir okul açayım dedim. Çok şükür paramız oldu. Bir binanın önünden geçiyordum. " Paramız olursa, bu binayı alayım inşallah" dedim. Oldu, aldım. Yaptık okulu, 16. senesi bitti. Ben hem o okulda çalışıyorum, hem de BeyoÇlu'nda bir şube açtık oradayım. Ayrıca Kadir Has Üniversitesi'nde tiyatro bölüm başkanlıÇı yapıyorum ve aynı zamanda yine aynı üneversitenin iletişim fakültesinde oyunculuk dersi veriyorum. 4 ayrı okula gidiyorum. Biraz yoruluyorum ama zevkle yapıyorum. Haz alarak yapıyorum. ECE PİRİM: Sizden çok yıllar önce haraç istemişler. "İsterseniz beni vurun, ama düştüÇüm zaman çok ses çıkarırım" demişsiniz. Bu nasıl oldu? MÜJDAT GEZEN: Ben "Kabare komik" te sahneye çıkıyordum. O zamanlar bu tür kabadayılar filan vardı. Böyle şeylere pabuç bırakmam. Rahmetli Aziz Nesin'in dediÇi gibi biz artık böyle şeyleri aştık. ECE PİRİM: Rahmetli Aziz Nesin de okulunun bahçesine gömülmek istemişti. Siz de öyle istiyorsunuz. Neden? MÜJDAT GEZEN: Evet, gerçekten öyle istiyorum. Sanki o cıvıltıları, çocukların neşesini hep orada duyarmışım gibi düşünüyorum. Çünkü; ölümün nasıl birşey olduÇunu bilmiyorum. Demiş ki adam; "Ben varken ölüm yok, ölüm geldiÇinde de ben yokum artık" onun için nasıl birşey olduÇunu bilemiyorum. Ama içimde öyle bir duygu var ki onlardan kopmam hiç bir zaman. SANATÇI EVİ ECE PİRİM: Sevginin paylaştıkça büyüdüÇüne inanan birisiniz. Bir de huzurevi açtınız. Oradan bahseder misiniz? MÜJDAT GEZEN: Evet, açtım. 7. yıla girdi. İlke olarak ben orada fotoÇraf çektirmiyorum. Haber yapılmasında önayak olmak istemiyorum. Onların özel hayatı olduÇunu düşünüyorum. İsmini de huzur evi yerine "Sanatçı evi" koydum. Çünkü orada eski, yaşlı sanatçılar kalıyorlar. ECE PİRİM:Peki bu arada kitaplarınızın yanısıra, şiir albümü yapmıştınız. "Şiirim geldi, bırakın beni" Sanatçı dostlarınızda bu albüm de sizi yalnız bırakmadılar. Biraz bahseder misiniz? MÜJDAT GEZEN: Tabii, şiir kasetim evvelki yıl çıkmıştı. Bizim Ercan Saatçi yapmıştı. Güzel bir kaset oldu. Benim şiir kitabımdı. Dostlarım da okudular birer, ikişer şiir o kasete, ben de okudum. Sevgili Ece, içine de okuduk galiba! Çünkü fazla satan birşey olmadı. (gülüşmeler) ECE PİRİM: Belki de reklamı, tanıtımı çok fazla yapılamadı? MÜJDAT GEZEN: Yok ben reklamında filan deÇildim. Ben bir şair deÇilim. Yani şiirden para kazanan biri deÇildim. O bir zevkti benim için. ECE PİRİM: Bir başka tutkunuzda en az tiyatro kadar eski herhalde. Deniz ve tekneniz. Gelelim bu sevdaya ? MÜJDAT GEZEN: Evet, evet. 50'li yıllarda amcamın teknesi vardı. Çok küçüktüm o zaman. Biner gezerdik pazar günleri filan. Sonra çok heves ettim. Yıllar sonra kendime bir tekne aldım. Tekneyi alınca tabii ehliyet de aldım. Yazları onunla dolaşır olduk. Denizi çok severim. Deniz hoştur yani denizle dertleşebilirsin. Ama balık tutamıyorum. Tutmak iyi de o balıÇın can çekişmesine pek dayanamıyorum. Çok erkekçe davranamıyorum orada. Hani derler ya tutarım, böyle pat diye kafasını kopartırım. Ben biraz hayvan düşkünüyüm. İşte köpeÇim var mesela şimdi. Daha önce papaÇanım vardı, ama köpeÇim av köpeÇi olduÇu için kuş düşmanı. O yüzden papaÇanı bir arkadaşıma verdim. Köpek bende. "GALİBA BEN SANATÇIYIM" ECE PİRİM: Pek çok kitabınız var. Ama bunların içinde özellikle bir tanesi basında tartışma konusu oldu. "Galiba ben sanatçıyım" Bu kitapta yazdıklarınız size problem yarattı mı? MÜJDAT GEZEN: Bana problem yaratmadı. Ama yazanlara yarattı. Çünkü kitabı okumadan yazdılar. Bir piyesi görmeden eleştiri yapmak, bir fikri görmeden kritik etmek gibi kitabı okumadan da yazınca böyle bir ters duruma düştüler. Ama beni çok baÇlayan birşey olmadı. Kitaplarım çıkmaya devam ediyor. "BİZLERİ YÖNETENLER, ÖNCE KENDİLERİNİ YÖNETEBİLMELİLER" ECE PİRİM: Teklifler aldınız ama şimdiye kadar yanaşmadınız. Bundan sonra aktif politikada yer almayı düşünür müsünüz? Sanatçılara sık sık sorulan bir sorudur bu aslında. Çünkü mutlaka seçim dönemlerinde aday olanlar var. MÜJDAT GEZEN: Evet, doÇru. Fakat ben aktif politikanın içinde olmayı hiçbir zaman düşünmedim. Üstelik söylediÇiniz gibi çok somut teklifler aldım. Ama benim mesleÇim buna izin vermiyor. Ben başkalarını eleştiriyorum. EÇer bir partiye baÇlı politika yaparsam, onun genel başkanını eleştiremem. O zaman da asıl mesleÇimi yapamamış olurum. Ben sadece kendi mesleÇimi biliyorum ve yapmak istiyorum. Politika, politikacıların işi olmalı. Edebi ile doÇru düzgün yapıyorlarsa, dokunulmazlıkları kaldıracaÇız deyip, söz verip kaldırıyorlarsa, namuslularsa, hiç biri sonradan, aniden zengin olmuyorsa! Bence güzel bir meslek politika. Çok erdemli bir meslek, bizleri yönetiyorlar. Ama bizleri yöneten insanların önce kendilerini yönetebilme yeteneÇinin olmasını, küfürbaz, terbiyesiz olmamalarını, insana, topluma saygılı olmalarını istiyorum. DoÇru olanı da bu. ECE PİRİM: 22 Temmuz da seçim yapıldı. Sonuç kimilerimiz için normal, kimilerimiz için çok sürpriz oldu? Yeni hükümetin bundan sonra ki çalışmalarını hep birlikte göreceÇiz. Peki bu döneme kadar olan AKP hükümetinin çalışmalarını nasıl buluyor sunuz? MÜJDAT GEZEN: Bu süreye kadar olan hükümeti bulsam, söyleyeceÇim düşüncelerimi. Ama maalesef bulamadım. Benim kafa yapıma uygun hiç bir yanları yok. Ben insanlara çok saygı gösteriyorum, hiç kimseyi yargılamam. Burada olmayan biri hakkında da konuşmam. Ama şimdi politikacılar, onlar bradalar. Onun için rahatlıkla konuşabilirim. Benzine bu kadar çok zam yapılmışsa, hükümet burada demektir. ECE PİRİM: Peki biz Türk toplumu olarak, niye belki de karşı çıktıÇımız şeyleri kabulleniyoruz. Mesela benzine bu kadar zam neden, normal mi? MÜJDAT GEZEN:Tabii ki normal deÇil. Dört bir yanımız petrol üretiyor ve en pahalısını Türkler kullanıyor. Tepkisiz bir toplum olduÇumuz için de kimse çıkıp ne yapıyorsunuz demiyor. Dese de sonuç çıkmıyor. Tepkilerimizi doÇru veremiyoruz. İşte seçim sonuçları da ortada, tepki verenler eminim bu kadar deÇildi! ECE PİRİM: ABD ve AB baskısı üzerimizde her an hissettiÇimiz bir baskıya döndü. Dünyada yaşanan karmaşa, çok yakınımızda yaşanan Irak savaşı, Türkiye'nin iç işlerinde sıkça yaşadıÇımız uyumsuzluklar, terör. Türkiye ve insanlarımız üzerinde de oldukça olumsuz etkilere neden oluyor deÇil mi? MÜJDAT GEZEN: Mutlaka ki çok olumsuz oluyor. Atatürk aslında savaş istememiş hiç bir zaman. Mecbur kalınca kurtuluş savaşı yapılmış neticede. Bunu annemden öÇrendim. Çünkü tanışıklıÇı vardı. Atatürk belki de zaten bu savaşlara son verebilmek için savaşın içinde olmak zorunda kaldı. Ama bugün ne görüyoruz? Onun ve o dönemde yaşayan, savaşan, kanlarını dökerek koruduÇu topraklara bugün neredeyse sahip çıkamayacak duruma getiriliyoruz. Hatta yabancılara daha fazla satılmasını saÇlıyoruz. Türkiye'de durumu iyi görmüyorum. Ama tabii ki umarım öyle olmaz ve her şey toparlanır. Bu arada insanımız geleceÇe hangi gözle bakıyor onu da hiç anlayamıyorum! TÜRKİYE'DE İRTİCA TEHDİDİ VAR MI ? ECE PİRİM: Bir de irtica korkusu var insanların bir kısmında. Laiklik Türkiye Cumhuriyeti'nin özenle korunması gereken en önemli maddelerinden biri. Ama bugün biz, bir kısım insanımız laikliÇi savunmaya çalışır hale geldik. Seçimden sonra ise; Avrupa BirliÇi komiyonu başkan yardımcısı Franco Frattini çıkıp "Türkiye'de ki laik azınlıÇın hakları korunmalıdır" diye konuşabiliyor. Sizce Türkiye'de irtica tehdidi var mı? MÜJDAT GEZEN: Ee bu sonuçlara,yorumlara bakılırsa böyle bir görüntü çıkıyor ortaya. Onlarda içlerinde ki düşünceyi belki de olmasını istedikleri düşünceyi böyle konuşarak ortaya atıverdiler. Sonra toparlamaya çalışıldı ama olmadı tabii. Şunu herkes iyi bilsin, biz hiç bir zaman azınlık deÇiliz, olmayacaÇız. Atatürk'ün yolunda laik, ulusalcı, T.C. devleti'nin çocuklarıyız. İrticaya gelince, görüntülere bakılırsa şu anda tehdidi deÇil, kendisi var. Bu konuda da ciddi olarak birşeylerin yapılması gerekiyor. Şunu da eklemek istiyorum; Türkiye'de rahat etmek istiyorsak dünya ülkeleri ve komşularımızla iyi geçinmeliyiz. Ama tabii ki bazı şeylerden ödün vermeden. Onu da artık yöneticilerimiz bilirler! " MİZAH BİR MUHALEFET SANATIDIR" ECE PİRİM: "Mizah bir muhalefet sanatıdır" demişsiniz. Açıklar mısınız? MÜJDAT GEZEN: Tabii, açıklarım. Mizah; gülümseyerek, gülümseterek başkaldırmadır. Sanat ise; insanları onarır ve uyandırır. Tiyatronun özelliÇi; İnsana, insanı, insanca anlatan sanat olmasıdır. Karakterlerin elbiselerini giyersiniz. DiÇer sanatlar da hep bir enstrüman var ama tiyatronun kendisi materyaldir. ECE PİRİM: Bu kadar yıllık yaşamınızda anı da çoktur. Aklınıza gelen bir tanesini anlatır mısınız? MÜJDAT GEZEN: Perran Kutman'la İzmir fuarında program yapıyoruz. Dev bir salon ama öyle büyük bir salon ki ikimiz nokta gibi duruyoruz. Perran benden sonra sahneye çıktı. O koca salonun ortasında bana çarptı. 20 dakika güldük. Bizimle birlikte seyirci de güldü. Sonra da program bitti. ECE PİRİM: YoÇun gündeminizde gerçekleştirdiÇimiz bu keyifli sohbet için çok teşekkür ediyorum. MÜJDAT GEZEN: Ben de çok teşekkür ediyorum. Sevenler tiyatroya desteklerini esirgemesinler. Çocuk oyunlarımız da devam ediyor. Onlardan ricam yeni nesillere de lütfen tiyatro sevgisini aşılasınlar. Sanat ruhu dinlendirir, yüreÇi yumuşatır. Sevgiyle kalın.
__________________ [SIGPIC][/SIGPIC] |
| | |
| Sponsored Links |
| | #3 (permalink) |
| Klavye Üye ![]() Üyelik tarihi: Aug 2007 Nerden: eski?ehir Yaş: 25
Mesajlar: 15
Ruh Hali: Teşekkürler: 4
4 Mesaja 4 Teşekkür edildi
| zuahahahahahaha tolga nerden buluon böle şeyleri wallaha çok güzel ![]() ![]() ![]() ![]() arkadaşlar bu arada benim ircdeki nickim SheRMaN |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| NaZo iLe RöPortaj | CeyDa | Röportajlar | 11 | 10-04-2007 23:24 |
| Angelina Jolie ile bir röportaj ;) | chilavert | Röportajlar | 7 | 09-24-2007 18:39 |
| İşte yarım kalan röportaj | Haberci | Son Dakika Haberleri | 0 | 09-17-2007 08:00 |
| Demet Akalın'la Yapılan İlginç Röportaj | mRv | Röportajlar | 0 | 08-28-2007 11:17 |
| FeLiX ´´le yapilan Röportaj | CeyDa | Röportajlar | 19 | 08-21-2007 12:09 |
| Klavye.com da Yenimisiniz? | Yardıma mı ihtiyacınız var ? |