Giriş Yapmadınız Yada Üye Değilsiniz...Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın...

Klavye Forum  

Geri git   Klavye Forum > KÜLTÜR & SANAT > Genel > Sinema - Film Yakın Çekim
Kayıt ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Klavye Link Arama Bugünki Mesajlar Okundu Kabul Et

Sinema - Film Yakın Çekim Kamera Arkası, Röportajlar, Özel Söyleşiler, Kim Ne Yapar, Festivaller, Arşiv dışında kalacak her türlü sinema ile ilgili konuları içermektedir...


Etiketler:

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-05-2007, 16:53   #1 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Arrow Sinema Terimleri

Adventure: Serüven
BAFTA (British Association of Film and Television Arts): Britanya Film ve Televizyon Sanatları Akademisi
Behind the ScenesKamera arkası
B Film: Düşük bütçeli,çekim tekniklerine fazla dikkat edilmeyen filmler.
BluescreenMavi ekran.Oyuncuların yer alacaÇı sahnenin arka fonunda mavi(veya yeşil) kullanılır.daha sonra mavi renk bilgisayar ortamında yok edilir ve arka fona istenilen görüntü konulur.
Cast:Bir filmde yer alan oyuncuların tamamı
Casting: Senaryodaki karakterlere uygun oyuncuları seçme işi.
Catering: Oyuncular ve set ekibine yemek saÇlarlar.
Character Actor:Karakter oyuncusu.Belli bir kalıpta oynamakta uzmanlaşmış oyuncu
Computer Generated Image(CGI): Bilgisayarla yaratılmış görüntü
Costume Designer: Kostüm tasarımcısı
Critic:eleştirmen
Art Director veya Production Designer: Sanat Yönetmeni
Director:Yönetmen
Director of photography:Görüntü yönetmeni
Documentary:Belgesel
Editor:Kurgu
Horror:Korku
Producer:Yapımcı
Executive Producer:film için gerekli para,yönetmen,oyuncu seçimiyle ilgilenirler.
Production Manager:yapım yönetmeni
Independent Film:BaÇımsız sinema
Kult:Mainstream özellikler taşımayan,gişe başarısı elde edemeyen fakat belli bir hayran kitlesi yakalamış filmler.
Make up Artist:makyaj sanatçısı
MPAA (Motion Picture Association of America):Filmlerin hangi yaş gruplarına uygun olacaÇını belirleyen kurum
G:her yaş kesimine uygun
PG:Bazı sahneler çocuklar için uygun olmayabilir.
PG-1313 yaş altı için sakıncalı sahneler.ailesinden izin alması gerekir.
R:17 yaş altı ancak bir yetişkinle seyredebilir.
NC-1717 yaş ve altı seyredemez
Motion Picture:film
Prequel:Önceden çekilen bir filmden önce karakterleri ve/veya olayları sunan film.
Post-Production:Film tamamlandıktan sonra yapılan işlemler(kurgu,efektler...)
Pre-Production:Filme başlamadan önce yapılan işlemler(set,casting,senaryo...)
SlapstickVücut diline dayanarak güldürmeye dayalı komedinin alt türü.örnek: laurel ve hardy
Scene: Sahne
Science Fiction (Sci-Fi):Bilimkurgu
Score:Filmin içinde geçen müzikler
Screen Test: Deneme çekimi
Screenplay: Senaryo
Screenwriter: Senarist
Synopsis: Senaryonun özeti
Storyboard:Yapım çizeri tarafından senaryodaki sahne veya kamera açılarının istenilen şekilde çizilmesi.
Special Effects Supervisor:Özel efekt sorumlusu
Trailer:Filmden sahneler içeren reklam.
Trilogy:Üçleme
Visual Effects:Görsel efekt
Western:Kovboy filmleri
__________________




Konu Rosita tarafından 10-05-2007 Saat 16:57 değiştirilmiştir..
Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 10-05-2007, 16:53   #2 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Sinema Terimleri

DIRECTOR(yönetmen): Yaratıcı ve karar verici.Kamera açılarına karar verir,oyuncuları idare eder,önce Kamera diye baÇırır,kısa bir süre sonra da Stop yada Kes diye.

PRODUCER(Yapımcı):Senaryonun yazımından filmin gösterimine kadar ortalıktadır.Yaratıcı ekibi ve parayı biraraya getirir,lojistik sorunları halleder,stüdyolarla ilişkileri kurar,film için temin edilecek insanları ikna eder.

EXECUTIVE PRODUCER: Yapım için gerekli finansı saÇlayacak halkaları birbirine ekleyen gölgedeki adam.

ASSOCIATE PRODUCER: Aslında yapımcının asistanıdır.Ama genellikle yapımda çalışıp da ,ne iş yaptıÇı tam olarak belli olmayan insanlara denir.
Genellikle film için çok önemli olan birinin arkadaşı sevgilisi ya da akrabası olmak.

PRODUCTION MANAGER (Yapım Yönetmeni) :Her gün her durumda prodüksiyonla ilgilidir.Develer çöl sahnesini tamamlamadı mı?Starlar yemekleri mi beÇenmiyor.Bunlar onun işleri.

DIRECTOR OF PHOTOGRAPHY ya da CINEMATOPRAPHER,LIGHTING CAMERAMAN (Görüntü yönetmeni,foto direktörü): Çekimler sırasında set ışıklarını ayarlayan ,kameranın çalışmasını saÇlayan yani aslında yönetmenin gözü olan kişidir.

ART DIRECTOR/PRODUCTION DESİGNER(Sanat yönetmeni) :Tasarımdan ve film boyunca etrafta görülen bütün ıvır zıvırdan sorumludur.Dekor ve kostümler de dahil.

EDITOR(Kurgu ,montaj): Yönetmenle işbirliÇi halinde ,gereken yerlerinden filmi keser ve yapıştırır.Bunu hep yapar.Karanlık bir odada yaşar.

SECOND UNIT DIRECTORS(İkinci Birim Yönetmeni) : Yönetmenin bilgisi dahilinde ,yönetmenin çekmeye üşendiÇi ve nasıl çekileceÇini önceden belirlediÇi kısa sıkıcı bölümleri çeker.Genellikle büyük bütçeli filmlerde kullanılır.

FIRST/SECOND/THIRD ASSISTANT DIRECTORS(Birinci,ikinci ve üçüncü yönetmen yardımcıları): Çekimler için sessizliÇi saÇlar ,oyuncuların bulunduÇu karavanların kapısını tıklatır ve starların sete gelişinde eskortluk yapar.

SECOND SECOND ASSISTANT (İkinci yönetmen asistanının asistanı): Nadir rastlanan bir mevki,daha çok yaz tatilinde ne yapacaÇını bilemeyen ve sete gelen öÇrencilere verilen işin adı.

TECHNICAL ADVISER(Teknik danışman):Spesifik konularda bilgi alınabilmesi için film dünyasının dışından seçilmiş kişilerdir.ÖrneÇin bir doktor hastane sahneleri için bilgi verebilir.

STILLS PHOTOGRAPHER(Ses fotoÇrafçısı): Filmin tanıtım çalışmaları için fotoÇraflar çeker.Bu fotoÇraflar daha sonra basına daÇıtılır,lobilerde asılır ve hatta afişte bile kullanılabilir.

ASSISTANT TO....... (Özel asistan): Yönetmenin,yapımcının ve starların kişisel yardımcılarıdır.Özel marka suların bardaklara konmasından,makrobiyotik diyetlere kadar herşeyi ayarlarlar.

HONEYWAGON DRIVER/ATTENDANT(Vagon sorumlusu) : Ekibin ve oyuncuların soyunma odalarından sorumludur.

CABLEMAN/CABLE PULLER(Kabloları düzenlitutma sorumlusu): Kabloların kontrol altında tutulmasını saÇlar,milyonlarca dolar ödenen starların bu kablolara ayaklarını dolayıp başına bir iş gelmemesi için.

PRODUCTION OFFICE CO-ORDINATOR(Yapım ofisi görevlisi): Stüdyo dışı yapılan çekimlerde hayati önem taşıyan kişisel görüşmeleri ve büroyla ilişkileri düzenler.

******** MANAGER(Mekan sorumlusu): Çekimler için mekan araştırır Arsa,ev,şato gibi yerlerin sahipleriyle görüşerek pazarlık yapar ve en uygun fiyata anlaşır.

PROPERTY MASTER(Aksesuar sorumlusu): Setteki bütün deÇerli eşyalardan sorumludur;camlar,silahlar aksesuarlar..

UNIT PUBLICIST(Halkla ilişkiler): Filmcilerle basının arasındaki ilişkileri düzenleyen kişi.

TRANSPORTATION CAPTAIN(Ulaştırma şefi) : Ulaştırma departmanından yani,limuzinlerden,kamyonlardan,vagonlardan,ekip ve oyuncuların şahsi araçlarından sorumludur.

VIDEO PLAYBACK(Video kamera) : Taşınabilir video kameraan sorumludur.Yönetmen çektiÇi sahneyi seyretmek istediÇinde hemen gelir ve aletini çalıştırır.

SCRIPT SUPERVISOR(Devamlılık yazmanı) : Maaşı çok yüksek deÇil ama film için gerçekten önemli bir şahıs.EÇer hata yaparsa kırmızı kravatla davete giren bir oyuncu,siyah kravatla yemeÇini yiyebilir.Bu ve bunun gibi bütün ayrıntılar onun sorumluluÇundadır.

SCRIPT EDITOR(Senaryo editörü): Senaryo yazarının yazdıÇı cümleleri çekimler sırasında ortaya çıkan sorunlara göre deÇiştirir,kısaltır ya da uzatır.

FOCUS PULLER (Netlik sorumlusu): Kameraların giderek gelişmesi ve görüntü yönetmeninin hem vizörden bakıp hem de netliÇi yapamaması nedeniyle ortaya çıkmış özel bir iş kolu.

ASSISTANT CAMERAMAN(Kamera Asistanı): Kameranın bakımı ,lenslerinin deÇişimi,özellikle de yönetmen motor dediÇinde kameranın kesinlikle çalışmasını saÇlamak.

CLAPPER/LOADER yada SECOND ASSISTANT CAMERAMAN (Tabelacı çocuk ya da ikinci kamera asistanı) : Şu ünlü klaketi birbirine çarpıp "37.çekim" diye baÇıran ve kameraya filmi takan kişi.

SPECIAL EFFECTS SUPERVISOR (Özel efekt sorumlusu) : Özel efektlere patronluk eden adam.

BOOM OPERATOR: Sesli çekimlerde oyuncuların tepesinde durup mikrofonu tutan adam,tabi görüntüye girmeden.

GAFFER: Filmin şef elektrikçisi.setteki tüm elektrikli aletlerden ve hatta kahve makinasından sorumlu adam.Fişin prize takılmasından ,ışıkların açılıp kapanmasından o sorumludur.ama o sadece yöneticidir,icraatını yardımcısına,yani şu ünlü "Best Boy" a bırakır.

BEST BOY: Gaffer'ın yardımcısı.Türkiye'de jenerikleri izleyenlerin en çok merak ettikleri mevki olduÇuna dair sıkı rivayetler var.

DOLLY GRIP: Raylar üzerinde hareket eden kamerayı iten adam.

KEY GRIP: İçlerinde filmle ilgili aletlerin bulunduÇu çantaları taşıyan ve bu aletlerden sorumlu olan,iri cüsseli kişiler.

STEADYCAM OPERATOR (Steadycam operatörü): Bele takılan ve özel bir aksam sayesinde kamerayı koşarken bile titretmeyen Steadycam adlı o harika aleti kullanan kişi.

SWING GANG(Yıkım-Yapım çetesi): Ertesi günün setini bir gece önceden hazırlayan ve işi biten seti söken ekibe verilen ad.

GREENSMAN(Yeşil adam) : Gerçek ya da yapay,yani ev çiçeklerinden meşe aÇaçlarına kadar tüm yeşillikten sorumlu adam.

SECOND TEAM/STANDS IN(Prova dublörleri) : Provalar sırasında ışıklar ve kamera çalışırken oyuncuların yerlerini belirlemek için duran kişiler.

ANIMAL WRANGLER(Hayvanlar sorumlusu) : Yılanlardan ,atlardan,köpeklerden ve setteki diÇer hayvanlardan sorumlu adam.

FOLEY ARTISTS: Film kurgulandıktan sonra stüdyoda ,ses efektleri yaratan kişi.

LOOPİNG EDITOR/A.D.R. EDITOR: Çekim yaparken sanatçıların mırıldandıkları diyalogları daha sonra stüdyoda kurgulayan kişi.

NEGATIVE CUTTER/CONFORMER(Negatif montaj) : Kurgucunun pozitif baskılı iş kopyasından kurguladıÇı filmi karanlık odaya girip orjinal negatiflerden kesip biçerek yapıştırması.

POST PRODUCTION SUPERVISOR(Postprodüksiyon sorumlusu): Filmin çekilmesi bittikten sonra geri kalan tüm işleri kotaran kişi.Yani kurgunun yapılması seslerin düzenlenmesi gibi tüm işlerden sorumlu
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2007, 16:53   #3 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Sinema Terimleri

Sinematografi


Sinematografi [Yunanca : kine (hareket) ve graphos (yazı)], sinema filmi için görüntü kaydederken ışıklandırma ve kamera tercihleri yapma disiplinidir. Birçok açıdan fotoÇraf sanatıyla yakından ilgilidir; fakat kamera ve görüntü elemanlarının hareket halinde olduÇu durumlarda birtakım ek özellikler de gösterir.
Konu başlıkları

* 1 Tarihçe
* 2 Sinematografinin Elemanları
o 2.1 Ham Film
+ 2.1.1 Laboratuvar
o 2.2 Filtreler
o 2.3 Objektif
+ 2.3.1 Odak UzaklıÇı (Odak UzunluÇu)
o 2.4 Alan DerinliÇi ve Netlik (Odak)

Tarihçe
Sinematografi sinema filmlerine özgü bir sanat formudur. IşıÇa duyarlı maddeler üzerinde görüntü kaydetme işi 1800’lerin başından beri uygulanıyor olsa da, nispeten daha yeni olan “hareketli resim” sanatı farklı fotoÇraflama teknikleri ve yeni bir estetik anlayışı gerektiriyordu.
Sinemanın ilk dönemlerinde, görüntü yönetmeni genellikle filmin hem kameramanlıÇını hem de yönetmenliÇini üstlenirdi. Sinema sanatı ve teknoloji geliştikçe, kameramanlık ve yönetmenlik arasında bir ayrım oluştu. Optikteki ve renkli film, geniş ekran (widescreen) gibi çeşitli tekniklerdeki ilerlemelere ek olarak, yapay ışıklandırma ve ışıÇa daha duyarlı (daha hızlı) ham filmlerin gelişiyle birlikte teknik açılardan sinematografi bir uzmanın varlıÇını zorunlu kıldı.
1919 yılında (Paris’in ardından dünyanın yeni sinema başkenti haline gelen) Hollywood’da, bugün hala varlıÇını sürdüren ve dünyanın ilk meslek topluluklarından biri olan American Society of Cinematographers (Amerikalı Görüntü Yönetmenleri TopluluÇu -ASC) kuruldu. ASC, görüntü yönetmenlerinin film yapma bilim ve sanatına katkılarını ortaya koymak için oluşturulmuştu. ASC’ye göre sinematografi; basit bir fiziksel olayı kaydetmek deÇil, özgün sanat eseri yapımcılıÇında doruÇuna ulaşan yaratıcı ve yorumlayıcı bir işlemdi. Sinematografi fotoÇrafçılıÇın bir alt-kategorisi deÇildi. FotoÇrafçılık, daha ziyade görüntü yönetmeninin diÇer fiziksel, örgütsel, idari, yorumsal ve görüntüyü yönlendiren tekniklere ek olarak kullandıÇı bir sanattı. [1]

Sinematografinin Elemanları
Sinematografi sanatına katkıda bulunan çok sayıda unsur vardır.
Ham Film
Sinematografi ham film rulolarıyla başlar. Film emülsiyonu ve filmin gren yapısındaki gelişmeler, görüntü yönetmenlerine önemli çeşitlilikte ham film seçenekleri yaratmıştır. Bir film yapımı sırasında alınacak ilk kararlardan biri ham film seçimidir.
Film boyutu — 8 mm (amatör), 16 mm (yarı-profesyonel), 35 mm (profesyonel) ve 65 mm (epik fotoÇrafçılık, nadiren kullanılır) — seçiminin yanında, görüntü yönetmeni pozitif film ile negatif film arasında, ayrıca hızları 50’den (yavaş, ışıÇa en az duyarlılıkta) 800’e (çok hızlı, ışıÇa aşırı düzeyde duyarlı) kadar deÇişen filmler arasında bir tercih yapmak durumundadır. Bunlara ek olarak, renge verdiÇi tepkiler açısından farklılaşan (düşük doygunluk – yüksek doygunluk) ve düzeyleri tam siyahtan (ışıÇa hiç maruz kalmamış/hiç pozlanmamış) tam beyaza (ışıÇa aşırı derecede maruz kalmış/aşırı pozlanmış) kadar deÇişen kontrastlıktaki filmler arasında bir seçim söz konusudur.
Nerdeyse tüm film boyutlarında yapılan ayarlamalarla, “süper” filmler yaratılmıştır. Bu filmlerde, filmin fiziksel boyutu aynı kalırken, bir görüntünün çekimi için kullanılan film alanı genişletilmiştir. Süper 8 mm, Süper 16 mm and Süper 35 mm; süper olmayan denkleriyle kıyaslandıÇında; tüm film alanının daha büyük kısmından yararlanmaya imkan saÇlayan formatlardır.
Film boyutu büyüdükçe; görüntünün çözünürlüÇü, berraklıÇı ve teknik kalitesi artar.
Dijital görüntüleme dünyasında, artık ham filmlerin bir kullanım alanı yoktur. Fakat zaten kameraların kendisi, görüntüleme ayarları konusunda ham filmlerin saÇladıÇı avantajların çok ötesinde olanaklar saÇlamaktadır. Kameralar daha çok ya da daha az renk duyarlılıÇı ve kontrastla ya da ışıÇa az ya da çok duyarlı şekilde çekim yapmak için ayarlanabilmektedir. Farklı emülsiyonların yaratacaÇı birbirinden farklı görünümler artık tek bir kamera ile yaratılabilmektedir. Buna raÇmen, dijital görüntüleme yönteminin analog yöntemden daha iyi olup olmadıÇı konusu hala tartışmalıdır. Dijital görüntüleme ayarları, eÇer görüntülemede ham film kullanılsaydı hangi görüntü ayarlarının oluşacaÇı hesaplanarak yapılır. Bu durumda kameranın sensor tasarımcısının birbirinden farklılık gösteren ham film ve görüntü ayarlama parametreleri kullanması söz konusu olabilecektir. Bu nedenle, konunun uzmanı olan birçok kişi bu yaklaşımı “ikinci dereceden” bulmakta ya da bunun gerçek görüntüyü “taklit etmek” olduÇunu düşünmektedir.
Laboratuvar
İşin laboratuvar kısmı da ortaya çıkan görüntüyü önemli ölçüde farklılaştırabilecek niteliktedir. Isıyı farklılaştırarak, filmin kimyasalların içinde kalış süresini deÇiştirerek ve bazı kimsayal işlemleri atlayarak görüntü yönetmenleri tek bir ham film rulosundan birçok farklı görüntü elde edebilmektedir.

Filtreler
Difüzyon (ışıÇı yayma) ya da renk filtreleri gibi filtreler, film atmosferini ya da dramatik etkiyi arttırmak için yaygın olarak kullanılır. ÇoÇu fotoÇraf filtresi, aralarında bir görüntü formu ya da ışık yönlendirici madde bulunan, birbirlerine yapıştırılmış iki parça optik camdan oluşur. Renk filtreleri, iki optik cam arasına yarı saydam bir renk tabakasının sıkıştırılmasıyla oluşturulur. Renk filtreleri belirli ışık dalgalarının filme ulaşmasını engellemek için kullanılır. Renkli filmde, sezgisel olarak bile anlayabileceÇimiz üzere, mavi filtre; kırmızı, turuncu ve sarı renkteki ışınların film üzerine düşmesini engeller ve filmde mavimsi bir ton yaratır. Siyah beyaz fotoÇrafçılıkta ise işler sezgilerimizin bize söylediÇinin aksine yürür. Bu tarz fotoÇrafçılıkta kullanılacak sarı filtre, mavi ışınların önünü kesecek ve (böylelikle mavi olan gökyüzünün film üzerindeki görüntüsü çok az ışıÇa maruz bırakılacaÇından) gündüz vakti gökyüzünün resimde daha karanlık görünmesini saÇlayacak; fakat insan teninin renk tonunu etkilemeyecektir. Christopher Doyle gibi bazı fotoÇrafçılar, filtreleri yenilikçi kullanımlarıyla tanınırlar. Filtreler, farklı etkiler yaratmak amacıyla lensin önünde ya da arkasında kullanılabilir.

Objektif
Odak UzaklıÇı (Odak UzunluÇu)
Kamera insan gözü gibi çalışır; bir bakış açısı yaratır ve dünyanın geri kalanıyla uzaysal ilişkiler kurar. Bununla birlikte, insan gözünden farklı olarak kameralara -deÇişik etkiler yaratmak için- farklı mercekler takılması da mümkündür. Kameralardaki bu avantajın en büyük faydası odak uzaklıÇının çeşitlenmesidir. Görüntü yönetmenleri geniş açılı, normal ve tele objektifler arasında seçim yapmanın yanısıra, makro objektifler ve boroskop objektifler gibi diÇer özel etki yaratan mercek sistemleri arasında da tercih yapabilmektedir.
Geniş açılı objektiflerin odak uzaklıkları kısadır ve uzaysal mesafeleri daha belirgin hale getirirler. Geniş açılı objektifle, uzaktaki bir insan normaldekinden daha küçük görünürken, kameranın önündeki bir insan daha da büyük gözükecektir. Bununla birlikte, tele objektif birbirinden uzak olan nesneleri birbirine daha yakın göstererek ve perspektifi düzleştirerek bu tarz abartıları azaltır. Zoom objektif kameramana çekim esnasında odak uzaklıÇını deÇiştirme olanaÇı verir. Sabit objektifler (prime lens) daha iyi bir görsel kalite sundukları ve zoom objektiflerden daha “hızlı” (daha az ışıkta diyaframın daha geniş açılması) oldukları için profesyonel sinematografide zoom objektiflerden daha çok tercih edilirler. Ancak; belirli film sahnelerinde ve hatta bazı film türlerinde, hız veya kullanım kolaylıÇı açısından ya da özel bir etki yaratmak için zoom objektifler kullanılmaktadır. ÖrneÇin; Alfred Hitchcock Vertigo filmindeki, merdivenlerde gerçekleşen ünlü kovalama sahnesini zoom objektiften faydalanarak çekmiştir.

Alan DerinliÇi ve Netlik (Odak)
Odak uzaklıÇı aynı zamanda bir sahnenin alan derinliÇini –yani; uygun odakta resmin arka, orta ve ön alanlarının ne kadarının filme yansıyacaÇını- da etkiler (çünkü görüntünün yalnızca tek bir düzlemine tam odaklanma yapılabilir). Odak derinliÇiyle karıştırılmaması gereken alan derinliÇi, diyaframın açıklık oranı ve odak uzaklıÇı ile belirlenir. Geniş ya da derin bir alan derinliÇi, çok küçük bir diyafram açıklıÇını ve uzaktaki bir nokta üzerinde odaklama yapılmasını gerektirir. Alan derinliÇinin az olması içinse, geniş bir diyafram açıklıÇı ve merceÇe daha yakın bir nokta üzerinde odaklama yapılması gerekmektedir.
Alan derinliÇi aynı zamanda format büyüklüÇünden de etkilenmektedir. 70 mm film, 35 mm’ninkinden daha az olan odak uzaklıÇı ile en az alan derinliÇine sahip olan filmdir. 16 mm film daha büyük alan derinliÇine sahipken, çoÇu video kamera 16 mm’ninkinden de büyük alan derinliklerine sahiptir. Video kamera kullanıcılarının dijital kamerayla 35 mm’nin görüntüsünü taklit etmeye çalışırken yaşadıkları en büyük hayal kırıklıÇı, dijital kameranın kaydettiÇi aşırı büyüklükteki alan derinliÇi ve bunun birtakım ek optik araçlarla azaltılması gerekliliÇidir.
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2007, 16:53   #4 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Sinema Terimleri

Seslendirme (Dublaj)

Bir filme yeni bir ses kuşaÇının eklenmesi işlemidir.
Filmdeki özgün diyalogların yerine başka dilde diyalogların konması, sessiz çekilmiş sahnelere ses eklenmesi ya da özgün ses kuşaÇındaki konuşmalara ses efektleri ve müzik katılması biçiminde olabilir. Yönetmenin belli bir atmosfer yaratmak ya da bir duyguyu dile getirmek amacıyla sesten daha geniş ölçülerde yararlanmasına olanak verir.
Yabancı bir dilde seslendirmede çevirinin oyuncuların dudak hareketlerine ve seslerine uymasına özen gösterilir. Genellikle özgün dile uygun bir aksan da araştırılır. ÖrneÇin Laurel-Hardy komedileri Fransa’da bozuk bir Fransızcayla, Almanya’da bozuk bir Almancayla, Türkiye’de Ferdi Tayfur tarafından aynı şeklide seslendirilmiştir. ABD yapımı Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok filminde sessiz çekilen bir savaş sahnesine ses (bombaların patlaması, tabanca ve tüfek sesleri, yaralıların ve can çekişenlerin inlemeleri) sonradan eklenmiştir. Bir başka seslendirme yönteminden de müzikal filmlerin hazırlanmasında yararlanılır. Şarkılar yer alacakları sahnelerden ayrı olarak ve önceden kaydedilir; bu sahnelerin çekimi sırasında şarkıcı dudak hareketlerini önceden kaydedilmiş kendi sesine uydurur.

Tanıtım Filmleri ya da tanıtım CDsi, sunu gibi multimedya işlerinde ekranda yazı gösterilmesi yerine seslendirme yapılması tanıtımın etkisini belirgin şekilde yükseltmektedir.
Neden Seslendirme (dublaj)?

Multimedya izleyicileri uzunca bir metni okumaları, aynı zamanda da ekrandaki görselliÇi takip etmeleri uygun deÇildir. Bu nedenle ideal durumda izleyicinin ekrandaki gösteriye odaklanması ve metnin işitme yolu ile aktarılması etkili sonuç vermektedir.
Bunun yanında genellikle ekran gösterilerinde koyu ve çok renkli arka planlar kullanılmaktadır. Böylece küçük yazıların okunabilirliÇi azalmaktadır. Bu noktada bir açmaz ortaya çıkar. Metinlerin ekrana yazdırılması zorunlu ise, düz renkli fonlar ve yüksek kontrastlı metin alanları yaratmak gereklidir. Bu da, görselliÇi olumsuz etkiler. Ya akan görüntü bir kenara alınır ve metin için yer açılır, ya da metinlere arka plan eklenir. Her durumda pek de çık olmayan bir uygulama ortaya çıkar
Seslendirme (Dublaj) Nasıl Yapılır?

* Metin yazarı tarafından hazırlanan metinler
o süre
o içerik
o amaca uygunluk
açısından incelenip son şekli verilir
* Hedeflenen etkiyi saÇlayacak ses tonu, aksan, tiyatral yetenek vb. açılardan en uygun dublaj sanatçısı seçilir
* Seslendime (dublaj) sanatçısı stüdyoda önceden hazırlanmış metni okur
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-05-2007, 16:54   #5 (permalink)
.::.SustuM.::.
 
Rosita - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

Üyelik tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,844
Ruh Hali:
Teşekkürler: 147
116 Mesaja 209 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 26389
Rep Puanı: 263799
Rep Seviyesi: Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)Rosita uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (3)
Cevap: Sinema Terimleri

Kara Film (Fra., film noir), öncelikle, kahramanlarını çürümüş ve itici algılanabilecek bir dünyanın içine yerleştiren Hollywood suç filmlerini tanımlamak için kullanılan bir sinema terimi. Hollywood'un klasik kara film dönemi, 1940'ların başından 1950'lerin sonuna kadar uzanır. Bu dönemin az ışıklı, siyah beyaz çekilmiş kara filmleri, Alman Dışavurumcu sinemasından etkilenmiştir. DiÇer taraftan ilk örnek teşkil eden hikâyeler ve klasik kara filmlere yönelik tutum, Büyük Bunalım döneminde Birleşik Devletler'de ortaya çıkan suç filmlerinden doÇmuştur.
İlk kez 1946 yılında Fransız eleştirmen Nino Frank tarafından Hollywood filmleri için kullanılan kara film terimi, zamanında klasik kara filmler yapmış ve yapmakta olan film yapımcıları ve oyuncular tarafından bilinmiyordu. Pek çoÇu, kara filmlere imza atmış olmasına raÇmen, böyle bir tür yarattıÇının farkında olmadıÇını itiraf etmiştir. Kara film akımının kriterleri, tarihçiler ve eleştirmenler tarafından sonradan belirlenmiştir.


"Büyük Orkestra (The Big Combo, 1955), kara film / film noir akımının görsel üslubunu iyi temsil eden filmlerden. Filmin sinematografı John Alton pek çok ikonik kara film görüntüsü yaratmıştır."

Kara - Nedir bu?

"Kara film akımını düşsel, tuhaf, erotik, karışık ve zalim olarak nitelendirerek işi basite alıyor olabiliriz…"

Bu, Fransız eleştirmenler Raymond Borde ve Etienne Chaumeton'un 1955 yılında yazdıkları "Panorama du film noir americain 1941-1953" (Amerikan Kara Filminin Panoraması ) kitabında giriştikleri, kara film akımını ilk tanımlama çabasıdır ve konu üzerine yapılan sonraki birçok çalışmada temel olmuştur. Araştırmacılar her kara filmin bu beş özelliÇi eşit miktarda içermediÇini -kimisinin daha düşsel, kimisinin özellikle acımasız olabileceÇini- göstermek için çaba sarf etmiştir. Kara film için yapılan tanımların çokluÇundan da anlaşıldıÇı üzere 50 yılda ortaya konulabilmiş net ve kısa bir tanım yoktur. Fransız eleştirmenlerin uyarısı işe yaramıştır: kökleri, sonuçları ve doÇası itibariyle bambaşka olan bu alana dair yapılacak genellemeler yetersiz kalacak ve basite indirgemeyle sonuçlanacaktır.
Kara filmler, gangster ve polis filmlerinden toplumsal filmlere kadar uzanan bir dizi türü kapsar ve Hollywood'un ana akımını oluşturan basit filmlerden abartılı olanlara kadar çeşitli görsel yaklaşımlar benimser. Pek çok eleştirmen, kara filmi başlı başına bir tür olarak ele alırken, aksini savunanlar da vardır. Genellikle kentsel dekorla ilişkilendirilmekle birlikte pek çok klasik kara film, küçük kasabalarda, banliyöde, kırsal bölgede ya da yolda geçer; bu nedenle Western filmlerinde olduÇu gibi dekor, türü tanımlamak için yeterli olmaz. Aynı şekilde, özel dedektif ve femme fatale tiplemeleri, genellikle kara filmle ilişkilendirilen film karakterleridir ama kara filmlerin çoÇunluÇunda ikisine de rastlanmaz. Dolayısıyla tür tespiti için gangster filmlerinde olduÇu gibi karakter temelli bir yaklaşımda da bulunulamaz. Kara filmlerde doÇaüstü (bkz: korku filmi), spekülatif (bkz: bilim kurgu filmi) ya da müzikal motifler de yoktur. Benzer bir durum screwball comedy denilen filmler için de söz konusudur. Bu filmler eleştirmenler tarafından bir tür olarak kabul edilir ama temel bir kriterleri yoktur. Daha çok filmlerdeki genel düzen ve tümünde görülmeyen bazı temel ilkelerin varlıÇıyla tanımlanırlar.
Bununla birlikte kara filmin kendine haslıÇı yüzünden bu alanın uzmanları, örneÇin sinema tarihçisi Thomas Schatz, kara filmin bir tür deÇil de bir üslup olduÇunu vurgular. Kara film çalışmalarında uzmanlaşmış ve kitapları Amerika'da en çok basılan eleştirmen olan Alain Silver bir döneme ve bir görüngüye atıfta bulunur; kara filmin diÇer belirgin türlerin sahip olduÇu tutarlı bir dizi görsel ve tematik kodu olduÇunu dahi iddia eder. DiÇer eleştirmenler kara film terimini bir "atmosfer", bir "hareket", bir "seri" anlamında ya da o dönemde çekilmiş birkaç filme işaret etmek için kullanırlar.

Kara Filmin Tarih Öncesi
Kara filmin kökeni yalnızca sinemada deÇil diÇer sanatsal ortamlarda da bulunmaktadır. Klasik üslupla baÇlantısı olan düşük aydınlatma düzeni, Maniyerist ve Barok dönem sanatçılarının 15. ve 16. yy.larda geliştirdiÇi resimde gölgelendirme (chiaroscuro) ve keskin kontrastlar kullanma (tenebrizm) geleneÇiyle ilişkilidir. Kara film estetiÇi, 1910’ların ve 1920’lerin tiyatro, fotoÇraf, resim, heykel ve mimarisiyle yakın ilişki içinde bulunan Alman DışavurumculuÇu’ndan derin biçimde etkilenmiştir.
Hollywood film sanayisinin patlama yaşaması ve daha sonra Nazi iktidarının Dışavurumcu harekete dahil olan ya da onlarla çalışan pek çok sinemacıyı göç etmeye zorlaması, kara film yolunda pek çok fırsat kapısı açmıştır. En ünlü klasik kara filmlerin bazılarına imza atan Fritz Lang, Robert Siodmak ve Michael Curtiz gibi yönetmenler dramatik ışık teknikleri ve psikolojik olarak etkileyici mizansenlerle katkıda bulunmuştur. Lang’ın 1931 yılında çektiÇi başyapıtı M, dönemin kara film karakteristiÇi barındıran başlıca suç filmlerinden biridir. Kara film tipinde bir olay örgüsüne sahiptir, kahramanı ve takipçileri suçludur. M aynı zamanda klasik dönemin pek çok Amerikan kara filminde rol alacak olan Peter Lorre'nin başarılı oyunculuÇuyla da dikkat çekmiştir.
1931 yılına gelindiÇinde, yılda altı film çeken Curtiz beş yıldır Hollywood'daydı. Onun Sing Sing'te 20.000 Yıl (20,000 Years in Sing Sing, 1932) ve Özel Dedektif 62 (Private Detective 62, 1933) filmleri kara film olarak sınıflandırılabilecek erken dönem Hollywood sesli filmlerindendir. Dışavurumcu eÇilim taşıyan ve özellikle özgür bir üsluba sahip filmler arasında, Universal Stüdyolarının Drakula (1931), Mumya (1932) (ilkinin sinematografı olan Berlin'de eÇitim görmüş Karl Freund ikincisinin yönetmenliÇini yapmıştır) ve yönetmenliÇini Edgar G. Ulmer'in yaptıÇı Kara Kedi (The Black Cat, 1934) gibi filmler vardır.
Universal'in korku filmleri hem öykü hem duyarlılık bakımından kara film türüne en çok yaklaşan filmlerdir; bununla birlikte İngiliz sanatçı James Whale tarafından yönetilen ve Amerikalı sanatçı Carl Laemmle Jr. tarafından filme alınan Görünmez Adam (The İnvisible Man, 1933) ve Şangay Ekspresi (The Shangai Exspress, 1932) ve Viyana'da doÇan ama Amerika'da büyüyen Josef von Sternberg'in yönettiÇi Şeytan Bir Kadındır (The Devil Is a Woman, 1935) gibi filmler de erotizmleri ve barok görsel üsluplarıyla klasik kara filmin temel özellikleriyle uyumludur. Sternberg'in sessiz filmi Yeraltı' nın (Underworld, 1927) ticari başarısının nedeni Hollywood'un gangster filmleri akımını reddetmesidir. Bu türdeki Küçük Sezar (Little Caesar, 1931), Halk Düşmanı (The Public Enemy, 1931) ve Yaralı Yüz (Scarface, 1932) gibi popüler yapımlar, dönemin film kahramanlarının ahlaki olarak ayıplanacak özellikler taşımasının örnekleridir.
Klasik kara film, romantik, kaderci yaklaşımıyla ve lanetlenmiş kahramanları kutsamasıyla bilinen 1930'ların Fransız şiirsel gerçekçiliÇinden de önemli oranda etkilenmiştir. Kara filme etki eden bir diÇer akım da belgeselimsi havasıyla 1940'ların İtalyan Yeni GerçekçiliÇidir. Warner Bros draması Ben Bir Prangalı Hapishane KaçaÇıyım (I Am a Fugitive from a Chain Gang, 1932) bu duyarlılıkları taşıyan bir filmdir. Klasik kara film dönemine ait Çıplak Şehir (The Naked City, 1948) (yön: Jules Dassin), ve Sokaklarda Panik (Panik in the Streets, 1950) (yön: Elia Kazan) gibi filmler set dışında yapılan çekimler ve profesyonel olmayan oyuncularla Yeni Gerçekçi yaklaşıma eÇilim göstermiştir. Artık kara film olarak sayılan birkaç film de, sıradan kahramanlar kullanmaya başlayarak yeni gerçekçiliÇe kapı aralamıştır. Bunun en ünlü örneÇi yine Viyana'da doÇan ve Berlin'de eÇitim gören Amerikalı yönetmen Billy Wilder'ın Kayıp Haftasonu adlı filmidir (The Lost Weekend, 1945). (Sırası gelmişken belirtmek gerekir; yeni gerçekçilik etkilenimlerine dair ilk örneklerden birisi Siodmak ve Wilder'ın beraber yazdıÇı ve Siodmak ile Ulmer'in yönettiÇi Menschen am Sonntag adlı filmdir).
Bir kara film olmasa da, Orson Welles'in yönettiÇi 1941 yapımı Yurttaş Kane'deki (Citizen Kane) Sternbergyen görsel karışıklık ve dış ses anlatımıyla ilerleyen karmaşık yapı birçok kara filmde kullanılmıştır.

"Cinayetin Basit Sanatı"
Kara filmi etkileyen başlıca edebi eserler Amerikan dedektif ve suç kurgularının hard boiled adı verilen ekolüdür. Dashiell Hammett (ilk romanı Kızıl Hasat, 1929) ve James M. Cain (ilk romanı Postacı Kapıyı İki Kere Çalar, 1934) gibi yazarlar ekole öncülük etmiş, Black Mask gibi dergiler yaygınlık kazanmasını saÇlamıştır. Malta Şahini (The Maltese Falcon, 1941), Cam Anahtar (The Glass Key, 1942) gibi klasik kara filmler, Hammett'in romanlarından uyarlanmıştır; Cain'in romanı Çifte Tazminat (Double Indemnity, 1944), Mildred Pierce (1945), Postacı Kapıyı İki Kere Çalar (1946) ve Sevginin Sevimli Taklidi adlı öyküden uyarlanan Az Kırmızı (Slightly Scarlet, 1956) filmlerine temel oluşturmuştur. Klasik dönemden on yıl önce Hammett'in bir hikâyesi, Rouben Mamoulian'ın yönettiÇi, Sternberg'le düzenli olarak çalışan Lee Garmes'ın süpervizörlüÇünü yaptıÇı Kent Sokakları (City Streets, 1931) adlı gangster melodramına kaynaklık etmiştir. Pek çok kara film karakteristiÇini hem üslup hem de öykü bazında barındıran Kent Sokakları, Lang'ın M'sinden bir ay önce gösterime girdiÇi için, ilk büyük kara film olma iddiasını taşır.
Raymond Chandler 1939 yılında yazdıÇı Büyük Uyku (The Big Sleep) adlı eseriyle kısa sürede hard boiled ekolünün en ünlü yazarı haline gelmiştir. Chandler yalnızca romanlarıyla büyük kara filmlere kaynaklık etmekle kalmamış –örneÇin Cinayet, Tatlım (Murder, My Sweet, 1944; UÇurlar Olsun, Aşkım adlı eserinden uyarlamadır), Büyük Uyku, (The Big Sleep, 1946) ve Göldeki Kadın (Lady in the Shadow, 1947) – kendisi de Çifte Tazminat, Mavi Dalya (The Blue Dahlia, 1946) ve Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train, 1951) filmlerinin senaryolarını yazarak önemli bir senarist haline gelmiştir. Chandler da, Hammett gibi romanlarının merkezine özel dedektif olan kahramanını yerleştirirken, Cain daha az kahramanvari roman kişileri yaratmıştır ve cinayetin çözümünden ziyade psikolojik ifade üzerinde yoÇunlaşmıştır. Cain'in yaklaşımı hard boiled türünün kara roman olarak adlandırılan alttürüne yerleştirilir. 1940'larda, bu öykülerin en doÇurgan ve başarılı yazarlarından biri Cornell Woolrich olmuştur (takma ad olarak kimi zaman George Hopley ya da William Irish isimlerini de kullanmıştır). Başka hiçbir yazarın basılmış eserleri, klasik dönem kara filmine temel oluşturmak konusunda Woolrich'inkiler kadar verimli olmamıştır. 13 eseri filme çevrilmiştir (Kara Melek (Black Angel, 1946), ŞafaÇa Kadar (Deadline at Dawn, 1946), ve Gecede Korku (Fear in the Night, 1947) vb.).
Sıklıkla gözden kaçırılan ama kara filme kaynaklık eden çok önemli bir isim daha vardır: William R. Burnett. İlk romanı Küçük Sezar 1929 yılında yayımlanmıştır. 1931 yılında Warner Bros'un dikkatini çekmiş, sonraki yıl Burnett'tan Yaralı Yüzfilmini senaryolaştırması istenmiştir ve yine aynı yıl öykülerinden biri, Şehrin Canavarı (Beast of the City) adıyla sinemaya uyarlanmıştır. Bu filmler çok erken çekilmiş olmalarına raÇmen, kimi eleştirmenler onları kara film olarak niteler. Burnett'ın karakteristik anlatımcı tutumu, hard boiled yazarları ve onların kara filmci ortakları arasında bir yere denk düşer – roman kişileri hep kahramanvari, gangstervaridir. Klasik dönem boyunca Burnett'ın hem öyküleri hem senaryoları, şimdi geniş kitleler tarafından kara film olarak bilinen yedi filme temel oluşturmuştur: Yüksek Zirve (High Sierra, 1941), Bu Silah Kiralıktır (This Gun for Hire, 1942) ve Asfalt Orman (The Asphalt Jungle, 1950).

Klasik Dönem
1940'lar ve 50'ler genellikle Amerikan kara filminin "klasik dönemi" olarak bilinir. Üçüncü Kattaki Yabancı (Stranger on the Third Floor, 1940), ilk "gerçek" kara film olarak kabul edilmektedir. Şehir Sokakları ve Fritz Lang tarafından yönetilen Hiddet (Fury, 1936), Hayata Bir Kez Geliyorsun (You Only Live Once, 1937) gibi diÇer II. Dünya Savaşı suç melodramları bazı eleştirmenler tarafından mükemmel kara filmler olarak kabul edilirken, çoÇunluk bunları "ilk-noir" ya da benzeri terimlerle kategorize eder. Pek çok eleştirmen, klasik kara film döneminin iki on yılı (40'lar ve 50'ler) arasında dikkate deÇer bir fark olduÇunu söyler. Hikâyenin başkahramanın gözünden anlatılması tekniÇinin kayboluşundan başka ne gibi bir farklılık olduÇu konusunda ortak görüş yoktur, ancak 1950'lerin kara filmlerinin daha "aşırı" (extreme) olduÇu konusunda ortaklaşılır.
Orson Welles'in Habisin Dokunuşu (Touch of Evil, 1958) filmi klasik dönemin son filmi olarak kabul edilir. Bazı akademisyenler kara filmin aslında sona ermediÇini, ama üslubunun Hollywood'un önderliÇinde deÇişik yönlere doÇru gelişen yapım şartlarıyla güncellenip, şekil deÇiştirdiÇini söylerler –bu bakımdan, kara film geleneÇinde olan ama daha sonra çekilen filmler, klasik kara filmin devam eden bir parçası olarak görülür. Bununla birlikte eleştirmenlerin çoÇu klasik dönemden sonra yapılan filmlerin hakiki kara filmlerden başka bir şey olduÇu görüşündedir. Onlara göre gerçek kara film, geçici ve sınırlı bir coÇrafyaya aittir; bu nedenle klasikleri taklit etmeye çalışan sonraki filmler onlardan ayrılır çünkü yaratıcıları artık kara film diye bir üslubun farkındadır. Yukarıda da bahsedildiÇi üzere, kara filmin klasik döneminde bu kavram henüz oluşmuş deÇildir.
Klasik dönem filmlerinin çoÇu büyük yıldızların oynadıÇı düşük bütçeli filmlerdir (B-film) ve yazarları, yönetmenleri, sinematografları ve ekip elemanları kimi zaman Hollywood'un kara listesinde olan (Komünist Parti sempatizanı olmalarından şüphelenilen) kişiler olmuştur. Kendilerini tipik büyük film kısıtlamalarına sokmamışlardır. Amerikan film piyasasının sınırlamalarını belirleyen yapım kodunun, hiçbir film karakterinin cinayetten çıkar saÇlamaması gerektiÇi yönünde bir kural getirmesine karşın özellikle B tipi kara filmde bu, çok zaman yapılmıştır. Tematik olarak kara filmler sıklıkla, sorgulanabilir erdemlere sahip bir kadını hikâyenin merkezine alır ve bu ayırıcı özelliklerden biridir. Bu damardan giden dikkate deÇer bir film Billy Wilder'ın yönettiÇi, Barbara Stanwyck'in Phyllis Dietrichson (Sternberg'in yönettiÇi filmlerde sıradışı bir kariyer yakalayan Marlene Dietrich'e atıf yapılmıştır) rolüyle unutulmaz bir femme fatale oynadıÇı Çifte Tazminatkötü kız filmleri adlı filmdir.Tamamen A sınıfı bir yapım olan filmin ticari başarısı ve aldıÇı yedi Oscar ödülü onu olasılıkla en etkileyici erken dönem kara filmlerden biri yapmış, daha sonra olarak bilinecek pek çok filme öncülük etmiştir.
Geleneksel A sınıfı filmlerin, dramatik olmakla birlikte, olumlu, güven tazeleyici bir mesaj aktarmak, saklı bir kamera ve montaj tekniÇi kullanmak, yumuşak ışıkla aydınlatılmış sahneler ve ihtişamlı dekorlar kullanmak gibi kuralları vardır. Kara film yapımcıları bunu altüst ederek; güvensizlik, kinizm ve absürdlük hissi veren kasvetli, sofistike dramalar yaratmışlardır, genellikle dekor kullanmaksızın şehirde çekim yapmışlar ya da bütçe dostu bir minimalizmi benimsemişler, çarpıcı bir dışavurumcu ışık kullanımına başvurarak rahatsız edici kamera açıları ve karmaşık geri dönüşler kullanmışlardır. Kara film üslubu yavaş yavaş Hollywood'un ana akımını da etkilemiştir.

Klasik Dönemin Önemli Amerikan Kara Filmleri
(Yönetmenleriyle ve dikkate deÇer kara film oyuncularıyla birlikte)

1940 - 1949

* Üçüncü Kattaki Yabancı (Stranger on the Third Floor, 1940) y. Boris Ingster, o. Peter Lorre
* Yüksek Zirve (High Sierra, 1941) y. Raoul Walsh, o. Ida Lupino, Humphrey Bogart
* Malta Şahini (The Maltese Falcon, 1941) y. John Huston, o. Bogart
* Şüphenin Gölgesi (Shadow of a Doubt, 1943) y. Alfred Hitchcock, o. Joseph Cotten
* Laura (1943) y. Otto Preminger, o. Gene Tierney, Dana Andrews, Clifton Webb
* Çifte Tazminat (Double Indemnity, 1944) y. Billy Wilder, o. Fred MacMurray, Barbara Stanwyck, Edward G. Robinson
* Kayıp Haftasonu (The Lost Weekend, 1945) y. Wilder, o. Ray Milland
* Mildred Pierce (1945) y. Michael Curtiz, o. Joan Crawford, Zachary Scott
* Büyük Uyku (The Big Sleep, 1946) y. Howard Hawks, o. Bogart, Lauren Bacall
* Gilda (1946) y. Charles Vidor, o. Rita Hayworth, Glenn Ford
* Katiller (The Killers, 1946) y. Robert Siodmak, o. Burt Lancester, Ava Gardner, Edmond O'Brien
* Kötü Ün (Türkiye'de Aşktan da Üstün adıyla de bilinen filmin orijinal adı Notorious, 1946) y. Hitchcock, o. Claude Rains, Cary Grant, Ingrid Bergman
* Postacı Kapıyı İki Kere Çalar (The Postman Always Rings Twice, 1946) y. Tay Garnett, o. Lana Turner, John Garfield
* Yabancı (The Stranger, 1946) y. Orson Welles o. Robinson, Loretta Young, Welles
* Karanlık Geçit (Dark Passage, 1947) y. Delmer Daves, o. Bogart, Bacall
* Şangaylı Kadın (The Lady from Shanghai, 1947) y. Welles, o. Hayworth, Welles
* Geçmişten (Out of the Past, 1947) y. Jacques Tourneur, o. Mitchum, Jane Greer, Kirk Douglas
* Key Largo (1948) y. Huston, o. Bogart, Robinson, Bacall
* The Set-Up (1949) y. Robert Wise, o. Robert Ryan, Totter
* Zirve (White Heat, 1949) y. Walsh, o. James Cagney, O'Brien

1950 - 1958

* Asfalt Orman (The Asphalt Jungle, 1950) y. Huston o. Sterling Hayden
* D.O.A. (1950) y. Rudolph Mate, o. O'Brien
* Issız Bir Yerde (In a Lonely Place, 1950) y. Nicholas Ray o. Bogart, Gloria Grahame
* Gece ve Şehir (The Night and the City, 1950) y. Jules Dassin, o. Richard Widmark, Tierney
* Sunset Bulvarı (The Sunset Boulevard, 1950) y. Wilder, o. William Holden
* Cepte (Ace in the Hole, 1951) y. Wilder, o. Douglas, Jan Sterling
* Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train, 1951) y. Hitchcock, o. Farley Granger, Ruth Roman
* Kuzey Caddesindeki Pikap Pickup on South Street, 1953) y. Samuel Fuller, o. Widmark
* Büyük Öfke (The Big Heat, 1953) y. Fritz Lang, o. Ford, Grahame
* Ölüm Gibi Öp (Kiss Me Deadly, 1955) y. Robert Aldrich
* Avcının Gecesi (The Night of the Hunter, 1955) y. Charles Laughton, o. Mitchum, Shelley Winters
* Katl (The Killing, 1956) y. Stanley Kubrick, o. Hayden, Coleen Gray, Vince Edwards
* Yanlış Adam (The Wrong Man, 1956) y. Hitchcock, o. Henry Fonda
* Başarının Mis Kokusu (Sweet Smell of Success, 1957) y. Alexander Mackendrick, o. Lancester, Tony Curtis
* Habisin Dokunuşu (Touch of Evil, 1958) y. Welles, o. Charlton Heston, Janet Leigh, Welles

Yönetmenler ve Kara Film İşi
Gerçekte kim olduÇu bilinmeyen bir yönetmen tarafından yönetilen Üçüncü Kattaki Yabancı (Stranger on the Third Floor) bir RKO B sınıfı film iken; önceki dönemlere ait sürekli üne dayalı filmler Wilder, Alfred Hitchcock ve Malta Şahini (The Maltese Falcon) filminde yönetmen olarak sahneye ilk kez çıkan John Huston gibi adlarıyla ün yapan yönetmenler tarafından A sınıfı filmler grubuna uygun görülmüştür. Otto Preminger’nin Laura (1944) filmi ile gelen başarısı ün yapmasını saÇlamış (Dana Andrews ile yaptıÇı; Düşmüş Melek (Fallen Angel,1945) ve Kaldırımın SonlandıÇı Yer (Where the Sidewalk Ends, 1950) adlı klasik kara filmler altına girilen borcun hakkını verir) ve (Crossfire, 1947)), Henry Hathaway ( gösterimlerinde kullanılmak için büyük stüdyolar tarafından yapılmıştır; bir kısmı ise oldukça iyi monogram resimlerinden (ki bu yöntem ile birçok A sınıfı yapımını taklit etme çabasıyla belli filmler için fazla savurganlık yapılmıştır) Producers Releasing Corporation (PRC) gibi daha zayıf girişimlere kadar farklı yöntemleri içeren daha küçük, dolayısıyla yoksun stüdyo (poverty row studios) olarak adlandırılan stüdyolarda yapılmıştır; ve bir kısmı da baÇımsız, çoÇunlukla aktörlere ait ve en büyük daÇıtım şirketlerinden biri ile anlaşmalı şirketler tarafından yapılmıştır. Robert Wise, bir diÇer filmi de: (Gun Crazy, 1949), Issız Bir Yerde (In a Lonely Place) filmi Nicholas Ray’in kariyerinde benzer bir şeye yol açmıştır (diÇer kara filmleri- Gece Yaşarlar (They Live by Night,1948), Tehlikeli Zeminde (On Dangerous Ground, 1951)- ilk sahneye çıkışını içerir). Orson Welles’in finans konusunda dile düşen sorunları vardır fakat çektiÇi üç kara filmin bütçesi oldukça iyidir: Yabancı (The Stranger) (en geleneksel filmi) ve Habisin Dokunuşu (Touch of Evil) (açıkça kişisel bir çalışma) filmlerinin her ikisi de daha düşük bütçeye sahiptir ama reklamlarının yapılması yeterli olmuştur; Şangay’dan Gelen Kadın (The Lady from Shanghai) ise A sınıfı düzeyinde tam destek almıştır; Fritz Lang’ın kara filmlerinin çoÇu da (ki bunlar arasında Edward G. Robinson'ın oynadıÇı Penceredeki Kadın (The Woman in the Window, 1945) ve muzip bir şekilde eÇlendirici olan Scarlett Caddesi (Scarlett Street, 1945) filmleri de vardır) benzer şekilde orta düzeyde bütçeler ile üretilmiştir. Raoul Walsh, çalışkan bir yönetmen olarak ilk yarım yüzyılı boyunca çok fazla adını duyuramaz, fakat üç klasik kara filminin (başrolde Humphrey Bogartın oynadıÇı İnfazcı (The Enforcer, 1951), bu grubu tamamlar) hiçbiri bütçe olarak ortanın, kalite olarak da yüksek seviyenin altında deÇildir. Evvelce belirtilenlere ek olarak, yüksek bütçeli Hollywood kara filmlerinin diÇer yönetmenleri arasında Edward Dmytryk (Cinayet Sevgilim (Murder, My Sweet), Çapraz AteşKaranlık Köşe (The Dark Corner, 1946), Ölüm ÖpücüÇü (The Kiss of Death, 1947)) ve John Farrow (Büyük Saat, (The Big Clock, 1948), Onun Tarzında Bir Kadın (His Kind of a Woman, 1951)) gibi isimler vardır.
Buna raÇmen, kara film olarak kabul edilen Hollywood filmlerinin büyük çoÇunluÇu B sınıfı filmdir; bunlardan bir kısmı kendi A sınıfı filmlerinin altındaki iki film birdenÖldürmek için DoÇmuş (Born to Kill, 1947)’tur) ve Anthony Mann (T-Men (1947), Acemi Anlaşma (Raw Deal,1948)) yüksek bütçeli yapımlar üzerinde düzenli bir çalışmaya terfi etmeden önce, çoÇunluÇu kara film olan bir dizi etkileyici B sınıfı film yapmışlardır. Jacques Tourneur, bazı eleştirmenler tarafından klasik kara filmler arasında en iyisi olarak seçilen Geçmişten (Out of the Past) adlı A bütçeli filmini yönetmeden önce 30’un üstünde Hollywood B filmi yapmıştır (ancak şu an çoÇu tamamen unutulmuştur). Samuel Fuller (bir diÇer filmi de: Ölüler Ülkesi A.B.D (Underworld U.S.A, 1961)’dir), Joseph H. Lewis (Çılgın Silah Büyük Caz TopluluÇu, (The Big Combo, 1955)) ve Phil Karlson (Kansas Kenti Güvende (Kansas City Confidential, 1952), Rico Kardeşler (The Brothers Rico, 1957)) çektikleri B sınıfı filmler ile büyük kazançlar elde etmişlerdir. 1945’te Edgar G. Ulmer, tüm zamanların en çok raÇbet gören kara film klasiklerinden olan Sapmayı (Detour, 1945) PRC’de yapar. B sınıfı film; 1940’ların sonlarında ve 1950’lerde Ida Lupino'ya Hollywood’da tek kadın yönetmen olma fırsatını saÇlamıştır; kendisinin en iyi bilinen filmi, şirketi The Filmakers’da yapılan ve RKO ile daÇıtımı yapılan Otostopçu (The Hitch Hiker, 1953)’dur. Bu film, Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Film Tescili (National Film Registry) için gün verilen büyük stüdyolar dışında çekilen 7 kara filmden biridir; diÇerleri Sapma (Detour), Çılgın Silah (Gun Crazy), D.O.A, Ölüm Gibi Öp (Kiss Me Deadly), Başarının Mis Kokusu (Sweet Smell of Success) (bundan önceki dört filmin daÇıtımı United Artists tarafından yapılmıştır-stüdyosuz stüdyo (studio without studio)) ve Habisin Gücü (Force of Evil,1948). Metro-Goldwyn-Mayer’ın yönetmeni Abraham Polonsky ve yıldızı parlayan John Garfield’ın her ikisi de 1950’lerde kara listeye alınır. BaÇımsız yapım genellikle sınırlı olan koşullar anlamına gelmiştir; fakat her zaman deÇil - örneÇin Başarının Mis Kokusu (Sweet Smell of Success), yapımcılarının orijinal planlarına raÇmen ucuza çıkartılamamıştır; çoÇunluk tarafından A bütçeli kara film olarak kabul edilse de özünde bir B filmi olduÇu söylenebilir.
Belki de hiçbir yönetmen, Hollywood’a 1940’ta gelişinden önce bir dizi film çeken Robert Siodmak kadar bu ruhu veremez. Kendisi daha çok A özellikleri üzerinde çalışırken, bugün klasik kara film olarak kabul edilen 8 film çekmiştir (aynı durum, sadece Lang ve Mann’da görülebilir). Burt Lancaster’in ilk filmi Katiller (The Killers, 1946)’e ek olarak Siodmak’ın türe önemli katkıları arasında 1944’lerin Hayalet Kadın(Phantom Lady, 1944) filmi (bir seri başı B filmi ve Woolrich uyarlaması), alaylı bir şekilde adlandırılan Noel Tatili (Christmas Holiday, 1944) ve Şehrin Feryadı (Cry of the City, 1948) filmleri vardır. Yeniden Lancaster’in önderliÇinde yapılan Çapraz (Criss Cross, 1949) filmi, Siodmak’ın; B filminin etkilerini nasıl A kara filmine kazandırdıÇını örnekler. Daha düşük bütçelerde; karakterde ve mesajda kendini belli eden, nispeten daha serbest olan kısıtlamalara ek olarak, B yapımının doÇası tamamen ekonomik nedenlerle kendini kara filme verir: loş aydınlatma sadece elektrik maliyetlerinde tasarruf saÇlamamış ayrıca ucuz örtü kullanımına imkân vererek bu yönde de bir kazanç saÇlamıştır (sis ve duman da ayrıca bu amaca hizmet eder); gece çekimleri, aceleye getirilen yapım programları tarafından zorlanmıştır; çok açık olmayan motivasyonlara ve merak uyandıran yumuşak geçişlere sahip olay örgüleri çok hızlı yazılan senaryoların bir sonucudur, ancak tüm sahneleri çekmek için yeterli zaman ve para mevcut olmamıştır. Çapraz (Criss Cross) filminde, Siodmak; femme fatale rollerini en anlaşılır şekilde oynayan Yvonne De Carlo ile bütünleştirerek, karizmatik çapkın adam rollerinden birinde Dan Duryea ve silahlı bir soyguncuya dönüşen bir Amerikan askeri ve perişan olmaya kararlı saplantılı romantik biri olarak zaten yıldızı parlamış olan Lancaster ile tüm etkileri göstermeyi başarmıştır.

Birleşik Devletler Dışında Kara Film
Bazı eleştirmenler klasik kara filmi yalnızca Birleşik Devletler'e has saymaktadır; örneÇin, Alain Silver ve Elizabeth Ward: "Western türüyle birlikte kara film yerli bir Amerikan türü olma payesini taşımaktadır… tamamen Amerikan film üslubundadır." Bununla birlikte çoÇu sinemacı kara filmi uluslararası bir fenomen olarak görür. Klasik dönem olarak kabul edilen dönemin başından önce bile Hollywood dışında, kara filmi önceleyen filmler yapılmıştır. Buna örnek olarak Jules Duvivier'in yönettiÇi Pepe ve Moko (Pepe le Moko, 1937) ve Marcel Carne'nin yönettiÇi Gün DoÇar (Le Jour se leve, 1939) gibi Fransız yapımları gösterilebilir.
Klasik dönem boyunca da Birleşik Devletler dışında, özellikle de Fransa'da çekilmiş, Amerikan kara filminin tarzını, temalarını ve duyarlılıÇını paylaşan ve bu nedenle kara film olarak nitelenebilecek filmler yapılmıştı. Belirli durumlarda bu filmlerin Hollywood kara filmiyle olan ilişkisi çok bellidir. Amerika'da doÇan yönetmen Jules Dassin [Hollywood kara listesi|Hollywood'un kara listesine] alındıÇı için 1950'lerin başında Fransa'ya taşınmış ve en ünlü Fransız kara filmlerinden birine imza atmıştı: Bela (Rififi, 1955). Kara film olarak sınıflandırılan diÇer tanınmış Fransız filmleri arasında Henri-Georges Clouzot'nun yönettiÇi Altıncılar Rıhtımı (Quai des Orfevres, 1947) ve Şeytanca (Les Diabliques, 1955) adlı filmler; Jacques Becker'in yönettiÇi Altın MiÇfer (Casque d'or, 1952) ve Touchez pas au grisbi (1954) adlı filmler; Louis Malle'ın yönettiÇi DaraÇacı Asansörü (Ascenseur pour l'echafaud, 1958). Fransız Yönetmen Jean-Pierre Melville klasik dönemde Sen Bu Mektubu Okurken (Quand tu liras cette lettre, 1953), Kumarbaz Bob (Bob le flambeur, 1955) gibi ve sonrasında da Le Doulos(1962), Samuray (Le Samourai, 1967) ve Kızıl Çember (Le Cercle rouge, 1970) gibi trajik-minimalist kara filmleriyle tanınmaktaydı.
Klasik dönemde Büyük Britanya'da çekilen birkaç film de zaman zaman kara film olarak deÇerlendirilir. Bunlar arasında John Boulting'in yönettiÇi Brighton Kalesi(Brighton Rock, 1947); Alberto Cavalcanti'nin yönettiÇi (The Small Back Room, 1949) ve Lewis Gilbert'in yönettiÇi (Ossessione, 1943) adıyla uyarladı ve film en büyük kara filmlerden biri ve yeni gerçekçiliÇin ufkunu açan bir eser olarak görüldü. Japonya'da ünlü yönetmen Akira Kurosawa kara film olarak görülebilecek birkaç film çekti: Kaçak Oldum (They Made Me a Fugitive, 1947); Michael Powell ve Emeric Pressburger'ın yönettiÇi Küçük Arka OdaKaranlık Gölge (Cast a Dark Shadow, 1955) gibi filmler vardır. Fransa'ya gitmeden önce Jules Dassin klasik dönemin son İngilizce filmini Birleşik Devletler'de çekmesi için politik baskı gördü. Gece ve Şehir (Night and the City, 1950) çoÇunlukla bir Amerikan filmi olarak görülmesine raÇmen, film teknik olarak bir Birleşik Krallık yapımıdır ve bütçesini 20th Century-Fox'un İngiliz kanalı saÇlamıştır. En ünlü Britanyalı kara film, Carol Reed'in yönettiÇi Üçüncü Adam 'dır (The Third Man, 1949). Brighton Kalesi gibi o da Graham Greene'in bir romanından alınmıştır. Tamamen Britanya yapımı olmasına raÇmen bazen klasik Hollywood kara filmi olarak nitelenen film II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından Viyana'da çekilmiş, Joseph Cotten ve Orson Welles de filmde rol almıştır.
İtalya'da Luchino Visconti Cain'in Postacı Kapıyı iki Kere Çalar romanını TakıntıSarhoş Melek (Drunken Angel, 1948), Sokak KöpeÇi (Stray Dog, 1949) ve Yüksek ve Alçak (High and Low, 1963).
En önemli yeni kara filmler (bu terim genellikle klasik geleneÇe atıfta bulunan filmler için kullanıldı) arasında, en kasvetli kara roman yazarlarından Amerikalı David Goodis'in bir romanından uyarlanan, François Truffaut'nun yönettiÇi Piyanisti Vurun(Tirez sur la pianiste, 1960) filmi vardır. Post-klasik (klasik sonrası) dönemde pek çok ülkede kara suç filmleri ve melodramlar çekildi, bazıları tam olarak özfarkındalık taşıyan yeni kara filmlerdi, bazıları da klasik kara film geleneÇiyle birlikte hardboiled duyarlıÇını paylaşıyorlardı. Önemli örneklerden bazıları: Konformist (Conformista, 1969, İtalya), Kumdan Kale (Suna no Utsuwa, 1974, Japonya), Amerikalı Arkadaş (Der Amerikanische Freund, 1977, Almanya), Suç Unsuru (The Element of Criem, 1984, Denmark), Yaşlar Akarken (As Tears Go By, 1988, Hong Kong), Uykusuz (Insomnia, 1997, Norveç), Krupiye (Croupier, 1998, BK) ve Kör Kuyu (Blind Shaft, 2003, Çin).

Yeni Kara Film ve Klasik Üslubun Yankıları

1960 ve 1970'ler

SessizliÇin Gürültüsü (Blast of Silence, 1961), Pelerin Korkusu (Cape Fear, 1962) gibi 1960’ların başında çekilen bazı kara filmler ile 1950’lerin sonlarında çekilen kara filmler arasına bir çizgi çekmek zor olduÇu halde; klasik sonrası dönemde yeni eÇilimler kendini gösterdi. John Frankenheimer tarafından yönetilen Mançuryalı Aday (The Manchurian Candidate, 1962), Samuel Fuller tarafından yönetilen (Shock Corridor, 1962) ve deneyimli kara film aktörü William Conrad tarafından yönetilen Şok GeçidiBeyin Fırtınası (Brainstorm, 1965) filmlerinin hepsi de, klasik kara filmden türetilmiş üslupsal ve renksel çatılar dahilinde zihinsel bozukluklara deÇinir. Farklı bir mizaçta olmak üzere; Arthur Penn (açıkça Truffat’ın Piyanisti Vurun (Tirez sur la pianiste) filminden ve diÇer Fransız Yeni Dalga filmlerinden ilham alarak çektiÇi Mickey Bir Numara (Mickey One, 1964) filmi ile), John Boorman (Fransız Yeni Dalganın tamamen içinde olmasına raÇmen benzer şekilde etkilenerek çektiÇi Kör Nokta (Point Black, 1967) filmi ile), ve Alan J. Pakula (Klute (1971) filmi ile) seyirciyi kendi filmlerine çekmek için; kasıtlı olarak adlarını orijinal kara filmlerle baÇdaştırma amacı güden filmler çektiler. Tarihsel modellerin yeniden canlandırılması, reddedilmesi veya yeniden tasarlanmasına yönelik yapılan, klasik döneme ait eÇilimlerin bilinçli olarak onaylanması; çoÇu eleştirmene göre döneme "yeni" ibaresini kazandıran özelliklerdi. Ölüm Gibi Öp (Kiss Me Deadly) filminin de aralarında bulunduÇu, son zamanlarda yapılan birkaç klasik kara filmin, anlayış olarak öz-farkındalıÇa sahip olmasına ve geleneksel olanı aşmış olmasına raÇmen; hiçbiri, zamanın çoÇu seyircisinden açıkça yüksek veya orta bütçeli bir bahşiş alamadı. Şaşmaz bir yeni kara film mizacına sahip olan popüler suç dramalarının ilki bir film deÇil; Blake Edwards tarafından yaratılan Peter Gunn adlı TV dizisiydi.
Kara film gelenekleri ile olan açık ilişki; (ki doÇası gereÇi çok farklı yorumlara izin verir) bu geleneklerin belirgin eleştirilerine zemin hazırlar. Bu açıda çalışılan ilk büyük film (ki yeninin en yenisi olarak düşünülebilir); Bogart'ın ve onun cinayet filmlerinin etkisinde kalarak yapılan, ve yeni bir gün için yeni bir stil oluşturulmasını saÇlayan, Fransız Yönetmen Jean-Luc Godard'in yönettiÇi "Soluk SoluÇa" (À bout de souffle, 1960) adlı filmdir. Peter Gunn üzerinde çalışan yönetmen Robert Altman, 1973'te Uzun Elveda (The Long Goodbye) filmi ile, kara film dindarlıÇına olan kızgınlıÇını gösterdi. Raymond Chandler'ın romanından alınan, putkırıcı (ikonoklast) bir tarza sahip, Bogart'ın en ünlü karakterlerinden birinin rolünü oluşturan orijinal dedektif Philip Marlowe; gülünç bir şekilde o zamana ait törelerle ve ahlakla ilgisi olmayan; şanssız, uyumsuz biri olarak yeniden canlandırıldı. Altman'ın kara film efsanesini altüst etmesi, güncel eleştirmenleri kızdıracak şekilde saygısızca olurken, aynı sıralarda Woody Allen Tekrar Çal, Sam (Play It Again Sam, 1972) filmi ile, klasik tarza olan baÇlılıÇını sevgi ile sürdürüyordu.
Dönemin en çok alkışlanan yeni-kara filmi, Roman Polanski'nin 1974'te yönettiÇi Çin Mahallesi (Chinatown) filmidir. Robert Towne tarafından yazılan ve 1930'ların Los Angeles eyaletini anlatan alışıldık kara film sahnelerini içeren filmde, masumiyet önemini kaybetmiş ve yerini daha zalim bir içeriÇe bırakmıştır. Polanski ve Town, adeta geriye dönerek kara filmi kara bir zirveye taşırken; Martin Scorsese ve film yazarı Paul Schrader, kara filme Amerika'nın iki yüzüncü yıldönümünde, o günlere damgasını vuran Taksi Şoförü (Taxi Driver, 1976) filmi ile boş konuşan, dik kafalı bir tutum getirdiler. 1978'de Walter Hill, Jean-Pierre Melville tarafından soyut bir ruh halinde hayal edilmiş olabilen Şoför (The Driver) adlı bir kovalamaca filmi yazdı ve yönetti. Sam Peckinpah'nin Firar (The Getaway,1972) adlı filminin senaryosunu yazan, Jim Thompson tarafından yazılan bir romandan uyarlama yapan ve bunun yanında iki tane de sıkı dedektif filmini uyarlayan (Hickey ve Boggs, (Hickey and Boggs 1972) filminin orijinal senaryosu için ve Hammett ve Chandler'a edebi olarak yol gösteren Ross Macdonald'ın romanından uyarlanan BoÇulma Havuzu (The Drowning Pool, 1972) adlı filmi için) Hill; 1970'lerin kara filminde açık bir biçimde ana kişilik olmuştur. 1970'in en güçlü kara filmlerinden bazıları, klasiklerin yeniden uyarlanmış şekliydi; yeni-kara filmler ise varsayılan biçimde yapıldı: Altman'ın; Ray'in Gece Yaşarlar filmi ile aynı kaynak üzerine kurulu olan üzücü filmi; Bizim Gibi Hırsızlar (Thieves Like Us, 1973) ve Mitchum'un rol aldıÇı, daha sonradan Chandler tarafından Cinayet, Tatlım (Murder, My Sweet) şeklinde deÇiştirilen; Elveda Güzelim(Farewell My Lovely, 1975) filmi buna örnek olarak gösterilebilir. Dönem boyunca Amerikan televizyonunda yaygın olan dedektif dizileri, köklü gelenekleri farklı biçimlerde deÇiştirdi; fakat en derin kara film tarzını isteyen izlence, (Long Goodbye) tarzında mizah içeren bir korku geçidi idi: genellikle doÇaüstü olaylar gibi tuhaf araştırmalar yapan bir Chicago gazetesi muhabirinin önemli bir rol oynadıÇı; Uzun ElvedaGece Avcısı (Kolchak: The Night Stalker, 1974–75) filmi buna örnek olarak gösterilebilir.

1980'lerden Günümüze

80'lerle birlikte Scorsese'nin (Schrader'la beraber yazmışlardı) siyah beyaz filmi Öfkeli BoÇa (Raging Bull) çekildi; eleştirmenlerden onaylı bir başyapıttı – 1980'lerin en harika filmi olarak görülüyordu – ve aynı zamanda film bir geri dönüştü: bir boksörün ekseninde çürümeyi anlatıyor, hem tematik olarak hem de görsel ambiyans olarak Beden ve Ruh (Body and Soul, 1947) ve Şampiyon (Champion, 1949) gibi filmleri hatırlatıyordu. 1981'de Lawrence Kasdan tarafından yazılıp yönetilen popüler film Vücut Isısı (Body Heat) klasik kara film unsurlarına başvuruyor ve bu sefer mekan olarak nemli, erotik bir Florida dekoru kullanıyordu. Filmin başarısı büyük Hollywood stüdyolarının riskten kaçındıÇı bir dönemde, yeni-kara filmin ticari olarak geçerli olduÇunu onaylıyordu. Yeni-kara film akımı, Kara Dul (Black Widow, 1987), Paramparça (Shattered, 1991) ve Son Tahlil (Final Analysis, 1992) gibi filmlerde iyice belirgin hale geliyordu. Geride kalan 25 yıl boyunca, yeni kara film üslubunda en sık ve yüksek bütçeli işler çıkaran yönetmen, Hırsız (Thief, 1981), Öfke (Heat, 1995), Soydaş (Collateral, 2004) filmleriyle ve 80'lerde çektiÇi Miami Vice, Suç Öyküsü (Crime Story) gibi dizilerle Michael Mann oldu. Mann'ın çalışmaları, klasik kara film temalarının ve mecazlarının çaÇdaş bir dekor ve güncel bir görsel stille harmanlandıÇı, rock ya da hip hop müziÇin kullanıldıÇı çalışmalar oldular. Çin Mahallesi (Chinatown) filmine benzer bir şekilde, onun daha karmaşık halefi olan Curtis Hanson'un Oskar ödüllü L. A. Sırları (L.A. Confidential, 1997) adlı filmi James Ellroy'un romanından esinlenilmişti. Bu film karşıt bir eÇilimi ifade etmektedir; bir retro kara film özelliÇi taşır, çürümüş polisler ve femme fataller sanki 1953'ten filmin çekildiÇi tarihe alınmış gibidir.
Çok daha düşük bütçelerle çalışan Joel ve Ethan Coen kardeşler klasik kara film esinleri taşıyan önemli çalışmalar yaptılar. Kansız (Blood Simple, 1984), Fargo (1996) gibi filmler yeni kara film üslubunun en önemli çalışmaları arasındadır, Orada Olmayan Adam (The Man Who Wasn't There, 2001) filmi, yukarıda adı anılan Geçmişten filmini aynalıyor gibi duran bir sahne barındırmaktadır. Coen kardeşler Dashiell Hammet'ın Kızıl Hasat ve Cam Anahtar filmlerinden esinlenilen Miller KavşaÇı(Miller's Crossing, 1990) filmiyle kara filmle gangster filminin diÇer türlerini çaprazlama yoluna gittiler. Bir komedi filmi olan (The Getaway, 1994) adlı 4 roman uyarlaması, Büyük Lebowski (The Big Lebowski, 1998), Chandler'a bir adak ve Altman'ın Uzun Elveda'sına (The Long Goodbye) bir saygı gösterisiydi. Ancak çaÇdaş filmler arasında belki de hiçbiri, senarist-yönetmen Quentin Tarantino'nun çektiÇi "B filmi ruhu taşıyan A filmleri" kadar iyi bir biçimde klasik kara filmi yansıtabilmiş deÇildir; onun çektiÇi Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs, 1992) ve Ucuz Roman (Pulp Fiction, 1994) filmleri, Coen kardeşleri hatırlatır bir biçimde umarsızca özgönderimseldir, bıyık altından gülen bir duyarlılıÇa sahiptir. Dönemin dikkate deÇer kara filmleri arasında (bunların kimisi retrodur kimisi ise çaÇdaş) John Dahl'ın Red Rock West (1992) ve Son Ayartma (The Last Seduction, 1993) filmleri, Jim Thompson'dan yapılan Toplu Cinayet (The Kill-Off, 1989), Karanlıktan Sonra, Tatlım (After Dark, My Sweet, 1990), Şaklabanlar (The Gifters, 1990) ve KaçışSıcak Bölge (The Hot Spot, 1990), Miami Blues (1990) ve OlaÇan Şüpheliler (The Usual Suspects, 1995) gibi filmler vardır. Televizyonda Ek İş (Moonlighting, 1985-89) adlı dizi klasik dönemde bulunan espri anlayışına duyduÇu sıra dışı bir saygı gösteriyordu. 1983 ve 89 arasında Mickey Spillane'in özel dedektifi Mike Hammer Stacy Keach tarafından oynandı ve daha sonra 97-98'de bunun başarısız bir tekrarı çekildi. İngiltere'de çekilen ve Dennis Potter tarafından yazılan mini dizi Şarkı Söyleyen Dedektif (The Singing Detective, 1986) Philip Marlow adlı gizemli bir yazarın hikâyesini anlatıyordu; bu dizi en başarılı yeni-kara filmlerden biri olarak görüldü ve bazı eleştirmenler onu tüm zamanların en başarılı televizyon yapımı olarak gösterdi.
2000'lerin en önde gelen kara film yönetmenleri arasında Memento (2000), Uykusuz(Insomnia, 2002) Batman Başlıyor (Batman Begins, 2005) filmlerinin yönetmeni Christopher Nolan vardır. Son dönemdeki bazı örnekler SoÇutucu (The Cooler, 2003) ve Buz Hasatı (The Ice Harvest, 2005) ve Max Paynein bilgisayar oyunu olabilir. 2005 yılında yönetmen Shane Black, ilk öykülerini 1920'lerde basan Bretty Halliday'in bir suç romanından kısmen etkilenerek Öp Öp Vur Vur (Kiss Kiss Bang Bang, 2005) adlı filmi çekti. Filmin yalnızca kara filmin deÇil yeni-kara filmin konvansiyonlarının da farkında oluşu onu belki de yepyeni-kara film yapmaktadır. Sean Penn'in Rehin (The Pledge, 2001) adlı filmi Friedrich Dürrenmatt'ın özgönderimsel romanından uyarlanmış olmakla birlikte, bir dereceye kadar kara film özellikleri göstermekteydi. Yeni-kara filmin belki de en büyük ticari başarısını Robert Rodriguez'in yönettiÇi, siyah beyaz stilize, tuhaf görüntülerin kullanıldıÇı Günah Şehri (Sin City, 2005) adlı film kazandı. Günah Şehri, Spillane'in ve diÇer ucuz roman yazarlarının çalışmalarına çok şey borçlu olan Frank Miller'in çizgi romanından uyarlanmıştı. Benzer bir şekilde Sam Mendes'in yönettiÇi Azap Yolu (Road to Perdition, 2002), David Cronenberg'in yönettiÇi Şiddetin Tarihi (A History of Violence, 2005) filmleri de çizgi romanlardan esinlenilmişti. Özellikle bu ikinci film pek çok eleştirmene göre son on yılın en iyi kara filmiydi. Bazıları televizyon dizisi olarak ortaya çıktı (Veronica Mars, 2004) ve TuÇla ve (Brick, 2005) adlı dizi "teen noir (ergenlik çaÇındaki gençleri konu alan kara filmler) akımı olarak çıktı. Böyle filmlerde gençler tehlikedeki arkadaşlarını kurtarmak için yetişkin rolüne girerler. Veronica Mars adlı dizinin –feminist etkiler de taşımaktadır - aynı adlı başkahramanı babası için özel dedektif olarak çalışan ve boş zamanlarında cinayetleri çözen bir ergendir.

Psiko-Kara Film
Bu akımın kökeni Taksi Şoförü (Taxi Driver), Beyin Fırtınası (Brainstorm), Zirve (White Heat) ve Üçüncü Kattaki Yabancı (Stranger on the Third Floor) hatta Fritz Lang'ın filmi Mye kadar izlenebilir. David Lynch'in çalışmaları olan Mavi Kadife (Blue Velvet, 1986), Benimle Ateşte Yürü (Fire Walk With Me, 1992), Kayıp Otoban (Lost Highway, 1996), Mulholland Çıkmazı (Mulholland Drive, 2001) adlı filmler, İkiz Tepeler (Twin Peaks, 1990-91) serisiyle birlikte kara filmin giderek kendine özgü bireysel bir bakışa yöneldiÇini gösterdi ve ruhsal sorunları olan yahut sosyopat eÇilimler gösteren başkahramanlar, Lynch'in o kadar karakteristik yönleri haline geldi ki, çalışmaları diÇerlerinden ayrı bir sınıfa, psiko-kara film sınıfına dahil edilmeye başlandı. Mavi Kadife filminin ardından David Cronenberg tarafından yönetilen Çıplak Yemek (Naked Lunch, 1991) ve Çarpışma (Crash, 1996) filmleri iki benzer adaptasyondur. Yönetmen David Fincher da bunu Yaratık 3 (Alien 3, 1992), çok başarılı bir yeni kara film olan Yedi (Se7en, 1995) ve artık piyasaya sürüldüÇü zamankinden daha çok ses getiren bir psiko-kara film olan Dövüş Kulübü (Fight Club, 1999) filmleriyle izledi. Nolan'ın Memento'su da, Takipçi (Following, 1998) adlı filmiyle birlikte bir psiko-kara film sayılabilir. 2000'li yıllarda Park Chan-wook adlı Güney Koreli yönetmen psiko-kara film türündeki en ünlü yönetmenlerden biri haline gelmişti.

Kara Bilimkurgu
Klasik dönemden sonra kara filmi etkileyen en önemli trendlerden biri bilim kurgu oldu. Groundstar Komplosu (The Groundstar Conspiracy, 1972) adlı film Welles adlı amansız bir dedektif olan amnezik bir karakteri merkezine alır. Soylent Green (1973) distopik bir yakın gelecek dünyasını resmeden ilk büyük örnektir. Başrolünü Charlton Heston'un oynadıÇı filmde kara filmin izleri açıktır. Filmin yönetmeni Richard Fleischer daha önce pek çok başarılı B türü kara filme imzasını atmıştır, bunlar arasında Zırhlı Araç Soygunu (Armored Car Robbery, 1950) ve Dar Sınır (The Narrow Magrin, 1952) gibi filmler vardır. Klasik kara filmin kinik ve üslupçu perspektifi, 1980'lerin başında bilim kurgu türünün siberpunk alttürüne ilham verdi ve yönetmenliÇini Ridley Scott'un yaptıÇı Blade Runner (1982) adlı film bundan doÇrudan etkilenenlerin başında gelir. Film klasik kara film türüne pek çok açık saygı gösterisinde bulunur (Scott sonradan keskin bir kara suç melodramı olan Biri Beni İzliyor (Someone to Watch Over Me, 1987) adlı filmi çekecekti). Siberpunk'ın ve kara bilim kurgunun sonraki örnekleri arasında Alien 3, Gattaca (1997), Dark City (1998), On Üçüncü Kat (The Thirteenth Floor, 1999) ve Azınlık Raporu (Minority Report, 2002) filmleri gösterilebilir. Kabuktaki Hayalet (1. ve 2. filmler) (Ghost in the Shell, 1995/Ghost in the Shell 2: Innocence, 2004) adlı ikileme de kara bilim kurgu olarak gösterilebilir.

Kara Film Parodileri

Kara filmin, çok farklı tarzlarda, çok fazla sayıda parodileri yapıldı. 1945'te Danny Kaye'in, ilk kasıtlı kara film parodisi olarak bilinen Harika Adam (Wonder Man) filminde yıldızı parladı. Aynı yıl Deanna Durbin; bir kara film güldürüsü olan, (Cornell) Woolrich etiketli melankolik bedbahtlıkla alay eden Trendeki Kadın filminde ön planda şarkı söyleyen bir oyuncuydu. Bob Hope, kaba bir dedektifle karıştırılan bir bebek fotoÇrafçısını canlandırdıÇı Gözde Esmerim (My Favorite Brunette, 1947) filmi ile dedektif kara film parodisini resmen başlattı. Her ikisi de kurnaz ve kendinden emin Robert Mitchum'ın hizmetlerinden yararlanan; Don Siegel tarafından yönetilen Büyük Soygun (The Big Steal, 1949) ve Onun Tarzında Bir Kadın (His Kind of Woman) filmleri, kendi kendisinin parodisini oluşturan klasik kara filmin açık örnekleridir. Vincent Minnelli'nin Grup Vagonu (The Band Wagon, 1953) filminde yer alan Kız Avı (Girl Hunt) balesi; dansta yer alan on dakikalık bir kara film tasfiyesi ve istismarıydı. Carl Reiner'in fars üslubundaki siyah beyaz kara film pastişi Ölü Adamlar Ekose Giymez (Dead Men Dont Wear Plaid, 1982), en bilinen çaÇdaş güldürü parodisidir. Stockholmlü Kadın (The Lady from Sockholm, 2005); tamamen uydurma bir kastla, tarzın klasik öÇelerini mizahla istismar ederek yapılan bir kara film parodisidir.
Kara film parodileri daha koyu tonlara da sahip olabilirler. Irving Lerner tarafından yönetilen ve alay ettiÇi filmler kadar iç karartıcı bir sona sahip olan ultra düşük bütçeli Columbia Pictures yapımı Anlaşmalı Cinayet (Murder by Contract, 1958) adlı film, kara filmde 81 dakika uzunluÇunda bir şaka gibidir; şu anki yeni-kara filmi ilk olarak niteleyen kasıtlı örnek olarak düşünülebilir ve Melville'nin alkışlanan filmi Samuray (Le Samouraï) için bir ilham kaynaÇı olarak görülmektedir. 1970'lerin mükemmel kara filmlerinden biri olan Taksi Şoförü (Taxi Driver); filmi, cinayet filmini absürt bir uca götürerek ve sonrasında, önceden tahmin edilmeyen her olası sonu planlayan bir sonuç (çok sevinçli, trajik, hilekar bir şekilde kararsız) önererek ve hepsini filmde bir kere deneyerek, karanlık cinayet filmini eleştirel bir biçimde yapısökümüne uÇratır. Sıçrama (Splatter) filmi utanmaz bir şekilde hafife alan Coen'lerin Basit Kan (Blood Simple) adlı filmi; hem titiz bir pastiş, hem de klasik kara filmin bir abartısıydı. Charles Willeford'ın bir romanından uyarlanan Kadın Takipçisi (The Woman Chaser, 1999) adlı film; sadece kara film tarzına deÇil, Hollywood film yapım sürecine de göndermede bulunur; filmin her karesi görünüşe göre bir Marlowe nüktesinin görsel dengi olarak tasarlanmıştır – komiktir ancak can yakar -.
Balyoz (Sledge Hammer, 1986-88) gibi TV dizilerinde, Garfield'ın Bebekleri ve Mermileri(Babes and Bullets, 1989) gibi çizgi filmlerde, Calvin ve Hobbesdaki Tracer Bullet gibi karikatür karakterlerinde, yani farklı ortamlarda hem kara filmin, hem de hard boiled geleneÇinin (kara filmin yayıldıÇı kaynaklardan bir tanesidir ve şu anda kara filmin gölgesinde kalmıştır) parodileri yapıldı.

Klasik Kara Filmin Özellikleri

Görsel Üslup

Kara filmler, yalın aydınlık/karanlık kontrastlarını ve dramatik gölge örüntülerini üreterek sade ışıklandırma sistemlerini kullanmaya yöneldiler. Bir aktörün, duvarın veya bütün ortamın üstüne düşen Venedik perdelerinin gölgeleri; kara filmde ikonsal bir görüntüdür ve yeni-kara film döneminden önce de zaten bir klişe olmuştu. Siyah-beyaz sinema fotoÇrafçılıÇı birçoÇu tarafından klasik kara filmin temel özelliklerinden biri olarak görülürken, Onu Cennete Bırak (Leave Her to Heaven, 1945), Niagara (1953), Biraz Kırmızı (Slightly Scarlet) ve Baş Dönmesi (Vertigo, 1958) gibi renkli filmler deÇişen sayıda eleştirmen tarafından kara film olarak kabul edilirler.
Kara film ayrıca Hollanda olarak adlandırılan, dar açı çekimi ve geniş açı objektif kullanımı ile de bilinir. Kara filmde oldukça yaygın olan diÇer dezoryantasyon yöntemleri; bir veya daha fazla aynadan yansıtılan insanların çekimlerini, kavisli veya buzlu camdan veya diÇer bozucu nesneler aracılıÇıyla (Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train) filminin boÇulma sahnesi esnasında uygulandıÇı gibi) yapılan çekimleri ve bazen garip olan doÇa üzerindeki özel efekt sonuçlarını içerir. 1940'ların sonlarında, dekor dışında çekim çoÇu kez gece için gece (night-for-night) serilerini içeren- kara filmde giderek daha çok sık kullanılmaya başlandı.

Yapı ve Anlatım Araçları
Kara filmler, çok sık 'geriye dönüş', 'ileriye gidiş' tekniklerini ve hikâyeyi yarıda keserek hikâyedeki sıralamayı belirsizleştiren diÇer teknikleri içeren, anlaşılması olaÇanüstü bir şekilde güç konulara sahip olmaya meyillidir. Sesin sonradan eklendiÇi anlatım da -çoÇunlukla karakteristik olarak başkahraman tarafından, nadiren ikinci bir karakter veya görünmeyen, her şeyi bilen anlatıcı tarafından- bir yapılanma yöntemi olarak bazen kullanılır. Bugün, hem geriye dönüş (flashbacks) hem de sonradan dış ses kullanılarak yapılan anlatım, hızlı bir şekilde yeni-kara film içtenliÇini yakalamayı düşünen filmlerde sık kullanılmaktadır. DiÇer Hollywood filmlerine göre, kara filmlerin neredeyse her sahnede başkahramanı daha çok ön plana çıkardıkları görülür. Sinemaya ait hikâye anlatımındaki cesur deneyimlere bazen kara filmlerde de başvuruldu: örneÇin Göldeki Kadın (Lady in the Lake) bütünüyle başkahraman Philip Marlowe tarafından çekilir; yıldız (ve yönetmen) Robert Montgomery'nin yüzü sadece aynalarda görülür.

Konular, Karakterler ve Dekorlar

Suç (genellikle cinayet), hemen hemen her kara filmde bir öÇedir; standart sorun olan hırsa ek olarak, kıskançlık da sık sık bir suç motivasyonu olur. Bir suç soruşturması -özel bir dedektif, bir polis dedektifi (bazen yalnız rol alan) veya ilgili bir amatör tarafından- en yaygın fakat egemenlikten uzak temel konudur. DiÇer yaygın konularda, başkahramanlar; soygun, dolandırıcılık veya zinalı olaylar içeren tehlikeli komplolarda filme dâhil edilirler. Sahte şüpheler ve suçların ayıplanması; ihanetler ve aldatmalar olarak çok sık kullanılan konu öÇeleridir. Amnezi, kara filmde; gerçek hayatta olduÇundan daha yaygındır ve sigara içmek neredeyse zorunlu olarak görünebilir.
Kara filmler standarttan daha hatalı ve ahlaken daha şüpheli olan kahramanlar etrafında dönmeye meyillidir, bu tür kahramanlar genelde bir çeşit enayidirler. Kara filmin tipik kahramanları çoÇu eleştirmen tarafından sosyal yabancılaşma ifadesiyle tanımlanır; Silver ve Ward'un deyimiyle, "varoluş acısıyla doludurlar". Belli örnek karakterler çoÇu kara filmde rol alırlar-sıkı dedektifler, femme fataleler, rüşvet yiyen polisler, kıskanç kocalar, cesur hasar tespitçileri ve bezgin yazarlar. Yeni kara filmin kasti doÇasına ait çoÇu film incelenecek olursa, dedektif ve femme fatale'in kara filmin kendini birlikte en çok tanıttıÇı karakter türleri olarak görülür, fakat klasik kara film olarak kabul edilen filmlerin bir azınlıÇı her ikisini de niteler. Bir delil olarak, yukarda listelenen, klasik dönemin göze çarpan 35 Amerikan kara filminden sadece dördü yıldıza bir dedektiflik rolü verdi -Malta Şahini (The Maltese Falcon), Büyük Uyku (The Big Sleep), Geçmişten (Out of the Past) ve Ölüm Gibi Öp (Kiss Me Deadly). DiÇerlerinden sadece 5 tanesi kolaylıkla dedektif hikâyeleri olarak nitelendirilebilirler-Laura, KatillerYabancı (The Stranger), Yüksek Isı (The Big Heat) ve Habisin Dokunuşu (The Killers), (Touch of Evil).
Kara film çoÇu kez şehirsel bir dekorla bütünleştirilir ve birkaç şehir -özellikle Los Angeles, San Francisco, New York ve Chicago-çoÇu klasik filmin çekim yeridir. Birçok eleştirmenin gözünde, kara filmde şehir; bir labirent olarak gösterilir. Barlar, salonlar, gece kulüpleri ve oyun odaları sık sık aksiyonun geçtiÇi sahneler olur. Önemli sayıda kara filmin zirveleri gözle görülür biçimde karışık ve sık sık rafineriler, fabrikalar, trenlerin geçtiÇi alanlar, elektrik santralleri gibi endüstriyel mekânlarda geçer -en iyi ve tartışmalara yol açan sonuç Beyaz Öfke (White Heat) filmindedir.

Dünya Görüşü, Ahlak ve Ton

Kara film aslında sık sık karamsar olarak tanımlanır. En tipik olarak kabul edilen kara film hikâyeleri, istenmeyen durumlarda tuzaÇa düşen (genelde buna sebep olmayan ancak olayların daha da sarpa sarmasından sorumlu olan), rasgele çabalayan, kaderi umursamayan ve sık sık mahkûm olan insanları anlatır. Filmler içsel olarak bozulmuş bir dünyayı anlatıyor olarak görülür. Klasik kara film, çoÇu eleştirmen tarafından dönemin Amerikan sosyal görünümü ile baÇdaştırılmıştır-özellikle 2. Dünya Savaşı'nı izlediÇi söylenen yüksek düzeyde bir kaygı ve yabancılaşma duygusuyla birlikte. Nicholas Christopher'in fikri bunu temsil eder niteliktedir: "sanki bir savaş ve sonucunda oluşan sosyal patlama, milli ruhla susturulmuş, serbest bırakılmış iblisler". Özellikle 1950'lerde ve Read Scare'in zirvede olduÇu dönemde çekilmiş olan kara filmlerin kültürel bir paranoyayı yansıttıÇı söylenir.
Kara filmler; sade "siyah-beyaz" kararlarına odaklanmak yerine, nadiren birden fazla anlama gelebilen, göreli, ahlaksal ikilemleri sorgulamaya yönelirler. Kesin ahlaksal kurallar üzerine kurulu amaçları izleyen karakterler; "sonuçlar anlamları doÇrular" fikrine izin vermek için gönüllü olmanın ötesindedirler. ÖrneÇin; Yabancı (The Stranger) filminde, dedektif; bir Nazi savaş suçlusunun izini sürmekle o kadar kafayı bozmuştur ki; hedefini ele geçirmek için diÇer insanları ölümcül tehlikelere maruz bırakır.
Kara filmin rengi kötümser olarak kabul edilir; bazı eleştirmenler onu daha karanlık olarak görürler-Robert Ottoson'a göre, ezici bir çoÇunlukta siyahtır. İtibarlı eleştirmen (ve film yapımcısı) Paul Schrader, 1972'de yazdıÇı orijinal bir raporda, kara filmin bir tonla tanımlandıÇını yazmıştır, bu tonu umutsuz olarak algıladıÇı görülür. DiÇer bir yandan, Büyük Uyku (The Big Sleep) ve Şangaylı Kadın (The Lady from Shanghai) gibi eksiksiz kara filmler sıkı hazır cevaplarıyla ün yapmıştır, sık sık cinsel imalarla ve öz-dönüşlü mizahla fikir aşılamışlardır.
__________________



Rosita isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla