![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Klavye Link | Arama | Bugünki Mesajlar | Okundu Kabul Et |
| Etiketler: gelenekler, geleneksel |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| รuรkun ;) Kazandığı Turnuvalar: 1 Üyelik tarihi: Dec 2006 Nerden: ?stanbul en Sakin ?lçesi Esenler ;) Yaş: 20
Mesajlar: 1,596
Ruh Hali: Teşekkürler: 39
51 Mesaja 76 Teşekkür edildi
| Geleneksel Kurumlar-Tarikatlar-Dini Gelenekler İçerisinde büyük Türk düşünürü Hacı Bektaş-ı Veli'nin de bulunduÇu Horasan erenleri,Anadolu'da yaşayan Hıristiyan gruplarla,göçle gelmiş Türkmen grupları,eÇitim ve imar faaliyetleriyle aynı kültür potasında yoÇurmuş,Anadolu'nun kültürel bütünlüÇünün oluşmasında ve merkezi otoritenin oluşumunda hayati bir rol oynamamışlardır. Göç yoluyla Anadolu'ya gelen bir kısım derviş daÇ başlarına,kimsenin olmadıÇı yol kavşaklarına yerleşmiş,burada zaviyeler açmış,boş topraklar üzerine kurdukları bu kurumlar zamanla kültür,imar ve din merkezleri haline gelmiştir.Böylece dini cemaatler her tarafa yayılmış;ahlak,edep,davranış,inanış kuralları standartlaşmış, bilgi ve bilim devrin olanakları içerisinde bu merkezlerde üretilmiş ve yayılmıştır. Bu dervişlerin köylere yerleşerek toprak işletmeleri ve eÇitim ile meşgul olmaları yöneticiler tarafından da desteklenmiş,dervişlere birtakım ayrıcalıklar verilmiştir.Sonuç olarak Anadolu'nun en ücra köşelerinde dahi zaviyeler açılmış ve verilen eÇitim sayesinde ortak bir kültürel doku oluşmaya başlamıştı.Bu amaçla Anadolu'ya gelmiş olan Horasan erenlerinden birisi de Hacı Bektaş-ı Velidir. Hacı Bektaş-ı Veli M.S.1248'de İran Horasan'ının Nişabur kentinde doÇmuş ve çocukluÇu,gençliÇi Horasan'da geçmiş,Hoca Ahmet Yesevi OcaÇı'nda; felsefe,sosyal ve fen bilimleri öÇrenmiş ve İran,Irak,Arabistan'ı gezip inceledikten sonra M.S. 1275/80 tarihinde Anadolu'ya gelip eski ismi Sulucakarahöyük olan bugünkü Hacıbektaş'a yerleşmiştir. Bu tarihte Anadolu, bir yandan MoÇol istilası altında ezilirken bir yandan da büyük bir siyasi ve ekonomik buhran ile beraber taht kavgalarına sahne oluyordu.İşte böylesi bir ortamda Sulucakarahöyük'e yerleşen Hacı Bektaş-ı Veli burada felsefesini geliştirir ve öÇrenci yetiştirmeye başlar.Hoşgörü ve insan sevgisine dayalı düşünce sistemi kısa bir sürede,HıristiyanlıÇın büyük bir merkezi durumundaki Kapadokya'da geniş halk yıÇınlarına ulaşmış ve benimsenmiştir. -İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır -Kadınları okutunuz -Eline, beline, diline sahip ol! -Okunacak en büyük kitap insandır -DoÇruluk dost kapısıdır -Mürşitlik, alıcılık deÇil vericiliktir -Alem Adem,Adem de Alem içindedir -İlim, hakikate giden yolları aydınlatan ışıktır -İlimden gidilmeyen sonu karanlıktır, -Yolumuz, ilim, irfan ve insanlık sevgisi üzerine kurulmuştur -OturduÇun yeri pak et,kazandıÇın parayı hak et -Bir olalım, iri olalım, diri olalım -İncinsen de incitme -Nefsine aÇır geleni kimseye tatbik etme -Hiçbir milleti ve insanı ayıplamayınız -Düşünce karanlıÇına ışık tutanlara ne mutlu -Ara bul -İnsanın cemali sözünün güzelliÇidir -Düşmanınızın dahi insan olduÇunu unutmayınız -En büyük keramet çalışmaktır Erkek,dişi sorulmaz,muhabbetin dilinde. Hak'ın yarattıÇı,her şey yerli yerinde Bizim nazarımızda,kadın erkek farkı yok. Noksanlık,eksiklik senin görüşlerinde. Onun felsefi düşüncesinin temelinde İnsanın varoluşu ve insan sevgisi vardır. Bu dünya görüşü, 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi ile aynı anlayışı yansıtmaktadır.Hacı Bektaş-ı Veli'nin düşünceleri kendisinden yaklaşık 600 yıl sonra 1923'te M. Kemal Atatürk tarafından gündeme getirilmiş ve laik, demokratik,insan haklarına saygılı bir cumhuriyet kurulmuştur. Aradan geçen bunca zamana karşın düşünceleri hala geçerliliÇini korumakta ve insanlıÇın yolunu aydınlatmaya devam etmektedir. Hararet nardadır,sacda deÇildir,"Din ayrılıÇı gereksiz.Dinler insanlar arasında anlaşmazlıklara neden oluyorlar.Aslında tüm dinler dünyada barış ve kardeşliÇi saÇlamak içindir" diyen Hacı Bektaş-ı Veli bu görüşlerini Velayetname adlı eserinde ortaya koymaktadır.Hacı Bektaş-ı Velinin bu düşünce sisteminden yola çıkarak kurulan BektaşiliÇin öncelikli hedefi,temelini sevginin oluşturduÇu "Evren-Tanrı-İnsan" birliÇini kavramaktır. İnsan bir sevgi varlıÇıdır.İnsan tanrısal niteliklerle donatılmıştır.Başarının ilk aşaması kişinin kendisini tanıması ve sevmesidir;çünkü insan kendisinde tanrısal bir öz taşır ve kendini seven insan tanrıyı da sever.Bektaşilikteki tanrı sevgisinin en güzel ifadesi aşaÇıdaki şu dörtlükte en güzel şekilde ifade edilmektedir: Şakirdleri taş yonarlarİnsan yaşadıÇı ortamda baÇımsız bir varlıktır.Onun görevi alçak gönüllü davranmak, özünü arındırmak,olgunlaşmak,gösterişten uzak durmak ve tanrı sevgisiyle doldurmaktır.İnsani bedenler amaç için sadece birer araçtır. Bu nedenle insanları kadın-erkek diye ayırmak,ya da sosyal konumlarına ve ya ırklarına bakarak küçük görmek yapılabilecek en büyük yanlıştır.Kadın-erkek tüm insanlar eşittir.Hacı Bektaş-ı Veli'nin görüşleri günümüzde de varlıÇını devam ettirmekte ve her yıl 15-16-17 AÇustos tarihlerinde Nevşehir iline baÇlı Hacıbektaş ilçesinde gerçekleştirilen törenlerle büyük bir coşku içerisinde kutlanmaktadır. Yukarıda sözünü ettiÇimiz Anadolu'nun kültür birliÇine ulaşmasında etkili olan kurumlardan birisi de Ahiliktir.Anadolu'ya Yesevi dervişleri ile birlikte gelen Ahiler, meslek sahibi olmaları nedeniyle kırsal alanlardan çok kentsel alanlara yerleştiler.Ahilik, bir meslek örgütü olmasının yanı sıra, giriş-davranış töreleri ve sırları olan Batıni bir kuruluştur. Anadolu Ahilerinin örgütlü bir güç haline gelmelerini,yine Hacı Bektaş-ı Veli gibi Horasan Erenlerinden olan Ahi Evran Veli saÇlamıştır.Ahi Evran'ın karısı Fatma Bacı Kadın Ana olarak tanınmış ve dünyanın ilk kadın örgütü olan "Bacıyan-ı Rum" teşkilatını kurmuştur.Ahi Evran'ın şeyhliÇi altında 13. Yüzyılda Ankara ve Kırşehir'de toplanan Ahiler kısa sürede Selçuklu şehirlerine yayıldılar.Osmanlı devletinin kuruluşunda Ahiler oldukça önemli bir rol oynamış ve bazı kaynaklara göre Osmanlının kurucusu Osman Gazi'yi,oÇlu Orhan Gazi'yi ve 3. Sultan Birinci Murat'ı saflarına katmışlardı. Ahilikte temel ilke,örgüte üye olanların mutlak eşitliÇidir.Üyelerin hepsi birbirinin kardeşidir.Ancak, aşama bakımından küçükten büyüÇe doÇru sonsuz bir saygı vardır.Üyelik için kişinin, örgüt bünyesinden birisi tarafından önerilmesi gerekir. Küçültücü işlerle uÇraşanlar, çevresinde olumsuz tanınanlar, örgüte kötü söz getirebileceÇi düşünülenler Ahi olamazlar.ÖrneÇin insan öldürenler, hayvan öldürenler(kasaplar),hırsızlar,zina ettiÇi ispatlananlar örgüte katılamazlar.Örgüte giriş Bektaşilikte olduÇu gibi özel bir törenle ile olur. Törende Ahi adayına Şed kuşanılır ve tüm insanlara karşı sevgi dolu, saygılı olması, doÇruluktan ayrılmaması öÇütlenir.Üyelerden kesin baÇlılık ve örgüte karşı sonsuz itaat istenir. Dinsizler örgüte kesin olarak giremezler ancak sofuların da Ahiler arasında işi yoktur.Ahilikte de Bektaşilikte olduÇu gibi bilgi edinme,sabır,ruhun arındırılması,sadakat,dostluk,hoşgörü gibi özelliklerin kazandırıldıÇı aşamalardan geçilir.Bu özelliklere sahip olmanın yanı sıra AhiliÇin önemli olan altı ilkesi şunlardır. 1)Elini açık tut, 2)Sofranı açık tut, 3)Kapını açık tut, 4)Gözünü baÇlı tut, 5)Beline sahip ol, 6)Diline sahip ol, Hak ile sabır dileyip, Bize gelen bizdendir, Akıl ve ahlak ile çalışıp, Bizi geçen bizdendir. Ahilikte belli aşamalardan geçilir.Bu aşamalarda müride mesleki beceriler, tasavvuf ve dinsel bilgiler,okuma-yazma,Türkçe,Arapça,Farsça,müzik, matematik ve askeri bilgiler ile AhiliÇin anayasası niteliÇindeki Fütüvvetname öÇretilir.Ahilikte dokuz dereceli bir sistem bulunmaktadır.Bunlar:
İnsanlıÇa ışık tutan diÇer bir Anadolu Ereni de Mevlana Celaleddin Rumi'dir.Mevlana 1207'de Horasan'da doÇdu,1273'de Konya'da öldü.İlk derslerini bilginler sultanı ismiyle anılan babası Bahaeddin Veled'ten aldı.Tasavvuf düşüncesiyle içiçe büyüyen Mevlana bir Ahi olan Şems Tebrizi ile karşılaşınca kendi düşünceleri de şekillenmeye başlamıştır.Mevlana'nın bu gün dahi tüm dünyada tanınmasını saÇlayan tasavvuf düşüncesini şiirle anlatma yeteneÇidir. Dalı öncesizliktedir aşkın,kökü sonrasızlıktaMevlana'ya göre tanrıya ulaşmak için gerekli olan en önemli şey aşktır. Bir bitki hayvan da sevebilir;ancak,hem bedeniyle,hem bilinciyle,hem düşüncesiyle,hem de belleÇiyle sevebilen tek varlık insandır.Mevlana bir kadına duyulan aşkı yüceltir;çünkü,bir başkasını seven insan kendisini,tüm insanlıÇı,evreni ve tanrıyı sevebilir.Ve aşkların en güzeli bu bilince ulaşıldıÇı zaman başlayan "Hakikat" aşkıdır. Mevlevilerin dönerek yaptıkları sema tüm dünyayla aşkta birleşmek,onun evrensel dönüşüne ayak uydurmaktır.Ellerinin birini gökyüzüne dönük,diÇerinin yeryüzüne bakar olması da,tanrıdan aldıÇı aşkı tüm dünyaya sunmaktır.Ruh tanrıdan fışkıran bir özdür,ölümsüzdür.Ruh ilk çıktıÇı kaynaÇa,tanrıya dönmenin özlemi içerisindedir."Ney"den çıkan ses,ruhun acı dolu,ilk kaynaÇa dönme özleminin sesidir. Mevlana "Ey tanrıyı arayan,AradıÇın sensin..."diyerek evrenin tanrının sonsuz varlık alanı olduÇunu ve insanın da bu bütünün bir parçası olarak kendisinde bir tanrısal öz taşıdıÇını ifade etmiştir. Gel ne olursan ol,gelYukarıdaki dizelerde de görülebileceÇi gibi Mevlana tüm insanlıÇın kardeşliÇine inanmakta ve dinler arasındaki ayrılıÇın tanrısal varlıkla baÇdaşmayacaÇına inanmaktaydı. Mevlana,kadına büyük önem vermekte "Sizler kadının kapanmasını istedikçe,herkeste onu görme isteÇini kamçılamış olursunuz.Bir erkek gibi,bir kadının da yüreÇi iyiyse,sen hangi yasaÇı uygulasan da o iyilik yoluna gidecektir. YüreÇin kötüyse,ne yaparsan yap,onu hiçbir şekilde etkileyemezsin"diyerek erkekle eşit olduÇunu savunmaktaydı.Mevlana'nın öÇrencilerine "Kitap-el Esrar" (Sır Katipleri) denmekteydi ki bu öÇrenciler arasında Müslümanlar,Yahudiler,Hıristiyanlar,Rumlar,İranlıl ar,Araplar,Ermeniler,Türkler bulunmaktaydı. Bu kadar farklı din ve milletten oluşan öÇrencileri tarafından Mevlana'nın şiirleri derlenerek günümüze kadar ulaştırılmıştır.
__________________ Ã?en yedi?im kaba edicek kadar , arkadaslar?m?n eski sevgililerini ayart?cak kadar ?erefsizim... |
| | |
| Sponsored Links |
| | #2 (permalink) |
| Klavye Üye ![]() Üyelik tarihi: Mar 2007 Nerden: izmir Yaş: 27
Mesajlar: 378
Ruh Hali: Teşekkürler: 51
26 Mesaja 32 Teşekkür edildi
| Cevap: Geleneksel Kurumlar-Tarikatlar-Dini Gelenekler mesutt cok uzundu okumadım yinede eline saÇlık gözlerım sısdı yaw ![]()
__________________ [center][img]http://img103.imageshack.us/img103/5186/vurmasevgilimzf0xy7vi8.gif[/img][/center] |
| | |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| SIKH DİNİ (Sihizm) | mRv | Diğer dinLer | 0 | 02-23-2007 22:15 |
| Dini Kıssalar Ve Hikayeler.! | eFKaRLı | DiNKültüR | 3 | 02-20-2007 22:56 |
| Dini Resimler | KřąŁ | DiNKültüR | 0 | 02-01-2007 15:53 |
| Dini Kavramlar ve anlamları | eFKaRLı | DiNKültüR | 0 | 12-19-2006 13:37 |
| Klavye.com da Yenimisiniz? | Yardıma mı ihtiyacınız var ? |