Giriş Yapmadınız Yada Üye Değilsiniz...Üye Olmak İçin Buraya Tıklayın...

Klavye Forum  

Geri git   Klavye Forum > KÜLTÜR & SANAT > Genel Tarih
Kayıt ol Bloglar Yardım Üye Listesi Ajanda Klavye Link Arama Bugünki Mesajlar Okundu Kabul Et

Genel Tarih Oncelikle,Genel Tarih Sonrasinda Tarihteki Antlaşmalar,Belge Arşivleri,Fotoraf Arşivleri,Harita Arsivi,Tarihi Toplantilar gibi Tarih adina her bir konunun paylasim alani..


Etiketler:

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-13-2007, 14:51   #1 (permalink)
...::GüL::...
 
PaMuK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Crazy Coins Champion! Diamond Mine Champion! Eminem Mania Champion! Equilibrium Champion! Festivel Fallout Champion! Maeda Path Champion! Queen Jewels Champion! Sonic Champion! Twins Champion!
Kazandığı Turnuvalar: 1

Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: sölemem,gelirsin
Mesajlar: 1,912
Ruh Hali:
Teşekkürler: 71
144 Mesaja 228 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 41140
Rep Puanı: 411295
Rep Seviyesi: PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (36)
Göktürkler

Göktürkler
Asya Büyük Hun İmparatorluÇu'ndan sonra, her bakımdan temsil ettiÇi Türk kültürü itibariyle ikinci "süper" Türk imparatorluÇu niteliÇinde olan Gök-Türk hakanlıÇı, "Türk" sözünü ilk defa resmî devlet adı olarak benimsemekle, bütün bir millete ad vermek şerefini kazanmış, DoÇu Sibirya'daki Yakut Türkleri ile batıda Ogur (Bulgar) Türklerinin bir kısmı dışındaki Türk asıllı bütün kütleleri kendi idaresinde birleştirmiştir. HakanlıÇın yıkılmasından sonra bir yelpaze gibi açılarak dört tarafa yayılan çeşitli Türk zümreleri gittikleri yerlerde 'Türk" adını ve Gök-Türk idarî, siyasî ve iktisadî geleneklerini yaşatmışlardır. Yine bütün bu Türklerin tarihinde Gök-Türk teşkilatının, edebiyatının, töre ve hayat telakkisinin izleri görülmüştür. Gök-Türklerden sonraki çaÇlarda, R Türkçesi (Ogur lehçesi) müstesna, bütün Türk lehçe ve aÇızları Gök-Türk Türkçesi'nin damgasını taşır. DoÇudan batıya: Orta Asya, Türkistan, Maveraünnehir, Kuzey Hindistan, İran, Anadolu, Irak, Suriye ve Balkan Türkleri, Gök-Türkler yolu ile Türk'tür. Bizim bugün diÇer Türk devlet ve zümrelerinden ayırdetmek üzere Gök-Türk (Kök-Türk) dediÇimiz bu topluluk ve devletin adı "Türk" veya "Türük" idi. Ancak, kitabelerin bir yerinde, kendini Gök-Türk olarak tanıtmıştır ki, "Gök'e mensup, ilahî Türk" manasına gelen bu tabir, V. Thomsen'e göre hakanlıÇın parlak devresine işaret etmekte olmalıdır (herhalde Mu-kan KaÇan zamanı).
Gök-Türk hakanlıÇı çaÇında, daha doÇrusu 6.-9. asırlarda Orta Asya'da tarihî rol oynayan toplulukların, çeşitli adlar altında gruplaşan Tölesler olduÇu anlaşılmaktadır. Türkçe Töles kelimesi, ihtimal "asıl, kök, temel" manalarına gelmektedir. (Bk. L. Bazin, Les Calendriers..., s. 661, 667.)
Tölesler (Tölös, Tolis, Çince'de T'ie - lo, T'ieh - le), Çin kaynaklarında eski Hun boylarından olarak zikredilen ve bütün Orta Asya'ya yayılmış kalabalık Türk kütleleri bütünüdür. Sui-shu'da (Çin Sui hanedanının 581-618 yıllıÇı) 50 kadar kabilesi sayılmakta ve şöyle sıralanmaktadır: 1'i Baykal gölünün kuzeyinde, 5'i Tola ırmaÇı kuzeyinde, 5'i Tanrı daÇları kuzey eteÇinde, 9'u Altaylar'ın güneybatısında, 4'ü K'ang (Semerkant havalisi) krallıÇının kuzeyinde, 10'u Seyhun boyunda, 4'ü Hazar'ın doÇusu ve batısında, 6'sı Fu-lin'in (Bizans) doÇusunda". Ancak Baykal gölünden Karadeniz'e kadar yayılan bu toplulukların hepsini de Türk menşeli saymak doÇru olmasa gerektir. En batıda gösterilen bazılarının (mesela Alanlar) İranlı oldukları biliniyor. Wu-hun'lar (=Ugor) da Urallı bir kavim grubudur. Ayrıca, Ogur boylarının da T'ieh-le'ler olarak zikredildiÇi anlaşılmaktadır. Töles boylarının, taşıdıkları adlar henüz tamamen çözülememiş olmakla beraber, Hunlardan geldikleri ve umumiyetle dil ve örflerinin Gök-Türklerinkinin aynı olduÇu belirtilmiştir. Bazı Çin kayıtlarına göre, Tabgaçlar devrinde (386-534), yüksek tekerlekli araba kullandıklarından dolayı Kao-kü (Chao-ch'e = yüksek tekerlek) diye adlandırılan bir kısım Töles kabileleri, diÇer Türkler gibi kendilerini kurt ata'dan türemiş kabul ederlerdi. Ayrıca, T'ang-shu'da (Çin T'ang sülalesi 618-906 yıllıÇı) da 15 Töles kabilesinin adlan verilmiştir. Gök-Türk hakanlıÇı zamanında Orta ve DoÇu Asya'da gruplaşan Tölesler ile diÇer ilgili bölgelerdeki topluluklar şunlardır:
1. Tarduşlar (Çince'de Sie Yen-t'o, Hsieh Yen-t'o. Hsie/ = Sir/ Yen-t'o = Tarduş?). Töles kabilelerinden bir grup (herhalde Tarduş: Hakan Tar-du'nun unvanı ile anılanlar: Batı Gök-Türkleri= On-oklar) Altaylar'ın batısında oturmakta olup Töleslerin en zengin ve kuvvetlileri olarak gösterilirler.
2. Uygurlar. Töleslerden bir kütle. Tola ırmaÇının kuzey sahasında yer almışlardı.
3. On-Oklar (ihtimal "Tarduş" diye de adlandırılan Töles grubu), Altaylar'dan Seyhun (Sîrüderya) yakınlarına kadar uzanan geniş bölgede görünüyorlar. Çu ırmaÇı - Isıkgöle göre, 5'i doÇuda To-lu (sol kanat), 5'i batıda Nu-çi-pi (saÇ kanat) adı ile 10 kabileden kurulu olup, "Batı Gök-Türkleri" diye de anılmışlardır. Türgişler, To-lulardan idiler. Ayrıca bunlardan bir kısmı Çu-yüe (ÇiÇil?) ve Ç'u-mi (Çumul) adları ile anılan Türk kabileleri ile birlikte 630'u takip eden yıllarda, Gök-Türk hakanlıÇının fetret devresinde, Beş-balık civarındaki kurak bozkırlara çekilmişler ve Şa-t'o (Çince çöl veya Türkçe sadak? Veya ÇiÇil'ler?) adını almışlardır.
4. Karluklar. Altaylar'ın batısında idiler.
5. OÇuzlar (630'dan sonra bu adla ortaya çıkan Töles boyları.) Selenga ırmaÇı - Ötüken bölgesinde oturuyorlardı.
6. DoÇu Avrupa'da Türk toplulukları: Avarlar, Hazarlar, Ogurlar, Peçenekler ve ihtimal Kıpçak-Kumanlar vb.
7. Kırgızlar. Baykal'ın batısında, Yenisey nehrinin kaynakları bölgesinde idiler.
8. Basmıllar (Çince'de Pa-si-mi). İdi-kut'unun (hükümdar) Türk olduÇu belirtilen bu kavmin aslen yabancı olup, Türklerle karıştıÇı ileri sürülmüştür. Daha ziyade İç Asya'da Beş-balık havalisinde görünmektedirler.
9. K'i-tan, Tatabı, Dokuz-Tatar, Otuz-Tatar gibi MoÇol soyundan kabileler doÇu bölgesinde Kerulen ve Onon nehirleri havalisinde bulunuyorlardı.
Ancak, hatırlatmak gerekir ki, bütün bu topluluklar, zaman zaman yer deÇiştirmekte, arada bir çözülen boylardan yeni birlikler meydana gelmekte, hulasa oynak kütleler teşkil etmekte idiler. Yine görülmektedir ki, Tarduş, Uygur, On-ok, OÇuz, Ogur, Hazar vb isimler Türk soyundan gelen kütlelerin türlü teşkilatlanmalar dolayısıyla aldıkları adlardan ibarettir. "Türk" de, bilinen manası ile önceleri belirli bir topluluÇun (Aşına ailesi etrafında toplananların) adı iken sonraları yaygınlaşmıştır.
Gök-Türkler, Çin kaynaklarının açıkça belirttikleri üzere, Asya Hunlarından iniyorlardı. BaşbuÇ ailesi olan Aşına soyunun bir dişi kurttan türediÇine dair o çaÇda pek yaygın olduÇu anlaşılan rivayetler, Gök-Türklerin erken tarihini efsanelerle karıştırmaktadır. Ancak kurttan-türeme geleneÇinin, Asya Hunları arasında da mevcut olması ve kurt ata'nın Türkleri dar, geçilmez yollardan selamete ulaştırdıÇı (Bozkurt Destanı'nın aslı) rivayetinin Hunlarda görülmesi, Gök-Türklerin Hunlara nispetini ortaya koymaktadır. Aşına ailesinin, yalnız bir erkek çocuk hayatta kalmak üzere, katliama uÇramış olduÇu rivayetini, Tsü-kü (aslında Asya Hun devletinde bir unvan) adlı Hun ailesine mensup Meng-sün tarafından kurulan Kuzey Liang Hun Devletinin, 439'da Tabgaçlar tarafından yıkılması hadisesine baÇlamak mümkündür. Sui-shu'ya (Çin yıllıÇı, 581-618) göre, bu Hun devletinde idareyi elinde tutan Tsü-kü (Chü-ch'ü)'ler imha edildiÇi zaman, A-shih-na (Aşına) kolu, 500 ailelik bir kütle halinde, Kan-su bölgesinden göçerek, Juan-juanlara sıÇınmışlardı. Gök-Türklerin nüvesini teşkil ettiÇi belirtilen ve Meng-sün'ün oÇlu An-çu ve sonra torunu Şu'nun öldürülmesi üzerine önce Hsi-hai'da iken sonra Altaylar'a nüfuz eden bu kütle, Chü-ch'üler (Tsü-kü) yolu ile de Asya Hunlarına baÇlanmaktadır ve hatta, bu kısa göç hareketini idare eden Aşına soyunun, Güney Hun tanhuları yolu ile Mo-tun'un mensup olduÇu ünlü T'u-ko (Tu-ku) ailesinden gelmesi kuvvetle muhtemeldir. Kurt ata inancı dolayısıyla Gök-Türk hakanlık belgesi, altından kurt başlı sancak (tuÇ) olmuştur.
__________________

Bela tohumlar? ta??r elma
Kendi çekirde?inde
Bundan önce ve bundan böyle
Ne yapsa,ne etse
?nsan?n en büyük dü?man?
Sessizce
Kendi derisinin içinde...


.:♥: kLavye_GS_TE@M :♥:.
PaMuK isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 11-13-2007, 14:52   #2 (permalink)
...::GüL::...
 
PaMuK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Crazy Coins Champion! Diamond Mine Champion! Eminem Mania Champion! Equilibrium Champion! Festivel Fallout Champion! Maeda Path Champion! Queen Jewels Champion! Sonic Champion! Twins Champion!
Kazandığı Turnuvalar: 1

Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: sölemem,gelirsin
Mesajlar: 1,912
Ruh Hali:
Teşekkürler: 71
144 Mesaja 228 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 41140
Rep Puanı: 411295
Rep Seviyesi: PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (36)
Cevap: I. Göktürk HakanlıÇı

I. Göktürk HakanlıÇı
Göktürklerin 6. yüzyılın ilk yarısında Altay daÇlarının doÇu eteklerinde ve maden istihsal edilen yakın bölgelerde (Yarkent, Kaşgar, Kuça vb.) ananevî sanatları demircilikle uÇraştıkları ve Juan-juan devletine silah imal ettikleri biliniyor. Fakat o zaman dahi daÇınık idiler. Chou-shu'ya (Çin yıllıÇı, 557-581) göre, Gök-Türk devletinin kurucusu olan Cho-shu'ya (Çin yıllıÇı, 557-581) göre Gök-Türk devlerinin kurucusu olan Bumın'ın (Çince'de, Tu-men) atası A-hien, "şad" unvanını taşıyor ("Bilge Şad") ve Bumın'dan hemen önce gelen Tu-wu adlı başbuÇ da Ta Ye-hu ("büyük yabgu") olarak tanınıyordu. Demek ki, Türk kütlesinin Juan-juanlarla baÇlılıÇı daha ziyade "federatif' mahiyette idi. Bumın, daha 534 yılında Kuzey (Batı) Tabgaç (Wei) hükümeti ile siyasî münasebet kurmuş, 542'de akıncılarının başında Huang-ho nehri yakınlarında görünmüş ve 545'de Tabgaç hükümdarının gönderdiÇi elçiyi "imparatorluktan nezdimize heyet geldi, devletimiz bundan gurur duyar" sözleri ile karşılamıştı. Gök-Türk hanlarından İşbara, 585'deki konuşmasında Gök-Türk devletinin "50 yıl önce" kurulduÇunu söylemişti ki, bu da 535 tarihine denk düşmektedir. Ancak Juan-juan devletine karşı bir "Töles" ayaklanmasını bastıran (546) Bumın'ın, Juan-juan hükümdarı ile eşdeÇerde olduÇunu göstermek için onun kızı ile evlenmek arzusunun kabaca reddedilmesi üzerine, Batı Tabgaç prensesi ile evlenerek vurduÇu aÇır darbe sonucu Juan-juan devletini çökerttikten (552 başları) sonra, resmen İl-kagan unvanını alması ve böylece, eski Büyük Hun İmparatorluÇu'nun başkent bölgesi Ötüken merkez olmak üzere hakanlıÇı kurması 552 yılında vaki olmuştur.
Devletinin batı kanadının idaresini, kuruluşta birlikte çalıştıkları küçük kardeşi İstemi'ye (İştemi, Çince'de She-ti-mi) veren Bumın, devleti kurduÇu yıl içinde öldü. "Yabgu" unvanını taşıyan, dolayısıyla DoÇu kanadının yüksek hakimiyetini tanıyan İstemi, Batı'da fetihlerine devam ederken, Ötüken'de iktidara gelen, Bumın'ın oÇlu, K'o-lo (Kara?) ve bunun erken ölümü üzerine hakan olan, Bumın'ın diÇer oÇlu, Mu-kan (BeÇ-Han? 553-572) zamanında devlet, haşmetli çaÇına ulaştı. Heybetli görünüşü, parlak, etkili gözleri, kudreti ve sertliÇi, Çin kaynaklarında belirtilen Mu-kan KaÇan, son bir darbe ile ahalisinin bir kısmının Çin'e (müttefikleri olan Ts'i topraklarına) sıÇındıÇı bilinen, bir kısmının da Baykal'ın kuzeyine doÇru çekildiÇi anlaşılan Juan-juan devletini, tarihe mal ettikten sonra (555), doÇuda K'i-tanların ve kuzeyde Kırgızların ülkelerini Göktürk hakimiyetine baÇladı; Çin'de Batı Tabgaçlarının yerine geçen Chou hanedanı (557-581) ile diÇer Çinli Ts'i (Ch'i) hanedanını (550-557) baskı altına aldı; İstemi'nin harekâtına karşı Çin'den yardım isteyen Ak Hun (Eftalit) Devleti'ne ve Mâverâünnehir halkına Çin askerî desteÇini önledi. 564'de Şan-si'deki Ts'i başkenti Tsin-yang'ı muhasara etti ve kızı prenses Açına'yı Chou imparatoru Wu-ti ile evlendirdi (568). Kaynakların bildirdiÇine göre, geniş ülkelere ve 100 bin kişilik bir orduya sahip olan Gök-Türk hakanını, Çin imparatoru, akrabalık kurma yolu ile teskin etmiş oluyordu.
Mu-kan'ın emrindeki kuvvet, hakanlıÇın DoÇu kanadının ordusu idi. İstemi (552-576) kumandasındaki öteki ordu ise kendi bölgesinde hareket halinde idi. Kısa zamanda, Altaylar'ın batısını Isıkgöl ve Tanrı daÇlarına kadar hakimiyetine alan İstemi, geniş çapta askerî ve siyasî faaliyetleri neticesinde temas kurduÇu Sasanî imparatorluÇu ve Bizans gibi OrtaçaÇ'ın en büyük iki devletini Gök-Türk politikası izinde yürütmek suretiyle, Türk hakanlıÇını bir dünya devleti payesine yükseltti. Ak Hunlar (Eftalitler) üzerinde yaptıÇı ilk baskı tecrübesinden (ihtimal 556 yılı başlarında) sonra, ipek transit ticaretini elinde tutan bu devlete karşı Sasanî imparatorluÇunu tabiî müttefik olarak gören İstemi, Şehinşah Anuşirvan-ı Âdil ile antlaşma yaptı; bu vesile ile Anuşirvan ile evlenen kızı, İran sarayına imparatoriçe oldu. Müttefikler tarafından sıkıştırılan Ak Hun (Eftalit) devleti yıkıldı ve toprakları, Ceyhun (Âmuderya) sınır olmak üzere iki müttefik arasında paylaşıldı (557). Maveraünnehir, Fergana'nın bir kısmı, Batı Türkistan'ın güneyi, Kaşgar, Hoten vb. Göktürklere intikal etti. Bu suretle İç Asya kervan yolu üçüncü kere Türklerin eline geçmiş oluyordu.
Ancak Anûşirvan, bu bölüşmede, zaferdeki cüz'î katkısına nispetle aslan payını almış olmasına raÇmen, pek memnun deÇildi; kervan yolunun Maveraünnehir güzergâhını da ele geçirmek istiyordu. Bu maksatla, kendi ülkesinden Akdeniz limanlarına ve Bizans'a yapılmakta olan ipek nakliyatını durdurdu. Böylece hem ipek ticaretinin ünlü kervancıları olup son taksimde Göktürklere baÇlanan Sogd ahalisinin faaliyetini baltalayarak huzursuzluk çıkarmak, hem de Türkleri ipek transit vergisi gibi yüksek bir gelirden mahrum etmek düşüncesini tatbik mevkiine koydu. İstemi'nin gönderdiÇi elçileri, hile ile öldürttü. Göktürk fütuhatının Talas-Çu sahasından ve Seyhun nehrinin doÇusundaki Khoa-lit ülkesi (Bizans elçisi Zemarkhos'ta: Kolkh, Kholiat) üzerinden Aral-Hazar kuzeyine doÇru ilerlediÇi bu tarihlerde, İran ile uzlaşma ümidini kesen İstemi, Bizans'a döndü ve İstanbul'a Sogdlu ipek taciri ve diplomat Maniakh başkanlıÇında bir heyet gönderdi (567 sonları). Tarihte bu, Orta Asya'dan DoÇu Roma'ya giden ilk resmî heyet idi. İpek meselesi, Göktürkler kadar, Bizans'ı da ilgilendirdiÇi için, hatta daha önceleri Sasanî aracılıÇından kurtulmak üzere nakliyatını Hind denizi yoluna teksif etmek maksadı ile Güney Arabistan'daki Himyerî devleti ile temaslar aramış olan Bizans'ta imparator Justinianos II, Türk elçilerini ilgi ile karşılamış, İstemi'nin gönderdiÇi "İskitçe" (Türkçe) mektubunu okutmuş ve Maniakh'ın aÇzından teşebbüsün ciddîliÇini anlamıştı. Bir ittifak antlaşması yapmak üzere, umumî vali Zemarkhos başkanlıÇında bir heyeti yola çıkardı (569 AÇustos başı). Türk elçileri ile birlikte Karadeniz-Kafkaslar-Hazar Denizi-Aral gölü arasından Talas yolu ile Tanrı-daÇları'ndaki Ak-DaÇ'da (Altın-daÇ) İstemi'nin huzuruna gelen Bizans elçisinin hatıraları, Göktürk hayatını ve kudretini gözler önüne sermesi bakımından pek kıymetli bir vesikadır. İstemi, Bizans ile işbirliÇi yaparak Anûşirvan'ı İpekyolu'nu açmaÇa zorlamak gayesini güden siyasetinde başarıya ulaşmış, 571 yılında Sasanî-Bizans çatışması başlamış; hakimiyetlerini Harezm üzerinden Kafkaslar'ın kuzeyindeki Kuban ırmaÇına kadar yaymaÇa çalışan ve ayrı ayrı Türk idarecilerin emrinde olmak üzere, ülkeyi 8 bölge halinde ellerinde toplayan Göktürkler, o sıralarda Azerbaycan'a da girmişlerdi. Fakat batıya bu Türk ilerleyişi durakladı ve Bizans ile esas ortak hareketle ilgili müdahale, ancak Anûşirvan'ın oÇlu olup, Göktürk prensesinden doÇduÇu için "Türk-zade" diye anılan Ormuzd IV'ün (579-590) son yıllarında (588'lerde) yapılabildi. Gecikmenin sebebi, Gök-Türkleri savaşa iştirak için tazyik eden Bizans'ın gönderdiÇi elçilerden biri olan Valentinos'u 576'da Aral gölü havalisindeki Türk bölgesinde karşılayan Türk-şad'ın sözlerinden anlaşılıyor. Bu Türk prensi, Bizans'ı, Göktürklerin hasımları olan Avarlar'ı himaye etmekle ve "kılıçlanarak deÇil, atların ayakları altında karınca gibi ezilerek öldürülmeyi hak eden" bu kavme barınacak yer vermekle suçluyordu ki, bu doÇru idi. Ayrıca Bizans, Azerbaycan üzerinden ilerleyerek ihtimal Güney Kafkasya'daki Sabar Türkleri ile baÇlantı kurmak isteyen Göktürk kuvvetlerinin hızını kesmek maksadıyla, 576'ya doÇru oradaki Sabar Türk kütlesini daÇıtmıştı.
İstemi'nin siyasetinin diÇer mühim bir neticesi de şu olmuştu: 19 yıl süren (571-590) Sasanî-Bizans mücadelesinden sonra da iki imparatorluÇun arası düzelmemiş, birbirini takip eden karşılıklı istilalarda nihayet imparator Herakleios'un, Sasanî başkenti Meda'în'e (Ktesiphon) kadar uzanan seferleri (622-628), Sasanî imparatorluÇunun son mecalini de kırmıştı ki, Kur'an'da bile işaret olunan bu durum İslamiyet'in kısa zamanda İran'da hakimiyet kurmasını kolaylaştırmıştır.
Göktürk İmparatorluÇundaki, İstemi'nin faaliyeti dahil bütün askerî-siyasî teşebbüslerin, adına yapıldıÇı hakan Mu-kan 572'de öldü. Devleti muazzam bir genişliÇe ulaştıran bu büyük hükümdarın hatırası, Orhun Kitabeleri'nde akisler bulmuştur: "Dört tarafa ordu sevk edip kavimleri hep itaat altına almış, başlılara baş eÇdirmiş, dizlilere diz çöktürmüş; ileride (doÇuda) Kadırgan daÇlarına (Kingan daÇları), geride (batıda) Temir Kapıg'a (=Demirkapı, Belh-Semerkand yolu üzerinde, 12-20 metre genişlik ve 3 kilometre uzunluÇunda) kadar -Türk milletini- hakim kılmış; bu memleketlerde Kök-Türk (kavmi) idi-oksız oturur olmuş; bilge kaÇan imiş, alp kaÇan imiş, buyruk ve beyleri, kavmi (bodun) hep bilge ve cesur imişler...". Ötüken'de tertiplenen büyük cenaze törenine hususî heyetlerle katılan komşu devlet ve kavimler arasında Bizans İmparatorluÇunun da bulunmuş olduÇu anlaşılmaktadır.
Mu-kan'ın yerine kardeşi T'a-po geçti (572-581). Kudretli hakanlıÇın yeni hükümdarı, kendini kutlamak üzere 100 bin top ipek hediye eden Chou imparatoru ile yine tebrik için çeşitli hediyelerle birlikte başkumandanını göndermek suretiyle hususî bir itina gösteren Ts'i (Çh'i) imparatoruna "OÇullarım" diye hitap ediyordu. Bu, bütün Kuzey Çin'in Türk himayesine alındıÇını göstermekte idi. Ülkesinin genişliÇinden dolayı hakanlıÇın doÇrudan doÇruya kendi idaresindeki kanadını ikiye ayırarak, DoÇu'suna, kardeşi K'o-lo'nun oÇlu Şe-tu'yu (İşbara), Batı'sına da küçük kardeşi Jo-tan'ı "kaÇan" (küçük kaÇan) unvanları ile tayin eden T'a-po, bir Ts'i prensesi ile evlenmek düşüncesine kapıldı ve ayrıca, Türk topluluÇu için zararlı cihetleri, önceki devirlerde, ileri görüşlü Türk idarecileri tarafından ortaya konulmuş olan Buda dinini, Budist misyonerlerin telkinlerine kanarak, memlekette himayeye kalktı; bir Budist tapınaÇı ve bir Buda heykeli yaptırdı". Gök-Türk haşmeti, zevale yüz tutmuş gibi idi. T'a-po dış siyasette de yanlış adımlar attı. Ts'iler, 577'de Chou hanedanı tarafından yıkıldıÇı zaman, oradan kaçarak kendisine sıÇınan bir Ts'i prensini "Çin kaÇanı" ilan etti. Cho-ularla arasının açılmasına sebep olan bu durum karşısında, kalabalık bir ordu ile Pekin bölgesine ilerleyen T'a-po, kendisine yeni bir Çinli prenses vaad edilerek durduruldu (579). Ancak prensesin verilebilmesi için Chou hükümdarı, "Çin kaÇanı" Ts'i prensinin kendisine teslimini istiyordu. Bir av esnasında bu prensin Choular tarafından kaçırılmasına göz yumulması, millet nazarında hakanın itibarını büsbütün sarstı. Göktürk birliÇi ve kültüründe mühim çatlakların belirdiÇi bu yıllarda, diÇer bir hadise de İstemi'nin ölümü oldu (576).
Resmî unvanı "yabgu" olması gereken fakat ihtimal, Türk "il"inde bir budunun (sonraki "On-ok" budunu; buradaki "on büyük başbuÇ" ona baÇlanmıştı) başında olduÇu için kitabelerde ve bir Bizans kaynaÇında "kaÇan" diye zikredilen bu büyük şahsiyetin ölümünü, yukarıda adı geçen Türk-şad'ın sözlerinden öÇreniyoruz. Onu sinirlendiren hususlardan biri de, ölen "ata"sının yas günlerinde Türklerin, Bizans elçileri tarafından rahatsız edilmeleri idi. Yol hatırası, Göktürk hakanlıÇının batı bölgelerindeki kavimler bakımından mühim olan elçi Valentinos'a hitaben yapılan ve Bizans'ı suçlayan bu konuşma, ayrıca Türk fütuhatının hem şeklini, hem felsefesini açıklamak itibariyle de deÇer taşımaktadır: "Ben, esirlerimiz olan Uar-Huni'lerin hangi yoldan Bizans'a gittiklerini biliyorum. Dinyeper'in, Meriç'in nerede olduÇunu, Tuna'nın nereye aktıÇını da biliyorum. Gün doÇusundan gün batısına kadar, ülkeler bize diz çökmüştür. Bize karşı gelmek cesaretini gösteren Alanları, On-Ogurları görüyorsunuz. Roma'ya da geleceÇiz." Göktürk sınırlarının Kafkasya'nın kuzeyine ulaştıÇını ortaya koyan bu sözlerle Bizans da açıkça tehdit edilmekte idi. Ancak Türk-şad latife yapmadıÇını gösterdi. Kırım'da Bizans'a ait ünlü Kerç (Bosporos) kalesi, Türk kuvvetleri tarafından zapt edildiÇi zaman, DoÇu Roma elçileri henüz Gök-Türk topraklarında idiler (576). Bu, Göktürk hakanlıÇının, Mançurya sınırlarından Karadeniz'e kadar uzanarak, genişliÇinin son noktasına ulaştıÇı tarihtir.
İstemi'den sonra yerine geçen oÇlu Tardu (576-603), cesareti ve savaşçılıÇı ile babasına benzemekte idi ise de, siyasî ihtirası yüzünden, T'a-po zamanında açılmış olan ayrılık çizgisini büsbütün derinleştirdi. Çinliler, onun bu zaafından faydalandılar: Önce, hakanlık doÇu kanadının kendine verilmemiş olmasından küskün olan Ta-lo-pien'in (Mu-kan'ın oÇlu) Tardu'nun yanına gitmesini telkin ettiler. Halbuki Mu-kan bile bu oÇlunu tahta aday göstermemiş idi, çünkü annesi asîl (yani Türk soyundan) deÇildi. Hakan T'a-po da 581'de ölürken, kendi oÇlu yerine onun hakan olmasını istediÇi halde, Devlet Meclisi (Toy) bunu kabul etmemiş ve sonunda K'o-lo'nun oÇlu İşbara (Çince'de, Şa-po-lüe) hakanlıÇa getirilmiştir.
Çin, Göktürkler arasındaki bu anlaşmazlıÇı körüklemeÇe devam ediyordu. Ta-lo-pien, Batı Yabgusu Tardu'nun yanında, DoÇu'daki yeni hakan ile mücadeleye giriştiÇi sırada, İşbara da o tarihte, Chou'lar'ın yerine iktidara gelen Sui hanedanı'ndan (581-618) kendi ailesinin intikamını almak isteyen karısı, Chou prensesi Ts'ien-kin'in telkinlerine kapılarak, Çin'e kuvvet sevk ediyor; Sui imparatoru Wen-ti (Yang Chien, 581-604) de eskiden beri Çin şehirlerinde ticaretle uÇraşan ve dostluk ilişkileri çerçevesinde imtiyazlara sahip 10 bin kadar Türk'ü, Çin'den uzaklaştırıyordu. Buna karşı Işbara'nın, ordusu ile Çin'e girmesi, Çin entrikasının kesifleşmesine yol açtı. Wen-ti, yabgu Tardu'ya altın kurt başlı bir sancak göndererek, onu Göktürk hakanı olarak tanıdıÇını bildirdi. İhtirası alevlenen Tardu, Çin'e karşı ortak hareket teklif eden İşbara'nın isteÇini önce reddetti ve İşbara, Göktürkleri gayet iyi tanıdıÇı anlaşılan diplomat-general Ç'ang-sun Şeng ile mücadele etmek ve bu Çinlinin Türk kumandanları arasına soktuÇu nifak ile uÇraşmak mecburiyetinde kalırken, Tardu, hakanlıÇın DoÇu kanadının yüksek hakimiyetini tanımadıÇını ilan etti (582). Böylece, 350 yıldan beri ilk defa Çin'de siyasî birliÇi kurarak sonraki kudretli T'ang sülalesine siyasî yönden basamak vazifesini görmüş olan Sui sülalesi iktidarının başladıÇı yıllarda, Göktürk hakanlıÇı, resmen ikiye bölünmüş oldu.
__________________

Bela tohumlar? ta??r elma
Kendi çekirde?inde
Bundan önce ve bundan böyle
Ne yapsa,ne etse
?nsan?n en büyük dü?man?
Sessizce
Kendi derisinin içinde...


.:♥: kLavye_GS_TE@M :♥:.
PaMuK isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-13-2007, 14:53   #3 (permalink)
...::GüL::...
 
PaMuK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Crazy Coins Champion! Diamond Mine Champion! Eminem Mania Champion! Equilibrium Champion! Festivel Fallout Champion! Maeda Path Champion! Queen Jewels Champion! Sonic Champion! Twins Champion!
Kazandığı Turnuvalar: 1

Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: sölemem,gelirsin
Mesajlar: 1,912
Ruh Hali:
Teşekkürler: 71
144 Mesaja 228 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 41140
Rep Puanı: 411295
Rep Seviyesi: PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (36)
Cevap: DoÇu Göktürk HakanlıÇı

DoÇu Göktürk HakanlıÇı
DoÇu'da zor şartlar altında, hakan İşbara, dengeyi büsbütün kaybetti. Ordu mensupları arasında, kendisi ile mücadeleye devam eden Ta-lo-pien'e baÇlı olduklarını zannettiÇi yüksek rütbeli kumandanları vazifeden uzaklaştırmaÇa, hatta cezalandırmaÇa başladı. Neticede bu askerlerle, prenslerden bazıları Çin'den yardım istemek zorunda kaldılar. Etrafında korku ve nefret uyandıran İşbara da, kendi gücünden çok şey kaybettiÇini ve Tardu - Ta-lo-pien ikilisinin tehdidi altına girdiÇini esefle gördüÇü için bizzat, Sui hükümdarına müracaat ile askerî destek ve barış dileÇinde bulundu. Teklifi sevinçle kabul eden Wen-ti'nin derhal yolladıÇı heyetin başında diplomat Yü K'ing-tsî ile birlikte yine Ç'ang-sun Şeng bulunuyordu. Başkentte Hatun'un ve diÇer Türk ileri gelenlerinin önünde bu iki Çinli, İşbara'ya hakaret edecek kadar ileri gittiler ve "Çin imparatorunun oÇlu" olduÇunu kabul eden hakanı, "Ç'en" (bende, kul) ilan ettikten sonra memleketlerine döndüler. DoÇu hakanlıÇı, Çin himayesine girmişti. Durumu kendi çıkarına kıyasıya sömürmeyi tasarladıÇı anlaşılan Çin, Türkleri büsbütün yozlaştırmak maksadı ile, halkını Çince konuşturmaÇa, Çinliler gibi giyinmeÇe, Çin adetlerini kabule teşvik ve mecbur etmesi için İşbara üzerinde zorlu baskısını artırdı. Hakan, imparatora gönderdiÇi 585 tarihli mektupta bu talepleri şöyle cevaplandırmakta idi: "Size baÇlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceÇim. Fakat dilimizi deÇiştiremem, dalgalanan saçlarımızı sizinkine benzetemem, halkıma Çinli elbisesi giydiremem, Çin adetlerini alamam. İmkân yoktur, çünkü bu bakımlardan milletim fevkalade hassastır, adeta çarpan tek bir kalp gibidir." Ve ilave ediyordu: "Sui imparatoru dünyanın gerçek hakimidir. Gökte iki güneş olmadıÇı gibi, yerde de iki hükümdar olmamalıdır" vb. Gök-Türk hakanlıÇının parçalandıÇı, tâbi kütlelerin ayaklandıÇı, Türklerin Çin'e ilticaya başladıkları, Türk hükümdar ailesi mensuplarının birbirine düştüÇü bu karışıklıkta, İşbara öldü (587). Yerine geçen kardeşi Ç'u-lo-hou (=Ye-hu Kagan) ve arkasından Toy (Devlet Meclisi) tarafından hakan ilan edilen Tulan (588-600) zamanlarında durum düzelmedi. Meşhur Ç'ang-sun Şeng, Gök-Türk hakanlıÇını iyice çökertme yollarını gösteren raporlar hazırlayarak imparatoruna takdim ediyor, elçi olarak geldiÇi Ötüken'de türlü entrikalarla Türk hanedan üyelerini karşı karşıya getiriyordu. En büyük yardımcısı da, önce T'a-po'nun, sonra İşbara'nın ve nihayet, Tulan'ın öldürülmesinden sonra, Çin'in muvafakati ile tahta çıkarılan, Ye-hu'nun oÇlu, K'i-min (= T'u-li, 600-609) hakanın karısı olan, Çinli prenses Ts'ien-kin idi. K'i-min, bu defa, DoÇu hakanlıÇını kendi idaresine almaÇa çalışan Tardu'ya karşı kullanılmakta idi. Bu K'i-min de imparator Yang-ti'ye, 607'de, gönderdiÇi bir mektupta "Haşmetpenah'ın aciz bir bendesi" olduÇunu, hatta vaktiyle İşbara'nın bile reddettiÇi "Türk kavmini Çinliler gibi yapmaÇa -giyim, adet ve dilde Çinlileştirme- hazır bulunduÇunu" yazabiliyordu. Ancak, ölümünden sonra yerine geçen oÇlu Şi-pi (Shih-pi, 609-619), Gök-Türk haysiyetini biraz kurtarabildi. Bir Çinli prenses ile evlenmekle beraber bunu, Çin'in, Gök-Türk iç işlerine karışmasını önleyen bir paravana olarak kullandı. 5-6 yıl içinde, DoÇu HakanlıÇı topraklarındaki daÇınıklıÇı giderdi; batıda Tibet'e ve doÇuda Amur nehrine kadar tekrar itaat altına aldı (615). Durumdan telaşa düşen Sui imparatoru, Türk hanedan üyeleri arasında anlaşmazlık çıkarmaÇa dayanan deÇişmez Çin planını, yeniden uygulamaya koydu: Bu defa yol göstericisi, hususî entrika raporları hazırlayan ve Batı Asya için yazdıÇı eserler, başlıca kaynaklardan sayılan Çin devlet ve "sömürge" adamı P'ei-chü idi. Hakanın küçük kardeşi Ç'i-ki şad'a "hakanlık" teklif edildi. Fakat milletin perişanlıÇını ve Çin tahakkümünün rezaletlerini gören bu genç, hem teklifi, hem kendisine vaad edilen Çinli prensesi reddetti. Çinliler başka bir yol denediler: Gök-Türk nazırlarından (bakan) birini pusuya düşürerek öldürdükten sonra, Hakan'a, onun muhalefet maksadı ile kendilerine müracaat ettiÇini, fakat "aradaki dostluktan" dolayı onun ortadan kaldırılmasını uygun bulduklarını bildirdiler. Gaye, Hakan Şi-pi ile Gök-Türk büyüklerinin arasını açmaktı. Hakan bu oyuna da gelmedi. Gök-Türk nazırının öldürülmesi hadisesinin, Çin-Türk anlaşmasını bozduÇunu ileri sürerek yıllık haracı kesti, savaşa hazırlandı. Planı, Çin'in kuzey eyaletlerinde geziye çıkmış olan imparator Yang-ti'yi baskınla yakalamaktı. Fakat teşebbüs, hakanın Ötüken'de bulunan zevcesi Çinli prenses İ-ç'eng tarafından gizlice Çin'e bildirildiÇi için süratle geri dönmeÇe çalışan imparator, takipçi Gök-Türk süvarileri tarafından Şan-si'de Yen-men (bu-gün Tai-hien) mevkiinde kuşatıldı. Üzüntüsünden aÇladıÇı rivayet edilen imparatorun imdadına, yine aynı prenses yetişti: Gök-Türk ülkesinde büyük bir isyan çıktıÇı söylentisini yayarak, Türk ordusunun geri çekilmesini saÇladı (615).
Yang-ti'nin son, itibar düşürücü durumu, Çin'de karışıklıklara yol açtı ve ona karşı muhalefet gittikçe arttı. Bu defa da Çin ileri gelenlerinin Gök-Türklere sıÇınmalarına şahit olunuyor ve Şi-pi hakan Çinlilerin siyasetini kendilerine karşı tekrarlıyordu. Çin sarayını yaÇmalayarak, aldıÇı kıymetli eşyayı Gök-Türk hakanına sunan mülteci Liang Shi-tu'yu, Şi-pi "Çin kaÇanı" ilan ederek (617), kendisine bir kurt başlı sancak verdi. Liu Wu-Chou adlı diÇer bir kumandanı da "Batı Çin kaÇanı" yaparak, Sui'lere karşı sefere çıkardı. Şi-pi'nin siyasî faaliyetleri arasında, tarihî bakımdan en ehemmiyetlisi Çin umumî valilerinden Li Yüan'ı himayesine alıp desteklemesidir ki, anlaşma gereÇince, Türk ordularının yardımı ile Sui'leri iktidardan uzaklaştırarak başkent Ç'ang-an'daki imparatorluk servetini hakana takdim eden, ayrıca 30 bin top ipek ve yıllık vergi vermeyi kabul etmiş olan Li Yüan, Çin'de 300 yıl kadar hüküm süren ünlü T'ang sülalesini (618-906) kurmuş ve kendisi imparator olarak Kao-tsu (618-626) unvanını almıştır.
Şi-pi'den sonra hakan Ç'u-lo (619-621) kardeşinin sert siyasetini takip ediyor ve HakanlıÇa karşı tutumu kısa zamanda deÇişen T'ang imparatoruna karşı Sui sülalesini canlandırmaÇa kararlı bulunuyordu. Fakat karısı Çinli prenses İ-ç'eng tarafından zehirlenerek öldürüldü. Hakan olan kardeşi Kie-li (621-630), kifayetli bir adam deÇildi. Hain prenses İ-ç'eng ile evlenmiş, aÇır dille yazdıÇı mektuplarla imparatoru tahrik etmişti. Karısının tesiri altında idi. Plansız, taktiksiz, sadece cesarete dayanan askerî teşebbüslerinde bir-iki defa maÇlup oldu. Tutumu, millette emniyetsizlik uyandırdı. Tarduşlar, Bayırkular, Uygurlar ayaklandılar (627). Tarduş başbuÇu İ-nan'ın darbeleri yıkıcı olmuştu. Vaktiyle Türk himayesine sıÇınmış olan birçok Çinli, Tang imparatorundan af dileyerek memleketine dönüyor, K'i-tanlar ve başka kavimler, Çin ile temaslar arıyor ve sınır bölgelerinde Çin'e baÇlanıyorlardı. İmparator T'ai-tsung (627-649, Li Yüan'ın oÇlu) Türklere vuracaÇı darbe için vaziyetin olgunlaşmasını bekliyordu. Hakan, kuşattıÇı bir şehir önünde maÇlup olarak çekilirken yakalandı, muhafaza altında Çin başkentine gönderildi (630).
Tai-tsung'un kendini "Türklerin Gök KaÇanı" ilan ettiÇi 630 senesi, DoÇu Gök-Türk istiklâlinin sonu kabul edilmiştir. HakanlıÇa baÇlı kabileler ve yabancı topluluklar daÇılıyor, Gök-Türk prensleri, etraflarına kuvvet toplayabilecek kimseler olmadıklarından, herkes başının çaresine bakıyor, bazı gruplar Çin'e sıÇınıyorlardı. Gerçi başta Aşına ailesinden "kaÇan"lar vardı, fakat bunlar artık Çin sarayının emrinde, oraya sadakat ziyaretleri yapan, hediyeler sunan, imparatorlardan türlü unvanlar alan birer kukla idiler. Gök-Türklerin acıklı durumunu; Çin sarayında imparator huzurunda Türklere karşı ne yapılabileceÇi hususunda, cereyan eden münakaşalardan anlamak mümkündür. Neticede Kuzeybatı Çin'de (Ordos) Sed boyunda "6 Eyalet" bölgesine Türklerin yerleştirilmesi kararlaştırıldı. Bu suretle, belki Türklerin ÇinlileşeceÇi umuluyordu. Fakat 680'e kadar geçen 50 yıl devamınca Türk milleti kendini unutmadı, dilini, örf ve âdetlerini korudu, tarihinin şanlı hatıralarını ruhunda yaşattı. Bu arada ufak çapta baş kaldırmalar oluyordu: Mesela Aşına ailesinden bir prensin, Altaylarda Türk hakanlıÇını ihyaya çalışması (646-649), yine Gök-Türk hükümdarları soyundan Tu-çi'nin On-ok'ların başında "kaÇan" ilan edilerek (676-678) Çin'e karşı Tibetlilerle ittifak etmesi. Çinliler tarafından şiddetle bastırılan bu hareketler arasında en çok hayret uyandıranı, 639 yılında Kür-şad'ın ihtilal teşebbüsüdür. T'ang imparatorunun saray muhafız kıtasında vazife gören Gök-Türk prensi (588'de savaş meydanında ölen Hakan Ye-hu'nun küçük oÇlu) Kür-şad (Çince'de: Kie-şe), Türk devletini ihya etmek için, 39 arkadaşı ile bir gizli cemiyet kurmuş ve önce, bazı geceler tek başına şehirde dolaşan imparator Tai-tsung'u yakalamaÇa karar vermişti. Fakat planın uygulanacaÇı gece ansızın patlayan fırtına yüzünden, imparator saraydan çıkmadı. Kararın geciktirilmesini sakıncalı gören Kür-şad ve arkadaşları, bu defa doÇruca saraya yürüdüler. 40 Türk, sarayı ele geçirip başkente hakim olmayı düşünüyorlardı. Yüzlerce muhafız telef edildi ise de dışarıdan sevk edilen ordu ile başa çıkılamadı. Şehir yakınındaki Wei ırmaÇına doÇru çekilen Kür-şad ve arkadaşları, yakalanarak öldürüldüler.
__________________

Bela tohumlar? ta??r elma
Kendi çekirde?inde
Bundan önce ve bundan böyle
Ne yapsa,ne etse
?nsan?n en büyük dü?man?
Sessizce
Kendi derisinin içinde...


.:♥: kLavye_GS_TE@M :♥:.
PaMuK isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-13-2007, 14:54   #4 (permalink)
...::GüL::...
 
PaMuK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Crazy Coins Champion! Diamond Mine Champion! Eminem Mania Champion! Equilibrium Champion! Festivel Fallout Champion! Maeda Path Champion! Queen Jewels Champion! Sonic Champion! Twins Champion!
Kazandığı Turnuvalar: 1

Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: sölemem,gelirsin
Mesajlar: 1,912
Ruh Hali:
Teşekkürler: 71
144 Mesaja 228 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 41140
Rep Puanı: 411295
Rep Seviyesi: PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (36)
Cevap: DoÇu Göktürk HakanlıÇı

DoÇu Göktürk HakanlıÇı
DoÇu'da zor şartlar altında, hakan İşbara, dengeyi büsbütün kaybetti. Ordu mensupları arasında, kendisi ile mücadeleye devam eden Ta-lo-pien'e baÇlı olduklarını zannettiÇi yüksek rütbeli kumandanları vazifeden uzaklaştırmaÇa, hatta cezalandırmaÇa başladı. Neticede bu askerlerle, prenslerden bazıları Çin'den yardım istemek zorunda kaldılar. Etrafında korku ve nefret uyandıran İşbara da, kendi gücünden çok şey kaybettiÇini ve Tardu - Ta-lo-pien ikilisinin tehdidi altına girdiÇini esefle gördüÇü için bizzat, Sui hükümdarına müracaat ile askerî destek ve barış dileÇinde bulundu. Teklifi sevinçle kabul eden Wen-ti'nin derhal yolladıÇı heyetin başında diplomat Yü K'ing-tsî ile birlikte yine Ç'ang-sun Şeng bulunuyordu. Başkentte Hatun'un ve diÇer Türk ileri gelenlerinin önünde bu iki Çinli, İşbara'ya hakaret edecek kadar ileri gittiler ve "Çin imparatorunun oÇlu" olduÇunu kabul eden hakanı, "Ç'en" (bende, kul) ilan ettikten sonra memleketlerine döndüler. DoÇu hakanlıÇı, Çin himayesine girmişti. Durumu kendi çıkarına kıyasıya sömürmeyi tasarladıÇı anlaşılan Çin, Türkleri büsbütün yozlaştırmak maksadı ile, halkını Çince konuşturmaÇa, Çinliler gibi giyinmeÇe, Çin adetlerini kabule teşvik ve mecbur etmesi için İşbara üzerinde zorlu baskısını artırdı. Hakan, imparatora gönderdiÇi 585 tarihli mektupta bu talepleri şöyle cevaplandırmakta idi: "Size baÇlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceÇim. Fakat dilimizi deÇiştiremem, dalgalanan saçlarımızı sizinkine benzetemem, halkıma Çinli elbisesi giydiremem, Çin adetlerini alamam. İmkân yoktur, çünkü bu bakımlardan milletim fevkalade hassastır, adeta çarpan tek bir kalp gibidir." Ve ilave ediyordu: "Sui imparatoru dünyanın gerçek hakimidir. Gökte iki güneş olmadıÇı gibi, yerde de iki hükümdar olmamalıdır" vb. Gök-Türk hakanlıÇının parçalandıÇı, tâbi kütlelerin ayaklandıÇı, Türklerin Çin'e ilticaya başladıkları, Türk hükümdar ailesi mensuplarının birbirine düştüÇü bu karışıklıkta, İşbara öldü (587). Yerine geçen kardeşi Ç'u-lo-hou (=Ye-hu Kagan) ve arkasından Toy (Devlet Meclisi) tarafından hakan ilan edilen Tulan (588-600) zamanlarında durum düzelmedi. Meşhur Ç'ang-sun Şeng, Gök-Türk hakanlıÇını iyice çökertme yollarını gösteren raporlar hazırlayarak imparatoruna takdim ediyor, elçi olarak geldiÇi Ötüken'de türlü entrikalarla Türk hanedan üyelerini karşı karşıya getiriyordu. En büyük yardımcısı da, önce T'a-po'nun, sonra İşbara'nın ve nihayet, Tulan'ın öldürülmesinden sonra, Çin'in muvafakati ile tahta çıkarılan, Ye-hu'nun oÇlu, K'i-min (= T'u-li, 600-609) hakanın karısı olan, Çinli prenses Ts'ien-kin idi. K'i-min, bu defa, DoÇu hakanlıÇını kendi idaresine almaÇa çalışan Tardu'ya karşı kullanılmakta idi. Bu K'i-min de imparator Yang-ti'ye, 607'de, gönderdiÇi bir mektupta "Haşmetpenah'ın aciz bir bendesi" olduÇunu, hatta vaktiyle İşbara'nın bile reddettiÇi "Türk kavmini Çinliler gibi yapmaÇa -giyim, adet ve dilde Çinlileştirme- hazır bulunduÇunu" yazabiliyordu. Ancak, ölümünden sonra yerine geçen oÇlu Şi-pi (Shih-pi, 609-619), Gök-Türk haysiyetini biraz kurtarabildi. Bir Çinli prenses ile evlenmekle beraber bunu, Çin'in, Gök-Türk iç işlerine karışmasını önleyen bir paravana olarak kullandı. 5-6 yıl içinde, DoÇu HakanlıÇı topraklarındaki daÇınıklıÇı giderdi; batıda Tibet'e ve doÇuda Amur nehrine kadar tekrar itaat altına aldı (615). Durumdan telaşa düşen Sui imparatoru, Türk hanedan üyeleri arasında anlaşmazlık çıkarmaÇa dayanan deÇişmez Çin planını, yeniden uygulamaya koydu: Bu defa yol göstericisi, hususî entrika raporları hazırlayan ve Batı Asya için yazdıÇı eserler, başlıca kaynaklardan sayılan Çin devlet ve "sömürge" adamı P'ei-chü idi. Hakanın küçük kardeşi Ç'i-ki şad'a "hakanlık" teklif edildi. Fakat milletin perişanlıÇını ve Çin tahakkümünün rezaletlerini gören bu genç, hem teklifi, hem kendisine vaad edilen Çinli prensesi reddetti. Çinliler başka bir yol denediler: Gök-Türk nazırlarından (bakan) birini pusuya düşürerek öldürdükten sonra, Hakan'a, onun muhalefet maksadı ile kendilerine müracaat ettiÇini, fakat "aradaki dostluktan" dolayı onun ortadan kaldırılmasını uygun bulduklarını bildirdiler. Gaye, Hakan Şi-pi ile Gök-Türk büyüklerinin arasını açmaktı. Hakan bu oyuna da gelmedi. Gök-Türk nazırının öldürülmesi hadisesinin, Çin-Türk anlaşmasını bozduÇunu ileri sürerek yıllık haracı kesti, savaşa hazırlandı. Planı, Çin'in kuzey eyaletlerinde geziye çıkmış olan imparator Yang-ti'yi baskınla yakalamaktı. Fakat teşebbüs, hakanın Ötüken'de bulunan zevcesi Çinli prenses İ-ç'eng tarafından gizlice Çin'e bildirildiÇi için süratle geri dönmeÇe çalışan imparator, takipçi Gök-Türk süvarileri tarafından Şan-si'de Yen-men (bu-gün Tai-hien) mevkiinde kuşatıldı. Üzüntüsünden aÇladıÇı rivayet edilen imparatorun imdadına, yine aynı prenses yetişti: Gök-Türk ülkesinde büyük bir isyan çıktıÇı söylentisini yayarak, Türk ordusunun geri çekilmesini saÇladı (615).
Yang-ti'nin son, itibar düşürücü durumu, Çin'de karışıklıklara yol açtı ve ona karşı muhalefet gittikçe arttı. Bu defa da Çin ileri gelenlerinin Gök-Türklere sıÇınmalarına şahit olunuyor ve Şi-pi hakan Çinlilerin siyasetini kendilerine karşı tekrarlıyordu. Çin sarayını yaÇmalayarak, aldıÇı kıymetli eşyayı Gök-Türk hakanına sunan mülteci Liang Shi-tu'yu, Şi-pi "Çin kaÇanı" ilan ederek (617), kendisine bir kurt başlı sancak verdi. Liu Wu-Chou adlı diÇer bir kumandanı da "Batı Çin kaÇanı" yaparak, Sui'lere karşı sefere çıkardı. Şi-pi'nin siyasî faaliyetleri arasında, tarihî bakımdan en ehemmiyetlisi Çin umumî valilerinden Li Yüan'ı himayesine alıp desteklemesidir ki, anlaşma gereÇince, Türk ordularının yardımı ile Sui'leri iktidardan uzaklaştırarak başkent Ç'ang-an'daki imparatorluk servetini hakana takdim eden, ayrıca 30 bin top ipek ve yıllık vergi vermeyi kabul etmiş olan Li Yüan, Çin'de 300 yıl kadar hüküm süren ünlü T'ang sülalesini (618-906) kurmuş ve kendisi imparator olarak Kao-tsu (618-626) unvanını almıştır.
Şi-pi'den sonra hakan Ç'u-lo (619-621) kardeşinin sert siyasetini takip ediyor ve HakanlıÇa karşı tutumu kısa zamanda deÇişen T'ang imparatoruna karşı Sui sülalesini canlandırmaÇa kararlı bulunuyordu. Fakat karısı Çinli prenses İ-ç'eng tarafından zehirlenerek öldürüldü. Hakan olan kardeşi Kie-li (621-630), kifayetli bir adam deÇildi. Hain prenses İ-ç'eng ile evlenmiş, aÇır dille yazdıÇı mektuplarla imparatoru tahrik etmişti. Karısının tesiri altında idi. Plansız, taktiksiz, sadece cesarete dayanan askerî teşebbüslerinde bir-iki defa maÇlup oldu. Tutumu, millette emniyetsizlik uyandırdı. Tarduşlar, Bayırkular, Uygurlar ayaklandılar (627). Tarduş başbuÇu İ-nan'ın darbeleri yıkıcı olmuştu. Vaktiyle Türk himayesine sıÇınmış olan birçok Çinli, Tang imparatorundan af dileyerek memleketine dönüyor, K'i-tanlar ve başka kavimler, Çin ile temaslar arıyor ve sınır bölgelerinde Çin'e baÇlanıyorlardı. İmparator T'ai-tsung (627-649, Li Yüan'ın oÇlu) Türklere vuracaÇı darbe için vaziyetin olgunlaşmasını bekliyordu. Hakan, kuşattıÇı bir şehir önünde maÇlup olarak çekilirken yakalandı, muhafaza altında Çin başkentine gönderildi (630).
Tai-tsung'un kendini "Türklerin Gök KaÇanı" ilan ettiÇi 630 senesi, DoÇu Gök-Türk istiklâlinin sonu kabul edilmiştir. HakanlıÇa baÇlı kabileler ve yabancı topluluklar daÇılıyor, Gök-Türk prensleri, etraflarına kuvvet toplayabilecek kimseler olmadıklarından, herkes başının çaresine bakıyor, bazı gruplar Çin'e sıÇınıyorlardı. Gerçi başta Aşına ailesinden "kaÇan"lar vardı, fakat bunlar artık Çin sarayının emrinde, oraya sadakat ziyaretleri yapan, hediyeler sunan, imparatorlardan türlü unvanlar alan birer kukla idiler. Gök-Türklerin acıklı durumunu; Çin sarayında imparator huzurunda Türklere karşı ne yapılabileceÇi hususunda, cereyan eden münakaşalardan anlamak mümkündür. Neticede Kuzeybatı Çin'de (Ordos) Sed boyunda "6 Eyalet" bölgesine Türklerin yerleştirilmesi kararlaştırıldı. Bu suretle, belki Türklerin ÇinlileşeceÇi umuluyordu. Fakat 680'e kadar geçen 50 yıl devamınca Türk milleti kendini unutmadı, dilini, örf ve âdetlerini korudu, tarihinin şanlı hatıralarını ruhunda yaşattı. Bu arada ufak çapta baş kaldırmalar oluyordu: Mesela Aşına ailesinden bir prensin, Altaylarda Türk hakanlıÇını ihyaya çalışması (646-649), yine Gök-Türk hükümdarları soyundan Tu-çi'nin On-ok'ların başında "kaÇan" ilan edilerek (676-678) Çin'e karşı Tibetlilerle ittifak etmesi. Çinliler tarafından şiddetle bastırılan bu hareketler arasında en çok hayret uyandıranı, 639 yılında Kür-şad'ın ihtilal teşebbüsüdür. T'ang imparatorunun saray muhafız kıtasında vazife gören Gök-Türk prensi (588'de savaş meydanında ölen Hakan Ye-hu'nun küçük oÇlu) Kür-şad (Çince'de: Kie-şe), Türk devletini ihya etmek için, 39 arkadaşı ile bir gizli cemiyet kurmuş ve önce, bazı geceler tek başına şehirde dolaşan imparator Tai-tsung'u yakalamaÇa karar vermişti. Fakat planın uygulanacaÇı gece ansızın patlayan fırtına yüzünden, imparator saraydan çıkmadı. Kararın geciktirilmesini sakıncalı gören Kür-şad ve arkadaşları, bu defa doÇruca saraya yürüdüler. 40 Türk, sarayı ele geçirip başkente hakim olmayı düşünüyorlardı. Yüzlerce muhafız telef edildi ise de dışarıdan sevk edilen ordu ile başa çıkılamadı. Şehir yakınındaki Wei ırmaÇına doÇru çekilen Kür-şad ve arkadaşları, yakalanarak öldürüldüler.
__________________

Bela tohumlar? ta??r elma
Kendi çekirde?inde
Bundan önce ve bundan böyle
Ne yapsa,ne etse
?nsan?n en büyük dü?man?
Sessizce
Kendi derisinin içinde...


.:♥: kLavye_GS_TE@M :♥:.
PaMuK isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-13-2007, 14:56   #5 (permalink)
...::GüL::...
 
PaMuK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Crazy Coins Champion! Diamond Mine Champion! Eminem Mania Champion! Equilibrium Champion! Festivel Fallout Champion! Maeda Path Champion! Queen Jewels Champion! Sonic Champion! Twins Champion!
Kazandığı Turnuvalar: 1

Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: sölemem,gelirsin
Mesajlar: 1,912
Ruh Hali:
Teşekkürler: 71
144 Mesaja 228 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 41140
Rep Puanı: 411295
Rep Seviyesi: PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (36)
Cevap: Batı Göktürk HakanlıÇı

Batı Göktürk HakanlıÇı
582 yılında, hakanlıÇın doÇu kanadı ile resmen ilgisini kesen Tardu, her iki tarafı kendi idaresinde birleştirmek için gayret sarf ediyordu. DoÇu hakanlıÇına baskı yapan Çin'in, Tulan hakana karşı, kardeşi T'u-li'yi (K'i-min) tutarak iki kardeşi çarpıştırması üzerine Tardu, Çin'e yürüdü. Kuzey Çin'de ilerlerken, general - diplomat Ç'ang-sun Şeng'in oyununa kurban oldu. Bu Çinli, Türk ordusunun geçeceÇi yollardaki suları, kuyuları, pınarları gizlice zehirletmişti. Tardu, böyle bir şeyin de yapılabileceÇini hatırına getirmediÇi için zayiat ve aÇır at telefatı verdi, çekilmek zorunda kaldı (600). Bu tarihe kadar Tardu KaÇan, batıda büyük başarılar kazanmış, Hoten bölgesini hakanlıÇa baÇlamış, şehinşah Ormuzd IV "Türk-zade" (579-590) zamanında, Bizans-Sasanî savaşlarında, İran işlerine müdahale etmişti. Bir Türk başbuÇu ("Hazar yabgusu"?) Derbend'i kuşatırken, diÇer Gök-Türk ordusu Herat, Badgîs havalisine girmişti (588-9). Bu orduyu durduran ünlü Sasanî kumandanı Bahram Çüpîn'in isyan ederek Ormuzd'u tahttan indirip onun oÇlu Husrev Pervîz'i çıkarması, fakat bunun da kaçması üzerine, Bahram'ın kendini "Şehinşah" ilan etmesi, Sasanî imparatorluÇunu karıştırmış, Bizans'ın müdahalesi ile maÇlup edilen Bahram, sonunda hakana sıÇınmıştı. Böylece Tardu'nun, bir yandan, kısa müddet için de olsa, her iki Türk hakanlıÇını kendi idaresinde birleştirmesi (598'e doÇru), aynı zamanda İran üzerinde nüfuzlu bir durum kazanması, onun, 598 yılında Bizans imparatoru Maurikios'a gönderdiÇi mektubun başlıÇında ifadesini bulmuş görünmektedir: "Dünyanın yedi ırkının büyük başbuÇu ve yedi ikliminin hükümdarı Hakan'dan Roma imparatoruna..". Çin kaynaklarına göre de, bu tarihte Tardu, Ötüken, Kuzeybatı MoÇolistan, Aral gölü havalisi, Kaşgar, Maveraünnehir ve Merv'e kadar Horasan sahaları üzerinde hakim bulunmakta ve ulu hakan olarak "Bilge KaÇan" unvanını taşımakta idi. Fakat Tardu, Gök-Türk birliÇini gerçekleştirmek için, Çin'in desteÇindeki DoÇu hakanları Tu-lan ve K'i-min ile mücadeleleri dolayısıyla, çok şiddetli davranmış ve buna, şüphesiz Çin'in aleyhte propagandası eklenmişti. Neticede başta Töles'ler olmak üzere bazı Türk boyları ve yabancılar ayaklandılar. Tardu bunlarla başa çıkamadı ve mücadeleyi sürdürdüÇü Kuku-nor havalisinde MoÇol Tü-yü-hun'lar arasında kayıplara karıştı (603).
Tardu'nun sahneden çekilmesinden sonra, memlekette isyancıların sayısı arttı, nizam bozuldu. DoÇu hakanlıÇında yeni bir kudret olarak beliren Şi-pi KaÇan'a karşı, Tardu'nun torunu Ho-sa-na (=Ç'u-lo KaÇan) Sui'lerle işbirliÇine kalktıÇı ve hatta ülkesini bırakarak Çin sarayında yaşamayı tercih ettiÇi için, Şi-pi tarafından Çinlilerden teslim alınarak öldürüldü (619). Devlet Meclisi'nin hakan ilan ettiÇi, Tardu soyundan, Şi-koei zamanında durum düzelmeÇe başladı. Fakat asıl huzur, Tardu'nun küçük torunu olan T'ong-Yabgu (Yabgu KaÇan) devrinde (618-630) görüldü. Çin kaynaÇı T'ang-shu'ya göre "akıllı ve cesur" olan bu hakan, "mahir bir savaşçı ve seçkin bir taktikçi" idi. Orhun, Tola ırmakları ile Aral gölü - Kafkaslar arasına yayılmış bulunan Tölesleri kendine baÇlamış, İranlıları maÇlup etmiş, güneyde Gandahar'a kadar ilerlemişti. Ordusu, birkaç yüz bin "iyi yay kullanan" süvariden kurulu idi. Merkezi Talas şehrinin (bugün Evliya-ata) 75 km kadar güneydoÇusundaki ünlü Bin-vul (Bin-bulak = bin pınar) mevkiinde idi. T'an-shu'ya göre, "O zamana kadar batıda onun derecesinde kuvvetli olanı görülmemişti. Çin ile dostane ilişkiler kurmuş olan T'ong-Yabgu çaÇında Hindistan'a gitmek üzere Gök-Türk imparatorluÇunu bir baştan bir başa geçerek yollar, şehirler, dinî ve kültürel hayat hakkında çok ilgi çekici bilgi veren Çinli Budist rahip Hıuen-tsang, T'ong-Yabgu'yu da ziyaret etmiştir.
Gök-Türk imparatorluÇunun parlak bir devir yaşadıÇı bu yıllarda, Nu-şi-piler ve Karluklar isyan ettiler. Bunları, kendi mevkiini tehlikede zanneden DoÇu hakanı Kie-li teşvik etmiş olmalıdır. T'ong-Yabgu'nun, hakanlıÇın batı kanadı To-lular eliÇi olan amcası ile mücadelede ölmesi (630), ülkeyi karıştırdı. Nu-şi-pi boyları, önce kendileri ayrı bir hükümdar seçmeyi tercih ettilerse de, sonra Tong-Yabgu'nun oÇlu Se-Yabgu üzerinde birleşildi. Bu defa Töleslerin ayaklanması, devletin Çin'e baÇlanmasında birinci derecede etkili oldu.
630 senesi, Gök-Türk tarihinin karanlık yılıdır. DoÇu hakanlıÇı bu sene Çin'e boyun eÇmişti. Batı hakanlıÇı da aynı tarihte aynı akıbete uÇradı. Bundan sonra da Aşına soyundan bir sürü "kaÇan", bazen aynı zamanda birkaç "kaÇan" Batı Göktürk gruplarının başında görülüyorsa da, bunlar artık Çin'in birer memuru durumunda idiler. Bir aralık, başta Türgişler ve Karluklar olmak üzere diÇer Türk boylarının desteÇinde şiddetli mücadelelere girişen hakan Ho-lu'nun (653-659) büyük gayretlerine raÇmen, Batı Gök-Türk arazisinin Çin kontrolüne girmesi 658'de tamamlandı. Çin imparatorları, oradaki Türgiş hakanlıÇı zamanında bile, çoÇu ismen olmak üzere, On-oklara "kaÇan" tayin etmeÇe devam ettiler.
__________________

Bela tohumlar? ta??r elma
Kendi çekirde?inde
Bundan önce ve bundan böyle
Ne yapsa,ne etse
?nsan?n en büyük dü?man?
Sessizce
Kendi derisinin içinde...


.:♥: kLavye_GS_TE@M :♥:.
PaMuK isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-13-2007, 14:56   #6 (permalink)
...::GüL::...
 
PaMuK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Crazy Coins Champion! Diamond Mine Champion! Eminem Mania Champion! Equilibrium Champion! Festivel Fallout Champion! Maeda Path Champion! Queen Jewels Champion! Sonic Champion! Twins Champion!
Kazandığı Turnuvalar: 1

Üyelik tarihi: Jan 2007
Nerden: sölemem,gelirsin
Mesajlar: 1,912
Ruh Hali:
Teşekkürler: 71
144 Mesaja 228 Teşekkür edildi
Rep Gücü: 41140
Rep Puanı: 411295
Rep Seviyesi: PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)PaMuK uzayda hayat yok diyenlere en büyük kanıt =)
Resimlerim: (36)
Cevap: II. Göktürk HakanlıÇı (Kutluk Devleti)

630-680 arasındaki 50 yıllık zaman Gök-Türklerin hürriyetlerini kaybettikleri bir matem devresi oldu. Her ne kadar Orta Asya'da millet olarak Türkler, varlıklarını, dil, inanç ve geleneklerini muhafaza etmişlerse de, müstakil bir devletten yoksunluk, "bey'lik erkek evladın kul, hatun'luk kız evladın cariye" olması, Gök-Türkler için haysiyet kırıcı bir ıstırap kaynaÇı teşkil ediyordu. Millet şöyle diyordu: "Ülkeli bir kavim idim, şimdi ülkem nerede? Hakanlı bir kavim idim, şimdi nerede hakanım?" Gök-Türkleri bu felâkete sürükleyen sebepler, kitabelerden anlaşılacaÇına göre, şu üç noktada toplanmaktadır: 1. Sonraki devlet ve idare adamlarının yetersizliÇi; "... KaÇan bilge imiş, cesur imiş, buyrukları bilge imiş, cesur imiş, beyleri de, kavmi de iyi imiş, böylece ülkeyi tutup töreyi düzenlemişler... Sonra kardeşler, oÇullar kaÇan olmuş, küçük kardeş büyük kardeş gibi yaratılmadıÇı, oÇul babası gibi yaratılmadıÇı için bilgisiz kaÇanlar tahta oturmuşlar, buyrukları da bilgisiz, kötü imişler... Türk beyleri, Türk adını bırakmışlar, Çin beylerinin adlarını almışlar, Çin hakanına boyun eÇmişler, elli yıl işlerini, güçlerini (ona) vermişler..."
2. Türk kavminin uygunsuz tutumu: "Türk budunu... Sen aç olduÇun zaman tokluÇu düşünemezsin, tok olduÇun zaman açlık nedir bilmezsin. Bu sebeple hakanın iyi sözlerine kulak vermedin, yurdundan ayrıldın, harap, bitkin düştün... Müstakil hakanlıÇa karşı kendin yanıldın... DoÇuya gittin, batıya gittin. Kutlu yurt Ötüken'i terk ederek gittiÇin yerlerde ne yaptın? Su gibi kan akıttın, kemiklerin daÇlar gibi yıÇıldı... Devletine karşı hata ettin, kötü hale soktun" "Türk budunu kendi hakanını bıraktı, hüküm altına girdi. Hüküm altına girdiÇi için Tanrı ona ölüm verdi, Türk budunu öldü, mahvoldu...".
3. Kurnaz Çin siyaseti ve yıkıcı propaganda: "Çin kavminin sözü tatlı, ipeklisi yumuşak imiş; tatlı sözü, yumuşak ipeklisi (ile) uzak kavimleri aldatıp yaklaştırır imiş. Sonra da fesat bilgisini orada yayarmış; iyi, bilge kişiyi yürütmez imiş. Onun tatlı sözüne, ipeklisine kapılan çok Türk kavmi öldü..." "... Çin kavmi hilekar ve kurnaz olduÇu için, küçük kardeşle büyük kardeşi birbirine düşürdüÇü için, beylerle kavim arasına nifak girmesi yüzünden Türk budunu, devletini ve kaÇan yaptıÇı kaÇanını kaybedivermiş..."; "... Çin kaÇanı, Türk kavmi (ona) bunca işini gücünü verdiÇi halde, Türk kavmini öldüreyim, soyunu mahvedeyim, der imiş, mahvetmeÇe yürürmüş...".
Gök-Türk tarihinin bu 50 yıllık fetret devrinin sonunda, Kitabeler yolu ile çok iyi tanınan, Aşına soyundan Kutlug (Çince'de Ku-to-lu) istiklal savaşına girişti (680). Türk milletinin hür ve müstakil hakanlık çaÇının hasreti içinde olduÇunu sezen Kutlug, kendinden önceki mücadeleleri de takip ediyordu: Çin'de Ordos'daki bazı Türk zümrelerinin aynı maksatla başa geçirdikleri prens Ni-şu-fu, davayı kaybederek, kesilen başı Çin başkenti Lo-yang'a götürülmüş (679-680), mücadeleye devam eden, yine Aşına soyundan, Fu-nien, kalabalık Çin kuvvetleri karşısında yenilerek 53 arkadaşı ile birlikte Lo-yang çarşısında idam edilmişti (AÇustos, 681).
Bu sırada Kuzey Çin'de, vaktiyle Türklerin yerleştirildiÇi bölgede bulunan ve Türk kütlelerinin istiklâl iştiyakını gerçekleştirmek azmi ile ortaya atılan Kutlug, gizlice teşkilat kurarak, etraftaki Gök-Türk ileri gelenlerini ve halkını vazifeye çaÇırdı. Süratle yayılan harekete katılanların sayısı, kısa zamanda beş bine yükseldi. Davete koşanlar arasında, II. hakanlık devrinde Gök-Türklerin ünlü devlet adamı ve kumandanı Tonyukuk da vardı.
Kutlug ile Tonyukuk önce, 681'de, Kuzey Çin'deki Yün-çu eyaletine baskın yaparak 30 bin civarında at, koyun, deve elde ettiler. Kendilerine yeni kuvvetler katıldı. Çogay'ın (Yin-şan daÇları, Huang-ho büyük dirseÇinin kuzey yakasındaki daÇ silsilesi) kuzey eteklerini yazlık ve Kara-kum'u kışlık merkezi yaparak hazırlıklarını tamamladılar. İlk hedefleri Ötüken idi.
Baykal gölünün güneybatısında, yüksekçe daÇlar ve Orhun, Tamır ırmakları ile çevrili, müdafaası kolay, fakat etrafa akınlar yapmaÇa elverişli mevkide, (47. enlem-101. boylam) iklimi mutedil ve otlaÇı bol bir yer olan Ötüken yaylası, Asya Hunları ve 1. Gök-Türk HakanlıÇı zamanında devletin aÇırlık merkezi olarak, Türklerin kutlu topraÇı sayılıyordu. DaÇınık Türk kütlelerini ancak, "Türk devletçilik ruhunun yerleşmiş olduÇu" Ötüken etrafında toplamak ve idare etmek mümkün idi.
Kutlug hareketinin gelişmesinden endişelenen Selenga ırmaÇı boylarındaki OÇuzların, tedbir olmak üzere, K'i-tan'larla ve Çin ile ittifak teşebbüsleri, bir Gök-Türk seferini hızlandırdı. Tonyukuk'un tavsiyesi ile baskın şeklinde "İnekler Gölü" kıyısında kazanılan savaş (682), OÇuz tehlikesini ortadan kaldırdı. Küçük çapta olmasına raÇmen yüksek tarihî ehemmiyet taşıyan bu muharebe, Gök-Türklerin Ötüken'e hakim olmalarını saÇladı. Kutlug, "kaÇan" ilan edilerek "İlteriş" (il'i=devlet'i derleyip toplayan) unvanını aldı ve II. hakanlıÇı teşkilatlandırdı: Kardeşi Kapgan'ı "şad", diÇer kardeşi To-si-fu'yu "yabgu" tayin etti. İstiklâlin kazanılması ve devletin kuruluşunda birinci planda rol oynayan Tonyukuk'u ("aygucı"=Toy başkanı, başbakan) yaptı, ordu ve diplomasi işlerinin tanzimini ona tevdi etti.
Yeni hakanlıÇın önce Çin'i taarruz hedefi olarak alacaÇı tabiî idi. Bir zafer akınları resmi geçidi manzarasını veren Çin seferleri, bir yandan, bu eski ve "hilekâr" hasmı baskı altında tutmak, diÇer yandan, körpe Gök-Türk devletinin şiddetle ihtiyaç duyduÇu yiyecek, giyecek, bilhassa at gibi zarurî madde ve vasıtayı elde etmek maksadını güdüyordu. Akınlar hep Pekin'den Kan-su'ya kadar olan sahaya, Çin Seddi'nin hemen güneyinden Hu-ang-ho'nun güney mecrasına yakın yerlere kadar yayılan ve Çinlilerin "Çu" (prefecture) dedikleri garnizon ve eyalet merkezlerine yöneltilmişti; 682'de Ping-çu 8 defa, 683'de Lan-çu, Ting-çu, Kuei-çu, Yü-çu ve Feng-çu 10 defa, 684'de So-çu 6 defa, 685'de yine So-çu ve Hin-çu 2 defa, 686'da yine So-çu, Tai-çu 11 defa, 687'de yine So-çu, Çang-p'ing 9 defa akın yapılan yerlerdi. Bu seferler esnasında Çin valileri, kumandanları maÇlup edildi, orduları daÇıtıldı. Büyük çapta zaferler, Hin-çu'da (Nisan 685) ve So-çu'da (Ekim 687) kazanıldı.
Ayrıca Kitanlarla 7 ve OÇuzlarla 5 kere savaştıÇı bildirilen İlteriş KaÇan, kuzeyde Kögmen (Tannu-ula) daÇlarına, doÇuda Kerulen ve Onon nehirlerinin yüksek vadilerine, batıda Altaylara kadar uzanan sahadaki Türk ve yabancı kavimleri Gök-Türk idaresine almıştı. Böylece Gök-Türk devletini yeniden kurup teşkilatlandırarak töre'yi tekrar yürürlüÇe koyan millî kahraman İlteriş, kutlu Ötüken yaylasında dalgalandırdıÇı altın kurt başlı sancaÇın gölgesinde öldü (692).
İlteriş öldüÇü zaman, biri 8 yaşında (Bilge), diÇeri 7 yaşında (Kül Tegin) olmak üzere iki oÇul bırakmıştı. Kardeşi 27 yaşındaki Kapgan (aslında Türkçe unvan = Fatih) hakan oldu (692-716). Çin kaynaklarında adı Mo-ç'o diye geçen Kapgan, Türk tarihinin büyük fatihlerinden biridir. Tonyukuk, aygucılık görevini yapıyor, hakanın kardeşi, yeÇenleri ve oÇulları, yavaş yavaş Gök-Türk hakanlıÇının seçkin simaları olarak beliriyorlardı. Kapgan KaÇan'ın büyük ve uzak görüşlü bir devlet adamına yakışır planları olduÇu görülmektedir ki, esasları şöyle hülasa edilebilir:
a. Çin'i baskı altında tutmak. Bunda iki maksadı vardır: Türk devletinin huzurunu korumak ve halka yetecek ölçüde tarım ürünü imkanları saÇlamak.
b. Çin'de daÇınık halde yaşamakta olan Türkleri, anavatana (Ötüken) çekmek. Bunda da iki maksadı vardı: Türkleri yabancı hakimiyetinden kurtarmak ve Türk ülkesinde askerî ve iktisadî gelişmeyi hızlandırmak.
c. Asya kıtasında ne kadar Türk varsa hepsini Gök-Türk birliÇine baÇlamak. Kapgan'ın bu siyasî ve iktisadî görüşleri, onu sayılı Türk büyükleri arasında çok yükseltmektedir. Bilhassa üçüncü nokta, dikkat çekici bir siyasî kavrayışı ifade eder.
Genç, haşin ve ihtiraslı Kapgan, seferler ve zaferler dizisini, 693 Çin baskını ile açtı. Ling-çu eyaletine şiddetli bir darbe vurdu ve aynı sene içinde aynı bölgeye yedi sefer daha tertipledi. Sonra Ordos'a akın yaptı. Askerî harekâtını yeniden Ling-çu'ya doÇru teksif ettiÇi yılda (696, Şeng-çu'ya 1, Liang-çu'ya 3, Ling-çu'ya 8 sefer) K'i-tanlarla Çin'in bozuşmasını kendi lehine deÇerlendirerek, T'ang imparatoriçesi Wu'yu (690-705) destekledi. Korkunç K'i-tanları Ho-pei bölgesinde aÇır hezimete uÇrattıktan (Ekim 696) sonra, imparatoriçeden isteklerini sıraladı: 100 bin "hu" (hu = yaklaşık 12,5 kiloluk ölçek) tohumluk darı, 3 bin adet tarım aleti, 10 bin (T'ang-shu'ya göre 40 bin) libre demir, Çin topraklarında oturan (çoÇu Ordos'da "6 Eyalet" arazisinde) Türklerin, anavatana iadesi'. Sonra, Kapgan, Yenisey bölgesini işgal etmekte olan Kırgızlara yöneldi. Mevsim kış (696-697), yol uzun ve meşakkatli idi, fakat bu sefere zaruret vardı: "Kuvvetli Kırgız kaÇanı, Çin kaÇanı ve On-ok kaÇanı anlaşıp; Altun-yış'da (Altun ormanı = Altay daÇları) buluşalım, ordularımızı birleştirelim, doÇuda Türk kaÇanına saldıralım, (yoksa) kaÇan cesur ve aygucı'sı bilge olduÇundan o bizi mahveder demişler". Kapgan ile Tonyukuk idaresindeki Gök-Türk ordusu "kar sökerek, aÇaç dallarına tutunarak, bazen atları yedeÇe alarak" yolsuz vadilerden Kögmen daÇlarını aştı, Yenisey kaynaklarında Anı ırmaÇı kıyısında Kırgızları bastırdı, "han"ı telef olan Kırgız ülkesi teslim alındı. Sıra, üçlü ittifakta yer aldıÇını gördüÇümüz Türgişlere (On-oklar) geldi. Fakat Çin, Kapgan'ın isteklerini sürüncemede bırakıyordu. Hakan, önce mevcut duruma uygun olarak, orduyu ve idareyi yeniden teşkilatlandırdı: Kardeşi To-si-fu'yu hakanlıÇın sol kanadına "şad", İlteriş'in oÇlu 14 yaşındaki Bilge'yi Tarduş topluluÇu üzerine "şad" tayin etti ve kendi oÇlu Bögü'yü (Kitabelerde İnel Kagan, Çin kaynaklarında: Fu-kü ve "İnie Khagan") "küçük kaÇan" yaptı. Bu suretle Gök-Türk imparatorluÇunda, askerî kuvvetler de iki ordular grubu halinde tertiplenmişti. Kapgan, Çin ile savaşa hazırlanırken, İnel Kagan ile Bilge Şad emrindeki, fakat gerçek sevk ve idaresi Tonyukuk'un elinde bulunan batı ordular grubu da, "Batıyı düzenleme", yani On-okları devlete baÇlamak vazifesini almıştı. Çin elçilerine karşı Kapgan'ın şiddetli ve kararlı tutumu, şimdilik doÇuda bir silahlı çatışmayı önledi: "Mo-ç'o'nun kudretinden telaşlanan Çin"den derhal 3000 tarım aleti, 40 bin "şi" (yaklaşık 3000 ton) tohumluk darı gönderildi ve Türkler, anavatan topraklarına iade edildi (698). Büyük kaÇanın planlarından ilk ikisi gerçekleşmişti.
Ancak, Kapgan'ın kızını bir T'ang prensi ile evlendirmek arzusuna karşı, aslında cariyelikten gelme bir kadın olan imparatoriçe Wu'nun, T'ang'lardan deÇil de, kendi ailesinden bir prensi damat olarak ortaya sürmesinden öfkelenen Kapgan, yanında bulunan Çin elçilik heyetinden general Yen-çi-wei'yi "Çin kaÇanı" ilan ederek, onunla birlikte Gök-Türk askerî gücünün bütünü ile, ansızın Çin topraklarında göründü (698): Kuei-çu, T'an-çu, P'ing-çu, Yü-çu, T'ing-çu Çao-çu eyaletlerini 30 defa vurdu. 100 bin kişilik ordusu ile, bütün Çin kuvvetlerini ezdi, at sürüleri başta olmak üzere bol ganimet ve esir aldı. Tonyukuk'un ve Bilge'nin de katıldıÇı bu geniş ölçüde harekat esnasında, "Yaşıl-ögüz" (Yeşil Nehir = Yang-çe = "ta-luy-Oguz") kıyılarına ve Şantung ovasına ulaştıÇı anlaşılan Türk orduları tarafından, 23 kasaba tahrip edilmişti. Oradan kuzeye yönelen Kapgan'a, Çin orduları kumandanı Şa-ça Cung-i (Kitabelerde Ça-ça Sengün), emrindeki birkaç yüz binlik kuvvetine raÇmen saldırıya cesaret edemeyerek, Gök-Türk süvari tümenlerinin geçişini uzaktan seyrederken, ümidini kaybeden Çin sarayından orduya gönderilen gizli bir günlük emirde, "kaÇan"ı bulup öldürenin "prens" ilan edileceÇi bildiriliyordu.
Aynı yılın sonlarına doÇru, ölen hatunun yoÇ (cenaze) töreni ile meşgul KaÇan'ın emri üzerine, İnel ile Bilge tarafından sevk edilen batı orduları grubu da, Tonyukuk'un yüksek kumandasında, Altayları (Altun-yış) aşıp Yarış ovasına (Cungarya) ilerlemiş ve Bolçuy'da On-ok kuvvetleri üzerinde kesin zafer kazanmıştı (698). "Türk budun"dan olduÇu halde "yanlış hareket eden" Türgiş hakanı U-çe-le'nin (Wu-shih-le) yakalanması ve yabgusu ile şad'ının telef olmaları ile neticelenen Bolçu savuy, On-okların bütün To-lu ve Nu-şi-pi kabilelerini, yani Balkaş, İli, Isıkgöl, Çu ve Talas bölgelerindeki Türkleri, Gök-Türk birliÇine baÇlamıştı (699). HakanlıÇın sınırları, batıda Kengü Tarban'a ve Fergana'ya dayandı. Çin kaynaÇı şöyle diyor: "Mo-ç'o, zaferlerinden gurur duymakta, imparatorluÇumuzu hakir görüyor. Yüksek gayeleri var. Her tarafa ordular sevk ediyor. Arazisinin genişliÇi, 10 bin "li" (yaklaşık 4500 km) den fazla. Bütün barbarlar (= Çin dışındakiler), onun emri altında...". Böylece, vaktiyle Tardu'nun, Türk birliÇini gerçekleştirdiÇi tarihten tam 100 sene sonra, Kapgan KaÇan'ın DoÇu-Batı hakanlıklarının topraklarını tek idarede toplaması yolu ile "dehşet verici Türk birliÇi ihya edilmişti". Bu tarihlerde, anlaşıldıÇına göre, Gök-Türk hakanlıÇına baÇlı Türk kütleleri, 30 "boy" teşkil etmekte idiler. Kapgan'ın planında 3. noktanın tamamlanması için Maveraünnehir'in de zaptı gerekiyordu: CoÇrafî mevkii, iklimi, verimli toprakları ile, zenginliÇi bütün kaynaklarda övülen Maveraünnehir'de o sırada Gök-Türk ordularına karşı koyacak bir kuvvet yoktu. Türk soylu bazı ailelerin idare ettiÇi "şehir krallıkları", 670'lerden beri, nispeten küçük kuvvetlerle ufak çapta teşebbüslere girişen Müslüman-Arap kumandanlarına (Abdullah b. Ziyad, Sa'id b. Osman, Musa, Muhelleb vb.) başarı ile karşı koymakta idiler.
Yine Tonyukuk'un yüksek kumandasında olmak üzere, İnel "kaÇan" ve Bilge tarafından sevk ve idare edilen Gök-Türk batı orduları grubu, Altaylar-Bolçu-Yanş Ovası-Çu ve Talas havzaları-KaradaÇ kuzeyi üzerinden Yinçü-ögüz (İnci nehri=Seyhun=Sir-derya) kıyılarına ulaştı; nehri geçerek, Maveraünnehir'in Kızıl-kum çölüne daldı ve tam güney istikametini aldı. Ordunun bir kısmını, muhtemel bir yan hücuma karşı, İnel idaresinde burada bırakan Tonyukuk, güneye ilerledi ve U-çe-le'nin oÇlu olan Türgiş başbuÇu So-ko idaresinde olduÇu anlaşılan Sogd halkı teslim oldu. "Tinsi-oÇlı" denilen mukaddes Ek-laÇ 'ı aşarak ilerleyen Gök-Türk ordusu, güneyde Temir Kapıg'a (Demir Kapı) ulaştı (701). Zengin ganimet elde edildi: "Sarı altın, beyaz gümüş, eÇri deve, kız-kadın..." Temir Kapıg, bilindiÇi gibi, milattan önceki asırlardan beri, İran ile Turan (Türk) ülkelerinin arasında, tabiî sınır kabul edilmekte idi.
Maveraünnehir seferi münasebetiyle, Orhun kitabelerinde ilk defa Müslüman Araplar (=Tezik) zikredilmiştir. (İranlıların Araplara verdikleri Tazî adından [Tayy adlı Arap kabilesinden] gelen Tezik, Türkler tarafından sonraları İranlılar için kullanılmıştır: Tacik). Bu ad o zaman, Keş şehrinde karargah kurmuş olan, Horasan valisi Muhelleb'in kuvvetleri ile ilgili olmalıdır. AnlaşıldıÇına göre İnel kumandasındaki kuvvet, bir Arap hücumuna karşı orada bırakılmış, fakat Muhelleb ordusu, herhangi bir harekette bulunmamıştır.
DoÇuda Türk ordusu faaliyet halinde idi. 701 başlarında Tangutların sahası Lung-yu'ya (Kansu'nun kuzeydoÇusu) bir akın tertipleyen Kapgan'ın, buradan Güney Ordos'da Sogd kolonilerinin (Chao-wu) bulunduÇu "Altı eyalet" (=Liu Hu Çu; Kül Tegin ve Bilge Kitabelerinde: Altı Çub Sogdak) üzerine açtıÇı sefere (Şubat 702) Bilge ile Kül Tegin de katılmışlardı. Sogdlulann daÇılması üzerine karşı çıkan Çinli kumandan Ong-tutuk idaresindeki 50 bin kişilik ordu da maÇlup edildi ve Çinli general, henüz 16 yaşlarında bulunan Kül Tegin tarafından elinde silahı ile yakalanarak getirilip hakana teslim edildi (702 sonbaharı). Kapgan, Çin'e akınlarına devam etti. 702'de Yen-çu, Hia-u, Şi-ling, Hin-çu, Ping-çu bölgelerine 20 sefer yaptı. 704'de Kül Tegin ile Bilge'nin de katıldıÇı büyük Ming-şa (Ming-sha-hien. Kan-su'da bugün Çung-vvei-hien) muharebesinde Çaça Sengün (Çince aslı Şa-ça Çung-i) kumandasındaki 80 bin kişilik Çin ordusu bozguna uÇratıldı ve hemen arkasından Lung-çu, Yuan-çu, Hin-çu'ya karşı 11 akın tertiplendi. Tang imparatoru Çung-tsung, yine günlük bir emir neşrederek, Kapgan'ı esir eden veya öldüreni, "prens" unvanı ve 2 bin top ipek vererek taltif edeceÇini ilan ediyordu. Ayrıca bütün vazifelilere, Gök-Türkleri maÇlup etmek için planlar hazırlamalarını emretti. Bunun üzerine sarayın yüksek memurlarından Lu Fu'nun imparatora sunduÇu raporda çare olarak: 1- "Barbarları" birbirine karşı tahrik etmek, 2- "Barbarları" iki cephede birden savaşa zorlamak, yolları tavsiye ediliyor ve M.Ö. 36 yılında Çi-çi'nin böyle yenildiÇi hatırlatılıyordu.
Bu arada, 649'dan beri Çin ile siyasî münasebetler kurmuş bulunan Basmıllar, tekrar itaate alındı (704). 709'da Çik'ler (Yukarı Kem-İrtiş arasında, Kırgızların komşusu) ve Isıkgöl batısında Az'lar, Bilge tarafından hakanlıÇa baÇlandı. Gök-Türk ordularının uzaklarda meşgul olmasını fırsat bilerek başkaldırmaÇa kalkışan Kırgızlar da Bilge-Kül Tegin idaresinde "mızrak boyu kar sökerek Kögmen daÇlarını aşan" Gök-Türk orduları tarafından Songa ormanında ikinci defa maÇlup edildi (710). Aynı yıl içinde Tola ırmaÇı civarındaki Bayırkular, Türgi-yargın gölü savaşında bozguna uÇratıldı. 711 yılında, yine itaatten çıkmış olan Türgişler darbelendi, "ateş ve fırtına" gibi saldıran Türgiş kuvvetleri maÇlup edilerek, Türgiş yabgusu, şad'ı ile birlikte, tabi "kaÇan" durumundaki So-ko öldürüldü, "Kara Türgiş" itaate alındı. Bars BeÇ, Türgiş "kaÇan"ı tayin edilerek Bilge'nin kız kardeşi ile evlendirildi ve Maveraünnehir'e bir yürüyüş yapıldı; sebebi, kitabelere göre, "Sogdak (Semerkand bölgesi) kavmini tanzim etmek" idi. Bu seferin icra edildiÇi yıllar (711-714), Maveraünnehir'de meşhur Kuteybe b. Müslim idaresindeki Arap ordularının, kesin başarılar saÇladıÇı devre tesadüf eder. Kuteybe, Buhara'yı aldıktan sonra Sogd başkenti Semerkand üzerine yürümüş, 300 muhasara makinesi ile kuşattıÇı şehri, Türk asıllı "kral" Gürek'i serbest bırakmak şartı ile, teslim almıştı (93/711-712). İslam kaynaklarında, bu münasebetle Maveraünnehir halkının Türk "hakan"ından yardım istediÇi, böylece Araplarla mücadele eden müttefik Maveraünnehir kuvvetlerinin başında bulunan "Hakanın oÇlu"nun bir gece baskınında bozguna uÇradıÇı bildirilmektedir. Bu kayıt, Gök-Türklerle ilgili sayılmış ve maÇlup olanın Kül Tegin olduÇu iddia edilmiş veya maÇlup olan 'Gök-Türk prensi'nin mutlaka Kül Tegin olması gerekmediÇi beyan edilmiş, son olarak da Kapgan KaÇan'ın maÇlup olduÇu ileri sürülmüştür. Gerçekte ne Kapgan'ın, ne Bilge'nin, ne de Kül Tegin'in o sırada Maveraünnehir'e gelmeleri mümkün idi, zira onlar, o tarihlerde hakanın şiddetli tutumundan dolayı isyan eden Türgiş ve Karluklarla meşgul bulunuyorlardı (711-714). Tonyukuk da 750'den beri faal vazifeden çekilmişti. Esasen yukarıdaki iddialar (bahis konusu rivayetin kumandan Kuteybe'nin mensup olduÇu Bahila kabilesinden çıkmış olması, fakat bu devir Maveraünnehir İslâm harekâtı bakımından, ana kaynak durumundaki İbn ül-A'sami'l-Kûfî'de böyle bir rivayetin geçmemesi, Orhun kitabelerinde bir savaştan deÇil, sadece bir "tanzim" keyfiyetinden bahsedilmesi ile bu husustaki Çin kaynaklarının karşılaştırılmasından, Gök-Türk ordularının başka yerlerde bulunduÇunun tespiti sebepleri ile) doÇrulanmıştır. Bu duruma göre, 712 yılında Sogd kuvvetleri başında Araplara yenilen kumandanın, bir Türgiş "han"ı (daha doÇrusu bir Türgiş başbuÇu) olabileceÇi neticesine varılmıştır.
Kapgan KaÇan'ın gittikçe şiddetini artıran müsamaha tanımaz sert tutumu, huzursuzluÇu arttırıyor, gördüÇümüz gibi, bilhassa Türk boylarının ayaklanmalarına yol açıyordu. İsyan edip Kengeres'e (Seyhun kıyıları, Kangahlar veya Keng-külüler memleketi?) doÇru giden bir kısım Türgiş kütleleri (Kara Türgişler), 711 yılında "atların zayıf, azıÇın yok" olduÇu güç şartlara raÇmen Kül Tegin tarafından bastırılmış ise de, aynı yılda başlayıp üç seneden fazla süren ve Çin'in tahriki neticesinde Karlukların katılmaları ile iyice alevlenen isyanlar, hayli güçlük çıkardı. İmparator Çung-tsung'un Kan-su eyaletlerindeki ordularını, Gök-Türklere karşı seferber hale getirdiÇi bu sıkıntılı günlerde, "Türkistan"daki yurtlarından kalkarak Ötüken'e kadar sokulmaÇa muvaffak oldukları anlaşılan Karluklar ve müttefikleri, ancak Kapgan, Bilge ve Kül Tegin'in ortak harekâtı ile Tamıg Iduk-başdaki şiddetli savaşta (713) maÇlup edilerek daÇıtılabildiler. Bir kısım Karluk kütlesi ve başkaları Çin'e sıÇındılar ve San-yuan bölgesine yerleştirildiler. Tamıg Iduk-baş muharebesi, tam zamanında kazanılmış, Gök-Türkleri iki cephede savaşmaÇa mecbur etmeyi hedef alan Çi