![]() |
| |||||||
| Kayıt ol | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Klavye Link | Arama | Bugünki Mesajlar | Okundu Kabul Et |
| Aşk & Evlilik Aşk & Evlilik |
| Etiketler: gelinligin, kisa, oykusu |
![]() |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
| Yine Yeni Yeniden :) ![]() Üyelik tarihi: May 2005 Nerden: MaviLerin Icınden :) Yaş: 23
Mesajlar: 4,678
Ruh Hali: Teşekkürler: 169
123 Mesaja 173 Teşekkür edildi
| GelinliÇin Kısa Öyküsü Akraba ve arkadaşların hüznü ve neşesi arasında damada yaklaşan, yüzü uzun duvakla örtülü beyaz bir buluta sarılmış gelin, farklı ülke ve kültürleri birleştiren bir imgedir. Peki, nesiller boyunca anneden geline devredilen, bazen çok da pahalı da olan bu görkemli giysi geleneÇi nereden geliyor? Günümüzdekine en çok benzeyen beyaz gelinlikler, 1800’lü yıllara uzanıyor. Ama tarihte ilk belgelenmiş gelinlik, milattan önce 4000 yılında Eski Mısır’dadır. Bu zamanda, Mısırlı kadınlar, gelinlik olarak pileli beyaz ketenlere sarılır, başlarına saçlarını saklayan pahalı taçlar takarlardı. Antik Yünan’da gelinler, beyaz uzun tunikler giyerlerdi ve bu dönemde beyaz renk; tıpkı bugünkü gibi neşeyi, bekareti ve saflıÇı simgelerdi! Sofistike Romalı gelinler de beyaz giysiler giyer fakat başları, utanınca kızaran yüzleri belli olmasın diye safran renginde capcanlı duvaklarla kapatılırdı… Düşünün ki; bu duvak ancak düÇünün ertesi sabahı gelinin başından çıkarılırdı! Gelinler ancak akşam vakti ortaya çıkar, çam kokulu meşaleler tutan misafirler tarafından kabul edilirdi. DüÇün hazırlıkları sırasında, gelinin arkadaşları ve akrabaları tarafından mis kokulu portakal çiçeÇi aranjmanları hazırlanırdı. Bu çiçek, verimliliÇi simgelerdi. Kale duvarının üzerinde düÇümlenmiş bir ip bulunur, bekareti simgeleyen bu düÇüm yalnızca damat tarafından çözülebilirdi. Eski Roma’da düÇünlerden önce, evlenenlerin ait oldukları sosyal sınıfa göre; demir, gümüş ya da altın yüzük deÇiş tokuşu yapılırdı. DüÇün sırasında gelinle damat bu yüzüÇü, sol ellerinin yüzük parmaklarına takarlardı. Çünkü sol elden direk kalbe giden çok önemli bir sinirin geçtiÇine inanılırdı. DüÇünden sonra ise; damat gelini kollarının arasına almalıydı; çünkü yeni evlerine girerken damadın ayaÇı takılırsa veya herhangi bir terslik olursa bu, Tanrıların bu birleşmeye kesinlikle onay vermediÇi anlamına geliyordu. DüÇün sırasında, davetlilere bu kutlamanın tatlılıÇına katılmaları amacıyla, ay gökyüzünde batana dek damatla gelinin yediÇi miktarda ballı tatlılar ikram edilirdi ki bu, şu anlamı taşıyordu: Balayı! Tüm bu geleneklerin, gerçekten günümüze kadar devam etmiş olması inanılmaz deÇil mi?! Fakat tıpkı günümüzde de modanın hızla deÇişmediÇi gibi, bu binlerce yıllık gelenekler de zaman içerisinde yavaş yavaş bazı deÇişikliklere uÇramıştır… DeÇerli taşlarla süslenmiş altın nakış işlemeli kırmızı ipek elbiseler giyen Bizanslı gelinler, tüm Avrupa’da beyaz gelinlik geleneÇinin kalkmasına ve gelinlerin pahalı mücevherlerle süslü, rengarenk, şatafatlı elbiseler giymesine neden olmuş. Bu elbiseler, diÇer kutlamalarda da kullanılır ve her kutlamayı herkesin imrenerek baktıÇı pahalı giysili şık bayanların defilesine dönüştürürmüş. Gelinlikte en çok kullanılan renk, her zaman kırmızıydı çünkü kırmızının doÇumları elverişli kılacaÇına inanılırdı. Zamanla duvak, alçakgönüllülüÇün simgesi olmaktan çıkmış, Tanrı’ya ve kocaya boyun eÇmenin simgesi haline dönüşmüştü… Soylu ailelerde ise pahalı duvakların, ailenin gerçek hazinesi olduÇu düşüncesi, nesilden nesle geçerek günümüze kadar devam etmiştir… Çeyiz, bu büyük olayın çok önemli bir parçası olarak, yalnızca birbirini seven iki gencin evlenmesinde deÇil; aileler arasındaki siyasi ve ticari önemli anlaşmaların yapılmasında büyük rol oynamıştır. Rönesans geleneÇine göre damat, düÇünden sonraki bir sene boyunca eşinin giyim ihtiyaçlarını karşılamazdı. Gelinin giysi, çamaşır ve aksesuar gereksinimlerini, kendi ailesi karşılardı. Ayrıca ev için masraflarını da! Ama büyük dedelerimiz kesinlikle aptal deÇillerdi! Düşünün ki; 1700’ler Avrupa’sında soylu bir geline, uzun ve kısa ayrı olmak üzere, tam tamına seksenbeş çift eldiven alma zorunluluÇu vardı! Sissi Prensesi Elisabetta di Baviera, Francesco Giuseppe d’Austria ile evlendiÇi zaman, tüm Avrupa’da dönemin büyük gazeteleri tarafından ciddi bir şekilde eleştirilmişti. Eleştirilme nedeni ise, evlenirken hazırlanan çeyizinin gerçekten çok sefil olmasıydı: “Yalnızca 20 düzine eldiven çifti, 14 düzine çift çorap ve sadece ama sadece 113 çift ayakkabı!”
__________________ ~~ вℓα¢к яσѕє ~~ |
| | |
| Sponsored Links |
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
| Klavye.com da Yenimisiniz? | Yardıma mı ihtiyacınız var ? |